ANALİZ
Giriş Tarihi : 19-04-2022 16:47   Güncelleme : 19-04-2022 16:53

Dr. Zeki Bayraktar yazdı: Evli erkekler neden uzun yaşıyor? Erkekseniz evlenin ve uslu durun..

Dr. Zeki Bayraktar yazdı: Evli erkekler neden uzun yaşıyor? Erkekseniz evlenin ve uslu durun..

Yapılan araştırmalar evli erkek ve kadınların daha sağlıklı ve uzun yaşadıklarını gösteriyor. Kadınlar mutlu değillerse sonuç kısmen değişiyor ama evli erkekler mutlu da olsalar mutsuz da olsalar her halükarda daha sağlıklı ve uzun yaşıyorlar[1-9]. Buna göre sağlıklı ve uzun yaşama konusunda en avantajlı grup evliler, ardından boşananlar en sonunda ise hiç evlenmeyenler geliyor[10].

Peki bunun nedeni nedir? Bu konuda fiziksel ve zihinsel olarak daha sağlıklı kişilerin evlendiği ve evliliğin korunması için yapılanların da sağladığı sosyal, psikolojik, ekonomik ve çevresel faydalarla daha iyi bir sağlığa neden olduğu şeklinde bazı yorumlar yapılmıştır[6-8,11]. Ancak olay sadece bunlardan ibaret değildir, en azından erkekler için değildir. Erkekler için asıl faktör Testosterondur, Testosteronun evli ve bekârlardaki düzeyidir. Şöyle ki;

Testosteron[T] bekâr erkeklerde –evlilere göre- daha yüksek olur. Nitekim T seviyesi evlenme ile birlikte düşerken boşanma ile birlikte artar. Kısaca T bekâr erkeklerde daha yüksek, evlilerde daha düşüktür[12-16]. Peki bu durum erkeklerin sağlığını nasıl olumlu etkiliyor? Şöyle;

Testosteron bağışıklık sistemini baskılayan bir hormondur [16-18]. Bağışıklık sistemi T artınca baskılanırken, T azalınca güçleniyor. Evli erkek, stabil bir ilişkisi bulunduğu yani rekabetçi partner ortamından kurtulduğu için bu ortamın gerektirdiği T düzeyine ihtiyaç duymuyor. T seviyesini olması gereken düzeye çekiyor. Androjenik enerjisini eşine ve ilişkisine odaklıyor. Arta kalan enerjiyi bağışıklık sistemini güçlendirmek için kullanabiliyor. Böylece daha sağlıklı bir hale gelmiş oluyor[16-18].

İmmün yetmezlik hipotezi, Testosteron sayesinde elde edilen ‘’çekici özellikler’’ ile ‘’bağışıklık yeterliliği’’ arasında bir takas olduğunu savunuyor[19]. Buna göre Testosteronun çekiciliği artırmak ve partner rekabetini kolaylaştırmak için daha yüksek bir düzeye çık(arıl)ması, bağışıklık sistemini baskılamakta ve sağlığı bozmaktadır [20]. Buna karşı evli erkeklerde azalmış T, daha iyi bir bağışıklık sitemine ve daha iyi bir sağlık parametrelerine neden olmaktadır. Evli erkeklerde hastalık ve ölüm oranının bekârlara kıyasla daha az görülmesi bu nedenledir[16-18].

Evli erkeklerde görece düşük olan bir T, partnere yönelik ‘’rekabetçi’’ ve ‘’stabil’’ ilişki şeklindeki iki aktivite sınıfı arasında potansiyel bir takası temsil eder ve stabil ilişkiyi yansıtır[16]. O halde bu ilişki stabil değilse [örneğin erkek eşine karşı sadakatsiz ise] T’nin yükselmesi gerekir. Peki bu böyle mi oluyor? Evet, böyle oluyor. Eşini aldatan erkeklerde Testosteron daha yüksek bulunuyor [21]. Çünkü bu erkekler potansiyel partner arayışına devam ediyorlar. Yani kendilerini rekabetçi partner ortamına sürüklüyorlar. Bu nedenle de karşıt cinsi etkileyecek –cezbedici- davranışlar sergilemek zorunda kalıyor ve T’lerini yükseltiyorlar [aldatan erkekler T’leri yüksek olduğu için aldatmıyorlar, bilakis potansiyel partner arayışına devam ettikleri ve kur yapıcı aktivitelerde bulundukları için T’lerini yükseltmiş oluyorlar]. Çünkü cinsel veya romantik ilgi amacıyla yapılan günlük aktiviteler/yarışmalar arttıkça T de artar. Nitekim Roney ve ark. kadınlarla bu amaçla yapılan kısa bir sohbetin bile erkeklerde T artışına neden olduğunu göstermiştir [22]. Benzer şekilde erkeklerin tüm ‘’sergileme’’ ve "gösteri" davranışları da T’yi artırır [13,14].

.

Kısaca karşı cinsi etkileme amacını güden tüm düşünce ve faaliyetler erkeklerde T’yi artırır. Evli erkeklerde –eşle ilişki stabil ise- karşı cinsi cezbetme amaçlı davranışlar daha az olduğundan T de daha düşük olur [13,14]. Eğer bu böyle değilse sonuç değişir. Nitekim evli olduğu halde bu tür davranışlar sergileyen [aldatan] erkeklerde T daha yüksektir [21]. Hatta bazı araştırmacılara göre bu durum [evli erkeklerdeki yüksek T], potansiyel bir risk arayışını/rekabeti ve buna bağlı olarak yaşanan daha düşük kalitede bir evlilik etkileşimini yansıtıyor olabilir. Çünkü hormonlar düşünce ve davranışlarımızı etkilediği gibi düşünce ve davranışlarımız da hormonlarımızı etkiler, örneğin aşık olduğumuzda hormon profilimizin değişmesi gibi. Yani hormonlarla düşünce ve davranışlar arasında iki yönlü çalışan bir etkileşim bulunur. Bu testosteron için de geçerli olan bir durumdur; T cinsel düşünce ve aktiviteleri, cinsel düşünce ve aktiviteler de Testosteronu etkiler[16].

.

Son mesajımız şu olsun; ‘’erkekseniz evlenin ve uslu durun, sağlığınıza dikkat edin’’

ZehraZehra