MAKALE
Giriş Tarihi : 06-11-2022 14:24   Güncelleme : 15-11-2022 09:10

Ali Bulaç Yazdı: Taliban’ın Afganistanı

Ali Bulaç Yazdı: Taliban’ın Afganistanı

Birkaç gün önce (26 Ekim 2022) Afganistan İslam Emirliği resmi sözcüsü Mevlevi Zebihullah Mücahid’i dinleme, onunla kısa da olsa hasbihalde bulunma fırsatımız oldu. İttihadu’l Ulema’nın davetlisi olarak Türkiye’de bulunan Zebihullah ve diğer görevliler bize Afgansitan’ın Amerikalıları geçen sene Ağustos ayında kovduklarından bu yana geçen sürede Afgansitan’da olup bitenler hakkında bilgiler verdiler.

Zebihullah, herkesin kabul ettiği gibi Sovyet Rusya’dan sonra Amerika gibi dünyanın ilk sırasında yer alan süper bir gücü Afganistan’dan çıkmaya mecbur etmek gibi büyük bir başarı olduğunun altını çizdi. Geçen bir buçuk yıllık süre içinde en önemli sorun güvenliğin sağlanmasıydı.

Amerika Afganistan’ı öyle bırakarak çıkmadı, ülkenin alt yapısını tahrip etti, Afganistan’ın 9 milyar dolarına el koydu. Her ne kadar Yüksek Mahkeme, Amerika’yı bu bloke işleminde haksız bulduysa da, Amerikan hükümeti yine de parayı iade etmeye niyetli görünmüyor, bir söylentiye göre parayı 11 Eylül mağduru Amerikalılara dağıtmanın yollarını arıyor.

Ülkeden ayrılan Amerikan kuvvetleri, herkese havaalanlarına geldikleri takdirde onları batı ülkelerine taşıyacakları çağrısında bulundular, binlerce insan havaalanlarına hücum etti ama bu yeni yönetimi zor durumda bırakmanın bir taktiğiydi, birkaç kişi dışında herkesi yüzüstü bırakarak ayrıldılar. Halen Amerika yapıp ettiklerinden vazgeçmiş değil, şimdi de Afgan İslami Emirlik’in tanınmaması için bir yandan kara propaganda sürdürüyor, öte yandan hükümetlere baskı uyguluyor.

Yeni dönemde artık Afgan yönetimi kendi bütçesini kendi oluşturmaya başlamış, daha öncesinde işgal kuvvetleri bütçeyi yapıyordu. Gözetilen hedeflerden biri Afgan parasının değerini korumak, mümkünse arttırmak. Şehirler arası ulaşımda zorluklar aşılıyor, havaalanı uçuşlara hazır, bu konuda herhangi bir sorun yok.

İslami Emirlik’in kaydettiği en önemli başarıların başında 20 senedir ülkenin kaynaklarını kurutan yolsuzlukların önüne geçmesi oldu, şu anda kimse yolsuzluk yapmaya cesaret edemiyor, uyuşturucu üretimi, nakli ve ticareti neredeyse sıfıra müncer durumda. Uyuşturucu suçları konusunda ağır cezalar öngörülüyor, uyuşturucu üreticilerine ve tacirlerine sıfır tolerans tanınıyor. Amerikalılar sistemli biçimde gençlerimizi uyuşturucu müptelası yaptılar, şu anda hükümetimiz ve sivil kuruluşlarımız 4 milyon uyuşturucu bağımlısı genci topluma kazandırmakla meşguller.

En büyük sıkıntının yaşandığı su, gaz, demiryolları vb. altyapı yatırımları sürüyor, Afgan hükümetinin İslam ülkelerinden en büyük talebi başta altyapı tesisleri olmak üzere ekonomi ve ticaret alanlarında Afganistan’a gelip yatırım yapmalarıdır. Afganistan maden yatakları bakımından çok zengin bir ülke, yer altı ve yerüstü kaynakları doğru yatırımlar yapılarak kullanılması durumunda halkın refahı kısa zamanda artacak. Zebihullah şu hususların altını çiziyor: Afganistan’ın belki resmi tanınmasından önce altyapı ve ekonomik sorunların çözülmesi aciliyet kesbediyor. Şimdilik acilen su kaynaklarının ıslahı sorunu vardı, bunu büyük ölçüde hallettik, insanlar içilebilir ve kullanılabilir suya erişebiliyorlar. Afganistan yatırımcılar için bir fırsatlar ülkesidir; ziraat, madencilik ve diğer alanlarda yatırımcılara açık davetler çıkarmış bulunuyor. Amerikalılar, başlamış birçok yatırımı ülkeyi terk ederlerken yarım bırakıp gittiler, Türkiye Afganistanı terk etmedi. Zebihullah Türkiye ve diğer komşu ülkelere afet zamanlarında yaptıkları yardımlardan dolayı teşekkür ediyor.

İşgal kuvvetlerine hizmet eden küçük bir azınlık dışında eskiden 800 bin memur maaş alamıyordu, şimdi her aybaşı her memur gününde maaşını alabiliyor.

1996 yönetimi ile bugünkü yönetim tarzı arasında önemli farklar olduğunu kabul eden Zebihullah, açık yüreklilikle geçmiş politikalardan gerekli dersleri çıkardıklarını söylediği gibi, başka politik tecrübelere de ihtiyaçları olduğunu söylüyor. Sözcüye göre 1996’da hareketin ve yönetimin ön kadrosu gençlerden oluşuyordu, heyecanlı gençlerin yönetim ve genelde siyaset konularında bir fikirleri yoktu, çünkü ilk defa bu alanda varlık gösteriyorlardı, dolayısıyla bazı hatalar yapmış olmaları mümkündür, ama önemli olan hataların tekrar edilmemesidir.

Zebihullah yatırımcıları Afganistan’a davet ettiği gibi dost ve kardeş ülkelerin önyargılı olmayan ve özellikle aleyhteki propagandayı aralıksız sürdüren batı medyasının etkisinde kalmayan medya mensuplarını da ülkeye davet ediyor. “Gelin” diyor, “İslami Emirlik nasıl yönetiyor, halk memnun mu, hangi alanlara ağırlık verilmiş, bütün bunları yerinde tespit edin.”

Zebihullah’a üç soru yönelttim:

  1. Afganistan’da yürürlüğe koyduğunuz “İslami Emirlik” ile bugün cari “milli/ulus devlet” yapıları arasında ne fark var? Bilhassa kuvvetler ayrılığı ilkesi yürürlükte midir? Son iki yüz senedir Müslüman fikir adamları batılı siyaset biçimlerine, demokrasiye “İslami şurayı/istişare”yi bir alternatif olarak sunuyorlar. Afganistan’da şura veya istişareyi hangi hukuki prosedürleri ve organları kullanarak gerçekleştiriyorsunuz?

  2. Afganistan mezhepte Hanefi. İbadetler dışında sosyal, idari, iktisadi ve devletler arası ilişkileri tanzim ederken diğer mezheplerden, çağımızda yaşayan ve çeşitli çözümler üreten Müslüman bilgin ve fikir adamlarından da istifade ediyor musunuz?

  3. Afganistan’da gündemden hiç düşmeyen konu kadınların burka giymeye mecbur edildiklerine dair medyada yer alan haberlerdir. Bu konuda küresel medyanın itibarsızlaştırıcı yayınlar yaptıklarının farkındayız. Ancak İslami Emirlik başörtüsünü ve burkayı kadınlara sahiden mecbur ediyor mu? İran’da başından beri Kur’an’da dünyevi maddi cezası olmayan baş açmak yasaklanmış bulunuyor, son olaylar gösteriyor ki, başörtüsünü devletin mecburi kılmaya çalışması ve bunda ısrar etmesi faydadan çok zarar getirmektedir. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İlginç nokta şu ki, tesettür veya başörtüsü sorunu ağır biçimde İran, Türkiye ve Afganistan’da yaşanıyor; Arap havzasında böyle bir sorun yok ne sivil-medeni alanda ne kamusal hayatta. Başörtülüler ile başaçıklar temel bir ayırıma veya itibar ya da itibarsızlaşmaya maruz kalmadan Arap ülkelerinde birlikte yaşıyor. Kendine özgü sebepler ve özellikle Haremeyn’e sahip olmaktan kaynaklanan sebeplerle Suudi Arabistan’da kadınlara ilişkin sorunlar yaşanıyordu, şimdilerde orada da sorun büyük ölçüde çözülmüş bulunuyor. Zaman zaman bazı rijid laikler bu yönde bir sorun yaratmaya teşebbüs etseler de, Tunus dahil hiçbir yerde bu teşebbüslere kimse itibar etmiyor. Türkiye, İran ve Afganistan çok yönlü tarihi ve resmi modernleşme doktrinlerde ifadesini bulan sebeplerle bir türlü bu sorunu aşamıyorlar; bu ülkelerin hayli ciddi yapısal sorunları varken, bir anda tesettür veya başörtüsü etrafında kopan fırtına bütün hayati temel sorunları silip süpürüyor, her şeyi unutturuyor.

Zebihullah biraz da farsça tercümeden kaynaklanan sebeplerle ilk soruya tam da vukufiyet kesbetmeden, Afganistan’da farklı kavim ve mezhep gruplarının kardeşçe bir arada yaşadıklarını, hiçbir gruba baskı uygulanmadığını, batılı odakların iç çatışmalar çıkarmak amacıyla çok yönlü münipülasyonlar yaptıklarını söylemekle yetindi. Kuvvetler ayrılığı konusunda Afgansitan’da kuvvetlerin bağımsız olduğunu, kendi sınırları ve görev alanları içinde serbestçe iş yaptıklarını ancak kuvvetlerin üstünde Şura Kurumu’nun olduğunun altını çizdi.

Şura prosedürü ve hangi organlarla çalıştığı konusunda bir şey söylemedi, anca Şura azalarının ülkenin çeşitli gruplarının yetkin temsilcilerinden seçilerek oluşturulduğunu belirtti. Diğer mezheplerden ve muasır İslam bilgini ve fikir adamlarından istifade etme konusunda net olarak şunları söyledi: “Biz Hanefi fıkhının genel kurallarına bağlı kararlar alıyoruz. Dış politika dahil diğer bütün alanlarda çerçeveyi İslami hükümler çimektedir, bu çerçevenin dışına çıkmıyoruz.”

Burka ve başörtüsü konusunda kadınlara herhangi bir baskının uygulanmadığını, hükümetin böyle bir kararı ve politikası olmadığını, eğitimin ve eğitim faaliyetinin Afganistan’ın tamamını içine alacak şekilde düzenlenip uygulamaya konulduğunu belirtti. 20 yıllık işgal döneminde de kadınlar tesettüre riayet ettiler, Afgan halkının yüzde 99’u müslümandır, dinlerinin genel hükümlerine riayetkârdırlar. Kadınlarımız tesettüre karşı olsalardı Amerikan işgali sırasında başlarını açarlardı. Ancak “Emr-i bi’l Ma’ruf ve Nehy-i ani’l Münker Bakanlığı” var; kamusal alanlarda çizgi dışı tutum ve davranışlarda söz konusu bakanlığa bağlı görevlilerin nezaket kurallarını elden bırakmadan gerekli uyarı ve bilgilendirme faaliyetinde bulunduğunu, söz konusu faaliyetin başta mescitlerde olmak üzere bazı mekanlarda sürdürüldüğünü eklemeyi de ihmal etmedi.

Zebihullah’ın en son vurguladığı konu “genel af” çıkarmış olmalarıdır. Taliban Hükümetinin çıkardığı genel af kapsamına geçmiş dönemde, hatta işgal kuvvetleriyle birlikte çalışanlar da dahil edilmişlerdir; kesinlikle bir devr-i sabık yaratmadıklarını belirtiyor.

Afganistan’da olaylar nasıl gelişir? İslami Emirlik nasıl bir model olarak somutlaşıp sürdürülebilir bir siyaset olacak?

Üzerinden 40 sene geçmiş olsa da İran gibi Afganistan da bir labratuvar hükmündedir, üstelik farklı bir toplumsal evrende henüz yeni bir tecrübedir. Tarihsel, coğrafi ve maddi/yapısal faktörler ne olursa olsun, İslami sahici bir alternatifin belirleyicisi harici şartlar değildir. Başarıyı Müslüman aktörlerin sahih İslami bilgi ve ferasetleri, ihlasları, modern dünyayı doğru kavrayışları ile bilgi, hikmet ve takva ehli olmalarından seçilip seçilmemiş olmaları belirlemektedir.

Umutsuzluğa kapılmaya hacet yok.

Batı, bugün ciddi tehditler ve sorunlarla karşı karşıya gelmiş bulunan demokrasiye 800 sene kanlı mücadeleler sonucunda gelebilmiştir. İran da, Afganistan da, Türkiye ve diğer irili ufaklı havzalarda da Müslümanların kamusal yeni bir model oluşturup işler hale getirmeleri elbette zaman alacak. Ne İslam geri çekilecek ne İslamcılık ölecek!

Gayret sürecin hızlanarak deneme sınama yoluyla da olsa, yeni ve küresel düzeyde her beşeri sosyolojiyi içine alacak özgürlük, ahlak, hukuk/adalet ve ihtirama dayalı bir modelin hayata geçmesidir.

farklı bakış

ZehraZehra

seyyidezehra@outlook.com