GÜNCEL
Giriş Tarihi : 17-05-2022 07:02   Güncelleme : 20-05-2022 20:08

Sakarya Üniversitesi'nde Nekbe eylemi: Özgür Filistin için tek yol direniş!..

Sakarya Üniversitesi öğrencileri, Filistinlilerin Büyük Felaket/Nekbe olarak andığı günde, direnişe destek eyleminde bulundu.

Sakarya Üniversitesi'nde Nekbe eylemi: Özgür Filistin için tek yol direniş!..

Sakarya Üniversitesi öğrencileri, Filistinlilerin Büyük Felaket/ Nekbe günü olarak andığı 15 Mayıs’ı unutmadı.

Siyonist İsrail haberleri">İsrail rejimi ise bu günü kuruluş günü olarak kutluyor.

Üniversitedeki eylemde bir araya gelen öğrenciler, İsrail aleyhinde sloganlar atarken, Filistin direnişine desteklerini açıkladılar.

Eylemde okunan basın bildirisi şu şekilde:

ÖZGÜR FİLİSTİN İÇİN TEK YOL DİRENİŞTİR

Bismillahirrahmanirrahim

Sakin Allah’ı Zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Allah onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. (İbrahim / 42)

Tarih 14 Mayıs 1948. Bundan 74 yıl önce Siyonist Çete İsrail, Filistin topraklarında varlığını resmen ilan ederek, acımasızca, vicdansızca ve insanlık dışı gerçekleştirdiği katliamlar silsilesini başlatarak coğrafyamızın kalbine saplanan bir hançer gibi yerleşmiş oldu.

Tarihe kara bir leke olarak geçen bu olaydan bir gün sonra, yani 15 Mayıs 1948 tarihi, Filistinli Müslüman kardeşlerimiz tarafından Nekbe Günü yani Büyük Felaket Günü olarak adlandırıldı.

Nekbe bir milyona yakın Filistin halkının işgalci İsrail tarafından yurtlarından edildiği, 550’den fazla köyün yakılıp yıkılarak tarumar edildiği ve haritadan silindiği, 24 saat içerisinde 15 binden fazla Filistinli Müslümanın katledildiği soykırımın ve trajedinin adıdır.

Bugün Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanındaki Müslüman halklar ve Filistin davasına gönül vermiş hassasiyet sahibi insanlar, Nekbe  Günü’nü anarak Siyonist çeteyi lanetlemekte ve özgür Filistin sloganlarıyla bu davaya olan kararlılıklarını yinelemektedirler.

Bizler de bugün Müslüman gençler olarak, Sakarya Üniversitesi öğrencileri olarak ‘Şehitlerin Şeyhi’ olarak vasfettiğimiz Şeyh Ahmet Yasin'in Rabbine şikayet ettiği ümmetin suskunluğuna ses olabilmek adına bir araya geldik. Katil İsrail'e ve Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren doğal müttefiki büyük şeytan Amerika’ya ve yandaşlarına olan nefretimizi ve öfkemizi göstermek adına ahdimizi tazelemeye geldik.

‘Siyonist Çete’ kurulduğundan bu yana her gün bizim için Nekbe, her gün bizim için felaket günüdür. Çünkü terörle kurulan bu gasıp Siyonist rejim sürekli olarak Filistin halkına ve bölge halklarına karşı her türlü terörü uygulamaya devam etmektedir.

Geçtiğimiz Ramazan ayında Batı Şeria’da 6 çocuk annesi olan görme engelli Gade Sebatin’in alçak İsrail askerleri tarafından vurulma anına sosyal medyadan şahitlik ettik ve kahrolduk.

Yahudilerin hamursuz bayramı bahanesiyle Mescid-i Aksa’nın bahçesinde kurban kesme provokasyonuna engel olmak adına Filistinli Müslümanların büyük bir kalabalıkla başlattığı Aksa nöbetine Siyonist İsrail müdahalesi sonucunda 450 kişi yaralandı ve 200 kişi tutuklandı ve her ramazan olduğu gibi maalesef bir sürü şehit verdik.

Kudüs ve Filistin toprakları her zamankinden daha zorlu bir imtihandan geçiyor. İsrail askerlerinin Namus-u Ekberimiz olan Mescid-i Aksa’ya pervasızca olan saldırıları karşısında Filistinli yiğit Müslümanların bütün baskılara rağmen sürdürdükleri izzetli direnişlerine ve şerefli kıyamlarına şahit olduk.

Onlar oruçlarını şehadetle açan , yeni doğmuş çocuklarını Rablerine gözyaşı ile sunan, sabah tarlalarında başladıkları günlerini akşam İsrail cezaevlerinde tamamlama ihtimalinden korkmayan ve ölümü yaşam kadar büyük bir nimet olarak gören Filistinliler... Onları zikrederken bile başımız öne eğiliyor kelimelerimiz kifayetsiz kalıyor.

Dünya egemenleri ve müstekbirleri, başta Amerika olmak üzere Siyonist çetenin yanında saf tutuyorlar. Siyonist İsrail’i askeri, siyasi, ekonomik ve hukuki tüm alanlarda destekliyorlar. Bu ihanet çemberi içerisinde yer alan İslam ülkeleri, başta Körfez ülkeleri olmak üzere, Siyonist canavarın daha da azgınlaşmasında, pervasızlaşmasında zulmüne ortak olarak büyük bir vebalin altına girmektedirler. Bu vebalin altından kalkamaz ve ahirette bunun hesabını veremezsiniz.

Son süreçte Türkiye'nin talebi üzerine İsrail'le gerçekleştirilen normalleşme adımlarına maalesef şahit olduk.

Doğu Akdeniz'de yeni bir açılım olarak görülen Yahudi lobilerinin tarafınıza çekmek ve Amerika ve Avrupa ile yumuşama sürecine girmek şeklinde özetlenebilecek hedeflerin hiçbiri bu normalleşme adımları üzerinden sağlanamayacağı gibi İsrail’in hadsizliğini, küstahlığını ve kibrini arttırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Bu yanlıştan acilen geri dönülmeli ve kırmızı çizgimiz olan Kudüs ve Filistin davası bu ihanet çemberi içerisinde yok olmamalıdır.

Müslüman gençler olarak, Sakarya Üniversitesi öğrencileri olarak diplomasi başlığı altında İsrail'le sağlanan tüm ilişkilerin sona ermesi gerektiğini ve Siyonist elçiliklerin kapatılarak Türkiye'nin net bir tavırla bağımsız bir çizgide yer almasının zaruri olduğunu düşünüyoruz.

Artık tüm dünya halkları pasif kınamalarla, basit eleştirilerle zalim İsrail’in zulmünün yok olmayacağını çok iyi biliyor. Barış ve müzakere gibi yalanlarla geçirecek vaktimiz kalmadı. Artık İsrail’in sadece ve sadece güçten, silahlı mücadeleden anladığını bilmemiz gerekiyor.

Ve buradan tekrar ifade ediyoruz ki Mukaddes İslam beldelerinin olduğu İslam ülkelerinin temsilcileri ve onlarla aynı safta duran ülkelerin yöneticileri terörist İsrail ile olan tüm ilişkileri  sonlandırılmalı ve bu vebalin hedefi olmaktan çıkıp bu müstekbirlere karşı vahdeti kuşanarak Filistin'in cansuyu olan direniş örgütlerine para ve silah yardımında bulunmalıdırlar.

Nekbe Günü’nü ihya ettiğimiz bugün, hüzünlü olduğumuz kadar umutlu ve heyecanlı olduğumuzu da belirtmek istiyoruz çünkü artık görüyoruz ki İsrail'in barbarca, zorbaca olan müdahaleleri direniş neferlerini yıldırmıyor, aksine bu şerefli direniş daha da güçlenerek İsrail için büyük bir tehdit olarak görülüyor.

Geçtiğimiz sene Ramazan ayında Hamas'ın kassam tugayları Kudüs'ün Kılıcı Operasyonu’yla, uzun menzilli füzelerle Demir Kubbe efsanesini art arda delerek İsrail'i nasıl hezimete uğrattıklarını çok iyi gördük. ABD-İsrail-Suud menşeli yüzyılın anlaşması denilen safsatanın Kudüs’te Filistinli Müslümanlar tarafından verilen mukavemet ile nöbetlerle nasıl da tarihin çöplüğüne gömüldüğünü çok iyi gördük.

Ve geçtiğimiz günlerde Hamas'ın Gazze sorumlusu Yahya Sinwar’in  ifade ettiği, tekrar Kudüs'ün Kılıcı Operasyonu üzerinden gelecek dönemde Gazze ablukasının tamamen ortadan kalkacağı ile ilgili söylemlerin hayata geçeceği günleri de inşallah göreceğiz.

Bugün Filistin'de verilen onurlu direnişe, dünyanın birçok coğrafyasındaki mazlum halklar tarafından gıpta ile bakılıyor. İsrail’e olan nefret, öfke ve kin her geçen gün dalgalanarak yok oluşlarının haberini veriyor.

Ve biz buradan sesleniyoruz: Ey İsrail ! Yıkılışın, yok oluşun bu coğrafyalarda, hatta dünyada adının bile anılmayacağı günler yakındır. Bu kutlu direnişte şehit edilen Şeyh Ahmet Yasin, Fethi Şikaki, Abbas Musavi, İmad Mugniye Abdülaziz Rantisi, Mavi Marmara şehitleri ve adını tek tek zikredemediğimiz tüm şehitlerimizden devraldığımız bu sancağı haritadan silindiğin güne kadar taşıyacağımıza, and içiyoruz!

Ya Rabbi, ellerimizi açtık ve sana dua ediyoruz.

Zalimlerin zulmüne ortak olarak büyük bir vebal altında olan İslam ülkelerinin yöneticilerine Feraset nasip eyle!

Büyük şeytan Amerika ve işgalci İsrail'i kahhar ismine muhattap kılarak kahreyle!

Bugün Mescid-i Aksa, Siyonist Çete’nin tahakkümü altında. Bizlere bu esaret zincirlerini kıran Hz. Ömerler ve Selahattin Eyyubiler nasip eyle!

Bizleri sırat-i müstakim üzere olan kullarından eyle!

Direnişin onurlu sancaktarlarına selam olsun!

Yaşasın özgür Kudüs, yaşasın Filistin direnişi!

İsrailsiz bir dünyada, özgür Filistin’de, Kudüs’ün aydınlık şafağında buluşmak duasıyla Allah’a emanet olun...

İslamiAnaliz

ZehraZehra