ANALİZ
Giriş Tarihi : 16-10-2022 08:32   Güncelleme : 22-10-2022 07:59

Ahmet Taşgetiren Yazdı: İktidardan tarihi hata

Ahmet Taşgetiren Yazdı: İktidardan tarihi hata

Ahmet Taşgetiren Karar Gazetesinde: "İktidardan tarihi hata" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı:

Cumhur İttifakı’na oy veren vatandaşların bile şaşkın bakışları arasında oldu her şey. Ekonomiyi iyileştiren bir adım mı atılıyordu, ücretlere zam mı yapılmıştı, akaryakıt fiyatlarını ucuzlatmak için bir formül mü bulunmuştu? Ne oluyordu böyle Allah aşkına!

Yooo, hiçbir şey olmuyordu. Ekonomi yine boğuyordu, mazot bir gün çıkıp bir gün inip, tekrar çıkıyordu. Fiyatlar almış başını gidiyordu. Çiftçi perişandı, işçi perişandı, tüm ücretliler kan ağlıyordu. Ama iktidar ortakları 40 maddelik bir yasa tasarısını Meclis’ten geçirmek için seferberlik halindeydi.
Sonunda iktidar ortakları muratlarına erdiler. Meclis’teki manzara onların böyle bir mutluluğu yaşadıkları izlenimi veriyor.

Onların “Dezenformasyon yasası”, muhalefetin “Sansür yasası” olarak nitelediği 40 maddelik yasa tasarısı Meclis’ten geçti. Tasarı’nın ünlü 29. Maddesi “endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde yayan” kimsenin 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını öngörüyordu. Bu durumda böyle bir suçla hakkında dava açılan kişinin tutuklu olarak yargılanması yolu açılıyordu.
Peki, muhalefetle asla uzlaşma zemini aramaksızın böyle bir yasayı çıkarmak iktidarda neden böyle bir heyecan uyandırmış olabilir?

Şu yukarda bahsettiğimiz madde, tamamen keyfi bir yargılamanın kapısını açıyor. Bir haberin – farklı ortamlarda paylaşılan bir bilginin endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla yayınlandığına, üstelik ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili bilginin gerçeğe aykırı ve kamu barışını bozmaya elverişli olduğuna kim karar verecek?

Buradaki keyfiliğin görülmemesi mümkün değil. İktidar cenahı, buradaki çarpıklığı anlamakta zorlanıyorsa, bir an kendilerini muhalefette görmelerini ve ortaya koydukları herhangi bir iddia karşısında böyle bir suçlama ile karşı karşıya kaldıklarını tahayyül etmelerini tavsiye ederim. Yok mu öyle bir ihtimal? Hiç muhalefete geçmeyecekler mi, bugün başkalarına karşı güdümlü hareket eden yargı süreci kendilerine karşı hiç uygulanmayacak mı? Bunun için böyle keyfi yorumlara açık yasal düzenlemeler devreye sokulmayacak mı?

Bile bile yanlış yapıyorlar.

Böyle durumlarda iktidar cenahının el kaldırma – indirme işini grup başkanlarının tavrına bakarak yaptığının itirafları bulunuyor.

Ama çarpık işler bunlar.

Niye yapıyorlar bunu? Ayıplı bir işi “iç – dış güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık” koruması altına almak için. Bu çok açık. Ayıplı işler çok, toplum önünde savunulamıyor, hiç olmazsa bilginin yayılmasını önleyelim. Hesap bu.

Oysa Medyanın yüzde 80’i kontrol altında, Cumhurbaşkanı konuştuğunda 10 kanal birden canlı veriyor, İletişim Başkanlığı bünyesinde ve her ilde ayrı bir dezenformasyonla mücadele bilirimi var, bu güce rağmen, yalan yanlış bir haberin “yatsıya kadar bile” ömrü olabilir mi?

Mesela bu yasa ile, iktidar medyasının muhalefet liderleri ile ilgili olarak yaptıkları yayınlar takip edilecek mi? Yooo, Çünkü onların hiçbiri “iç – dış güvenlik, kamu düzeni , genel sağlık” kapsamına girmez! Hatta onları yalan – yanlış iddialarla dahi olsa halkın gözünden düşürmenin “iç – dış güvenlik, kamu düzeni , genel sağlık” kriterlerine uygun, ülke yararına olduğu bile düşünülebilir.

Müthiş mantık!

Peki bu yasa işler mi?

“Birilerine işler, diğerleri de ondan korkar” gibi düşünülmüş olabilir. Oto sansür yani. Ama, bence yanlış hesap yapılıyor. Bu tür baskılar, tepkilerini de beraberinde getirir. Bunlar iktidarın totaliter karakterine bir kara boya daha sürer, ayrıca bu çağda her türlü haber büyük kitlelere ulaşmanın mecrasını bulur.

Bu konunun bir başka boyutu, bu tür düzenlemelerin bumerang niteliği kazanmasının kaçınılmaz olmasıdır.

İktidar zaten yargı konusunda böyle bir hesap biriktiriyor. Muhtemel ki, “yargı bütün kademelerde avucumuzun içinde, her türlü muhalefeti kıskıvrak yakalayacağız” gibi hesaplar yapılmıştır. Bu işler öyle olmuyor. Ülkedeki siyasi iklim değişmeye başladığında herkes yeniden konum belirleme arayışına giriyor.

Bumerang o zaman bumerang oluyor.

Bence iktidar tarihi bir hata yaptı.

AH BU CANLAR

Amasra’da maden ocağı kazası. Yine canlar gitti. Sayıştay raporuyla uyarılmış. 20 gün önce bakan gitmiş, muhtemel ki Sayıştay raporunu görmemiş. Tedbir alınmamış. Ocaklar söndürüyor bu maden ocaklarının güvenlikli hale getirilememesi. Giden canlar ne söylenmesi gerekiyorsa söylüyorlar. İş ki duyan olsun. Allah’tan sonsuz rahmet diliyorum. Geride kalanlara sabırlar ve sekinet duasıyla…

ZehraZehra

seyyidezehra@outlook.com