ANALİZ
Giriş Tarihi : 25-09-2022 11:12   Güncelleme : 29-09-2022 11:29

Mehmet Yuva yazdı: Kardeş Azerbaycan'ın İsrail aşkı

“Siyonistlerin bölgedeki varlığı bir tehdittir ve bölge güvenliğini ve istikrarını bozmaktadır. Elbette biz onların tüm adımlarını yakından takip ediyoruz. Eğer doğrudan tehdit hissedersek Siyonist rejim ve destekçileri ile karşı karşıya geliriz.”

Mehmet Yuva yazdı: Kardeş Azerbaycan'ın İsrail aşkı

Ocak 1990’da Turgut Özal’ın Azerbaycan ile ilgili, “Onlar Şii biz Sünni’yiz. Onlar İran’a daha yakın” mezhepçi söylemi birçok kesimde garipsenmiş ve ağır eleştirilerin yapılmasına sebep olmuştu. Ülkemizi, aynı dil ve etnik köken familyasına mensup olma duygudaşlığı, komşuluk sorumluluğu prensipleri ile yönetmediler. Efendileri olan mahfillerin kıblesine secde etmeyen herkesi, Türkü, Kürdü, Arabi, Sünni’si, Alevi’si, Mesihi, Musevi, Ermeni’sini, Süryani’sini düşman belledi. Bu sebeple henüz o tarihte Azerbaycan üzerinde güçlü bir hâkimiyet ve etkili bir nüfuz kuramamış olan ABD ve İsrail, Azerbaycan’a yönelik başlayan Ermenistan saldırıları ve katliamlarına karşı pasif kaldılar. Bu tavra uygun olarak Özal ve benzeri zihniyetin İslam Sünnetine uygun olmayan yaşam tarzları aşina iken Azerbaycan’a yardımı reddetmesinin gerekçesi olarak “Biz Sünni’yiz.” çıkışı trajikomiktir.

Kıbleleri Batı olanların secde ettiği

“Türkçülük ve Atatürkçülük” söylemleri ile kafa ütülerken Türk Azerbaycan’ın çoğunluğu Alevi olması hasebiyle onları İran’a daha yakın gören bir zihniyetin temsilcileri sadece efendilerini memnun eden hizmetkâr mesabesindedir. Bunlar o derece münafıklar ki, mesele Sünnilik olsaydı Azerbaycan’daki yüzde 30’luk Sünniler için harekete geçerlerdi. Allah’ın bir müminin suyu hürmetine çürüyen Âlemi yok etmemesi hakikatine müdrik olurlardı. Aksine, “Atatürkçü, liberal, ülkeyi özgürleştirenler” olarak propaganda edilen Evren-Özal zihniyeti bir Yahudi terbiyesi olan Suudi Vahhabi Sünnetinin yaygınlaştırılması ve ülkemizde Hak Muhammed Ali Sünnetini telkin eden, İmam Hüseyin’in torunu ve İmam Zeynel Abidin’in oğlu Zeyd Bin Ali ve İmam Zeynel Abidin’in oğlu İmam Muhammed el-Bakır’ın oğlu İmam Cafer-i Sadık’ı öğretmenleri olarak seçen, vicdanı cüzdana satmamış, Emevi ile Abbasi istibdadı ve küfrüne boyun eğmediği için zindanda katledilmiş büyük din âlimi İmam Abu Hanefi’nin Sünnetini de bilmezler. Zira kıbleleri ABD, AB, NATO, Riyad ve İsrail olan hükümetler ancak onların Sünnetine uygun secde ederler. İnsan merkezli, herkes için barış, adalet ve ekonomik refah kaygıları yoktur.

Mezhep yakınlığın ölçütü mü?

Peki, bu mantık silsilesini baz alıp soralım: Bugün “Ali Şia’sına tabi olan Azerbaycan”, “Ali Şia’sına tabi olan İran’a” daha mı yakın? Hayır değil. “Ali Şia’sına tabi Haydar Ali Rıza Oğlu İlham Aliyev,  Siyonist Yahudi İsrail liderlerine mi, Sünni Erdoğan’a mı yoksa Ali Şia’sına tabi İran lideri Reisi ’ye veya Ali Şia’sına tabi Esad’a mı” daha yakın? Ali Şia’sına tabi Haydar Oğlu Aliyev Yahudi İsrail ile Sünni Erdoğan’a daha yakın. Hatta yoldaş ve sadık bir müttefik. “Ali Şia’sına tabi İran, Mesihi olan Ermenistan’a mı yoksa Ali Şia’sına tabi Azerbaycan’a mı” daha yakın? Ülkesinde milyonlarca Azeri Türkü ihtiva eden İran, Ermenistan’ın müttefiki ve dostudur. Azerbaycan’ı İsrail ile kurduğu derin askeri, istihbarat ve ekonomik ilişkilerden dolayı her fırsatta uyarmakta ve hatta tehdit etmektedir. Türkiye’yi açıkça telaffuz etmeseler de İsrail’in Azerbaycan üzerinde artan nüfuzunu İran için bir tehdit ve yaşamsal varlığına bir kumpas olarak telakki etmektedir.

Görülüyor ki mesele din, mezhep ve etnik köken üzerinden değerlendirildiği zaman işin içinden çıkamazsınız. Şüphesiz ki yüzlerce yıldır süren bu kavganın ideolojik ve dinsel temeli vardır. Meseleye bu zaviyeden bakan zihniyetlerin hüküm sürdüğü iktidarlar da söz konusudur. Ama ve lakin bu unsurlar esas bağlayıcı etmenler olsaydı bol kepçeden Türkçülük edebiyatı yapan ülkemiz iktidarları Irak Türklerine (Türkmenlerine) yoldaş ve müttefik olurdu. “Ali Şia’sına tabi oldukları için Sünni Kürt Barzani ve Vahhabi Sünni IŞİD’e” kurban edilmezlerdi. ABD ve İsrail ile savaşan “Ali Şia’sına tabi Iraklı Haşdi Şabi” kuvvetlerinde en kalabalık sayı “Ali Şia’sına tabi olan Türklerdir.”

Azerbaycan’ın çıkmazı

Hâlbuki ABD ve İsrail karşıtı Iraklı Türklere en büyük desteği ve korumayı Türkiye sağlamış olması gerekirken bunu Arabi Suriye ile Farisi İran yapmıştır. Çünkü mesele esas olarak iktidarı elinde tutanların şahsi siyasi ve maddi varlığı ile alakalıysa kavganız ve aldığınız kararlar şahsi iktidarınızı pekiştirmek ve daim kalması için olur. Bu amaç için yaptırım gücünü elinde tutan ve menfaatinize hizmet eden Şeytanın kendisi dahi olsa ona bağlanır ve ondan medet umar hale gelirsiniz. Vatan ve milletin güvenliği, ekonomik çıkarları ve egemenliği söylemlerde baki kalır. Azerbaycan’ın İsrail aşkı bu minvalde okunmalıdır. Bu sebeple İsrail, ABD, İngiltere ve Türkiye ile can gardaş olur. Ama Azerbaycan, ABD, NATO ve AB’nin üssü olan Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Devletini rahatsız edecek adımı atamaz ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyamaz. Bir devlet iki millet türküsü söylemde kalır. Konuyu biraz daha farklı bir tablo ile arz edelim.

Ermeni-İsrail husumeti

Suriye ve İran’ın Azerbaycan’a daha yakın olması gerekirken her iki ülkenin Ermenistan ile yakın bir dostluğu ve ittifakı vardır. Bunun sebebi sadece Suriye ve özelde Ermeniler genelde Ermenistan ile uzun yıllara dayalı yaşadığı birliktelik değildir. Anadolu’dan göç etmek zorunda kalan on binlerce Ermeni vatandaşımıza yurt olmuş olması da değildir. Bunun temel nedeni Ermenistan-İsrail ilişkilerinde yatmaktadır. Ermenistan ve İsrail arasında 1993’ten sonra ikinci derecede diplomatik ilişkiler kurulmasına rağmen iki ülke arasındaki münasebet limoni kalmıştır. 2019’a kadar İsrail’e Büyükelçilik açmamış olan Ermenistan 2020 Nahcivan-Karabağ savaşında Büyükelçisini İsrail’den geri çekti. Savaş esnasında İsrail’in Ermenistan ile savaş halinde olan Azerbaycan’a sofistike silahlar temin ettiği ve askeri istihbarat sağladığı gerekçesiyle İsrail ve Dünyadaki nüfuzlu Yahudi örgütlerine karşı ağır eleştirilerde bulunarak onları “tarihte yaşanan Ermeni Soykırımında aktif rol oynamakla” suçladı.

ABD ve AB’ye verilen tavizler

Ermenistan geleneksel dostları Moskova, Şam ve Tahran’ın yanı sıra ABD ve AB ile ilişkilerini düzeltmek ve geliştirmek için onlara ciddi tavizler verdi. Diaspora Ermenileri üzerinden ABD ve AB’ye yakın olmak için bir lobi faaliyeti içindedir. Ama ve lakin bu ilişkilerini İsrail’e rağmen düzeltemeyeceğini, Tel Aviv ve Dünya Siyonist Yahudi Örgütlerinin ABD ve AB üzerindeki kuvvetli etkisini geç kavradı. Ermenistan’ın ABD’ye yakınlaşma çabaları sadece Moskova’nın Ermenistan’a öfkelenmesine ve 2020 Azerbaycan-Ermenistan savaşında Rusya’nın Ermenistan’ı yüzüstü bırakmasına sebebiyet verdi. Buna mukabil ilişkilerini Türkiye, İsrail ve onun üzerinden ABD ile kuvvetlendiren ve aynı zamanda Moskova’ya zarar veren tavırlardan uzak duran Bakü ilk kez Ermenistan’a karşı üstünlük sağladı. Biraz gerilere giderek Azerbaycan-İsrail ilişkilerine ayna tutalım ve bu konuyu da açalım.   

Sovyetlerin dağılmasından sonra kurulan küçük İsrail erkleri

Moskova’nın başını çektiği Sovyetler Birliği dağılırken ortaya çıkan toprak ihtilafları Birliğin eski yoldaş başkentleri arasında çatışmaya, savaşa ve katliamlara ortam hazırladı. Çöken Birliğin içinden onlarca devlet doğdu. İlk defa “bağımsız ve egemen” devlet oldular. Bu devletlerin temel taşlarını döşeyenler eski Sovyet yönetimlerinde yer almış nüfuzlu şahsiyetler ile bu çöküş döneminde Birliğin zenginliklerini talan eden oligarklardı. En büyük serveti özellikle İsrail ile güçlü ilişkilere sahip Yahudiler oldu. İsrail uluslararası ilişkilerde sahip olduğu imkânlarını ve istihbaratını çöken Sovyetler Birliği’nden türeyen devletlerin siyaset ve ekonomilerinde etkili olmaları için merkezi bir rol üstlendi. Yahudi nüfusun yoğun olduğu başkentlerde “Küçük İsrail” erkleri inşa etti. Buna en bariz örneği başkent Bakü ve Azerbaycan için gösterilebiliriz. Azerbaycan’da tahmin edilen Yahudi nüfusu 30-35 bin arasındadır. Azerbaycan’ın Kuba bölgesinde yer alan Kızıl (Kırmızı) Kasabası dünyada İsrail ve ABD’den sonra sadece Yahudilerin yaşadığı tek kasabadır. Azerbaycan Yahudileri İsrail ve Bakü ile Washington arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde esaslı ve aktif bir rol oynadılar. İki ülke arasındaki ilişkiler Sovyetler Birliğinin çöktüğü ve içinden yeni devletlerin çıktığı 1991’de kuruldu.

Buzdağının altında kalanlar

18 Ekim 1991’de Azerbaycan bağımsızlığını ilan etti. Türkiye Kasım’da Azerbaycan’ı tanıyan ilk ülke oldu. İsrail Aralık’ta Azerbaycan’ı tanıyan ikinci ülkeydi. Nisan 1992’de diplomatik ilişkiler tesis edildi. Gizli bilgilerin ifşa edildiği Wikileaks belgelerinde yer alan 2009 ABD Bakü Elçiliği’nden Washington’a gönderilen bir mesajda Azerbaycan lideri Haydar Oğlu İlham Aliyev İsrail ile olan derin ilişkilerini şöyle ifade etmiş: “İsrail ile olan ilişkilerimizi buzdağına (iceberg) benzetiyorum. Suyun üstünde gördüğünüz sadece onda biridir. Onda dokuzu suyun altındadır.” İsrail’in Azerbaycan ile askeri, istihbarat, ticaret ve yatırım sahalarındaki varlığı Türkiye’den kat be kat daha fazladır.  Azerbaycan ordusunun ihtiyacı olan savunma ve saldırı askeri teçhizatının yüzde 70’ni yani İsrail’in Dünyaya sattığı silahların yüzde 18’ini Azerbaycan almaktadır. İsrail şirketlerin, Azerbaycan’ın tarım, enerji, askeri, turizm ve teknoloji alanlarında milyarlarca dolar yatırımı var. Azerbaycan bankaları bu şirketlerin varlığı ve hizmetleri için milyarlarca dolar kredi sağlamaktadır. İki ülke arasında duble vergi sistemi kaldırıldı.

Azerbaycan’daki İsrail yatırımları

Azerbaycan, İsrail’den 1,6 milyar dolar değerinde Kamikaze Sky Strikers adıyla bilinen İHA ve SİHA’lar ile hava savunma sistemlerini ilk satın alan yabancı devlet oldu. Azerbaycan İsrail’e Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı üzerinden petrol ve doğal gaz akmaktadır. İsrail’in en büyük hedefi İsrail’in Aşkelon ve Eilat bölgelerinden Azerbaycan’a uzanan bir trans-İsrail petrol boru hattını inşa etmek. İsrail ithal ettiği petrolün yüzde 40’nı Azerbaycan’dan sağlamaktadır. İsrail’in en güçlü Bezek ve Bakcell telekomünikasyon şirketleri alt ve üst yapı hizmetlerinde, enerji şirketleri ise Azerbaycan sahasında çok etkili ve aktif bir faaliyet yürütmektedir. İsrail kaynaklarına binaen Azerbaycan da İran’ı önemli bir tehdit olarak görmektedir. İran, nükleer santrallerine yönelik bir olası İsrail saldırısında Azerbaycan’ın üs olarak kullanılacağını iddia ediyor. 29 Mart 2012’de İsrail’in Azerbaycan askeri üslerinde casus İHA’larla tatbikat yaptığı ve bu üslerden hareketle İran’ın nükleer faaliyetlerini gözlemlediği iddia edildi. Bakü bu iddiaları ret etti.

Bölgesel ittifaka engel

İran Genelkurmay Başkanı Bakıri’nin Azerbaycan-Ermenistan arasındaki sorunların diyalog yoluyla çözülmesi gerektiği önerisini dile getirdi ve “Siyonistlerin bölgedeki varlığı bir tehdittir ve bölge güvenliğini ve istikrarını bozmaktadır. Elbette biz onların tüm adımlarını yakından takip ediyoruz. Eğer doğrudan tehdit hissedersek Siyonist rejim ve destekçileri ile karşı karşıya geliriz.” ifadelerini kullandı. Bakıri, ABD ve İsrail'in bölgede tehdit oluşturduğunu ve bu tehditler ortadan kalktığı zaman bölgesel ittifakın oluşacağını söyledi.

Aydınlık

ZehraZehra

seyyidezehra@outlook.com