ANALİZ
Giriş Tarihi : 14-04-2022 22:57   Güncelleme : 16-04-2022 08:20

Suriye'yle barışmak İsrail'le barışmaktan daha mı zor!..

Siyonist İsrail, Ermenistan, BAE, Mısır ve S. Arabistan’la ilişki geliştiren Türkiye, Suriye ile adım atmıyor. Oysa Şam'la temas ekonomiden güvenliğe elimizi güçlendirir

Suriye'yle barışmak İsrail'le barışmaktan daha mı zor!..

Ankara, uzun süredir diplomatik ilişkilerini askıya aldığı bazı Körfez ülkeleri ile yeniden görüşmelere başladı. Yapılan resmi açıklamalara göre bu temaslarda, sorun alanlarından çok işbirliği alanlarına odaklanılıyor. İsrail gazını Türkiye'ye getirmekten tutun, Birleşik Arap Emirliği ile savunma sanayi işbirliğine kadar çok sayıda proje üzerinde çalışılıyor. Filistinlilerin yaşadıkları da BAE'nin örtülü operasyonları da bu masaların konusu değil. Yetkililer, “Devletlerin daimi düşmanları yoktur, çıkarları vardır.” diyerek gelişmeleri açıklıyor. İyi ama bu prensip, neden Suriye için geçerli değil?

Konu ne zaman Suriye ile anlaşmaya gelse; bir öfke nöbeti baş gösteriyor: “Esed zalim, Esed gaddar, Esed diktatör, Esed, Esed, Esed...” Peki devletin çıkarları? Görmezden geliniyor. Daimi düşman yoktur prensibi? Gözardı ediliyor. ABD'nin demokrasi ihracını eleştirenler; Suriye'ye demokrasi götürmeye çalışıyor. Dünyada bu kadar kibirle yaklaştığımız başka bir ülke yoktur.

Filistinli 6 çocuklu, görme engelli Ghada Sabatin (47), İsrail güçlerince sokak ortasında katledildi.

Anlaşmanın tam zamanı

Suriye'deki savaşın 11. yılındayız. Başından itibaren büyük hatalarımız oldu. Emevi Camii'nde namaz kılmak isteyen başbakanlarımız vardı. Suriye'deki bölücülere kapımız sonuna kadar açıktı. Fetih hayalleri görenler de oldu; ABD planlarına hizmet edenler de... Fakat şimdi hepsi geride kalıyor.

Artık ne Türkiye'de Davutoğlu siyasetleri geçerli, ne de Esad'ın silahla yıkılma ihtimali... Suriye bu savaşı kazandı. Halkıyla, ordusuyla, lideriyle birlikte kazandı. Türkiye ise darbeyle sınandı. NATO'dan dışlandı, Batı'da 'Hasım Ülke' olarak tanımlandı.  

Yeniden anlaşmak için bundan iyi zaman olamaz.  

Tarifsiz bir kazanım

Suriye ile anlaşmanın faydaları, İsrail ve BAE ile anlaşmaktan kat be kat fazla: Amerika'nın bölgeden kovulması, tekfirci terörün temizlenmesi, sınırlarımızın güvenliği... Bedeli hesap edilemeyecek bir kazanım bu.  İşte Suriye ve diğer bölge ülkeleriyle anlaşmak, terörle mücadelenin en kalıcı yolu.

Doğu Akdeniz’de dengeler değişir

Diğer yandan ikili işbirliğinin önemli bir yansıması da Doğu Akdeniz’de olacak. Sadece Türkiye ve Suriye açısından değil, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması bakımından da Suriye ile atılabilecek adımlar bulunuyor.

8 Nisan 2010 tarihinde ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi tarafından yayınlanan rapora göre, Kıbrıs, Lübnan, Suriye ve İsrail arasında kalan Levant Havzası’nda, 3.45 trilyon metreküp doğalgaz ve 1.7 milyar varil petrol bulunuyor. Bu zenginliğin hakkaniyetli paylaşılabilmesi için de Suriye ile yapılacak anlaşmalar büyük önem arz ediyor. 19 Kasım 2003’te ‘Karasularında Ulusal Egemenliğin Belirlenmesi’ne ilişkin çıkardığı yasa ile bölgedeki anlaşmaların önünü açan Suriye, savaş öncesi kıtasahanlığı, bitişik sular, iç sular ve Münhasır Ekonomik Bölge gibi düzenlemelerini yapmış, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile de görüşmelere başlamıştı. Neticelenemeyen bu süreç, Doğu Akdeniz’de dengeleri değiştirecek bir potansiyel taşıyor.

İkili ticaret gelişime çok açık

Suriye, savaşın başladığı 2011 yılından önce Türk yatırımcılar için en cazip pazarlardan birisiydi. Yapılan ticaret anlaşmaları ve karşılıklı vizenin kaldırılmasıyla birlikte Türkiye’nin ihracatı 10 yılda 10 kat artmış, 2010 yılı Kasım ayında 1 milyar 642 milyon dolara ulaşmıştı. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 2012 yılı sonuna kadar 5 milyar doları geçmesi hedeflenirken, savaşın başlamasıyla birlikte ticaret de büyük darbe aldı.

Suriye’ye yoğun olarak çimento, elektrik enerjisi, izole edilmiş tel, kablo, petrol yağları, sentetik devamsız lifler, plastik tüpler, demir-çelikten inşaat ve aksamı, demir-çelik çubuklar, borular ve hortumlar ihraç eden Türk yatırımcılar, birer birer ülkeden çıkmak zorunda kaldı.

Bugün itibarıyla iki ülke arasındaki ticaret hacmi, olması gerekenin çok çok altında seyrediyor. İki ülke arasındaki ilişkilerin tesisi, üreticilerimizin yeniden Suriye pazarına girmesi için önemli imkanlar sunuyor. Dahası Suriye, Arap coğrafyasına açılan bir kapı. Bu kapıdan geçen, çok daha hızlı, çok daha ucuz şekilde Umman Denizi'ne kadar gidebiliyor.

Yıkımın boyutu çok büyük

11 yıllık savaş, ülkenin özellikle belli kesimlerinde altyapıyla birlikte ekonomik, tarımsal ve üretime dayalı maddi varlıkların önemli bir bölümünü yok etti. Yıkımın en fazla olduğu bölgelerin ise ülkenin kuzeyindeki sanayi şehirleri olduğu belirtiliyor. “İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi”nin Eylül 2018 araştırmasına göre; en büyük yıkımın yaşandığı Halep’te kentin yarıdan fazlası (yüzde 58’i) yerle bir olmuş durumda. Buranın ardından sırasıyla Humus’ta yüzde 20, İdlib’de yüzde 15, Hama’da yüzde 13 düzeyinde bir yıkım olduğu tahmin ediliyor. Güneyde ise Dera ve çevre bölgesinde, altyapıdaki hasar oranının yaklaşık yüzde 25 seviyelerinde olduğu bildiriliyor. 14 büyük vilayet birlikte değerlendirildiğinde, Suriye kentlerindeki yıkımın boyutu 200-250 bin ev ve tesis olarak tahmin ediliyor.

Suriye’de yıkımın tek adresi yerleşim yerleri değil. Savaş sürecinde ülkenin ekonomik tesisleri de büyük hasar gördü.

Suriye ekonomisi genellikle orta ve küçük ölçekli işletmelere dayalı olduğundan, en büyük zarar bu tür işletmelerde oluştu. 5 milyondan fazla insanın geçimini sağladığı 538 bin KOBİ ya tamamen ya da büyük oranda yıkıldı. Bugün uzmanlar tarafından ülkenin yeniden imarı için 350-400 milyar dolayında bir kaynak ihtiyacı olduğu değerlendiriliyor. Çin, Rusya ve İran gibi ülkeler imar konusundaki girişimlerini çoktan başlatırken, Türkiye’nin ilişkilerini düzeltmediği için bu imkandan mahrum kalıyor.

Sığınmacıların geri dönüşü

Türkiye’deki kayıtlı Suriyeli sayısı, 17 Mart 2022 itibarıyla 3 milyon 751 bin 889  kişi olarak kaydedildi. Toplamda 4 milyonu geçen Suriyelileri yeniden ülkelerine göndermek konusunda ‘Güvenli Bölge’ planı kesin çözümler içermiyor. Türkiye, yaklaşık 3 milyon Suriyeliyi Fırat’ın doğusuna yerleştirebileceğini hesap ederken, bu insanların evlerinin başka bölgelerde olması, geriye dönüşler konusundaki isteksizliği de artırıyor. Halep ve İdlib yoğunluklu sığınmacıları yeniden evlerine gödermek için Suriye’nin tamamında istikrarın sağlanması ve devlet güvencesi en önemli nokta. Bunun için 11 kere kapsamlı af çıkaran Suriye Hükümeti, kritik adımları atmış durumda. Şimdi Türkiye’nin Suriye ile masaya oturarak geri dönüşleri planlaması gerekiyor.

Kuşak-Yol’un önü açılır

Türkiye, Suriye, Irak ve İran’ın işbirliğinin küresel ölçekte de önemli etkileri bulunuyor. Terör örgütlerinin temizlenmesi ve Batı müdahalesinin sona erdirilmesi, bölgedeki barış, huzur ve refahın anahtarı. “Kürdistan” planlarının çöpe atılmasıyla yalnızca bölge halklarının değil, Avrasya’nın da önü açılıyor. Bugün Kuşak ve Yol İnisiyatifi gibi devasa projeler, “Kürt Koridoru” projesiyle kesilmeye çalışılıyor. Atlantik karşısında yeni bir güç merkezi olmaya aday bu işbirliği, devasa yatırımları da çekecek önemli bir potansiyeli barındırıyor.

ABD'nin gündemi doğu Akdeniz

ABD Temsilciler Meclisi’nnde “Doğu Akdeniz’de Fırsatlar ve Sınamalar: ABD’nin Çıkarlarını ve Bölgesel İşbirliğini İncelemek” başlıklı oturum düzenledi.

ABD’nin Doğu Akdeniz’de stratejik çıkarları için izlemesi gereken siyasetlerin konuşulduğu oturumda, Türkiye’nin ABD’yle ilişkileri ve Kıbrıs tavrı sıkça gündeme geldi. Toplantıyı Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Küresel Terörle Mücadele Alt Komitesi Başkanı Ted Deutch ile Avrupa, Enerji, Çevre ve Siber Alt Komitesi Başkanı Wiliam R. Keating yönetti. Tanık olarak görüşlerine başvurular isimler arasında Amerikan İlerlemesi Merkezi’nden kıdemli uzman Alan Makovsky, Avrupa ve Orta Asya Uluslararası Kriz Grubu Program Direktör Yardımcısı Alissa de Carbonel, St. Lawrence Üniversitesi Ortadoğu Tarihi Doçenti Dr. Howard Eissenstat ve Amerikan Girişimi Enstitüsü’nden kıdemli uzman Frederick Kagan yer aldı. 

Hürsedahaber

ZehraZehra