ANALİZ
Giriş Tarihi : 16-03-2022 08:14   Güncelleme : 23-03-2022 15:20

Talip Özçelik Yazdı: Ukrayna/Rusya Bağlamında SAĞCILIK

Talip Özçelik Yazdı: Ukrayna/Rusya Bağlamında SAĞCILIK

Günlerdir batılı haber ajansları ve ulusal televizyonların Ukrayna dostluğu ve Rus düşmanlığı ortalığı kasıp kavuruyor.

Sosyal medyada da benzer şekilde Rusya’nın saldırganlığı, Ukrayna’nın mazlum oluşu ,Ukrayna halkının kahramanca direnişi haberlerinden ve duygusal karelerden geçilmiyor.

Kimi arkadaşlarımız ise 93 harbindan hareketle Rusların ezeli düşmanımız olduğundan söz ediyor. (1877/1878 yıllarındaki Osmanlı-Rus Savaşı Rumi takvimde 1293 yılına denk geldiği için 93 harbi denmiş.)

Kısa bir araştırma ile medyanın Ukrayna yanlısı propaganda dilinden zihnimizi azade kılarsak, şunu görüyoruz. Batılı haber ajanslarının; Amerika, Soros, Avrupa Birliği, Nato ve  İsrail’in desteklediği ve iktidara getirdiği Wolodimir Zelenski  iktidara geldiği günden itibaren ülkesinde tam bir faşizm ve devlet diktatörlük rejimi  uygulamakta. Emri altındaki neo faşistlerle hiçbir özgürlüğe izin vermeyen bir zalim Zelenski ve  birkaç yıllık iktidarı yargısız infazlarla dolu. Ne yazık ki batılı ve batıcı medyanın haberlerinde bunlar yer almıyor.

Tabi Zelinsky‘nin iktidara geldiği günden itibaren ülkesinin kaynaklarını batılı küresel şirketlere peşkeş çektiği ve Yahudi kökenli bir Amerikan hayranı olduğundan  da hiç bahsedilmiyor.

Rusya-Ukrayna savaşında  da  her zaman olduğu gibi ABD/Batı medyasının haberlerine göre konum alıyoruz ve olayları bütün boyutlarıyla değerlendirme çabası yerine “yaşasın” ya da “kahrolsun” seviyesinin dışında değerlendiremiyoruz. Tam bir karmaşa, manipülasyon ve algı operasyonu söz konusu. Kelimenin tam anlamıyla “at izinin, it izine karıştığı” bir ortam var bu savaşta.

1994 de  başlayıp devam eden Çeçen/Rus savaşında, bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan‘a tam ve açıktan destek veren tek ülke Ukrayna idi. Hatta Ukrayna devleti, ordusundaki muvazzaf askerlerine; Çeçenlerin yanında Ruslara karşı savaşa katılabileceklerini ve bu sürenin askerlikten sayılacağını ilan etmişti. Savaş döneminde Çeçenistan’da karşılaştığım Oleq Berkut  isimli Ukraynalı Hiristiyan subaya;“niçin buradasınız, Çeçenlerle din –ırk birlikteliğiniz de yok,” diye sorduğumda “Ruslar bizim de ezeli düşmanımız” diye cevap vermişti.

Belki de o dönemden kalma bir “vefa duygusuyla”  iktidarda bulanan Rus yanlısı  Çeçen yönetimine karşı olan pek çok Müslüman Çeçen “Cahar Dudayev” birliği bünyesinde Ukrayna’nın yanında Ruslara karşı savaşmaktalar. Basında çıkan haberlerden öğrendiğimize göre Kadirov yanlısı bir grup Çeçen Müslüman da Rusların emrinde savaşmak üzere namaz ve dualar eşliğinde cihada gittiler. Çok acı ve hüzünlü bir tablo maalesef…

Aynı günlerde  Suriye’de rejime karşı Savaşan Nusra Ögütü, Heyet-i tahrir-u Şam  Yetkilileri de Ruslara karşı savaşmanın öneminden ve bu savaşta ölenlerin şehit olacağından hareketle bir duyuru yayınladılar. (Eymen et Temimi’nin Twitter hesabından paylaşıldı.)

Dün bir açıklama yapan Rus yanlısı Kadirov Hükümetinin müftüsü ise Rusya safında savaşmanın Allah yolunda cihat sayılacağını ilan etti. Bu arada Suriye’den, Iraktan Daeş vb. selefi gurupların ise Ruslara karşı cihat için Ukrayna’ya gideceği de konuşuluyor.

Bu durumun sebeplerini incelediğimizde yıllardır İslam ülkelerinde yapılan Amerikancı propagandanın ne kadar etkili olduğu anlaşılıyor. Nasıl olmasın ki?  Öncelikle kendi ülkemize bakalım.

1970 li  yıllarda basılan  Kuran meallerinde “Ashâb-ı yemin”,( yani kitabı sağdan verilenler)ayetleri “Sağcılar”, kitabı soldan verilenler “Ashâb-ı şimal” ayetleri  ise solcular olarak tercüme edilmişti. Bu konu o dönemde  camilerde halka verilen vaazlarda  da aynı şekilde işlenmiştir.

Altmışlı yılların Sağ-Muhafazakar-Müslüman kesiminin en etkili hatip ve ideoloğu olan Merhum Necip Fazıl’ın Büyük Doğu dergisinin 17.7.1959 tarihli sayısındaki şu cümlelerini hatırlamak gerekiyor.

“Amerikan politikasını korumakla mükellefiz. Amerikan siyasetini tutmak biricik yol. Amerika’dan nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik dikkatimiz olmalı. Yoksa bir Amerikan bahriyelisinin iki yana açık bacakları arasında mütaala ettiği kadından ileri geçemeyiz.” galiba burada bahsettiği kadın sıradan bir fahişe… Yani demek istiyor ki Amerika ile münasebetimiz sıradan bir fahişe olmak değil, nazlı bir sevgili gibi olmalı.

O yıllara kadar öncelikle nurcu kesim tarafından yapılan propagandayı da hatırlayalım. ”Allahsız , dinsiz komünistlere karşı imanlı ehli kitabın yanında olmak” yani Rusya’ya karşı Amerika’nın yanında olmak, imanın şartı gibi tekrarlanmıştır.

Yine, aynı şekilde komünizmle mücadele derneklerinin açılmaya başladığı yıllar 1963 yılına  tekabül  etmekte.

Meallerimizde sağcılık, büyük ideoloğumuzun ağzında Amerikancılık, sağ Muhafazakar kesimde komünizmle mücadele dernekleri, camilerimizde kitapsız komünistlere karşı vaazlar ve sağcılık... Daha önceleri zaten devlet politikası olarak komünist yayılmacılığa karşı NATO’ya üye olmayı tercih eden bir devlet politikası var. Amerika’nın emrinde binlerce  askerini Kore’ye yollarsın ve bu konunun halk arasında , övünerek yıllarca kahramanlık hikayeleri anlatılır. İlave olarak Nato ülkelerinde Gladio dediğimiz gizli askeri yapılanma da var(onlar da komünizme karşı) ve  bu toplumun her kesiminde  algı operasyonlarını devam ettirmekte…

Zaten kuruluşundan bu yana yüzünü batıya çevirmiş ve her konuda  model-örnek olarak batıya bakan bir devlet zihniyeti olagelmiş…

Bütün bunların neticesinde ortaya çıkan semere  “ kahrolsun Rusya, yaşasın Ukrayna” sloganı oluyor. Nasıl olmasın ki?

Uzunca bir dönem Milli İstihbarat Teşkilatının-MİT-maaşları bile Amerika-CİA tarafından ödenmiş, en üst düzey politikacılarınız ABD  şirketlerinin temsilcisi olmuş ve hükümetleriniz bile hala icazetsiz kurulamıyorsa nasıl Amerikancı olunmasın ki ?

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu‘nun tabiriyle “bizim tarlayı yıllarca başkaları sürmüş.” Evet , bu tarlayı yıllarca Amerika, İngiltere, Batı sürmüş.

Hem dinî, hem milli , hem askeri, hem siyasi, hem de ekonomik olarak; zihinlerimiz Amerikan propagandasıyla, algı yönetimi ile işgal edilmişken, medyada günlerdir Ukrayna’nın haklı Rusların işgalciliği konuşuluyorken başka ne sonuç ortaya çıkabilir ki?

Oluşturulan mahalle baskısı sebebiyle Ukrayna-Rusya Savaşı’nın gerçekliğini anlamaya, anlatmaya çalışmak bile Rus yanlısı olmakla suçlanmayı beraberinde getirmekte. Benzeri bir durum  Suriye savaşında yaşandı. Resmi görüşün aksine, hakim medya dilinin dışında bir takım gerçeklere dikkat çekmek isteyenler hemen Şebbihacı  veya Esatçı ilan edilmedi mi?

Biz toplum olarak balık hafızalıyız maalesef. Her şeyi çok çabuk unuturuz.

Bu ülkede 15 Temmuz darbesini Gülen cemaatini  ve onlarla işbirliği yapan Kemalist subayları-generalleri kullanarak tertipleyen Nato ve ABD değil miydi? Bu milleti ve milletin  Meclisi’ni bombalayan ,tarayan uçaklara benzin ikmali İncirlikten kalkan Nato/ABD  uçaklarıyla yapılmadı mı.?

Türkiye’de; İstanbul’da gezi olaylarını,   güneydoğudaki hendek olaylarını destekleyen Soros /ABD/Batı değil miydi ? W. Zelenski’Yİ  iktidara getiren de aynı irade değil mi? Arap baharı hikayesiyle İslam Coğrafyasını ; kendi  askerini kullanmadan ,( Kissinger doktrini gereğince )Müslümanları birbirleriyle savaştırarak darmadağın eden, harabeye çeviren aynı irade değil mi ?

Suriye’nin  kuzeyinde Kürt devletini fiilen kurup , yollayacağı binlerce tır silahı Türkiye üzerinden oraya aktaran irade Zelinski’yi destekleyen irade değil mi? Zihinleri Amerikan aşkıyla yoğrulmuş, bilinçleri batılılar tarafından sürülüp Amerikan tohumları ekilmiş kullanışlı zavallılardan Rusya’ya karşı Ukrayna’yı desteklemekten başka bir düşünce çıkmıyor, çıkmaz da… Bu kafa yapısıyla asla çıkmayacak da… Hiç olmazsa bunları İslam-cihat, dinsizlikle mücadele adına yapmayın.

Müslümanlar şu öğüdü asla unutmamalıdır;” Amerika Rusya’dan kötüdür, Rusya da Amerika’dan kötüdür, İngiltere ise her ikisinden de kötüdür.” Biz bu cümleye, bu  gün  Çin’i de ilave edebiliriz.

Sağ  ve sağcılıkla ve Amerikancılıkla ilgili ezberlerini bir türlü bozamayan ya da bozmayı düşünemeyenlere  şunu sormak isteriz; sahi Türkiye S-400 füzelerini   kime karşı satın almıştı ?

“Akletmezmisiniz?”

“Düşünmezmisiniz?”

“Öğüt almazmısınız?”

Soldan, kimsenin (şeytanın bile)  bize yaklaşma şansı yok, ya da yok denecek kadar az;  ama sağa  dikkat etmek gerekir. Ayet de onu hatırlatmıyor mu?

Cehennemlikler kendilerini saptıranlara Ahirette şöyle diyor; ”siz bize sağdan, yani suret-i haktan yaklaşırdınız...”

Hertaraf

ZehraZehra