TEFSİR
Giriş Tarihi : 15-09-2021 08:30   Güncelleme : 15-09-2021 08:31

Vahyi Anlamak ve Yaşamak İçin: Alak Suresi 1-5 Ayetler....

OKU yaratan Rabbin adına, O insanı sevgi ve alakadan yarattı. OKU! Zira Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O insana (bilgiyi) kalemle (kaydetmeyi) öğretti. O insana bilmediklerini öğretti.

Vahyi Anlamak ve Yaşamak İçin: Alak Suresi 1-5 Ayetler....

Alak Suresi

Giriş….

Sure ismini İkinci ayetteki "alak" kelimesinden alır.

İlk Beş ayetin Resulullah'a gelen ilk vahiy olduğunda alimler ittifak etmiştir. 

Hz. Aişe Alak suresini vahiy edilişini şöyle anlatır.  

“Vahiy ilk dönemlerde Rasulullah'ın sadık rüyalar görmesi ile başladı. Rasulullah’ın bu rüyalarının daha sonra gerçekleştiği görülüyordu.  Allah resulü daha sonra yalnızlığı sevmeye başladı. Bu dönemlerde Allah resulü Hıra mağarasında günlerce ibadet ederdi.

Rasulullah (s.a) evden yiyecek ve içeceğini alarak Hira mağarasına gider burada birkaç gün geçirirdi. Sonra yine eve döner ve Hz. Hatice'ye yiyecek ve içecek hazırlatarak ibadet için mağaraya dönerdi.

Bir gün Rasulullah Hıra mağarasında iken birden bire vahiy nazil oldu.

Melek gelerek ona "oku" dedi.  Rasulullah; "Ben okumuş değilim, dedim. Bunun üzerine melek beni tutarak sıktı. O kadar şiddetliydi ki tahammül edemiyordum. Sonra bıraktı ve tekrar "oku" dedi. Ben tekrar "okumuş değilim" dedim. Beni tekrar o kadar şiddetli sıktı ki tahammül edemedim. Sonra bıraktı ve tekrar "oku" dedi. Ben tekrar "okumuş değilim" dedim. Beni üçüncü defa öyle kuvvetli sıktı ki, tahammülüm kalmadı. Sonra beni bıraktı ve "Ikra bismi Rabbike'llezi halak" (Yaratan Rabb'inin ismiyle oku) dedi. Bu ayetten "ma lem ya'lem" e kadar okudu.

Hz. Aişe diyor ki: Sonra Rasulullah, titreyerek eve döndü ve Hz. Hatice'ye "beni örtün" dedi. Rasulullah'ı örttüler. Bu korku durumu geçtikten sonra Rasulullah şöyle buyurdu: "Ey Hatice! Bana ne oldu?" Daha sonra bütün olanları Hz. Hatice'ye anlattı. Ve "Canımdan korkuyorum." dedi. Hz. Hatice "Kesinlikle değil. Memnun ol. Allah'a yemin ederim ki, O seni rezil etmez. Sen akrabalarına iyi davranırsın. Doğru sözlüsün emaneti yerine getirirsin, çaresiz olanların yükünü hafifletirsin, fakir ve yoksullara yardım edersin, misafirperversin, iyi işlerde yardımcısın..." dedi.

Hz. Hatice daha sonra Resulullah'ı yanına alarak amcasının oğlu Varaka b. Nevfel'e gittiler. Varaka, cahiliye döneminde Hristiyan olmuştu. İbranice ve Arapça olarak İncil yazıyor, okuyordu. Çok yaşlı olduğundan gözleri görmüyordu. Hz. Hatice ona şöyle dedi: "Ağabeyciğim! Yeğenini biraz dinler misin?" Varaka Rasulullah'a sordu ve Rasulullah olanları anlattı. Varaka: "Bu aynı Namustur (Vahiy getiren melek) . Allah, onu Hz. Musa'ya da göndermişti. Keşke senin nübüvvet zamanında genç olabilseydim. Keşke kavminin, seni yurdundan çıkaracağı zamana kadar yaşayabilseydim."

Rasulullah sordu: "Onlar beni buradan kovacaklar mı?"

Varaka: "Evet, senin getirdiğini getiren bir şahsa insanların düşman olmadığı bir zaman yoktur. Eğer senin döneminde yaşarsam bütün gücümle sana yardım ederim." dedi. Ancak çok geçmeden öldü.

İkinci Kısım 6. Ayetten surenin sonuna kadar olan kısım Rasulullah Harem-i Şerif'te namaz kılmaya başladığı ve Ebu Cehil'in de onu namazdan menetmek için tehdit ettiği zaman nazil olmuştu.

Nübüvvetten sonra Rasulullah daha Mekkelileri İslam’a açık bir şekilde davet etmeden önce Kabe’de  Allah'ın öğrettiği tarzda namaz kılmaya başlamıştı. Mekkeli müşrikler bundan Rasulullah'ın yeni bir dine inanmaya başladığını anlamışlardı.

Mekke'deki diğer insanlar Rasulullah'ın yeni tarzdaki ibadetini hayretle seyrederken, Ebu Cehil, cahiliyet taassubu ile bu şekilde ibadet etmemesi için Rasulullah'ı korkutmaya çalıştı.

Bu olayla ilgili olarak birçok rivayet var.

Bu rivayetlerin birinde Ebu Hureyre'den şöyle rivayet edilmiştir. "Ebu Cehil Kureyşlilere sormuş; Muhammed siz varken de ellerini yere koyup secde ediyor mu? Onlar "evet" dediler. Ebu Cehil, "Lat ve Uzza'ya yemin ederim, eğer onu bu şekilde ibadet ederken görürsem ensesine ayağımı basarak yüzünü yere sürteceğim." dedi. Bir gün, Rasulullah namaz kılmaktaydı. Ebu Cehil, ensesine basmak için ona doğru yöneldi.  Ama birdenbire herkes onun geri çekildiğini gördü. Ebu Cehil'e soruldu: "Ne oluyor?" Ebu Cehil: "Benimle onun arasında bir ateş hendeği vardı. Bazı kanatlar da gördüm." Rasulullah şöyle buyurdu: "Eğer yanıma gelseydi melekler onu parçalayacaktı."


1.OKU yaratan Rabbin adına.

İkra; oku; okumanın tüm anlamlarıyla oku, yani varlığı oku, Allah’ı oku, kendini oku, kainatı oku, olayları tarihi yaşamı oku ve bu okumayı yaparken Allah’ın adıyla oku, Yani Rabb'inin ismiyle oku.

İslamoğlu hocanın ifadesi ile oku emri varlığı Allah merkezli bir okumaya tabi tutmayı emreder.

Diğer ifadeyle "Bismillah" diyerek oku ve okurken nasıl okuyacağını Kur’an dan öğren. Önce Kuran’ı oku ki, okumanın nasıl olması gerektiğini Kuran öğretsin sana. Ondan sonra başkalarını oku.

Satırlara yazılmış bu ayetleri al, bunla kainat ayetlerini, insanı, hadiseleri ve Allah’ı oku. Ne kadar varlık varsa hepsi bir ayet bu ayetleri oku. Ne kadar varlık varsa okunmayı bekleyen kitap, tüm bunları kitap okur gibi oku.

Dolayısıyla “ikra” okumanın tüm olumlu anlamlarıyla okumaktır. “Kalbine yazdığımızı kalbinden oku.” Demektir.

Bu ayetten anlaşılıyor ki, Rasulullah vahiyden önce de yalnız Allah'ı Rabb olarak tanıyor ve biliyordu. Onun için "Rabb'in kimdir? denmeye gerek görülmeden sadece Rabb'inin ismiyle oku denmişti. 

"Yaratan Rabb'inin adına" ifadesi genel bir ifadedir. Kainatı ve içindeki her şeyi Allah’ın yarattığını açık bir şekilde anlatır.

Adına okunması emredilen Allah hem senin rabbin hem de yaratıcındır.

Mehmet okuyan hocanın dediği gibi “Oku diyen Allah döner birde okudun mu? Diye sorar. Öyle ise Allah’a bunun hesabını vereceğini bil ve o bilinçle oku.

Mustafa Yıldız hoca "Yaratan Rabbin adına oku" Okuma – yazmanın gerekli kıldığı alışkanlıklara sahip olmayan bir toplumda ikra (oku) emri, yazılı bir metinden okumayı değil; bir şeyi, birilerine "duyurma" anlamında bir "okuma"yı ifade etmektedir der.  Mesela Türkçe'de de "ezan okumak" ifadesi bu anlamda bir "okuma"yı ifade eder. Kur'an, bu anlamda "birilerine okunan" yani "duyurulan" bir metindir. Der ve Alak suresinin ilk beş ayetini şöyle meallendirir.

1-5. Haydi duyur o Yaratan Rabbinin adını: insanı, rahme tutunan bir maddeden yaratan Rabbinin…! Duyur, son derece cömert olan Rabbinin adını: kalemle yazmayı öğreten, insana bilmediklerini öğreten Rabbinin…!

 

 

2. O insanı sevgi ve alakadan yarattı.

 

"A'lak'tan yarattı" Mustafa Yıldız hocanın mealinde rahme tutunan bir madde olarak anlamlandırılmış.

Alak kelime manası ile yapışıp ilişen anlamına geliyor. Çocuğun ana rahminde teşekkül sürecinde ilk kırk günün ardından nutfenin rahim duvarına yapışarak tıpkı askıdaymış gibi durduğu aşamayı ifade ediyor.

Nitekim bu konudaki hadisler bu aşamaya işaret etmektedir.  

Peygamberimiz "Sizden birinizin yaratılışı annenizin karnında 40 gün (nutfe olarak) toplanır; sonra bunun gibi (40 gün)  alaka olur, sonra bunun gibi (40 gün) mudga olur buyurmuştur.

Allah her şeyi yarattı? Ama öncelikle insanı yarattı. Çünkü yaratılmış her şey insan için yaratıldı. Kainatta gördüğümüz  tüm yaratılmışlar bir anlamda insana hizmet etmektedir. Bu durumda tüm yaratılmışlar bir tarafta insan bir taraftadır.

 “Halakal insan”. İnsan soyunu yarattı, neden? “Min alak”; burada ki min  aslında; yaratılış sürecinin başlangıcını ifade eder. İnsanın yaratılış süreci ilk insan Adem’le başlar.

Alak bir başka anlamı ile tutunup asılan et parçası, insanın anne karnında ki süreçlerinin başlangıcını temsil ediyor.

Mustafa İslamoğlu hoca Alak ve alaka maddi olarak embriyo ve hücre, manevi olarak sevgi ilgi alaka anlamlarına gelir. Bizde alakayı  bunu metafizik manada manevi olarak okuyacak ve “alâkayı sevgi olarak anlayacağız der ve ayeti “ O insanı sevgi ve alakadan yarattı.”  Diye meallendirir.

Esasen Alak kelimesinin kök manası da arap dilinde sevgi anlamına gelir.

İbni Farisi “alak” kelimesinin karşılığını; “ kalp için gerekli olan sevgi.” Olarak anlatır.

 Bu bize insanın yaratılış hamurunda sevginin olduğunu gösterir. Sevgi İslam inancının temellerinden biridir.

İman Allah’ı resulünü ve resulün ehli beytini ve tüm Müslümanları sevmeyi gerektirir.

 

 

 3.OKU! Zira Rabbin sonsuz kerem sahibidir.

 

Burada ki “ikra” tekit içindir. Yani bütün bunlardan sonra hala okumayacak mısın? Bütün bunlardan sonra neyi okuyacağını hala soracak mısın? Hala ben okuma bilmem diyecek misin? Vurgusuna sahiptir.

“Oku, Rabb, Halak, insan, alak”  okunması gereken anahtar kelimelerdir.

Okumanın merkezine bu kelimeleri alarak yeni bir okumaya başlamak gerekir. Ve okudun mu sorusuna verilecek cevabı düşünerek okumak gerekir.

Allah kerem sahibidir, Ekrem’dir, sonsuz ikram sahibidir, sonsuzca cömerttir. Allah’ın Ekrem olması kerem sahibi olması insanı sevgiden yaratmış olmasının diğer bir göstergesidir.

Bütün memeli canlılar embriyodan yaratılmıştır Hayvanlarında embriyodan yaratıldığını düşünürsek, bu durum “alak” kelimesine  embriyo manası verilemeyeceğinin bir delilidir. Çünkü o zaman “alak” kelimesinde insana özgü bir yaratılış olmaz. İnsana has bir şey olması için “alak” kelimesine sevgi manasının verilmesi gerekiyor. Çünkü Rabbimiz canlıları demiyor insanı alaktan yarattık diyor. Evet insan sevgiden yaratılmıştır çünkü insanın hamurunda sevgi vardır.

Yoktan var eden de O, var ettikten sonra aşama aşama kemale ulaştıran da odur alemlerin rabbidir.

İkram sahibi Allah karşılık beklemeden sınırsızca veren tek kerem sahibidir. Onun cömertliğinin ikramının ölçüsü yoktur.  O Ekrem dir, Karşılık istemeyecek, verecek,  sınırsızca verecek ve veriyor. Biz kullarına onun bu ikramına karşılık ona kulluk onun ayetlerini okuma ona hamd etme borcumuz var.

Ey insanoğlu bu kadar cömert olan Rabbine karşı seni bu kadar gururlu kılan nedir? Dünya sevgisi mi? Unutma ki bu dünya geçici. Bu dünyada sahip olduğun makam mal servet mi? Unutma onları sana Allah verdi. Üstelik sahip olduğun canı bile Allah’a borçlusun. Ey insanoğlu gel rabbini tanı ona gereği gibi kulluk yap.

 

 

4. O insana (bilgiyi) kalemle (kaydetmeyi) öğretti.

 

Allah alim dir öğreticidir. Alleme; öğretti, Allah öğretir ama Allah’ın öğretmesi öğrenip öğretme değildir. Allah’ın ilmi zatındandır.  

Allah için muallim ifadesi kullanılmaz, çünkü muallim; öğrendiğini öğretir, Allah ise öğrettiğini öğrenmiyor, bizatihi varlığıyla biliyor.

Allahın öğretmesi bir sefer değil süreklidir Sonsuza kadar devamda eder.

Allah Adem’e esmanın isimlerini öğretmiş bu bilgi ile Adem yaratılmışların halifesi olmuştu ve Melekler Adem’e secde etmişti. Öyle ise ey insan oğlu Allah’ın öğrettiklerinin kıymetini bil sana ulaşan vahye sahip çık. Vahyi en güzel, en doğru şekilde öğrenmeye ve anlamaya çalış   

Esasen kalem bir semboldür.

Hem bilginin kayıt altına alınmasını, hem de öğrenme araçlarını simgeler. 

Bu bir anlamda daha ilk inen vahiyle "sözlü kültürden yazılı kültüre geç" mesajı vermektir. Ve Peygamberimiz mesajı alacak ilk andan itibaren vahyi yazdıracaktır. Çünkü kalem yazıyı temsil eder.

Yazmak onurlu bir eylemdir. Söz uçar yazı kalır. Yazıcıların yazdıklarının hesabını vereceklerini unutmamaları gerekir. Yazılan her yazı bir hakikate şahitlik etmelidir.

Allahın kalemle öğretmesi; kalem “naht” yontmak anlamına geldiği için Seçici davranmayı da ifade eder. Sahih doğru dini öğrenmek için insanın dikkatli ve seçici olması gerekir. Din adına anlatılan her şeyi hemen kabul etmemeli doğru dini anlayışı anlamak için çalışmalıdır.

Bu bir anlamda çağınızın kirlerinden, gelenekten önce bir kurtulun, kafanızı bir temizleyin sonra Kuran’a yer açın demektir. Duru temiz bir zihinle ön yargısız vahye aklınızda gönlünüzde kalbinizde vahye yer açın ve Kuran’a teslim olun demektir.

Oku emrini yerine getirerek okuduklarınıza şahitlik edin, yaşadıklarınızla, yazdıklarınızla ve hayatınızla şahidlik edin, Unutmayın yaptıklarınız yazılıyor bir yerlerde.

O zaman önce zihninize bir abdest aldırın, yani zihninizi kirlerinden ön yargılarından temizleyin. İşte abdestsiz Kuran okumamak da budur aslında.  Aklınıza, zihninize, kalbinize bir abdest aldırın sonra vahye aklınızı kalbinizi zihninizi açın ve vahye teslim olarak vahyi okuyun, anlayın ve yaşayın. Yani vahyi hayatınıza yazın demektir…

 

 

5. O insana bilmediklerini öğretti.

 

Yani insan aslında ilimsizdir. Ancak Allah'ın ihsanı sayesinde onda ilim hasıl olmuştur. Allah'ın lütfuyla insana her merhalede ilim verilmiştir. Ve ilim kapıları da birbiri ardına açılmıştır.

İnsanın hem fıtratına fıtri bilgi yerleştirilmiş, hem de gönderilen vahiyle insan bilmesi gerekenler öğretilmiştir. Ve insana bilgiyi öğrenme kabiliyeti verilmiştir.

İnsan Allah ilim vermezse cahildir. Allah cahil olan insana istediği zaman ve ona hissettirmeden ilim vermektedir. Allah Resulü; Siz bildiğinizle amel ederseniz Allah Size bilmediğinizi öğretir buyurur. İnsanın iyi niyetini ve öğrenme çabasını ortaya koyması ile Allah’ın insana ilmin kapılarını açması, aklını, kalbini, ruhunu doyurarak ona hikmeti vermesidir.

Vahiy insana ulaşan en büyük ilimdir. İnsan Allah’ın verdiği aklı kullanarak ilim sahibi olmaktadır.

Sahip olduğumuz ilahi kitaplar ve insan akılının ürettiği ilmi seviye, insanlığın geldiği nokta, Allah’ın öğrettiklerinin en somut ifadesidir.