ANALİZ
Giriş Tarihi : 01-06-2022 15:30   Güncelleme : 07-06-2022 07:03

Mehmet Yavuz AY Yazdı: Kendini Savunamayan Savunma Şirketi SADAT

Mehmet Yavuz AY Yazdı: Kendini Savunamayan Savunma Şirketi SADAT

Bu satırların yazarı SADAT’ın dışında olmakla birlikte SADAT’ın içini de bilen birisi.

Günümüzde savunma sanayisi  gelişmiş;  ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İsveç gibi ülkelerin denetim ve gözetiminde taktik, teknik, stratejik boyutlarda görev verilen özel savunma şirketleri bulunmaktadır…

Silâh, araç, gereç, teçhizat üretim/temin, satış ve eğitimini  veren söz konusu şirketler: Hayatı idame, kaçıp kurtulma, dayanıklılık, gayri nizami harp, şehir savaşları eğitimlerini de üstlenmektedir. Eğitmen kadroları; özel kuvvetler, komando birlikleri, jandarma ve polis özel harekâtta görev  yapmış emekli personelden oluşmaktadır.  

Bugün, 100’ün üzerinde batılı şirket, halkı Müslüman ülkeler ile Batı dünyası dışında kalan sömürge, yarı sömürge, kaynakları kısıtlı ülkelerde faaliyetlerini sürdürmektedir… Ülkelerin ordu, jandarma, polis, istihbarat gibi hassas birimlerine vaziyet etmekte,  gizli kalması gereken bilgilere sahip olmaktadır. Personel eğitimi süreçlerinde sömürdükleri ülkelerden devşirdikleri subaylar ile siyasal kuşatma, darbe yapma/yaptırma yeteneğine  de sahip olmaktadırlar…

Savunma harcamaları bir trilyon dolara çıkmış durumdadır. Bu miktarın 700 milyar doları, halkı Müslüman ülkelerden çıkmaktadır. Silah alımına ayrılan korkunç yüksek paralar, halkların fakirliğini kat kat arttırmaktadır. Özel savunma şirketleri  üzerinden başta Amerika olmak üzere batılı ülkeler pastadan en büyük payı almaktadırlar.

 İkinci Dünya Savaşı sonrası küçük ve zayıf ülkelerin ordu ve diğer güvenlik birimlerinin teşkilat malzeme kadro tasarımını yapan gelişmiş ülkeler, eski teknoloji üretimi, neredeyse müzelik silahları vererek sömürülerini katlamışlardır. Türkiye, NATO üyesi olmasına karşın  silah ve araç yönünden Amerika ve Almanya’nın’nın çöplüğü durumundaydı. Köhne benzinli tanklar, servis ömürleri dolmuş ZPT’ler, oluk oluk benzin yutan Reo’lar(Kamyon)… 1914 yapımı makineli tüfekler, Almanya’nın üstüne para vererek kurtulmak istediği Unımog kamyonlar. X Mod şifre cihazı sökülmüş tank telsizleri, Alman ordusunun kullanıp bize verdiği son kullanım tarihi geçmiş gaz maskeleri…

Batılı ülkelerin Uluslararası savunma, danışmanlık ve eğitim şirketlerinden bazıları aşağıdadır:

 ACADEMI (Önceki adı Blackwater) – G4S - CACI INTERNATIONALE – SENECA GROUP – UNIPY – UNITY RESOURCES GROUP – ALLIEDBARTON – KBR - DYNCORP – ASIA SECURİTY GROUP –– DEFION INTERNACİONAL – GK SIERRA -AEGIS DEFENCE SERVICES – TRIPLE CANOPY – ERINYS INTERNATIONAL

Türkiye’de “Askerî Vesayet Düzeni”nin yerleştirdiği anlayışla “savunma-danışmanlık-eğitim” işlerini sadece silahlı kuvvetler yapar algısı vardır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan itibaren  özel güvenlik şirketleri kurulmuş ve  görev almaya başlamışlardır. ABD ordusunun o yıllarda %10’unu özel güvenlik şirketleri oluşturmaktadır. Irak’ın ABD tarafından işgal edildiği dönemde  ordu/şirket oranı % 50 ye çıkmıştır. Afganistan’ın ABD işgalinde oran daha da yükselmiştir.

Özetle: resmî orduların olmadığı/olmak istemediği bölgelerde ordu ve istihbarat birimlerinin kontrolünde, özel güvenlik şirketleri görünür olmuştur. Resmi orduların savaş suçları nedeniyle uluslararası mahkemede yargılanmasını engellemek için özel güvenlik şirketleri sahaya sürülmüştür. Başta ABD olmak üzere, demokratik emperyalist ülkeler işkence, cinayet, talan, hırsızlık, suikast, etnik ve mezhepsel ayrılıkların kışkırtılması, ham petrol ve diğer madenlerin işgal, gasp ve pazarlanması gibi hukuk ve insanlık dışı karanlık işlerini kara şirketlere yaptırmaktadır.

Karanlık işlerde kullanılan Rusya orijinli (2016 itibariyle Arjantin’e kayıtlı) Wagner Grubu (Gruppa Vagnera), Suriye ve Libya’da sahadaydı…  İlk adı Blackwater USA olan Academi ,  özel askeri şirketler için tipik örneklerdir. Irak işgalinde Ebu Gureyb hapishanesi işkenceleri, adam kaçırma, suikast eylemleri iddiasıyla meşhur Blackwater (Academi) şirketi…

Gelelim Türkiye’ye, muhalefetin hedef tahtası SADAT’a…

Web Sitesi’nde kendi tanımlamaları ile:

“SADAT Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. uluslararası savunma alanında danışmanlık ve askeri eğitim veren ilk ve tek Türk şirketidir.

 (…)  Şirket Ana Sözleşmesi 28 Şubat 2012 tarihli ve 8015 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanarak faaliyetlerine başlamıştır” denmekte.

Yıllar önce Doğu Perinçek’in İşçi Partisi İstanbul İl Başkanı da bir gurupla SADAT’ın kapısına dayanarak provokatif eylem yapmıştı.

Düzenli aralıklarla Amerika ve İsrail  basınında SADAT’a ilişkin haberler yapılır. yer alır… Amerika ve İsrail kaynaklı iddia ve ithamları mutlak doğru kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aralarına katıldığı parti başkanları, bazı gazeteler, tv kanalları ve haber siteleri SADAT’I hedef tahtası haline getirmektedirler. 2012’ den bu yana medyatik operasyon sürmektedir.

SADAT karanlık bir örgüt mü? Ülkemiz içinde eğitim kampları mı var? Toplumsal olaylara müdahale eden paramiliter bir yapı mı? Muhalefetin söylemiyle sarayın milis gücü mü? Son iddiaya göre 2023 seçimlerini provoke edecek bir çeşit özel harekât yapılanması mı?

Son derece ağır ve vahim iddiaların 10 yıllık süreçte ispatlanması mümkün olmamıştır. Aslında böyle olduğu için SADAT operasyonu medya linci düzeyinde devam etmektedir. Maalesef muhalefet de bu operasyonun  parçası haline gelmiştir.

On yıl boyunca ne SADAT kendini anlatabildi ne karşı duranlar…

Bu yazı, bir savunma yazısı değil. Amacım, hakikatin peşinde, ülkemizin vicdanlı insanlarına gerçekleri anlatabilmek.

Bu yazı : Tanzimattan Cumhuriyet Türkiye’sine ülkemiz çocuklarının birbirine düşman olmasına/oldurulmasına kafa yormaya, kesin inançlılık siperlerinden başımızı kaldırıp bir illüzyona kurban edilişimizi görmeye olan ihtiyacın zorunlu kıldığı küçük bir manifesto…

SADAT tartışmaları, ilgisiz bağlamsız görünse bile askerî vesayet düzeninin toplumun bütün katmanlarında oluşturduğu derin izlerin gün yüzüne çıkışıdır.

İttihad ve Terakki geleneğinin günümüz temsilcisi CHP ve ardıllarının tarihi tecrübeleri; provokasyon, manipülasyon, kayıt dışı yeraltı ve yerüstü operasyonlar ve benzer konulara ilişkin   bilgileri daha fazladır.

Özellikle halkı Müslüman ülkeleri siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel kuşatma altında tutan Amerika’nın  SADAT’ı şeytanlaştırması, kendisi açısından makul hatta gerekli olabilir. SADAT’ın maddi ve manevi güç unsurlarına sahip olmaksızın, küçük bir şirket olduğunu  unutup birtakım makro hedefleri, misyon ve vizyon olarak açıklama cesareti – kanaatimce yersiz ve gereksiz bir cesaret-  onu dev bir hayalete dönüştürüyor olabilir… Böyle olmakla birlikte ütopyasını – ütopya gelecekte var olmaktır -  “Haydut  devletlere” yöneltebilmek ezilen halkların güç birliği için gerekli ilk adımdır da denilebilir..

 Çok açık ve hayatî olan  şudur : Muhalefetin iktidarı yıpratmak, seçimlere daha güçlü girme ve benzer amaçlarla SADAT veya başka bir kuruluşu malzeme olarak kullanması büyük talihsizliktir. Amerikan çıkarlarına alet olmak, zaten sorunlu hale getirilmiş toplumsal bünyenin bağışıklığına vurulan büyük bir darbe değil midir?

Bilerek veya bilmeyerek SADAT’tan karanlık bir yapı üreterek, korkularını büyütenlere derim ki: SADAT’tan bir Gladyo çıkmaz, her yolu mubah gören pragmatik bir örgüt çıkmaz. Milis gücü, cinayet şebekesi, provokatif eylemler merkezi, sarayın ordusu hiç çıkmaz. Kulağa hoş gelen ama içi boş söylemler yaralarımıza merhem olmaz. Kimseyi çözümün parçası kılmaz.

Açıkça ifade edeyim. SADAT, ASSAM , ASDER üyelerinin inançları, aile yapıları nedeniyle ordudan tasfiye edilmiş kişiler olmaları mı rahatsızlık veriyor? 28 Şubat 1997 darbesi öncesi ve sonrasında, darbeci cuntanın ordudan tasfiye ettiği binlerce subay astsubay 26 yıldır, gayri meşru işlere bulaşmadan, hiçbir illegal yapının  emellerine alet olmadan, izzet ve şerefleriyle adaletin yerini bulması için çalışmaktadır. Osmanlı topraklarını işgal eden emperyal batı devletleri. Yüzbinlerce şehit verdiğimiz savaşlar… İşgalcilerin yurtlarından kovaladığı yüzbinlerce göçmenler… Katiline aşık kurban gibi kurtuluşu, onlar gibi olmakta aradığımız  Paris, Washington, Londra, Berlin, Amsterdam, Moskova, Pekin.. Kıblemiz olmuş ülkeler, eli silah tutan bu insanları kullanabilmek için temaslarda bulundular ama elleri boş gittiler…

 “SADAT, uluslararası savunma alanında danışmanlık ve askeri eğitim veren ilk ve tek Türk şirketi” olduğunu ifade  etmektedir. 

SADAT, İlk ve Tek  Uluslararası Savunma Danışmanlık ve Askerî Eğitim  Şirketi değildir.

Savunma sanayi alanında 2000’li yıllar öncesinde ağırlığı olmayan Türkiye, olağanüstü gelişim göstermektedir. Teritoryal ve zihinsel  kuşatılmışlık içindeki ülkemiz, potansiyel gücünü realize edecek bir irade ile küresel etkin güç olma yolunda somut adımlar atmaya başlamıştır. Üretim odaklı yeni konsept, onlarca sivil savunma danışmanlık ve eğitim şirketlerinin kurulmasını sağlamıştır. Bunlardan bazıları aşağıdadır:

 AKADEMİ SANCAK(ACS) - SSA– SADAT –– STM – GSI-ORIENT - TURNOIL – TRAJEKTÖR – SDT- VRU- HARKUL- SDT

Türkiye merkezli şirketlerden birini:

 ”AKADEMİ SANCAK(ACS) Savunma Danışmanlık ve Eğitim Kurumu”nu ele alalım.

Web sitesine göre kuruluş tarihi yok ama büyük ihtimalle 28 Şubat 2012’de faaliyetlerine başlayan  SADAT’tan önce  Genelkurmay Başkanlığı’nca onay verilmiş, birçok emekli general ve albayı bünyesine almış bir şirket. Bu tür başka şirketler de var.

 Akademi Sancak da devletin kurumlarının kontrolünde, aynı mekanizmalara bağlı; kuruluş kadro ve uygulamaları SADAT’a çok benzeyen bir özel askeri şirket…

SADAT’ın müşteri bulursa  verebileceğini ifade ettiği özel birlik eğitimlerini, işin doğası gereği  Akademi Sancak ve diğer şirketler de vermektedir.

SADAT’a dair ulusal ya da uluslararası bir suç unsuru bulunmadığı için masa başı haberler üretilmektedir. Şirketin Web sitesine gidilerek hayali bir suç örgütü ete kemiğe büründürülmektedir.

Akademi Sancak’ın sitesine  bakalım.

 Akademi Sancak’ın Misyonu : “Ülkelerin tanınmış ve yasal faaliyet gösteren silahlı kuvvetlerine ve kolluk kuvvetlerine ”Eğitim, Danışmanlık ve Tedarik  faaliyetlerinde bulunur. (…) Yurt içinde ve dışında yasal olmayan hiçbir faaliyet  icra etmez.”

Faaliyetler

Deniz Eğitimi, Katar Deniz Kuvvetleri Gemi Analizi

Afrika Çalışmaları/Suudi Arabistan Çalışmaları/Umman Temasları/ Türkmenistan  Pilot ve Teknisyen  Eğitimi

Irak Ziyareti/Azerbaycan Mayın Şirketi ANAMA il e İşbirliği Anlaşması

Suudi Arabistan Temasları/Güney Afrika-Nijerya-Katar-Benin- Kamerun Temasları

2014 LOYAL LANCE NATO Tatbikatına Katılım

Eğitimler

Su Altı/Mayın ve PM Farkındalık /Dalış/Güç Kazandırma/Özel Kuvvetler

SADAT’tan fazlası da var. NATO tatbikatına katılmış …

CIA, Pentagon, Amerika silâh sanayinin SADAT’ı düşman ilân etmesini anlarım…

Parti başkanları, birtakım gazete, tv kanalı ve haber sitesinin Amerika’nın yanına dizilmesini anlayamam…

İsraili anlarım…

İsrailin stratejik hedeflerine destek verenleri anlayamam…

Emperyalist, sömürgen, insanlık düşmanı, haydut devletleri anlarım

Haydutları sorgulamayı aklından bile geçirmeyenleri anlayamam…

Müslüman ülkelerin kıt kaynaklarının, silah şirketlerince talan edilmesine ses çıkarmayanları anlayamam…

Türkiye’nin tarihi ve kültürel bağları olan ülkelere danışmanlık yapmasını, ordularını organize etmesini, silah/araç teminini, personel eğitimini üstlenmesine karşı çıkanları anlayamam.

Dün “toplu iğne bile üretemiyoruz” diyenlerin bugün otomobil, İHA/SİHA, Uçak, zırhlı araç üretmesini hafife  almalarını anlayamam.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra izin verilmeyen CIA uçaklarının Ankara Güvercinlik’e her hafta  iniş yaptığı, bagajlarının bile kontrol edilemediği bir Türkiye’yi sorgulamayanları anlayamam…

Yakın tarihlere kadar kritik bakanlıklarımızda evrak ve bilgi akışını kontrol eden CIA ofisleri için konuşmayanları anlayamam.

“Artık bombalar patlamıyor” diyecek kadar pervasız, densiz Amerika elçisine iki kelam etmeyenleri anlayamam…

Eğitim müfredatımızı Amerika elçisinin başkanlığında bir komisyonun belirlediği ülke konumunda oluşumuzu gündemine almayanları anlayamam..

Özel Amerikan şirketi, Bosna’ya silah satsın diye muvazzaf bir albayın şirket bünyesinde görevlendirilmesini sorun etmeyenleri anlayamam.

Seferlik Tetkik Kurulu personeline Urla Menteş askeri kampında Amerikan subaylarının eğitim vermesini dikkate almayanları anlayamam.

Papa’ya, Hristiyanlara, Musevilere duyduğu saygının binde birini Müslümanlara duymayanları anlayamam.

Üzerine oynanan oyunların hiç eksik olmadığı hüzünlü ülkemin kafası karışık çocuklarının birbirine düşman olmasını anlayamam.

Amerika’nın düşman ilân ettiği yerli ve millî küçük bir şirket olan SADAT’a karşı, Amerika/İsrail cephesinde nefer olanları anlayamam.

Tüm bunları anladığımızda Türkiye sömürge olmaktan kurtulacak, bağımsız bir ülke olacaktır.

SADAT kurucusu Adnan Tanrıverdi, bizzat ekibiyle birlikte kamuoyu önüne çıkmalı. Kuruluşundan bu yana Türkiye içinde ve dışında yasal olmayan hiçbir faaliyetlerinin olmadığını, 2023 seçimlerine müdahale etmeleri iddiasının akıl ve hafsala dışı olduğunun altını çizmeli. Karanlık güçlerin seçim döneminde  birtakım eylemler yapıp/yaptırıp, faturasını SADAT’a ödetmek istediğini beyan etmelidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın :" Seçimlerin doğal akışı içinde yapılacağını, legal illegal hiç bir yapının seçimleri ve ülke siyasetini manipüle etmesine izin vermeyeceklerini, seçimle gelenin seçimle gitmesi esastır." ana temalı açıklama yapması da elzem görünmektedir.

 SADAT önünde açıklama yapan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, Akademi Sancak’a da giderek açıklama yapar mı bilmem. Sorunlar böyle çözülemez. İstese de gidemeyeceği kanaatindeyim.  

Kılıçdaroğlu, öncelikle SADAT’a gitmeli, ziyaretçi defterini imzalamalı, Adnan Tanrıverdi Paşa’dan bilgi almalı, özür ve helâlleşme faslına geçmelidir. Bana sorarsa, Paşayı danışman olarak almasını tavsiye ederim.

Hertaraf.com

ZehraZehra