Recai Yurdan
Recai Yurdan
Giriş Tarihi : 16-01-2019 17:50

Cezaevinden Mektup Var-3

Saygı değer okuyucularım;

Yıllardan beri cezaevlerinden yüzlerce mektup aldım. Çok acı hikayeleri ailelerden birebir dinledim. Züheyir Timur kardeşimin mücadelesi, azmi ve hayatını yazdığı mektup aldığım mektuplardan bana en tesir eden hikayelerin başında geliyor. Bu sebeple sizlerle  paylaşmak istedim. On üç yaşında babasının şehadetiyle yedi kardeşin yükünü omuzlarına alan Züheyir aynı zamanda camide talebelere dersler veriyor. Kuran dersi verdiği için senelerdir zindanda olan Züheyir ve nicelerinin durumu gerçekten gayretullaha dokunur...

Sayın Cumhurbaşkanı’nın yıllardan beridir cezaevinde acı çeken, uydurma sebeplerden dolayı yatanlar olduğunu iki yıl evvel ifade etmiştim. Bu insanlar artık ne FETÖ ne de 28 Şubat mağdurudurlar. Artık hükümet mağdurudurlar...

Eşleri, evlatları, babaları, akrabaları bu bitmez acıdan pay alıyorlar senelerdir. Gelin bir an önce bu zulümlere son verilip bu insanların yeniden yargılanmaları için çağrıda bulunalım. Bu elzem bir gerekliliktir. Mektubun bazı kısımlarını keserek mektubu sizlerle paylaşıyorum.

“Hamd yüce Allah’a, Salat’u selam Resulu Ekrem (sav)’e, onun pak hane-i şerefine güzide Ashabına, İslam’ın aziz şehitlerine, mücahid ve mücahidelerin üzerine ebediyen olsun. Amin.

Kısaca kendimi tanıtmak isterim. Ben aslen Siirtliyim. Yaşım kırk. On yedi senedir zindandayım. Zindana girmeden önceki yaşantımın aslında zindandan pek farkı yoktu. Ancak bir farkla sınırlıda olsa mücadele alanımız vardı. Sekiz yaşımda Kuran-ı kerimi hatim ettim. On yaşımda babam beni yatılı medreseye yolladı. On üç yaşımdayken babam Susa katliamından birkaç saat evvel şehid oldu. (26 Haziran 1992)

Ve bunun üzerine medrese tahsilim yarım kaldı. Çünkü benim için ne babadan kalma bir miras vardı ve bu mirası kimselere yedirme niyetinde değildim ve öyle bir lüksüm hiçbir zaman olmadı. Hamd olsun o mücadele mirası hiç omuzlarımdan inmedi ve hiç inmeyecektir inşallah.

Doksanlı yılların mücadele şartları zahiren nefse zor gelse bile manevi bir atmosferi ve hazzı vardı. Hemen hemen her gün bir kardeşimiz ya şehid oluyor veya gazi oluyor yada bir ev bombalanıyor veya taranıyordu. Dünyevi meşgaleye bir saat ayırıyorsak, en az mücadeleye dört beş saat saatimizi ayırırdık. Akrabalarım bana dino (deli) lakabını takmışlardı. Çünkü herkes mürted örgütün korkusundan yutkunamıyordu. (mütedeyyinler müstesna)

Zindanın bana en çok ızdırabı mücadele alanımı daraltmış olmasıdır. Yasinimizin yamyamlar tarafından parçalanışını izlemek ve hiçbir şey yapamamaktır… Yasinlerimizin barbarca katledilişlerini basında gördüğümden bu yana yüreğimden kor gibi yanan bir ateş var sanki hep kederliyim. Belki de bu kederin nedeni bir şey yapamayışımdandır. Dışarıda olanların bu hissiyatı bilmeleri mümkün değildir. Bilebilmeleri için bu yaşadığımız çaresizliği fiili olarak görerek ancak tam olarak idrak edebilirler. İki kez çok kederlendim. Birincisi henüz on üç yaşımdayken babamın morkta teneşirin üzerinde Hz Hamza misali göğsü yarılmış gözleri dalmış bir şekilde adeta bana bir şeyler anlatmak istercesine mazlumca boydan boya yatışıdır. İkincisi ise 6-8 Ekim olaylarında kardeşlerimin paramparça edilip, çıra gibi yakılışlarını ekranlarda görmemdir.

Ailem mücadelenin zorluğundan ve meşakkatinden çokça nasibini aldı hamd olsun.

1992 yılında babam şehid oldu ve biz yedi kardeş yetim kaldık. Ailemin başına çocuk yaşta geçtim. Hem ailem için gayret sarf ediyor ve hakeza cami’de çocuklara Kuran-ı kerim dersi veriyordum. Muhtelif camilerde dersler verdim. En son ders verdiğim camide yüz seksen öğrencim vardı. Şartlar gereği muhacir oldum, ta ki tutuklanana kadar. Yıllarca ailem dağınık kaldı ve kısmen toparlamak hiçte kolay olmadı. Zindana düştüğümde oğlum Recai dört yaşında kızım Meryem iki  yaşındaydı.  Çocuklarım uzun bir aradan sonra ziyaretime geldiklerinde özellikle gözümün bebeği kızımı tanımakta güçlük çektim. Çabuk değişmişlerdi. Ben dışarıdayken şartlar gereği çocuklarımın doğumlarında yanlarında olamamıştım. Doğumunda yanında olamadığım kızım Meryem şimdi anne olacak belki de olmuştur. Şuan yine yanında değilim… Çocuklarım babasız manen yetim ve öksüz büyüdüler. Yetim hükmünde büyüyen çocuklarım, şuan çocuk sahibi olacaklar. Oğlum Recai askere gitmeden evvel gelip benimle vedalaşıp helallik diledi ve tüm bunlar bir baba için kolay durum değildir. Rabbim kardeşim Zübeyir’den ve yengemden razı olsun. Çocuklarımı çok güzel ve itinalı bir şekilde yetiştirdiler, himaye ettiler ve evlilik çağına getirdiler.

Zindan nefse ağır, bedene zahmetli ve tahammülü zor bir yerdir. Dirilerin mezarı, tefekkür ve arınma yeridir. Dava erleri buralarda ya tam pişiyor ve olgunlaşıp sağlamlaşıyor yahut dökülüp gidiyor. Bu nedenle zindan çok hassas bir süreçtir ve mücadele yolunda dikkat edilmesi gerektiren bir merhaledir. Zindan ıslah edici olduğu gibi dikkat edilmezse saptırıcıda olabiliyor.

Zindan hakikaten her zorluğu yaşatmaktayız. Rahatsızlandığımız zaman hastaneye 40-50 km yolu aşarak gidiyoruz. Ellerimiz kelepçeli, zaruri bir hacet olmasın diye aç ve susuz halde yapılıyor bu yolculuklar... Ring diye tabir edilen mahkum sevkiyat aracı tam bir işkence aracıdır. Bir otobüsün içini küçük hücrelere ayırmışlar, hücrenin yüksekliği altı karış, uzunluğu altı buçuk karış. Genişliği dört buçuk karış. Özellikle ölçtüm...

Bu dar yerde aç susuz ve ellerimiz sıkı sıkı kelepçeli kilometrelerce gidiyoruz... Bir seferinde daralmaktan baygınlık geçirdim. Darbe girişiminden önce Kandıra T Tipinde üç kişilik koğuşta sekiz kişi kalıyorduk. Başka bir cezaevinde bir koğuşta yirmi yedi kişi kaldığımız oldu. Bir seferinde abdest almak için kuyruğa girdiğimde tuvaletin bir tane olmasından dolayı üç saat sonra sıra geldi. Çektiğimiz zorlukları tasavvur etmeniz için bu örnekleri yazıyorum. Kardeşlerimin yaşadıklarının yanında benim yaşadıklarım devede kulaktır.

Yaşadıklarımdan kısmen bahsetmemin nedeni yeni nesil genç davetçilere seslenmek istememdir. Bu günlere kolay gelinmedi. Bu gün rahat bir mücadele verebiliyorlarsa, camilerimize rahat bir şekilde gidip gelebiliyorlarsa, yüzbinler hatta milyonlar meydanlarda bir arada mitingler ve kutlamalar yapabiliyorsa bu kuşkusuz ki yıllar önce ödenen bedellerin dökülen şehit kanlarının çekilen Yusufi hasretlerin, annelerin, babaların, eşlerin döktükleri gözyaşı sayesindedir.

Bu nedenle ey gençler! Ey genç davetçiler! Elinizdeki nimetin farkında olunuz. Ey genç kardeşlerim! Sizlerin tevhidi bir anlayışa sahip olmanız için, sizden öncekiler gözlerini kırpmadan varlarını yoklarını feda ettiler. Şuan sahip olduğumuz sermayelerimiz sizlersiniz. Eğer ki bu davaya sahip çıkmazsanız döktüğümüz kanlarımız ve her bir dakikasının yıllara tekabül eden bu zindan, hasretlerimiz ve firaklarımız sizlere helal değildir. Bu davaya sahip çıktığınız taktirde de kalan kanlarımız ve ömrümüz de annelerinizin ak sütü gibi sizlere helal olsun.

Aziz ve muhterem ağabeyim!

Okula hiç gitmedim. Okuma yazmayı kendi imkanlarımla hocasız öğrendim. Şuan açık öğretim sınavlarına katılıyorum ve liseye gidiyorum. Yazdıklarımda ifade ve yazı bozukluğu var ise affola.

Yüce Allah’a emanet olunuz. Hayır dualarınıza muhtaç kardeşiniz

Züheyir Timur.

NELER SÖYLENDİ?
@
Recai Yurdan

Recai Yurdan

DİĞER YAZILARI Kurban Toplarken Kurban Olan Gençlerimizi Sokaklardan Kim Toplayacak? 30-06-2020 15:26 Kudüs Gönüllüleri, Yardım Kampanyası ve Dünya Kudüs Günü 17-05-2020 18:04 Korona ile Birlikte Ramazan-ı Şerife Giriyoruz... 23-04-2020 10:29 Korana Virüs ’ün Gelmesiyle Milletimizin Hal-i Pürmelali.. 29-03-2020 22:42 Yüzyıllar Önce Batı Doğuya Göç Ederken Günümüzde ki Durum Tam Tersi.. 05-03-2020 08:37 Dedemiz Ahmet Turan Kılıç’ın Akıbeti, Şeyh Ömer Abdurrahman Gibi Olmasın 17-01-2020 16:15 Işıklı Caddelerden Arka Sokaklara 25-12-2019 21:28 Hasta Ve Hasta Yakınları Yol Gözlüyor 28-11-2019 21:33 Evrensel Kerbela Erbain Yürüyüşünde Gördüklerim Ve Hissettiklerim... 23-10-2019 23:16 Cezaevlerinde Mazlum Kardeşlerimiz Var… 24-09-2019 23:30 Kadırga İslam Cumhuriyeti ve Şehit Selami Yurdan.. 13-08-2019 11:19 Türkiyeli Müslümanların Beyazıt Meydanı Vardı... 07-07-2019 09:51 52. Bayramını Cezaevinde Geçiren Dedemiz Var.. 30-05-2019 09:38 Zekat Ve Fitrelerimizi Pay Ederken Asgari Ücretli İşçi Emekçileri’de Gözetelim 29-04-2019 22:09 Haçlıların Ayasofya’yı Kiliseye Çevirme Niyetleri ve Mescid-i Aksa Üzerindeki Siyonist Emeller.. 10-04-2019 18:22 Kürdistan’da Hawar’ların (imdatların) Arşı Alaya Yükseldiği Yer: Halepçe 13-03-2019 23:31 Kutsal Ekmeğin Bizi Çarpmasına Ramak Kaldı.. 23-02-2019 21:20 Metin Yüksel Yasin Börü Ve Şehadet Ayı 03-02-2019 00:05 Cezaevinden Mektup Var-3 16-01-2019 17:50 Miladi Yılbaşı, Mekke’nin Fethi Mi? İmam Zeynel Abidin Ve Noel Baba... 23-12-2018 17:54 Asgari Ücret İşçi Cinayetleri 10-12-2018 11:13 Komşunun Külüne Muhtaç İken Şimdilerde Yüzüne Hasretiz 20-11-2018 18:57 Doğudan Batıya Umut Yolculuğunun Adresi 28-10-2018 08:26 Cezaevinden Mektup Var -2- 25-09-2018 19:19 Marshall İle Başlayan ABD’nin Türkiye Aşkı 10-09-2018 23:17 Bayram Çocuklarla Güzel, 19-08-2018 06:11 Başörtüsü Kadınlardaki Savruluş Ya Erkeklerin Savruluşu.. 06-08-2018 22:42 Uyuşturucu Bataklığındaki Gencin Ablasından Zeynebi Feryat 12-07-2018 18:32 Şeyh Said’i Anarken Ümmetçilikten Ulusalcılığa Geçiş Serüveni 27-06-2018 15:56 Zindanda Kırkıncı Bayram 14-06-2018 18:34 Ramazan Ayı Ve Kirkor Usta 25-05-2018 10:35 Uyuşturucu Cemaati Zehirli Sarmaşık Gibi… 06-05-2018 20:27 Kıraathane Kültüründen Cafe Kültürüne 18-04-2018 07:35 Rengarenk Lale Cümbüşünün Hatırlattıkları 02-04-2018 09:00 Cezaevinden Mektuplar Var 14-03-2018 16:08 28 Şubatı Unutmadık Unutmayacağız 24-02-2018 13:58 Ümmetin Şehitleri Ve Mirasları Üzerine 30-01-2018 10:27 İslam Coğrafyasındaki Yusufilerimiz 17-01-2018 18:59 İncirlik Üssü'ne İncir Ağacı Dikilmeli 10-01-2018 11:17 Kudüs Davamız Saman Alevi 03-01-2018 09:25 Yusufiler; Onlar Zindan Güllerimiz. 27-12-2017 22:41 Çağımızın Belası Uyuşturucu!.. 23-12-2017 11:24
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet