Alptekin Dursunoğlu
Alptekin Dursunoğlu
Giriş Tarihi : 01-01-2018 13:36

İran’a dair iki tasvir..

İran’daki gösterilere dair yapılan her iki tasvirde de inkarı mümkün olmayan gerçekler var. Ancak bunlardan sadece bir tanesi propaganda değil nesnel gerçeklik değeri taşıyor.

İran’da 28 Aralık’ta başlayıp 30 Aralık’ta sona eren protesto gösterilerinin sebebi ve hedefi ile ilgili olarak iki farklı tasvir söz konusu.

Birinci tasvire göre halk, hükümetin ekonomi politikalarını protesto etti. Protestoların sebebi ekonomikti, hedefi ise hükümetti.  

İkinci tasvire göre ise İran halkı devletin dış politikasını protesto etti. Dolayısıyla halkın hedefinde hükümetten de öte rejimin kendisi vardı.

İran’daki protestoları bu tasvire göre okuyan ilk resmi açıklama Washington’dan geldi.

ABD Başkanı Donald Trump, gösterileri “Rejimin yolsuzluklarından ve ülkenin varlığını yurt dışında terörizme harcamasından bıkmış olan İran vatandaşlarının barışçıl protestoları”[1] diye niteledi.

Kaybedenler penceresinden görünüm

Sadece Amerikan başkanıyla sınırlı kalmayan ve basının büyük bir kısmına da hakim olan bu okuma biçimine göre İran’daki gösterilerin sebebi aslında, İran halkına harcanması gereken ulusal bütçenin Tahran tarafından Suriye, Irak, Yemen, Lübnan ve Filistin için harcanıyor olmasıydı.

Gösterilerin ikinci ve üçüncü gününde "Suriye'yi bırak da bizim halimize bak", "Ne Gazze, Ne Lübnan, canım İran'a feda olsun", "Kahrolsun Hizbullah", "İslam cumhuriyeti istemiyoruz"[2] gibi sloganlar atılmıştı.

Ekonomi politikalarını oluşturan ve uygulayan Cumhurbaşkanı Ruhani’nin değil İslam Devrimi Lideri Ayetullah Hamenei ile General Kasım Süleymani’nin posterlerine saldırılar düzenlenmişti.

Dolayısıyla dış politikada karar verici olan Ayetullah Hamenei’nin ve bu kararları sahada uygulayan isim olan General Süleymani’nin hedef alınması, hedefin hükümet değil rejimin kendisi olduğunu gösteriyordu.

Bu öznel tasvir; Filistin, Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen konularında Tahran karşısında yenilgiduygusu yaşayan taraflara teselli vermesi bakımından önemli bir propaganda değeri taşıyor.  

İran penceresinden gösteriler

İçeriden bakıldığında ise protestoların sebebini ekonomik sorunlar, hedefini ise hükümet olarak ortaya koyan daha nesnel bir tasvirle karşılaşıyoruz.

Gösterilerden farklı anlamlar ve sonuçlar çıkarıyor olsalar da hem hükümet hem de hükümet karşıtları, protestolara hak veriyor; ama manipülasyonlardan da kaygı duyuyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri, ilk gösteriden bir gün sonra yaptığı açıklamada ekonomik göstergelerin genel olarak iyi olduğunu söylemekle birlikte bazı malların fiyatının arttığını kabul etti ve fiyat artışlarında yeni düzenlemeler yapılabileceğini söyledi.

Ekonomi yönetimini savunan; ama ekonomik sorunları da reddetmeyen Cihangiri, hükümet karşıtlarının aksine protestoları ‘kendiliğinden gelişen halk gösterileri’ olarak nitelemedi.

Protestoların arkasında hükümet karşıtlarının olduğunu ima edip kontrol dışına çıkması halinde bundan sadece hükümetin zarar görmeyeceğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Ekonomik sorunlar, başka meseleler için bahane ediliyor. Perde arkasında başka şeyler söz konusu. Hükümete karşı bazı eylemler yapanlar bilsin ki bu yaptıkları işin dumanı onların gözüne de dolar.”[3]

Gösteriler kendiliğinden mi başladı?

Protestoların ekonomik nedenli olduğu konusunda görüş birliği olsa da Cihangiri’nin açıklaması ve gösterilerin Meşhed’de başlaması, protestoların ‘kendiliğinden’ geliştiği iddiasını tartışmalı kılıyordu.

Protestolar, geçen yaz 50 dereceyi aşan sıcaklarda ciddi elektrik kesintileri yaşayan Ahvaz’da veya bir ay kadar önce yaşanan depremde hükümetten yeterince ilgi görmediğinden şikayet eden Kirmanşah’ta başlasaydı dikkat çekici olmayabilirdi.

Gösterilerin Meşhed’de başlayıp önce Kum’a sonra da diğer kentlere yayılması, Cihangiri’nin iddiasının daha ciddiye alınmasını gerektiriyor. Çünkü Meşhed ve Kum, sadece dini kimlikleriyle değil, son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ruhani’ye değil rakibi olan İbrahim Reisi’ye oy vermeleriyle de tanınıyor.

Meşhedli olan İbrahim Reisi, son seçimlerde Kum’da yüzde 55’e karşı yüzde 35; Meşhed’de ise yüzde 56’ya karşı yüzde 43’lük oy farkıyla Ruhani’yi mağlup etmişti.

Öte yandan hükümet karşıtı basın, gösterileri “halkın haklı ekonomik şikayetleri”[4] olarak niteleyip destekledi ve hükümet yanlısı basının gösterilerin ‘hükümet karşıtları’ tarafından yapıldığına dair haberlerini ‘yalanladı’.[5]

Hükümet yanlısı İtimad gazetesi, ise 31 Aralık’ta Twitter çok daha sansasyonel bir iddia ortaya attı. Habere göre Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Ali Şemhani, Meşhed Cuma İmamı Ahmed Alemulhuda’yı gösterilerin başlamasındaki perde arkası rolünden dolayı uyardı. İbrahim Reisi’nin kayın pederi olan Alemulhuda ise söz konusu haberi yalanladı.[6]

‘Göze dolan duman’ erken dağıldı

Hükümet yanlıları, gösterilerin hükümet karşıtları tarafından tezgahlandığını ve hükümetin yıpratılmak istendiğini iddia ederken hükümet karşıtları da gösterilerin kendiliğindenbaşladığını, haklı olduğunu belirtip hükümeti yetersizlikle ve çözüm üretememekle suçladı.

Ancak her iki taraf da üçüncü gün ortaya çıkan ve rejim karşıtı sloganlar atıp kamu mallarını tahrip edenlere karşı ortak bir tavır sergiledi.

30 Aralık gecesi ‘İran Baharı’ beklentisinde olanları umutlandıran şiddet olayları, 31 Aralık’ta sona erdi.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 31 Aralık gecesi olaylarla ilgili yaptığı açıklamada hem içeriye hem de dışarıya mesajlar verdi.[7]

‘Halkın ekonomik sorunlarından bazıları yıllar önceye, bazıları ise bugüne aittir.’ ‘Ülkedeki her işe dair eleştiri halkın hakkıdır.’ ‘Eleştiri ile şiddet ve kamu malını tahrip birbirinden tamamen farklı şeylerdir.’

‘Bugün Amerika’dan İran halkının derdine ortak olmak isteyen adam, birkaç ay önce İran halkını terörist diye adlandırdığını unutmuş.’

‘İran’la arası hiçbir zaman iyi olmayan bazı Arap ülkeleri, sevinçten tepindi. Bu tür protestolar, halkın yararına mı yoksa başkalarının çıkarına mı?’ ‘Kamu mallarını tahrip edenlere ve kamu düzenini bozanlara tahammül göstermeyeceğiz.’

‘Ne Gazze, ne Lübnan’ın arka planı

İran’daki gösterilere dair yapılan her iki tasvirde de inkarı mümkün olmayan gerçekler var. Ancak ‘’İran’ın gerçek sorunu’’nu tespit adına yapılan bu tasvirlerden sadece bir tanesi propaganda değil nesnel gerçeklik değeri taşıyor.

Örneğin İran halkının en azından bir bölümünün, siyasal sınıflandırmayla ifade edecek olursak ‘reformcu’ kesimin devletin dış politikasına dair itirazlarının olduğu inkar edilmez bir gerçek.

Reformcuların büyük kesimine göre İran’ın en temel sorunu Amerika ile ilişkisinin olmaması. İran, bu ilişkisizlik yüzünden ikili düzeyde sadece Amerika’ya taviz vererek çözebileceği bir sorunu, çok sayıda devlete tavizler vererek çözmeye çalışıyor.

Örneğin İran’ın nükleer programı askeri amaçlar taşımıyor; ancak Amerika İran’ın nükleer programının nükleer silah yapmaya yönelik olduğunu iddia ediyor.

Tahran, bu sorunu Washington’la ikili düzeyde ve sadece Amerika’ya taviz vererek çözebilecekken Amerika ile ilişkisi olmadığı için ‘5+1’ ile müzakere yaparak ve bunların hepsine tavizlere vererek çözmeye çalışıyor.

İran’ın İsrail’i tanımaması, Amerika ile kurabileceği ilişkileri zehirliyor. Halbuki İsrail Arap devletleri ve hatta Filistin Kurtuluş Örgütü tarafından tanınıyor; Tahran’ın İsrail’i tanımaması, İran’ı Araplar ve Filistinliler nezdinde ‘kraldan çok kralcı’ durumuna düşürüyor.

Öte yandan İsrail’le ciddi diplomatik ve ekonomik ilişkileri olan Türkiye ve Mısır hem hem Filistin’in hamisi rolü oynayıp hem de diplomatik alanda daha etkili olabilirken İran ‘terör destekçisi’ ülke olarak nitelenip dışlanıyor.

Direniş örgütlerinin her ihtiyacını karşılayan İran ve Suriye’nin ihtiyaç duyduğu anda bu örgütleri yanında bulamadığı oldu. Örneğin kendini direniş örgütü olarak tanımlayan Hamas, 2012’de direnişi destekleyen İran’a Suriye konusunda ‘ahlak dersi’ verirken, kendisini İsrail’i tanımaya teşvik eden Türkiye[8] ve Katar’ın yanında saf tuttu.   

Benzer bir durum Suriye için de geçerli. İran’ın Suriye’ye verdiği kayıtsız şartsız destek, diğer bölge ülkeleriyle ilişkilerini olumsuz etkiliyor.

Trump’ın sözleri bile doğruluk taşıyabilir  

Sonuç itibariyle Amerika ile ilişkisizlik, İsrail karşıtlığı, Filistin ve Lübnan direnişlerine destek ve Suriye ile ittifak, İran’ı hem ekonomik ve hem de siyasi olarak yalnızlaştırıyor. Dünyanın sayılı petrol üreticilerinden biri olmasına rağmen İran bu yalnızlık şartlarında petrolünü satmakta zorlanıyor; hatta sattığı petrolün parasını da ancak yasadışı yollardan ve milyarlarca dolar rüşvetler ödeyerek geri alabiliyor.  

İşte ‘ne Gazze ne Lübnan, canem feda-yı İran’ sloganını üreten ve  daha sonra bu slogana Suriye, Irak ve Yemen’i de ekleyen dış politika görüşü bu.

Bu açıdan Trump’ın gösterilerle ilgili sözlerinin İran halkının bir kısmının görüşünü yansıttığı söylenebilir.

Ancak İran, bugün ‘en önemli sorun’ olarak görülen Amerika ile ilişkisizlik düzeyine, ‘Amerika’nın bölge jandarması’ düzeyinden geldi.

İran’daki mevcut yönetim, ‘iki eşit devlet’ ilişkisi kurulamadığı için Amerika ile kurulacak ilişkinin, sorun çözen değil, sorun yaratan faktör olacağını savunuyor.

Amerika ile yakın ilişkilere sahip bölge ülkelerinin durumunu örnek gösterip; kendi pozisyonunu savunuyor ve bu pozisyonu benimseyenlerle ‘Direniş Ekseni’ adı altında ittifak kuruyor.

Dolayısıyla çizgisi bu olan İran’ı Amerika tarafından verilmiş bölgesel ‘ayrıcalıklar’ ya da rollerdeğil, Direniş hattını savunmak için ödenecek bedeller ya da kazanılacak mevziler bekliyor.

‘İran’ın asıl sorunu’  

BBC Farsça servisinde yayımlanan ‘Novbet-i Şoma’ programına Kum’dan telefonla bağlanan Muhammed adlı bir İranlı, ekonomik sorunlara ve gösterilere dair yaptığı değerlendirmede ‘İran’ın asıl sorununun’ Amerika ile ilişkisinin olmamasından kaynaklandığını söyledi.

Muhammed, ‘‘Amerika ülkelerin rejimlerinin diktatör olup olmamasıyla ilgilenmiyor. Bunun en açık ve somut örneği Suudi Arabistan…’’ dedi.

Eğer bir gün Tahran ‘en büyük sorununun’ ABD ile ilişkisinin olmamasından kaynaklandığını düşünür ve bu sorunu Muhammed’in tavsiyesine uygun şekilde ‘çözerse’, Washington’un İslam Cumhuriyeti’ni bölgeye model olarak sunması hiç sürpriz olmaz.

Ancak 1980’li yıllarda bölgede Suriye’den başka siyasi müttefiki olmayan İran, bugün Irak, Lübnan, Yemen ve Filistin’i içeren ‘Direniş Eksenini’ hem siyasi hem de askeri olarak birbiri için seferber edebiliyor.  

Bu yüzden de kendini daha güçlü ve güvende hissediyor; Amerika tarafından model gösterilmeye de ihtiyaç duymuyor.

 

[1] NTV. 30 Aralık 2017. Trump'tan İran'daki protestolara ilişkin açıklama https://www.ntv.com.tr/dunya/trumptan-irandaki-protestolara-iliskin-aciklama,388L7z7g7EWABRHjkgJq2g

[2] AA. 31 Aralık 2017. İran'daki halk gösterilerinin boyutu ve nedenleri http://aa.com.tr/tr/analiz-haber/irandaki-halk-gosterilerinin-boyutu-ve-nedenleri/1019284

[3] BBC Farsi. 29 Aralık 2017. جهانگیری: دیگران بر حرکت سیاسی در خیابان سوار می‌شوند http://www.bbc.com/persian/iran-42511303

[4] 30 Aralık 2017 tarihli IRNN kanalının haber bülteni. https://twitter.com/SharghDaily/status/947063039131602945

[5] Fars Haber ajansı. 29 Aralık 2017. تجمع اعتراضی در چند نقطه از کشور برگزار شد http://www.farsnews.com/newstext.php?nn=13961008001211

[6] Ilna. 31 Aralık 2017. تکذیب خبر احضار امام جمعه مشهد به شورای عالی امنیت ملی http://www.ilna.ir/%D8%A8%D8%AE%D8%B4-%D8%B3%DB%8C%D8%A7%D8%B3%DB%8C-3/577045-%D8%AA%DA%A9%D8%B0%DB%8C%D8%A8

[7] İrna. 31 Aralık 2017. روحانی: دولت و مردم با هم مشکلات را حل می کنند http://www.irna.ir/fa/News/82781905

[8] Milli Gazete. 13 Ocak 2015. Haması İsraili tanıması için ikna etmiştik http://www.milligazete.com.tr/haber/975910/hamasi-israili-tanimasi-icin-ikna-etmistik#

NELER SÖYLENDİ?
@
Alptekin Dursunoğlu

Alptekin Dursunoğlu

DİĞER YAZILARI Yorgunların uzlaşmasıyla doğan Taliban emirliği 24-08-2021 10:06 Yeni bölgesel denklem ihtiyacı 03-08-2021 06:52 İran’da seçimler sonrası yeni bir dönem mi başlıyor? 21-06-2021 09:34 İsmail Heniye'nin İsrail İle Normalleşme Yönünde Adım Atan Fas Ziyareti... 18-06-2021 10:59 ‘Ümmetin liderlik’ ve Filistin’in silah sorunu... 19-05-2021 06:14 İdlib mi Fırat’ın doğusu mu? 28-03-2021 09:03 Suriye krizi onuncu yılına girerken.. 15-03-2021 09:21 Yozlaşmış düzenler, lümpen devrimler... 09-08-2020 22:56 Suriye hevesleri ve İdlib kaygıları arasında tercih zorunluluğu.. 11-02-2020 20:48 Direniş’in Zulfikar’ı 10-01-2020 19:45 Amerikan Jokerleri, Irak ve Lübnan'da Neler Oluyor... 08-12-2019 19:50 Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet... 20-10-2019 08:04 İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11-07-2019 08:01 İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22-05-2019 05:00 Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar... 03-03-2019 07:14 Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29-01-2019 17:14 Sahi kim Kürt düşmanı? PYD Şam’ın himayesine sığınacak? 27-12-2018 08:38 2015'ten bugüne değişen Yemen politikası yada, Suudi makamında Yemen ağıtları... 17-12-2018 20:01 Yemen savaşı biter mi? 25-11-2018 22:59 Sünni dünya'da tehdit algısının değiştirilmesi, Düşman olarak İsrail'i değil İran'ı görmek.. 05-11-2018 13:11 Bir acayip zirve, tüm tarafları memnun etti. 29-10-2018 21:15 Netanyahu’yu kim işletti? 30-09-2018 19:08 Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 24-09-2018 09:34 Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib.. 15-09-2018 20:57 İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02-06-2018 12:23 Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği... 20-05-2018 11:59 Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03-05-2018 23:45 ‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü... 26-02-2018 20:28 Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04-02-2018 23:35 Amerika’nın yeni Suriye stratejisi ve Türkiye'nin safı... 22-01-2018 10:20 İran’a dair iki tasvir.. 01-01-2018 13:36 Filistin-İsrail sorununda dördüncü aşama 18-12-2017 07:07 İran’ın en büyük şansı Suudiler 08-12-2017 09:06 Lübnan’da ava giderken av olmak.. 22-11-2017 23:06 Suudi-İsrail ekseni için yeni umut.. 06-11-2017 15:59 Dejavu, bağımsız Kürdistan macerası 23-10-2017 13:15 Kürdistan referandumu, hangi mağduriyet, hangi meşruiyet? 03-10-2017 10:40 Kürdistan için iki senaryo, Barzani için iki muhtemel gelecek.. 17-09-2017 21:34 Hizbullah’ın ikinci stratejik zaferi.. 30-08-2017 21:04 Omletten yumurta yapma sanatı 14-08-2017 07:19 ‘Fiili durumlar’ diyarında bağımsız Kürdistan kumarı 31-07-2017 08:56 Şerif’in Çar’la anlaşması... 10-07-2017 08:00 Zulfikar’ın anlattıkları... 22-06-2017 01:00 350 milyar dolarlık hayal ticareti Ortadoğu NATO’su.. 23-05-2017 14:29 Hamas’ın Yeni Siyaset Belgesi Ne Diyor.. 08-05-2017 09:28 Suriye’de yeni süreç başlarken Türkiye’nin lisanı ve lisan-ı hali.. 01-05-2017 19:09 Suriye saldırısı, ‘Yeni Şerifin’ ödül avcılarına züğürt tesellisi.. 10-04-2017 05:15 Şam ve Hama saldırısı Türkiye’nin Astana rolüne Suudi çelmesi... 27-03-2017 08:48 Türkiye’nin ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü’ macerası... 19-02-2017 20:43 ÖSO iç savaşından, Fetih Ordusu iç savaşına 01-02-2017 12:35 Astana konferansı, yeni 'oyun düzeninin' ilk tatbikatı. 23-01-2017 14:29 Türkiye, Rusya İran ortaklığı ve Suriye’de artan çözüm şansı... 04-01-2017 21:57 Türkiye’nin ‘dolaylı ortaklığı’ ve Halep'in 'düşmesi' 19-12-2016 07:18 Irak’a dair gerçekler ve Musul’a dair senaryolar. 04-12-2016 21:33 Fırat Kalkanı kimin kalkanı? 27-11-2016 20:51 Cerablus müdahalesi 29-08-2016 22:51 Yeni Osmanlı aklından Türkiye Cumhuriyeti aklına dönüş... 08-08-2016 09:28 Dış politika dinamikleri açısından 15 Temmuz darbe girişimi... 25-07-2016 23:08 Cenevre-3’ün Cenevre-2’ye direnişi 08-05-2016 23:37 Arap Birliği’nde Suudi İsrail dönemi 27-03-2016 23:16 İsrail ile fabrika ayarlarına dönüş 28-12-2015 13:10 Suriye için şafak vakti 21-12-2015 17:23 IŞİD’e karşı ‘taktik başarısızlık’ mı yanlış strateji mi? 25-05-2015 08:13
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA