GÜNCEL
Giriş Tarihi : 11-03-2022 21:36   Güncelleme : 11-03-2022 21:36

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Batı'ya Ukrayna tepkisi: Kırım'a ses çıkarılsaydı bugünkü tablo olmazdı..

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Batı'ya Ukrayna tepkisi: Kırım'a ses çıkarılsaydı bugünkü tablo olmazdı..

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun ev sahipliğinde bu yıl ikincisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu sona erdi. Forumda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı'nın Rusya'nın Ukrayna işgalindeki duruşunu eleştirerek, ''Kırım'ın işgaline tüm dünya ses çıkarsa bugünkü tablo ile karşı karşıya kalır mıydık? Ukrayna haklı davasında yalnız bırakıldı'' dedi.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgali 16'ıncı gününde devam ederken, Türkiye'de tüm dünyanın takip ettiği görüşmeler yaşandı. Dün savaşan ülkelerin Dışişleri Bakanları Antalya'da ilk kez yüz yüze geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun ev sahipliğinde bu yıl ikincisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu gerçekleştirildi. Forumun açılışında konuşan Bakan Çavuşoğlu, Dünyada eşitsizlik daha da derinleşiyor. Diplomaside artan paydaşlar yeni yaklaşımları elzem kılıyor. Birbirimizle konuşma ve danışma vazgeçilmez ihtiyaçtır, Antalya Diplomasi Forumu da böyle bir amaca hizmet ediyor'' ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu'nun açılış konuşmasının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı'ya Kırım üzerinden tepki gösterdi.

Erdoğan, ''Kırım'ın ilhakı başta olmak üzere Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne yönelik saldırıları ve tutumu biz reddediyoruz. Eğer 2014'te Kırım'ın işgaline tüm Batı, tüm dünya ses çıkarsa bugünkü tablo ile karşı karşıya kalır mıydık? Ama Kırım'ın işgaline sessiz kalanlar şimdi bir şeyler söylüyorlar. Ukrayna haklı davasında yalnız bırakıldı. İyi de adalet bu yarım kürenin bir yerinde geçerli diğer yarısında değil mi? Bu nasıl bir dünya.'' dedi.


Çavuşoğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar:

''75 ülkeden katılımcıyı bugün bu salonda bir arada. Bugün bizimle beraber olan tüm konuklarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz. 'Yurtta barış dünyada barış' ilkesi, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' öğretisi hep aklımızda.

Güç kullanmak sadece güçlünün taktiğidir. Sınırların değişmezliği ilkesi bir temeldir. Viyana Belgesi, BM şartları politik anlamda güven sağlıyordu. Ancak artık çatışmalar önlenemiyor, başlayan çatışmalara bitirilemiyor.

Teknolojik gelişme dolu dizgin ama bundan herkes faydalanamıyor. Dünyada eşitsizlik daha da derinleşiyor. Diplomaside artan paydaşlar yeni yaklaşımları elzem kılıyor. Yeni bir dil ve anlayışa ihtiyaç var, diplomasiyi barış ve kalkınmanın yani insanlığın hizmetine koşmak. Birbirimizle konuşma ve danışma vazgeçilmez ihtiyaçtır, Antalya Diplomasi Forumu da böyle bir amaca hizmet ediyor. Bu sebeple bu seneki başlığımızı "Diplomasiyi Yeniden Kurgulamak" olarak belirledik.


ADF katılımcılarına ve ortamına baktığınızda burası sanki BM ortamı sunuyor. Antalya'da birleşmiş zihinler ortamı kuruluyor. Sorunlarımızı, farklılıklarımızı zihinde çözmeden birlikte hareket edemeyiz.''

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Antalya Diplomasi Forumu'nun ülkelerimize hayırlı olmasını diliyorum. Salgın şartlarına rağmen geçen yıl ilk toplantıyı başarı ile icra ettik. Sancılı bir dönemde Antalya'dan verdiğimiz dayanışma mesajlarının foruma çok önemli bir anlam kattığına inanıyorum. Forum yakında küresel diplomasinin kalbinin attığı yere dönüşecek.


Foruma iştirak eden hükümet ve devlet başkanları, devlet temsilcileri yapacakları katkının yanı sıra, aralarındaki temasları da önemli görüyorum. Foruma yönelik yoğun ilgiyi memnuniyet ile karşılıyorum.

Bilimde, sanayide, teknolojideki onca ilerlemeye rağmen insanlık olarak temel meselelerimizi hala çözüme kavuşturamadığımızı görüyorum. Sıcak çatışma, iç savaşlar, terörizm, açlık, kıtalar arasındaki adaletsizlik ne yazık ki sürüyor.

Ekonomiler büyürken, gökdelenler yükselirken, birilerinin cüzdanları şişerken, hemen yanı başımızda çocuklar açlıktan ölmeye devam ediyor. Açlık virüsü her yıl dünyada koronavirüsten daha fazla insanın canına mal oluyor. Dünyada her gün 10 saniyede bir çocuk bir lokma ekmek ve su bulamadığı için ölüyor. İnsanlar yurtlarını terk etmek zorunda kalıyor.

Hepimizi düşündürmesi gereken bazı çarpıcı rakamları sizinle paylaşmak istiyorum. Akdeniz suları 25 bine yakın umut yolcusunun mezarı oldu. Bu sayıya 2 milyondan fazla Ukraynalı mülteci eklendi.1 milyar insan günde 2 doların altında bir gelirle hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bu rakamlar tek başına adaletsizliği göstermeye yeterlidir.

Türkiye hem Akdeniz hem Karadeniz ülkesidir. Ukrayna ve Rusya komşumuz ve dostumuzdur. Gerilimin tırmanarak bu aşamaya ulaşması en çok bizi rahatsız eder. Komşularımız arasındaki gerilimin sıcak çatışmaya dönüşmesinden rahatsızız. En çok bizi endişelendirdi. Saldırgan eylemleri asla maruz göremeyiz.

Kırım'ın ilhakı başta olmak üzere Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne yönelik saldırıları ve tutumu biz reddediyoruz. Bunu her zeminde açıkça dile getirdik. Gerek Rusya gerek Ukrayna ile yaptığımız görüşmelerde bunu gündemde tuttuk.

Eğer 2014'te Kırım'ın işgaline tüm Batı, tüm dünya ses çıkarsa bugünkü tablo ile karşı karşıya kalır mıydık? Ama Kırım'ın işgaline sessiz kalanlar şimdi bir şeyler söylüyorlar. Ukrayna haklı davasında yalnız bırakıldı. İyi de adalet bu yarım kürenin bir yerinde geçerli diğer yarısında değil mi? Bu nasıl bir dünya.

Yangına körükle gitmenin, ateşe benzin dökmenin kimseye bir faydası olmayacaktır. Rus kültürü ve Rus insanlarına yönelik faşizan uygulamalar da asla kabul edilemez. Almanya'da bir orkestra şefi Putin'in arkadaşı olduğu için görevden alınıyor.

Öbür tarafta bir başka Avrupa ülkesinde Dostoyevski yayınları, eserleri yasaklanıyor. Biz bunu neye benzetiyoruz biliyor musunuz? Bir zamanlar Irak'ta Hülagü'nün yakıp yıktığı kütüphanelere dönüş olarak görüyoruz.

Biz yeni Hülagüler istemiyoruz. Türkiye olarak can kayıplarının önüne geçmek, barış ve istikrarı temin etmek için çaba harcıyoruz. Silahların bir an önce susması ve itidalin sağlanması en büyük temennimizdir. Bir dostum dedi ki, bir SİHA bizim ülkemize düştü. Demek ki hiç ilgisi alakası olmayan bir ülkeyi de bu savaş vuruyor.

25-30 lider ile görüşmem oldu ve devam ediyor. Bakan arkadaşlarım görüşmelerine devam ediyor. Çözüm tekliflerimizi muhataplarımız ile paylaşacağız. Montrö sözleşmesinin ülkemize verilen yetkileri kullanmak dahil her şeyi kullanmaya devam edeceğiz.

Sorunları büyüten, bu noktaya getiren sebepleri gözümüzden kaçırmamalıyız. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan müesses nizam bunun arkasındadır. BM üyesi 193 ülkenin kaderini 5 ülkenin kaderine bırakan bu sistemin adaletsiz olduğu sizlerin de malumudur.

Ukrayna krizi ile birlikte çok daha büyük açık ve yapısal problemlerin olduğu da ortaya çıkmıştır. Çatışanlardan biri daimi üye olunca sistem iflas bayrağını çekmiştir. Alınan kararların bağlayıcı yönü olmayınca çatışmaları sonlandıracak hiçbir adım atılamamıştır.

141 üye 2 üyeye karşı oy kullanırken netice alınabildi mi? Alınamadı. Böyle bir adalet olur mu? Dünya 5'ten büyüktür diyerek günümüz şartlarına göre reform edilmelidir. Veto yetkisini elinde tutanlar gücü paylaşmaya yanaşmadığı için reform yapılamıyor.

15 tane geçici üye, 5 daimi üye. Bunlar komik geliyor. Geçici üye olabilmek için lobi yapıyorlar. Ya olsan ne yazar, hiçbir faydası var mı ? Yok. Elini kaldır indir. Asıl iş o beşten bir tanesinde o beş üyeden bir tanesi ne derse o oluyor. Statüko yerine barışı gözetecek beş ülkenin çıkarı yerine tüm insanlığın hizmet edecek yeni bir küresel güvenlik mimarisinin kurulması şarttır."

Karar

ZehraZehra