ANALİZ
Giriş Tarihi : 01-11-2020 06:53   Güncelleme : 01-11-2020 06:54

Betül Zarifoğlu, babası Cahit Zarifoğlu'nu anlattı...

Şakir Kurtulmuş'un sordu Betül Zarifoğlu cevapladı; Bir Gün Senin de Çocuklar İçin Yazacağını Hayal Ediyorum

Betül Zarifoğlu, babası Cahit Zarifoğlu'nu anlattı...

Betül Zarifoğlu, Cahit Bey’in çocuklarının en büyüğü. Babası ile olan ilişkilerine dair pek çok anıya sahip belki ama Cahit Zarifoğlu’nun müşfik bir baba, evlatlarına karşı hep eşit mesafede bir aile reisi olması nedeniyle ayrıcalıklı bir davranıştan söz etmek mümkün değil. Çünkü Cahit Zarifoğlu eve geldiğinde çocuklarının hepsini yanına alıp oturuyor, onlarla konuşuyor. Her birisiyle ayrı ayrı ilgileniyor, her birine ikram ediyor baba sevgisi ve şefkatini. Yer sofrasında yemek yerken çocukların hepsi babanın yanında olmak istiyorlar fakat o, bulduğu bir çözümle çocukların gönlünü alabiliyor. “Betül ve Ayşe’nin yanına, Ahmet ve Arife’nin de karşısına oturuyorum” dediğinde çocukların hepsi mutlu oluyor, babalarıyla yan yana olmanın hazzını duyuyorlardı.

Böyle bir aile ortamında çocuklar büyürken Cahit Zarifoğlu en çok çocuklara anlatacağı masallar konusunda sıkıntı çekti. Bu sıkıntıyı en iyi yaşayan birisi olarak hemen çocuk kitapları yazmaya başladı ve çocuklarına anlatacağı masallar konusunda daha zengin bir dünya ile buluştu. Yazdığı kitaplardan Ağaçkakanlar’ı büyük kızı Betül’e imzalarken şöyle yazdı: “Canım kızım Betül’e. Bu masalı daha küçücükken sana anlatmıştım. Minik bir masaldı. Seninle birlikte büyüdü. Bir gün senin de çocuklar için yazacağını hayal ediyorum. Fakat acaba iyi bir okuyucu olmanın daha kolay olmadığını anlayacak mısın? Sana bu kitabı, henüz okumayı sökmeye başlamadığın bir zamanda verişimdeki istekleri gerçekleşmiş görebilsem… Sevgilerimle. Cahit Zarifoğlu, 10 0cak 1984”

Zarifoğlu’nun bir gün senin de çocuklar için yazacağını hayal ediyorum dediği Betül de babasının bu dileğini gerçekleştiriyor ve çocuklar için ‘Muga Zıpzıp’ isimli bir masal yazıyor. Bu masal Beyan Yayınları’nca basılıyor, devamı biraz gecikiyor. Betül bu gecikmenin de farkında ama kararlı, istekli, çocuk kitaplarının devamını getirecek. Betül Zarifoğlu ile babasının çocuklarla olan ilişkileri ve kendi yazarlık serüvenini konuştuk.

Babanız rahmetli Cahit abiyle ilişkinizden başlamak istiyorum. Nasıldı baba - kız ilişkiniz?

Babam vefat ettiğinde 10 yaşındaydım. Maalesef paylaştığımız zamanlardan hatırlayabildiğim kısım sadece çocukluk oyunları, sofralar, ev halleri. Babamla aramızdaki ilişkinin birçok baba-evlat ilişkisinden farklı olduğunu aslında büyüdüğümde, başka aileleri gördüğümde daha net anlamaya başladım.

Babamın işten eve gelişi hep çok tantanalı bir tören gibiydi. “Babam geldi” nidasıyla bir koşuşturma başlardı. Sonra sofrada (yer sofrası) oturduğumuz yerin yanını elimizle tutar, “babam buraya oturacak” münakaşası yapardık. Yine bir tantanayla kimin yanına oturacağı kararlaştırılır. Malum çocuk 4 tane olunca hepsinin gönlünü yapmak zor oluyor. “Betül ve Ayşe’nin yanına, Ahmet ve Arife’nin de karşısına oturuyorum” derdi mesela. Bir sonraki sofrada tam tersi. Bunlar evimizin normal ritüeliydi.

Çocuklarını çok sevdiğini biliyoruz. Bunu hissedebiliyor muydunuz o yaşta?

Aslında yaşadığımız dönemde normal bir durum olan birçok şeyi daha sonra etrafımızda, arkadaşlarımızda görmedikçe bunun bizim babamıza özel bir durum olduğunu idrak etmiş olduk.

Bu önemli bir bakış…

Evet öyleydi. Mesela bizden başka kimsenin evinde bir “aile defteri” görmedim. Yaşadığımız, yazdığımız dönemde bu gayet normaldi. Hatta bu aile defterimiz hep el altındaydı. Onun ne kadar kıymetli olduğunu da yıllar sonra anlamış olduk. Biz aile defterine özel şeyleri not alan bir aile olarak bile babamın vefatından sonra yazamadık. Onunla nihayete ermiş oldu.

Hatırlıyor musun neler vardı bu aile defterinde?

Ailemizle ilgili fotoğraflar, anılar vardı. Sanıyordum ki her ailede böyle bir defter mevcut. Bunun böyle olmadığını çok sonraları öğrendim. Ne yazık ki babamı kaybettikten sonra yazamadık o deftere.

Masallar okuduğu zamanı hatırlıyor musunuz? Ne zaman tanıştınız masalla?

Masalla tanıştığımız bir zaman yok. Kendimizi bildik bileli desek yeridir. Biz daha masal anlamayacak kadar küçükken bile babam bizimle konuşur, masallar anlatırmış. Maalesef çok az hatırlıyorum. Gece yatarken yanımıza gelir masal anlatırdı. Masal anlattığını hatırlıyorum ama anlattığı masalları hatırlayamıyorum.

Çocuklarına anlatacağı masalları ararken yazma düşüncesi doğuyor. Cahit Zarifoğlu çocuklarına masal anlatabilmek için masallar, hikayeler yazmaya koyuluyor. Kendisi yazdığı gibi etrafındaki herkesi de bu konuda yazmaya zorluyor. Bir aile reisi olarak çocuklarının eğitimi noktasında çok ince bir düşünce değil mi sizce de bu? Bugünden baktığınızda nasıl görüyorsunuz bu inceliği?

Aslında babamın masal yazma serüveni tam tersi oluyor. Yani zaten hep masal anlatan biri. Daha kendi çocukları olmadan yeğenlerine, arkadaşlarının çocuklarına hep masallar anlatıyor. Yazıya dökülen masallar vaktiyle anlattığı masallar. Bir gün bana anlattığı masalın sonunun nasıl bitmesini istediğimi sordu bana. O zaman anlattığı masalların kendine ait masallar olduğunu, sonra da bunları kitaplaştırdığını da böylece kavramış olduk.

Çocuklarla çok rahat, çok hızlı iletişim kurabiliyormuş. Çocuk kitaplarını her okuduğumda çocuk gözünden bakışına, çocuğu anlatışı ve anlayışına hayret ediyorum. Çocuklar için yazmaya geç bile kalmış.  

Şu anda bu kitaplara bir yetişkin, bir anne olarak bakıyorum. Bunların dışında bir de evlat olarak, bir babanın sözlerini dinler gibi de okumaya çalışıyorum.

Siz de babanızın çağrısına uyarak bir masal kitabı yazdınız.

Muga Zıpzıp çocuklar için yazdığım bir masal. Uzun süredir öyle bekliyordu. Beyan Yayınları sahibi Ali Kemal abiye okuyup değerlendirmesi için ilettim. Onlar da basmak istediler.

Çizer arkadaşımız Müzeyyen Yılmaz çizimlerini yaptı. Gökyüzünde yaşayan kahramanımız için özgün çizimler yapıldı ve oldukça beğenildi. Babamın benimle ilgili hayalini gerçekleştirmiş olmaktan dolayı da çok mutlu olduğumu söylemeliyim.

Babanın sana imzaladığı çocuk kitabı Katıraslan’da şöyle bir cümle vardı hatırlarsan: “Senin de bir gün çocuklar için yazacağını hissediyorum.” Bugün o sayfaları karıştırınca neler hissediyorsunuz?

“Bir gün senin de çocuklar için yazacağını hayal ediyorum. Sana bu kitabı okumayı henüz sökmeye başlamadığın bir zamanda verişimdeki istekleri gerçekleşmiş görebilsem…”

Yazı dünyasına hep yakın oldum. Hep bir şeyler karalamaya çalıştım. Cafcaf dergisinde mizah yazıları yazdım. Oradaki yazıları kitap haline getirebilir miyim diye düşünüyordum. Buna rağmen babamın vasiyeti karşılık bulur gibi ilk kitabım bir masal kitabı oldu. Nasip.

Devam edecek sanıyorum kitaplar. Ne aşamada? İkinci kitabı ne zaman okuyabileceğiz?

Kitaplar inşallah devam edecek. Yine kahramanımız Zıpzıp’ın yeni maceraları olacak. Taslak olarak hazır ama üzerinde daha çalışmam gerekiyor.

Heyecanla bekleyeceğiz çocuklarla birlikte…

İnşallah en kısa zamanda ikincisini hazırlamayı umuyorum.

 

Dünyabizim tamamını okumak için