ANALİZ
Giriş Tarihi : 25-09-2022 11:02   Güncelleme : 29-09-2022 11:29

Ahmet Turgut Yazdı: Bugün İmam Hasan’ın Şehadet Yıl Dönümü...

Ahmet Turgut Yazdı: Bugün İmam Hasan’ın Şehadet Yıl Dönümü...

Resulullah'ın (sav) "Oğlumdur" buyurduğu Hz. HASAN Efendimiz, hicretin 49. yılında böylesi bir Safer ayının 28. günü şehit edilmişti.

46 yıllık yaşamı apaçık şahitti. O, Hidayet ve hikmet membaıydı. Yaşayan Kurân ve Konuşan Kurân'ın üçüncüsüydü. Ceddinin ilminin ve ahlâkının varisiydi.

Hicretin 3. yılı, Ramazan ayının on beşinde dünyamızı şereflendirmişti. Onunla birlikte vahyin indiği ev, ilk kez bebek çığlıklarıyla doldu.

Nebi Ciğerpâresi Hz.Fatıma'nın ilk doğum neşesiydi. Hz.Haticetü'l-Kübra'nın dünya gözüyle göremediği gönül meyvesiydi.

Akika kurbanını bizzat Âlemlere Rahmet Dedesi (sav) kesmiş ve yine O okumuştu ilk ezanını. Sonra eğilip ismini üfledi kulağına. "Oğlum, Hasan'ım! Hoş geldin dünyamıza!" demişti.

Evet; ismiyle müsemma "Güzellik" idi O. Vurgulu, kâmil bir güzellik...

"Mücteba" idi keza. Dedesinin (sav) "Mustafa" oluşuna nispetle o da "Seçkin" kılınmıştı. Nitekim raviler Peygamber Efendimize en çok benzeyen kişinin Hz.Hasan olduğunu aktardılar hep. Sadece hilkati değil, ahlâkı da Muhammedî idi. Dedeciğinin (sav) diliyle "Nübüvvet Evinin Oğlu" idi. "Cennet Gençlerinin Efendisi..."

Âlemlere Rahmet Gönül (sav), Onu "İnci" ile de remzetmişti. İnci misaliydi O. Güzelliğiyle, hakikatiyle ve dahi şanıyla sedefler ardınca mahfuz olan güzellik...

Peygamber Efendimiz (sav) "Akıl insan suretine bürünse oğlum Hasan gibi görünürdü. Lakin Hasan, akıldan da yücedir" buyurmuştu. Bundan sebep, Ehl-i İrfan için Kurân'ı, İnsan(lığ)ı ve Hayatı okuyup akledebilmenin tertemiz muallimlerindendir O.

Kevser Sûresinde Resûlullah'a (sav) müjdelenen nimetin ilk tezahürüydü. Aziz ve Rahim Nebi'nin (sav) soyunun, ilminin ve ahlakının asla kesilmeyeceğinin deliliydi.

Böylesi bir Safer ayının 28. gününde şehit edildi. Devrin yöneticisi Muaviye bin Ebu Süfyan, Onun varlığını kendisine tehdit saydığı için Hz. Hasan Efendimizi elmas tozlarıyla zehirletti. (İbn-i Kesir, el-Bidaye; İbn-i Sad, Tabakat; Zehebi, Siyer; İbn-i Ebu Şeybe, Musannef; Mesudi; Suyuti; Belazuri...)

Yeryüzünün en sert maddesi, binlerce bıçak olup boğazından ciğerlerine inene değin tüm iç organlarını parelemişti. Son nefeslerini kardeşi Hz. Hüseyin'in kollarında verirken, ağzından ciğerleri dökülüyordu liğme liğme.

O, güzelliğiyle ve hikmetiyle inci misali sedefler ardındaydı ya; acısı ve yarası da teninde gizlenip bâtında kaldı. İnsanlığa bıraktığı o eşsiz miras gibi...

Evet! Hz.Hasan Efendimizin kaleme aldığı musalaha, farklı Müslüman toplulukları bir arada yaşatabilecek temel ilkeleri vazetmişti kalpleriyle akledenlere.

Onun canı bahasına inşa ettiği hikmetin sedefini aralayıp içindeki güzelliği görememiş olan ümmetin hali ortada. Her alt-kimlikten Müslümanlar, etnik-ideolojik-hizipsel-mezhebî gerekçeler sunarak hem kendi içlerinde hem de diğer Müslümanlarla çatışma halindeler.

Sulha ve birliğe her zamankinden daha fazla muhtaç olduğumuz şu günlerde açtık ellerimizi Rabbimize.

"Âlemlere Rahmet kıldığın Nebi'nin (sav) Ümmeti olmakla bizleri şereflendiren Rabbimiz!

Resûlü'nün ve Onun Sevdiklerinin hürmetine bizlerin nankörlüklerini affeyle! Bize gönderdiğin dine Sen 'Barış' adını koymuşken bizler birbirimizle boğaz boğazayız. Seçkin kıldığın Hz. Mücteba’daki Sulh ve İrfandan bizleri nasiplendir! Basiretimizi aç ki; Onun kaleme aldığı barış ilkelerini hakkıyla okuyalım. Kendimizle ve kardeşlerimizle sulha uzanalım!"

-Allah’ın selâmı ve rahmeti doğduğu gün, şehit edildiği gün ve hesapların sorulacağı bir vakitte yeniden ayağa kaldırılacağı gün Hz. Hasan Efendimizin ve Onun sevdiklerinin üzerine olsun-

Not. Bu Yazı Ahmet Turgut'un Facebook sayfasından alıntıdır..

ZehraZehra

seyyidezehra@outlook.com