SORUŞTURMA
Giriş Tarihi : 10-05-2016 00:08   Güncelleme : 10-05-2016 00:08

Prof. Nuri Kahveci; Fıkıh İmamı Azam ile bilim haline gelmiştir

KSÜ İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku öğretim üyesi Prof. Nuri Kahveci Ebu Hanife soruşturmasını sizler için cevaplandırdı.

Prof. Nuri Kahveci;  Fıkıh İmamı Azam ile bilim haline gelmiştir

1. Öncelikle sizi tanımak istiyoruz. Kendinizi tanıtır mısınız?

Ben 1963 yılında doğdum, 1989 yılında İlahiyat fakültesini bitirdim, 1991 yılında İslam hukuku alanında yüksek lisansımı, 1998'de doktoramı bitirdim, 2010'da doçent 2015'te profesör oldum. Halen Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi olarak çalışmaktayım.

2. İmam-ı Azam kimdir? İmam-ı Azam’ı bize nasıl tanıtırsınız?

İmam-ı Azam altın nesle yakın bir dönem olan tabiin ile etbau't-tabiin dönemini birlikte yaşamış ümmete kelam ve fıkıh alanında çok büyük katkılar sağlamış, ümmetin derdiyle dertlenmiş tarihimizin önemli şahsiyetlerinden biridir.

3. Büyük çoğunluğu Hanefi olduğunu söyleyen toplumumuz, mezhep imamı olarak kabul ettiği İmam-ı Azam Ebu Hanife’yi yeterince tanıyor mu? Tanımıyorsa neden?

Ben günümüz Hanefi mezhebine mensup Müslümanların mezhep imamları olan Ebu Hanife'yi yeterince tanıdıklarını düşünmüyorum. Kanaatince büyük çoğunluğun dini bilgilerini kulaktan dolma öğrendiklerinden mezhep imamlarıyla ilgili bilgi sahibi değildirler. Okuyarak dini bilgilerini geliştirenlerin de bir kısmının Ebu Hanife'yi yeterince tanıdıkları kanaatinde değilim. Özellikle medya aracılığıyla boy gösterip din adına konuşanların o büyük üstadı ve onun hayat anlayışından haberdar olmadıkları söylemlerinden belli olmaktadır.

4. İmam-ı Azam’ın tanınmasını önemli buluyor musunuz? Bu topluma İmam-ı Azam'ı tanıtmak için sizce neler yapılabilir?

Ebu Hanife'nin tanınması elbette önemlidir. Çünkü ondan alacağımız çok güzel örnekler vardır. Örneğin siyasi otoritenin baskısı karşısındaki dik duruşu, mütevaziliği, ilme verdiği değer, başkalarını kendinden üstün tutması gibi. Bana göre ortaokul ve lisedeki din derslerinin müfredatına geniş bir şekilde Ebu Hanife'nin yerleştirilmesi lazım.

5. İmam'ın İslam Fıkıh mirasındaki yeri nedir? Sizce ümmet içinde bu kadar hüsn-i kabul görmesinin nedenleri nelerdir?

Fıkıh mirasımız büyük oranda onun temel yaklaşımlarına borçludur. Zira fıkhı ilk tedvin edenlerden birisidir. Fıkıh adeta onunla bilim haline gelmiştir. Ebu Hanife ilmi kariyer elde etmek için değil, ümmetin sıkıntılarını gidermek, problemlerini çözmek ve dini toplumun dini yaşantısını düzenli hale getirmek gayesiyle ilim yapmıştır. Onun tek hedefi vardır, o da Müslümanlar dini hayatlarında çözülmemiş bir problemle karşı karşıya kalmasın. Gayeniz Allah rızası olursa Allah sizi kullarına sevdirir diye düşünüyorum.

6. Genel olarak üç mezhep imamı, hatta zaman zaman İmam-ı Azam’ın talebeleri olan İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed de aynı görüşte olduğu halde İmam-ı Azam farklı görüşte oluyor. Mezhepler fıkhında şöyle bir deyim var: "Eimme-i Selase'ye göre şöyle, İmam-ı Azam’a göre böyle!" Bunun nedeni sizce nedir?

İslam'ın ana kaynakları olan Kur'an ve sünnet büyük oranda evrensel ilkeler belirlemiş, bölgesel ve dönemsel hükümleri Müslümanların bu evrensel ilkeler doğrultusunda çözmesini istemiştir. Bu sebeple Ebu Hanife'nin çevresinde oluşan olaylar ile diğer mezhep imamlarının çevresinde gelişen olaylar aynı olmadığı için farklı görüşlerin ortaya çıkması mümkün. Talebeleriyle arasındaki farklı görüşlerin dayanağı da büyük oranda ondan sonra şartların değişmesiyle izah edilebilir. Ancak tamamı şartların değişmesiyle de alakalı değildir. Diğer üç mezhep imamı ile arasındaki farkların bir kısmı usul anlayışlarındaki farklılıktan da kaynaklanmış olabilir. Mesela, Ebu Hanife Kur'an veya sahih sünnet ile tearuz eden haber-i vahidin ravisinin fakih olup olmadığına dikkat ederken, İmam Malik mutlak olarak haber-i vahidin Medine halkının örfüne uyup uymadığına dikkat etmiştir.

7. İmam-ı Azam’ın hadis usulü, hadis kabul şartları konusunda neler söylersiniz? Senet tenkidinden fazla metin tenkidi yaptığı ve hadisleri Kur'an’a arz ettiği tespitine katılır mısınız?

Ebu Hanife'nin hadisleri taksimi diğer mezheplerden farklıdır. O hadisleri üçe ayırır. Bunlar: Mütevatır, meşhur ve ahaddır. Meşhur hadis ayırımı diğer imamlarda yoktur. Kanaatimce Ebu Hanife'nin meşhur hadis ayırımı çok önemli bir tespittir. Senet tenkidi işini daha çok hadis alimleri yapmışlar, Ebu Hanife gibi fukahanın senet değerlendirmesiyle çok ilgisi olmaz. Zira o hadisi hüküm istinbatında bir delil vasıtası olarak görür ve onun için de onun metnine ihtiyaç duyar. Bugün bazı zevatın diline doladığı gibi hadisleri Kur'an'a arz etmeyi hadisin kabulü için bir ölçü olarak belirlemiş değildir.

8. İmam-ı Azam'ın fıkhi mirasına sahip çıkan öğrencilerinin siyasi mirasına sahip çıkmadıkları anlaşılıyor. Bu durumun nedeni sizce nedir?

Bu konuda yaşadığımız şartlardan hareketle bir değerlendirme yapacak olursak çok sağlıklı bir sonuca ulaşabilir miyiz bilemiyorum. Ancak onun fıkıh mirasını devam ettirenlerin hiç biri o mezhebin imamı olarak anılmazlar. Sadece mezhepte müçtehit olarak tanımlanırlar. Bu da onların siyasi olarak belirli yerlerde görev almaları mezhebin siyasi iradeye boyun eğdiği anlamına gelmeyeceğinden mezhebin bağımsız ve sivil bir yapılanma olarak teşekkülüne halel getirmez.

9. Abbasi saltanatı tarafından şehid edilen İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin mezhebinin daha sonra saltanat mezhebi haline gelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu çerçevede İmam-ı Azam’ın saltanat karşısındaki tavrı nedir?

Ebu Hanife'ye dönemin sultanları tarafından işkence edilmiş olması onun siyasi otoritenin etkisinde kalmadığını çok güzel bir şekilde ortaya koyar. İslam'ın çıkış yeri olan hicaz bölgesinin kuzeyine büyük oranda Ebu Hanife'nin görüşleri etki etmiştir. Özellikle Türklerin büyük çoğunluğu Hanefi mezhebini benimsemiştir. Bu bölge halkının Hanefi olması Abbasi devletini de etkilemiştir. Anladığım kadarıyla Abbasi devletinde askeri otoritenin Türklere geçmiş olmasının Hanefi mezhebinin saltanat mezhebi haline gelmesinde etkisi olduğu gibi Ebu Hanife'nin özelde Ehl-i beyt aşığı olması da buna katkı sağlamıştır.

Ebu Hanife yönetimin Müslümanlara hizmet eden onların ihtiyaçlarını gideren bir anlayış üzerine oturması gerektiğini savunduğu için saltanatı kabul etmesi mümkün değildir. O yöneticilerin tebaya zulmeden değil, onların üzerindeki zulüm ve haksızlığı gideren bir anlayışla hareket etmesi gerektiği kanaatindedir. Uygulama ise aksine geliştiği için Ebu Hanife'nin bunu kabul etmemesi doğaldır.

10. İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin dönemi mezhep imamlarından İmam Cafer ve İmam Zeyd olan ilişkisini değerlendirdiğimizde bu durum günümüzde artan mezhepçilik fitnesine karşı Müslümanların vahdetine nasıl bir katkı sağlar?

Günümüz Müslümanlarının cehaletini başkaları çok iyi değerlendirdiği için mezhepleri din olarak algılatmışlar. Bu hata maalesef bazı kıt bilgili din adamları vasıtasıyla da kökleştirilmiş. Sadece İmam Cafer ve İmam Zeyd ile Ebu Hanife arasındaki ilişki değil diğer mezhep imamlarının da bir birleriyle olan ilişkisi mezhebin hedefe götüren bir yol olduğunu bütün mezheplerin aynı hedefe doğru gittiğini ortaya koymaktadır. Günümüz insanını sömürebilmek için maalesef bazı sahte şeyh ve cemaat önderleri onların ufkunu daraltıp esası görmelerine engel olmaktadır. Ben mezhep İmamları arasındaki edep sınırlarının dışına asla çıkmayan tartışmaların sadece hakikatin ortaya çıkmasına katkı sağlayan önemli bir husus olduğunu düşünüyorum. Ayrıca mezhep imamları arasındaki saygın ilişkinin de günümüz insanına düzgün bir şekilde aktarılması onların mezhepçilik yaklaşımlarını düzeltip ümmetin vahdetine katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Soruşturmamıza katıldığınız için teşekkür ederiz.