ANALİZ
Giriş Tarihi : 19-09-2022 09:57

Fatih Bilgin Yazdı: Kürt Kızı Masha Emini’nin Hatırasını Çalmak!

Kürt kızı Masha Emini olayını doğru değerlendirmek....

Fatih Bilgin Yazdı: Kürt Kızı Masha Emini’nin Hatırasını Çalmak!
Nebbaş nedir bilir misiniz?
 
Cuma Günü İran’da bir irşad merkezinde düşüp fenalaşan ve hastanede vefat eden Masha Emini isminde İranlı kürt bir kadıncagızın ölümü üzerinden spekülasyon yapmaya çalışan birtakım İran düşmanları sosyal medyada yalan, tezvirat ve asparagas paylaşımlarla yoğun bir kampanya başlattı.
 
Maalesef her zamanki gibi bizim çevremizden sunulan bu vahamete ve ajitasyona kanıp kendini kaybeden ve olayın içeriğini bilmeden İran’a saldıran bunu yapsalar da polis ve görevlileri suçlayıp onların cezalandırılmalarına yönelik yorumlar yaparak sözüm ona devrime akıl vermeye çalışan Müslümanlar bu işin asıl yönlendirenleri MOSSAD ve CIA’nın ekmeğine yağ sürdüklerinin farkında değiller. Olayın sıcaklığı ile hızla koparılan hengame ve yaygaradan sonra İranlı yetkililer olayın oluş anındaki videoyu yayınlayarak bu İslamafobi cazgırlarını anında susturacağını düşündü ama maalesef bekledikleri olmadı.
 
Hepiniz videoyu izlemişsinizdir. Mahsa Emini'nin rahatsızlanıp düştüğü yeri gördünüz. Burası bir sosyal hizmet merkezidir. Evet polise bağlı ama halka açık sosyal bir alan. Burada çeşitli eğitim ve bilgilendirme yapılıyor ve yolda çevrilip uyarılan ve tesettüre uygun olmayan halleri olan Hanımlar buraya gönderiliyor ve burada verilen tesettür ile ilgili seminerler katılmaları bekleniyor.
 
Devrimin ilk zamanları uzunca bir müddet bu müdahaleler itiraf etmek gerekirse tüm kadınlara birazda agresif şekilde yapılıyordu. Ekip halinde Tahran’ın işlek sokaklarında dolaşan Besici görevlileri başları açık insanları durduruyor onlara bu yaptıklarının yanlış olduğunu ve İslam’a göre örtünme şeklinin nasıl olması gerektiğini anlatıyorlardı. Ancak bunun ayak üstü olması ve bireysel tavır ve itirazların ve görevlilerin abartılı kişisel yaklaşımlarının tebliğ ve irşadı seyrinden çıkarması, sokak ortalarında çirkin görüntülerin ve insanların günlük yaşam seyrini etkileyen meşguliyetleri oluşturması ve daha birçok sebeple bu uygulamadan vaz geçildi.
 
Elbette bunda devrimin olgunlaşması ve ulemanın sürekli uyarılarının sebep olduğu olumlu yaklaşımların da etkisi oldu ve devlet yetkilileri bu uygulamayı yumuşatma kararı aldılar ve farklı uygulamalara başvurdular.

Bunlardan biri ve en önemlisi de sokakta tespit edilen bu kişilerin irşat ve uyarı işini daha düzgün daha organize edilip iyi planlanmış bir şekilde düzenli aralıklarla ve akademik bir nitelik kazandırarak yapıldığı irşad merkezlerine yönlendirmek ve buradaki oturumlara katılmayı kamusal bir görev olarak kanuni bir mecburiyet haline getirmek oldu.

Bu irşad merkezlerine hiç kimse zorla getirilmiyor. Hiçbir tutuklu veya gözaltına alınan şahıs gönderilmiyor. Sadece sokak kontrollerinde başlarını tamamen açmış şekilde dolaşanlar gördüklerinde onları çeviriyorlar kimlik tespiti yapıyorlar tutanak imzalatıyorlar ve nezaketle uyararak bu merkezlere yönlendiriliyorlar. Bu aşamadan sonra bu eğitimi almaları kanuni mecburiyet ve kamu görevi haline geliyor.  Bu mecburiyetten kurtulmaları için bu merkeze gelip konuşmayı dinlediklerine ve gerekli bilgiyi aldıklarına dair form doldurup imza atmaları gerekiyor.

Bununla birlikte olayın muhatapları da elenerek sadece başları tamamen acık olarak tespit edilenler için uygulanıyor. Onlar haricinde İran'da başı yarım açık olan binlerce insan var ve bunların hiçbirine artık müdahale edilmiyor.

Paylaşılan videoda dikkat ederseniz buradaki kadınların hepsi tesettüre uygun giyinmişler ama onların çoğu başörtülerini tam bağlamıyorlar yani başların üzerine atarak uçlarını boyna doluyorlar ya da direk elbiselerinin üzerine sarkıtıyorlar. Bunu yapmaların sebebi dışarıda görevlilerin olmadığı yerlerde başlarından şalları hemen kolayca indirerek atkı gibi omuzlarına koymaları ve tamamen başları acık gezmek içindir.  Başörtü ve şalları hep omuzlarında ve boyunlarında duruyor. Karşılarına devrim muhafızları ya da besiciler çıkınca anında omuzlarından başlarına çekerek yakalanmaktan kurtuluyorlar. Son günlerde yaygınlaşan bu usul normal halkın tercihi olduğu kadar bu işi bir eylem ve direniş yöntemi olarak kullanan devrim muhalifi ve zıddı inkılabi örgüt ve organizasyonlarda bir yöntem olarak benimsediler. Görevliler sadece bunlara müdahale ediyor yarım kapatanlara ya da saçın ucunu dışarda bırakanlara bir şey demiyorlar.  Bu müdahalede başörtüleri başlarında iken değil tamamen açıkken yakalandıklarında yapılıyor.

Bu şekilde yakalananlara bu merkezlerde sadece tesettürle ilgili eğitim verilip imzaları alınıyor ve başkaca hiçbir müdahale edilmiyor. Hiçbir cezayı müeddesi uygulanmıyor. Tutuklama yok. Gözaltına almak yok zorla getirmek yok. Hatta bu eğitime katılmanın belli bir süreside var. Yani üç gün beş gün ya da bir hafta gibi bir zaman içinde yapmaları bekleniyor. Bu kadar süre içinde gidip bu merkezden bu eğitimi al ve belgeni imzala olay bu.

Masha Emini’nin videonun başında elini kolunu sallayarak rahat bir şekilde bu merkeze girdiği görülüyor. Konferansı dinlemek için bir yer bulup oturuyor. Gayet rahat bacak bacak üstüne atıp etrafa bakınıyor.  Sonra görevlileri görünce onlarla durumu konuşmak için yanlarına geliyor ve kendinden emin ve hiç çekinmeden kıyafetini savunuyor. Muhtemelen “ben zaten tesettürlüyüm der gibi kıyafetini gösteriyor ve uygun olduğunu söylüyor beni niye buraya yolladılar” diye soruyor. Görevlide bu başörtüsünü aksesuar olarak kullandıklarını her zaman başlarında tutmadıklarını bunun başında değilken tespit edildiğini anlatmaya çalışıyor eliyle de sarkan örtüyü tutarak gösteriyor. Konuşma bittikten sonra görevliler yanından ayrılınca hastalığı nüksediyor ve fenalaşıp düşüyor. Bundan sonra görevliler yapılması gerekli her türlü müdahaleyi yapıyorlar. Hastanede duran kalbi çalıştırıyorlar tekrar duruyor tekrar çalıştırıyorlar ama bir kez daha duruyor ve yapılan tüm canlandırma işlemlerine tepki vermeyerek vefat ediyor. Tıbbı geçmişinde de beyin ameliyatı geçirdiği epilepsi ve tip1 diyabet hastası olduğu yazıyor.  Olayda hiçbir zorlama yok, darp yok herhangi fiziksel temas bile yok.

Ülkede birkaç yıldır "Halkın Mücahitleri Örgütü'nün yürüttüğü bir kampanya var. "Başımı açarım özgürlük hareketi" diye. Birtakım kadınlar halka açık farklı mekanlarda başlarını açarak video çekiyorlar ve sosyal medyada paylaşıyorlar. Böyle binlerce video var. Devlet de bunları engellemek için sıkı takip yapıyor.  Çünkü bu özgür bir siyasi hareket değildir. Bir örgüte bağlı ve direk yasaları ve devletin otoritesini karşısına alan örgütsel bir hareket. Devlet bunlara müdahale ediyor. Yoksa nefsi ve bireysel olan kişileri görmezden geliniyor. 

Bu video haricinde yayınlanan bütün diğer videolar bu olayla ilgisi olmayan videolar. Beş altı sene önceki “Yeşil fitne hareketi" eylemleri esnasında çekilmiş görüntüler. Yayınlandığı siteleri incelerseniz Gamoh ve Halkın Münafıkları örgütüne ait olduğunu göreceksiniz. Üstelik bu videodaki kadınlar Masha Emini’ye zerre kadar benzemiyor ve kıyafetleri de uymuyor. Zaten bu videodaki kadınlarda yeşil boyun atkısı var ve bu o dönem yapılan “Yeşil hareket”in simgesiydi. Bu videoları zıddı inkılabı örgütler sanki yeni olmuş ve Masha Emini’ni olayıymış gibi bilerek yayıyorlar BBC gibi birkaç TV bunları baz alıp haber yapınca sanki bu videolar bu olayla ilgiliymiş gibi ciddi algı oluştu ve insanlar buna bakarak İran’a ateş püskürüyorlar.  Bu örgütleri ABD ve İsrail destekleyip finanse ediyor. Halkın Mücahitleri Örgütü'nün (İran haklı onlara münafıkan-ı halk diyor) Arnavutluk’ta ciddi bir yapılanması var ve gecen hafta Arnavutluk devleti bunların CİA ile birlikte Arnavutluk devleti resmi arşivlerine yaptıkları sanal saldırıyı İran Devletinin yaptığını iddia ederek diplomatik ilişkileri kesmişti. Her ay İran aleyhine bir cinayet idam ve benzeri olaylar bu örgütler tarafından çarpıtılarak İran aleyhine karalama malzemesi olarak kullanılıyor.

Bundan yıllar önce Bety Mahmudi’nin “Kızım olmadan asla” isimli anı romanını Hollwood’ta filmi çekmişti.  Sonra “Soraya ’yı Taşlamak” isimli 1990’da yazılmış bir kitap 2009 yılında İran kökenli Amerikalı sinemacı Cyrus Nowratesh tarafından çevrilmiş ve Oskar ödülü almıştı. 1986 yılında İslam devriminden sonraki İran’ın küçük bir köyünde zina yapmakla suçlanan Soraya Manutçehri isminde bir kadının köyün erkekleri tarafından taşlanarak öldürülmesini anlatıyor ve gerçek hayattan olduğu iddia ediliyordu. Gergedan Mevsimi, Seperation vs vs bir sürü iftira ve yalan uyarlamalarla İran’ı kötülemek için insanların hikayeleri başkalaştırılarak senaryolar yazılıyor.

Gecen ay hatırlarsanız İdam edilen bir başka kadının tecavüze uğradığı için idam edildiği iddi edilip ajitasyon ve propaganda yapılmıştı. Ama mahkeme tutanaklarına ulaştığımızda sürekli fuhuş ve uyuşturucu ticareti yapmaktan ve ölüme sebebiyet vermekten bu cezayı aldığını. Suçun hem dedesi ve komşularının ihbarı ve hem de kendi itiraf etmesi ile tespit olduğu ve daha önce aynı suçtan iki kere daha ceza aldığını görmüştük.

Daha önce de onlarca buna benzer vaka yaşandı. İsterseniz örnekleri artırabilirim. Şair ve Kürt olduğu icin idam edildiği ve idamdan önce protesto için dudaklarını diktiği söylenen mi olmadı sadece Ehli Sünnet olduğu için idam edildiği söylenen mi olmadı!

Bunlar hiçbir zaman bitmez. Takip edin birkaç hafta sonra başka bir hikaye çıkaracaklar.

Tekrarlamak gerekirse bu hikayeler dünyanın her yanından video resim ve olumsuz estantaneler toplanarak altına da uygun bir hikaye yazarak İran’ı karalamak ve İslam dinini ve İslam Devrimi’ni bağnaz, vahşi, barbar ve yoz göstermek için yüzlerce hikaye çevriliyor. Suriye’de Beyaz Beretli’lein çevirdikleri oskarlık filmleri hatırlayın. Bu hikayelerin ikna edici olması ve akılları karıştırması için içinde geçen şahıslar, olaylar, mekanları gerçek olup üzerlerine yapmak istedikleri oluşturmak istedikleri fikri, nefreti, kini, senaryoyu ustalıkla işliyorlar. Hücürat Suresi 6. Ayette Müslümanlar için  Allah tarafından konulmuş bir şarttır :

“Ey iman edenler! Yoldan çıkmış biri size bir haber getirirse (onun doğruluğunu) araştırın! (Yoksa) bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.”

Ama bizim kardeşlerimiz bize CNN, BBS, gibi İran’ın azılı düşmanlarının ülkelerin haber ajanslarından deliller getiriyorlar. Bir işin aslını bilmeden yaptığımız yorumların atılan iftiraların söylenen sözlerin Allah katında vebali yok mu sanıyorsunuz?

Bir ölümden fayda üretmek ölen kişi üzerinden siyaset ve propaganda yapmak hem de onun manevi hatırasını zedeleyerek.

Ölüleri soymayı meslek edenlere nebbaş denir. Ölen kişinin üzerindeki eşyaları bedeninde altın diş gibi kıymetli şeyleri çalarlar. Bunu her aşamada yaptıkları gibi bunların en meşhurları bunu mezarda yaparlar. Mezarı açık ölünün dişlerini sökerler eğer yanında bir eşya gömülmüşse onu da çalarlar.

İşte bugün İran karşıtlarının düştüğü durum budur. İran’ın başta Siyonist İsrail olmak üzere ABD ve dünya küfrü ve hegemonyasını ellerinde bulunduranlar olmak üzere, mezhepçiler, ırkçılar, topraklarında gözü olanlar, bölücüler, petrolünü, tütününü madenlerini çalmak isteyen kapitalistler, silah tüccarları, ilaç tacirleri, insan tacirleri, MOSSAD, CIA, GAMOH, Halkın Münafıkları, PJAK, PKK saymakla bitmez düşmanları var. Ama hepsi bu günlerde ortak noktalarda birleştiler ve aylardır yıllardır İran’da çeşitli doğal sebeplerden ya da işledikleri ağır suçların karşılığı idam edilenlerin ölülerini soyma onların hatıralarını, itibarlarını, aile ilişkilerini, akraba ve kavim ilişkilerini, mesleklerini, cinsiyetlerini, çocuklarını, eşlerini servetini dilini, düşüncesini inancını her şeylerini çalıp kendi çıkarları için yeniden dizayn edip, şekillendirip boyayıp piyasaya sürüyorlar. Bunları yaparken hiç sıkılmıyorlar, utanmıyorlar ve Allah’tan da korkmuyorlar. Yazık ki bu ölü soyucu nebbaşlara bilerek veya bilmeden hizmet eden çok iyi niyetli samimi insanda var. Ben diğerlerine değil de bunlara gerçekten çok üzülüyorum. Netice itibarı ile diğerlerinin dini imanı ahlakı kalmamışta bizin gafiller bunların bu işten sağladıkları karı kendi inançlarına kendi dinlerine kendi vatanlarına ve kendi kutsallarına karşı kullanacaklarını nasıl hesap edip düşünemiyorlar ona yanıyorum.

Rasthaber

ZehraZehra

seyyidezehra@outlook.com