Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Giriş Tarihi : 17-12-2018 12:25

Kadın Sorunu Mu, Erkek Sorunu Mu?

İnsanlık tarihi, şirkin ve erkeklerin egemen olduğu bir tarih. Erkeklerin egemenliğinin belirleyici olduğu bu ataerkil yapıyı kadınlarda tarih boyunca beslediler.

Ne yazık ki Tevhid ve adalet tarihin çok az bir diliminde insanlığın hayatına yön verebildi.

Bu zulüm dolu insanlık tarihinde en fazla zulme uğrayan kesimdi kadınlar. Kadına olan bakış açısı doğru ve sağlıklı olmadığı için hem zalimlerden hem de mazlumlardan zulüm görüyordu kadınlar. Hıristiyanlar Âdem’i aldatan şeytan gözü ile bakıyorlardı kadına. Yahudiler ise kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığına inanıyorlar ve kadına Hıristiyanlardan farklı bakmıyorlardı. Kadın insan olduğu tartışılan, ancak erkeğe hizmet etmesi gereken bir yaratık olarak görüldü tarih boyunca.

İslam ise Peygamberimiz döneminde kadına yönelik bu yanlış anlayışı düzeltmeye çalıştı. Kadının erkek gibi insan unsurunun bir parçası olduğunu fiziksel olarak değil ama hukuksal olarak birbirine eşit olduğunu ilan etti. Fiziksel olarak erkeklerde, kadınlarda hemcinslerine bile eşit değildi zaten.

Bu hukuksal eşitliği erkeklerin kabullenmesi çok kolay olmadı. Bunun için Allah resulünün toplumdaki bu yanlış algıyı kırmak için kadına pozitif ayrımcılık yaptığı bile söylenebilir.[1] Ama Peygamberimizden sonra Emevilerle birlikte kadına yönelik cahili anlayış geri döndü. Üstelik bu sefer İslam adına geri dönüyordu.

Modern zamanlarda Batılı toplumlarda insan hakları çalışmalarının artması ile birlikte kadın hakları da gündeme geldi ve kadınlar görüntü itibari ile ikinci sınıf insan olmaktan kurtuldular. Ama burada da ne yazık ki kadınlar kapitalizmin tüketim aracı haline getirildiler. Özellikle cinsel bir obje olarak kadın vücudu yeni bir sömürü anlayışının kurbanı haline getirildi.

Modern zamanlarda insanlık tarihinin bir kadın sorunu olduğu kabul edilmişti. Ve sürekli olarak kadın sorunu konuşuluyordu. Esasen sorun kadın sorunu değil, erkeğin kadına bakış sorunu idi. Erkeğin kadına bakışını düzeltmediğimiz sürece daha kadın sorununu çok konuşacağız demektir.

İçinde yaşadığımız toplumda 28 Şubat sürecinde toplumun dindarlaşmasını eleştiren baskıcı Kemalist laikler başörtüsü üzerinden bir zulüm dayattılar. Toplumun dindarlaşmasının bedeli Müslüman kadına ödettiler. Okumasını engellediler, çalışmasını engellediler. Aynı düşüncede olan Müslüman erkeklerin okuması ve çalışması sorun oluşturmazken dindar kadın başörtüsünden dolayı en temel haklarından mahrum bırakıldı.

28 Şubat süreci bitti. Bugün Ak Parti iktidarı ile birlikte dindar kadının başörtüsü ile okumasının ve çalışmasının önünde bir engel kalmadı.

Bugün de toplumda ahlaki yozlaşma ve çürüme tartışılıyor. Ne yazık ki tartışmanın odağında yine kadınlar var. Bütün bir ahlaki yozlaşma kadınların tesettür şeklindeki değişim üzerinden sürdürülüyor. Bu ahlaki yozlaşmadaki esas sorun bence dindar insana olan güvenin kaybedilmesi idi. Müslümanlar eminliğini ve güvenirliğini kaybetmişlerdi. Bunun nedeni adaletsizlik karşısında sessiz kalmaları, kazanımlarımızı kaybetmeyelim diye yapılan haksızlıklara kılıf bulmaya çalışmaları idi. Yolsuzlukları görmezden gelmeleri, söz verip sözlerinde durmamaları, ticari ahlaklarını kaybetmeleri idi. Makam ve mevkilere sahip olmak için birbirlerinin ayaklarını kaydırmaları, her geçen gün daha da dünyevileşerek lüks konfora yönelmeleri idi. Ama bütün bunları konuşmak yerine kadının değişim gösteren tesettürünü konuşmak daha kolay geliyordu erkeklere. Sanki toplum dindarlaşsa suçlusu kadınlar, toplum dinden uzaklaşsa suçlusu kadınlar gibi.

Kadın zafiyeti göstermek, erkeğin zafiyeti bakmak olduğu için Allah tesettürü kadının bedenine, erkeğin gözüne emretmişti. (Nur- 30-31) Kadın zafiyet gösterip tesettüre riayet etmezse kadın suçlanıyor, doğal olarak. Ancak erkek zafiyet gösterip baktığı zamanda yine kadın suçlanıyor, kadın göstermese erkek bakmazdı deniliyor. Bu bakış açısında bir problem yok mu Allah aşkına…

Kadınlara yönelik cinsel tacizde yine kadın suçlanıyor erkeği nasıl tahrik etti diye. Bazı kadınlar kadınlara yönelik tacizin konuşulanın çok üzerinde olduğunu, çünkü kadınların çoğunun uğradıkları tacizleri konuşmadıklarını, konuşmak istemediklerini, erkeklerin ise konuşmayı bırak duymak bile istemediklerini söylüyorlar. Tabi burada tacizden kastedilen tecavüz değil, kadınların bir şekilde sözle elle erkekler tarafından toplumda rahatsız edilmesidir.

Bu durumda erkeklerinin kadınları suçlamayı bırakarak cinsel eğilimlerini terbiye etmeleri gerektiğini anlamak için çok zeki olmaya gerek yok sanırım.

Televizyonda bir erkeğin karısını öldürdüğü haberi geçtiğinde, “kim bilir ne ya yaptı da adamı çıldırttı” tepkisini çok duymuşumdur. [2]

Kadınların zafiyetleri ve hataları erkeklerin yanlışlarını meşrulaştırmaz. Onun için erkeklerin öncelikle kadınları suçlama kolaycılığından kurtulması ve kadına bakışını düzeltmesi gerekiyor. Bence gittikçe artan boşanmaların azalması, çöken aile yapımızın kurtulması da bu bakış açısının düzeltilmesine bağlı.

Geleneksel aile yapımız genelde annelerimizin fedakarlığı üzerine kurulmuştu. Bizim annelerimiz ev hanımı idi sözde çalışan bayan değildi. Ama evin gelirine katkı sunmak için beklide erkeklerinden daha fazla çalışırdı. Köylerde hayvancılık ve tarımcılıkla geçinen ailelerde işin çoğunu kadınlar yapar, gelir birde evinin işlerini yapardı. Oda yetmez daha sonra hem çocuklarına hem de kocalarına hizmet eder üstüne birde dayak yerdi. Ama bu kadınlar hayatından şikayet etmeden birde kocasına teşekkür ederdi. Bizim annelerimiz böyle idi. Kadınlarımızın bu fedakarlığı üzerinden yanlış bilgi ile “Yuvayı dişi kuş yapar” diye bir söz üretmiştik. Halbuki kuşların dünyasında yuvayı erkek kuş yapıyordu.

21. yüzyıldayız ve kızlarımız annelerimiz kadar fedakar yetişmiyor. Ama nedense erkeklerin mantığında fazla bir değişme yok. Bugün erkekler genel olarak evlenmek için çalışan bayan istiyorlar, bu çalışan bayanlardan mükemmel ev hanımlığı istiyorlar. Evet kadın hem dışarıda çalışsın, maaş kartını da kocasına versin, eve gelip birde kocasına hizmet etsin. Ve boşanma olmasın diye kadın fedakarlık yapsın isteniyor.

Boşanmaların artışında da genellikle kadın suçlanıyor. Çünkü dün aileler kadınların fedakarlığı üzerinden yürüyordu, bugünde yürüsün isteniyor. Ama artık yürümüyor ve yürümez dedim ya kızlarımız annelerimiz kadar fedakar değil diye.

Bence sorun kadın sorunu değil erkek sorunu yani erkeklerin kadınlara bakış sorunu. Bunu söylerken tabi ki sorunlu kadınlardan ve sorunlu erkeklerden bahsetmiyorum. Elbette her cinsten sorunlu tipler her zaman vardı ve her zaman olacak. Ben genel bakış açısını değerlendiriyorum.

Evlilik kadın ve erkeği birbirine eş kılar. Eşlerde birine eşittir. Eşit olan eşlerin birlikte hayatı külfet ve nimeti ile paylaşmaları, birbirine karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekir. Ve birbirinin hayatını kolaylaştırmak için çalışmaları gerekir. Kadın ve erkek birbirini terbiye edilmesi gereken bir çocuk gibi görmemeli yanlış yaptıklarında birbirini uyarırken nezaketi elden bırakmamıdır. Erkeğin kadını uyarma hakkı olduğu gibi kadınında erkeği uyarma hakkı vardır.

Sonuç olarak boşanmaların azalmasını, ailelerin kurtulmasını istiyorsak erkeklerin kadına yönelik bakışının düzeltmesi, sorumlulukların ve fedakarlıkların paylaşılması gerekiyor.

Vesselam…

 

[1] Annenin hakkı üç babanın hakkı birdir, Üç kız çocuğunu güzelce yetiştiren cennete gider, çocuklarınıza hibe konusunda adil olun ancak birini tercih edecekseniz kızları tercih edin vb hadisleri ile…

[2] Kadına yönelik şiddet son dönemde sıkça konuşulmaya başladı. Ak Parti iktidarı, kadına yönelik şiddeti önlemeyi iktidarın önemli hedeflerinden biri haline getirdi. Bu durum önemli bir sorundu. İktidarın bu sorunu çözmeye yönelik çabaları da önemli idi. Ancak bu soruna çözüm olsun diye, kabul edilen 2011 Mayıs ayında, kısa adı “İstanbul Sözleşmesi/Konvansiyonu” olan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” bizim toplumuzun kodları ile çok uyuşmuyordu. Ve söylenildiğine göre kadına yönelik şiddeti önlememiş şiddetin daha da artmasına sebep olmuştu. Bu yazının konusu hukuki düzenlemeler olmadığı için bu konuya girmedik. Ancak başka bir yazıda bu hukuki düzenlemeleri değerlendirebiliriz.

NELER SÖYLENDİ?
@
Ramazan DEVECİ

Ramazan DEVECİ

DİĞER YAZILARI Amerika’ya Karşı Olmak, Küresel Adalet Mücadelesi Vermektir… 08-05-2020 07:53 Adalet İçin Mücadele Örneği: Hılfu’l-Fudûl… 07-03-2020 13:16 41. Yılında İran İslam Devrimi: Başarıları Ve Başarısızlıkları? 03-02-2020 08:40 Cemaatten PY'ya, PY'dan Terör Örgütüne FETÖ, FETÖ Mücadelesinde Yapılan Adaletsizlikler 20-01-2020 08:43 Türkiye’de Dindarlaşma Niye Azalıyor… 17-12-2019 08:53 Takva Adalet Sahibi Olmak, Adalet Mücadelesi Vermektir.. 21-10-2019 08:10 Nijerya İslami Hareketi ve Şeyh İbrahim Zakzaki… 17-07-2019 18:16 Şehitlerin Mesajı: Tevhid- Adalet- Vahdet- Özgürlük- Kudüs 04-05-2019 00:08 31 Mart seçimlerinin düşündürdükleri… 15-04-2019 05:35 İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi'nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet 06-03-2019 08:20 Doğum Günü ve Ölüm Günü... 22-01-2019 00:13 Kadın Sorunu Mu, Erkek Sorunu Mu? 17-12-2018 12:25 Günümüzün Kerbela’sı Yemen’in Serencamı ve Ümmetin Duyarsızlığı… 10-10-2018 06:56 Hz. Osman’ın Kanı Üzerinden, Hz. Ali’den İstenen Adalet mi, Yoksa Adaletsizlik mi? 05-09-2018 21:24 Ak Parti ve 24 Haziran Seçimleri... 03-07-2018 21:52 ‘Türkiye- ABD İlişkilerinin Psikolojisi’ Kitabı ve Büyük Şeytan Amerika’yı Tanımak… 28-05-2018 13:03 Erzincan İzlenimleri Erzincan Candır…. 28-04-2018 00:09 Bize de Ali’nin yalnızlığı düştü… 16-03-2018 09:59 Piri Aşk’ın, Davası Devrimden Özgür Kudüs’e… 09-02-2018 15:21 Üstad Bediüzzaman’ı ve Risale-i Nur’ları Doğru Anlamak… 15-01-2018 00:46 Kudüs İçin ne Yapmak gerekiyor, Kudüs eylemleri Müslümanların gazını mı alıyor? 21-12-2017 19:52 Yalnız Devrimciler Ali ve Ebuzer 11-11-2017 09:57 Ümmetin Dirilişi ve Direnişi Kudüs’ten Geçer… 01-10-2017 00:07 Kurban Yaklaşırken, İbrahim’in İmtihanına Hazır Mıyız? 24-08-2017 10:33 Hz. Ali Örnekliğinde: Tevhid, Adalet ve Vahdet 06-08-2017 15:09 15 Temmuz Darbe Girişiminin Düşündürdükleri… 14-07-2017 17:57 İktidarın Dayanılmaz Cazibesi ve İslamcılardaki Değişim.. 01-07-2017 18:01 İyi olmak kolaydır zor olan adil olmaktır…. 12-06-2017 00:43 Devletin Dini adalettir, dinin devleti de özgürlüktür... 17-05-2017 08:49 Emperyalizm ve Sömürgecilik Karşısında İnsanlığa Umut Olmak… 08-04-2017 22:55 İmam Ali ve Nefsini Tanımak… 03-03-2017 08:28 Şubat Ayı Şahadet Ayıdır; Şahadet Kudüs’tür…. 04-02-2017 22:33 İnsanı Tanımak mı Zor Yoksa Anlamak mı? 01-01-2017 07:23 Aşk Yolculuğu Kerbela... 04-10-2016 08:47 Kuran’da Sevgi ve Aşk.. 17-09-2016 22:56 Ali’nin Adaleti, Muaviye’nin Maslahatçılığı… 04-08-2016 10:09 Medeniyet ve Modernizm Üzerine ….. 08-07-2016 11:50 Ramazan Ayı Kuran Ayı… 06-06-2016 08:55 İmamı Azam Ebu Hanife’nin Siyasi Mücadelesi... 18-05-2016 09:27 İmamı Azam Ebu Hanife… 06-05-2016 00:02 Müslümanların Kardeşliği ve Vahdet 01-02-2016 00:01 Çağdaş Medrese; İslami Değerler Akademisi… 01-01-2016 00:26 İslami Mücadelede Metot 01-12-2015 10:45 Ebul Fazl Abbas; Kerbela’nın Yiğit Savaşçısı 23-10-2015 00:04 Mustafa İslamoğlu hoca ve Uydurulmuş din-İndirilmiş din söylemi… 09-10-2015 00:01 Ak saçlı bilge: Atasoy Müftüoğlu 12-08-2015 19:00 İran Gezi Notları 30-06-2015 18:28 Miraç, Namaz ve Kudüs 15-05-2015 08:17 Aşka ve Sevgiye Dair 06-04-2015 08:22 Kuran'da Müslüman 28-01-2015 22:27 Fıtratın İlahi Yanı; Kamil İnsan Olmak 25-12-2014 10:37 Hz. Zeynep; Babasının Süsü…. 24-11-2014 09:00 Kerbela ve Kuran 25-10-2014 06:31 Kurbanda İbrahim’ce Bir Duruş… 26-09-2014 05:52 Kudüs, İslahiye Ve İstanbul 23-08-2014 06:06 Kuran Rehberliğinde Huriyi Doğru Anlamak 11-08-2014 19:36 Kudüs Sevdamız Aşkımız Hayalimiz Bizim. 25-07-2014 00:59 Bireysellik Ve Bencillik 23-06-2014 04:57 Hayat Sigortamı Annemi Kaybettim 07-04-2014 00:06 Dostluk Üzerine 25-03-2014 00:02 Nisa Suresi Tevhid Adalet ve Kadın 03-03-2014 07:51 Dünya Sevgisi ya da Dünyevileşme 02-02-2014 11:01 Kadınlardan Yönetici Olur mu? 21-12-2013 08:34 Oruç Tutmak İhram Giymek Gibidir 29-09-2013 07:06 Annem.... 01-08-2013 07:03 Müslümanların Suriye İmtihanı 19-04-2012 07:08 Hz. Fatıma Timsali Bir Anne ve Onun Çocuk Eğitimi 25-06-2013 07:09 Bebeğini Özleyen Anne 28-05-2013 07:10
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA