FİLİSTİN
Giriş Tarihi : 14-10-2022 14:16   Güncelleme : 22-10-2022 08:01

Macid Ez-Zebde Yazdı: Batı Yaka’da Artan Direniş Eylemleri

Macid Ez-Zebde Yazdı: Batı Yaka’da Artan Direniş Eylemleri

Filistinli direnişçiler yirmi dört saat içinde Batı Şeria’nın farklı noktalarında işgal güçleriyle Yahudi yerleşimcilere karşı yedi eylem gerçekleştirdiler. Eylemlerde on bir asker ve bir yerleşimci yaralandı. Yaralılardan bazılarının durumu ağırdı. 

Batı Şeria’da gözle görülür bir şekilde artan direniş eylemleri farklı şekilde kendini gösteriyor. (Filistinli gençler) bazen ateş açıyorlar, bazen el bombası atıyorlar ve bazen de işgal askerlerine araçlarıyla çarpıyor ve eziyorlar. Bu eylemler işgal askerlerini ciddi manada tehdit ediyor. Bu eylemler, yirmi yıl önce meydana gelen intifadayı hatırlatıyor. Bu eylemler, işgal hükümetinin Batı Şeria ve Kudüs’te yerleşim alanlarını genişletme planlarına karşı ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Direniş eylemlerinin artması, işgalcinin Filistin halkına yönelik artan saldırganlıklarına, Batı Şeria toprakları üzerinde sürdürdüğü yerleşim inşaat planlarına, Kudüs ve Mescidi Aksa’ya dönük Yahudileştirme projelerine ve bunu yoğunlaştırmasına, masum ve savunmasız Filistin halkına yönelik artan cinayetlerine karşı doğal bir tepkidir.

İnsan Hakları ve Demokrasi Medya Merkezi (SHAMS)’ın birkaç gün önce yayınladığı rapora göre, işgal ordusu Ocak 2022'den şimdiye kadar 140 kişiyi şehit etti. Bunlardan 87’sini Batı Şeria’da infaz ederken, elli üçü de işgal ordusunun Gazze’ye yönelik saldırılarında ev ve iş yerlerini hedef alması sonucu şehit oldu.

Diğer taraftan Batı Şeria’da artan direniş eylemleri Siyonist medyanın da saat başı verdiği haberlerin ana maddesidir. Siyonist işgal rejiminde yayın yapan Reshet Kan Kanalı, yıl başından şimdiye kadar Filistinli direnişçiler tarafından (İsrail askerleriyle Yahudi yerleşimcilere) 60 kez ateş açıldığını belirtti. Geçen yılla kıyaslandığında bu rekor bir rakam ve eylemdir. Sadece sayısal olarak eylemler artmadı, eylemlerin yapıldığı coğrafya da genişledi. Hemen hemen Batı Şeria’nın ve Kudüs’ün bütün şehir ve beldelerine yayıldı. Direnişçiler, işgalcinin yerleşimciler için güvenli sandığı noktalara kadar sızdılar. Bu, işgalcinin askeri ve güvenlik sistemlerinin zayıflığını, hiçliğini gösterdiği gibi, Batı Şeria ve Kudüs’ün geniş alanlarındaki otoritesinde gerilediğini, işgalcinin temelde ilke edindiği silahlı eylemleri önceden kestirme ve engelleme caydırıcılığının artık işe yaramadığını, bu konuda başarısız olduğunu gösteriyor. 

Art arda ve oldukça hızlı bir şekilde meydana gelen bu eylemler, direnişin Filistin sokaklarında olağan bir hale getirdiği Filistin devriminde yeni bir aşamanın habercisidir. 

Sahada yaşanan birçok etken, Filistin direnişinin silahlı eylemleri artırmasına neden oldu. Bu saldırı ve eylemler, Filistin Bilgi Merkezi'nin istatistik raporuna göre Batı Şeria ve Kudüs’te sayıları 3013’ü geçen saldırı ve tecavüze karşı bir tepkidir. Bunun yanında işgalcinin Müslümanların Mescidi Aksa ve Kudüs’e yönelik duygularını hiçe sayması, bu konudaki kırmızı çizgilerini aşma girişimleri de eylemlerin diğer bir nedenidir. Zira işgal rejimi son zamanlarda Yahudi yerleşimcilerin kahin ve hahamların elbiseleriyle Mescidi Aksa’ya baskın yapmalarına, burada ayin yapmalarına, borazan-Şofar kullanıp üflemelerine, iki kıbleden biri olan Mescidi Aksa’yı kirletmelerine, Mescidi Aksa meydanında çekilmiş kötü resimleri yayınlamalarına göz yumarak Müslümanların duygularıyla kasıtlı oynuyor. Yahudi yerleşimcilerin bütün baskınları tam teçhizatlı askerlerin gözetimi altında yapılıyor. Bu manzaralar tüyleri diken diken ediyor ve Filistinli gençlerle aileleri eldeki imkânlarıyla mukaddes mekânları savunmak için var güçleriyle çaba göstermeye zorluyor. İşgal ordusunun El-Ağvar eyleminin sorumlusu olarak bir Filistinli babayla oğlunu ve yeğenini suçlaması söylediklerimizin en büyük kanıtıdır. Bu, Filistinlilerin Mescidi Aksa’ya yapılan saygısızlığı, Mescidi Aksa’nın hürmetini savunmak ve işgale karşı silahlı eylemde bulunmak için yeterli bir neden olarak gördüklerini gösteriyor.

Filistin Yönetimi'nin gevşekliği, Mahmut Abbas’ın ulusal alanda elle tutulur hiçbir başarıya imza atmaması, özellikle işgalciyi Filistin topraklarından çıkarma ve Filistin devletini kurmada, esirleri kurtarma ve mültecilerin geri dönüşü noktasında umut olmaktan çıkması, Filistin yönetiminin dört elle sarıldığı aşağılayıcı barış seçeneğine tabanı inanmayan ve Abbas’ın yerine geçecek olan muhtemel şahsiyetlerin de ehliyet ve liyakatına kani olmayan tabana sahip Fetih içinde örgütsel çatışmanın derinleşmesi, halkın tepkisi üzerine Filistin Yönetimi'ne bağlı güçlerin etkinliğinin azalması, siyasi tutuklama politikasına karşı seslerin yükselmesi, Batı Şeria’da özel ve genel olarak özgürlüklere müdahale edilmesi, bütün bunlar Filistin sokaklarında ulusal ruhun yeniden canlanmasına, siyasi görüşlerinin farklı olmasına rağmen Batı Şeria’daki Filistinli direnişçilerin direniş bayrağı altında birleşmelerine neden oldu. Hepsi de işgale ve Yahudi yerleşimcilere karşı silah seçeneğine inanıyor. Bunlar önemli işlerdir. İşgalciye bedel ödeten her bir eylemle ve Filistin Yönetimi'nin korumakta başarısız kaldığı topraklarını ve ulusal davalarını koruma noktasında gençlerin gösterdiği her direnişle birlikte hayır müjdeliyorlar.

Batı Şeria’da alevlenen Filistin devriminin işaretlerini müjdeliyoruz. İşgal ordusuyla güvenlik güçlerinin bu devrimin ateşini söndürmesi veya devrimi boğmasının artık çok zor olduğunu düşünüyoruz. Bu arada Filistin sokaklarını etkileyen en önemli unsurlardan biri olan işgal rejimi zindanlarındaki esirleri unutmuyoruz. Bunlar daha önce başarılı olan önemli bir güç unsurudurlar. Filistin sokaklarını etkilemek, direniş bayrağı altında Filistin birliğini güçlendirmek, yerleşimcilere karşı silahlı mücadele seçeneğini esas almalarını sağlamak, esirleri özgürleştirme çabalarını sürdürmek, işgalciyi Kudüs ve Filistin topraklarından çıkarmak için çalışmalarını sürdürmek için hala çok güçlü bir etkiye sahiptirler. 

Son olarak;

Filistinli devrimcilerin içeride ve dışarıda düşmanlarının çok olduğunu çok iyi biliyoruz. Günlerin geçmesiyle alevlenen devrimi bastırmak ve bitirmek için hepsinin birlik olacağını da biliyoruz. Hepsinin şahsi çıkarları için çaba harcadığını ve işgalciye bağlılık ve itaatlerini sunduklarını/sunacaklarını da gayet iyi biliyoruz. Ancak aynı zamanda şimdiki Filistin neslinin işgalciye karşı korku duvarını aştığını ve şaha kalktığını da. Onların yüz yıldır işgal altında yaşayan Filistin mücadelesine güzel tablolar sunmaya hazır olduğuna inanıyoruz. Filistin’in bugünkü realitesini okuyanlar, bu nesilden olan Filistinli devrimcilerin toprakları ve vatanları uğruna bedel ödemeye hazır olduklarını, işgalci istese de istemese de iki kıbleden ve üç haremden biri olan Mescidi Aksa’nın hürmetini müdafaa etmede kararlı olduklarını görecektir.

Filistin Enformasyon Merkezi

ZehraZehra

seyyidezehra@outlook.com