GÜNCEL
Giriş Tarihi : 03-03-2022 10:16   Güncelleme : 03-03-2022 10:16

Temel Karamollaoğlu: Herzog’un elindeki kan elinize bulaşırsa bir daha çıkmaz

Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündemi değerlendirirken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin bölgeyi ve yakın ülkeleri etkilerken Türkiye’nin de bu ülkelerden olduğunu ifade etti.

Temel Karamollaoğlu: Herzog’un elindeki kan elinize bulaşırsa bir daha çıkmaz

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Saadet lideri Karamollaoğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Bu yılki Erbakan Hocamızı anma programında bir kez daha Hocamızın nezaketi, siyaseti, farklı fikirlere yönelik insani tutumunun herkes için örnek olduğunu gördük. Siyasi yelpazenin farklı kanatlarında olsalar da tüm katılımcılarımız, konuşmalarında Erbakan Hocamız hakkında olumlu ve samimi değerlendirmelerde bulundu. Katılımcılarımıza teşekkür ediyor, Hocamızı rahmet ve minnetle yâd ediyorum.

Erdoğan, Herzog ziyareti ile mutlu olacakmış

İnsan haklarını hiçe sayarak adeta ölüm yağdıran terör devleti İsrail karşısında bütün dünya sükût içinde. Dünya bir yana dursun maalesef iktidarın İsrail’e olan yaklaşımı bile bu terör devletinin daha da şımarması için yetti de arttı. Herzog’un ziyaretiyle kendini daha mutlu addedecek olan bir Cumhurbaşkanımız var, maalesef. Bunu ben söylemiyorum, kendisi söylüyor. Bu ziyaretle mutlu olacakmış. Aklınızı başınıza, vicdanınızı yüreğinize devşirin. Bu ziyaret henüz gerçekleşmemişken içinde bulunduğumuz Kudüs Haftasını bir fırsat bilin, ona göre bir fikir ve vicdan muhasebesi yapın. Herzog’un elindeki Müslüman kanı elinize bir kez bulaşırsa bir daha çıkmaz bunu da iyi bilin.

Kinden ve rövanş almaktan siyasete son vermek istiyoruz

6 parti ile birlikte hazırlanan Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakatı sadece önümüzdeki seçim için değil Türkiye’nin geleceği için önümüzdeki yüzyılı için çok önemli ve tarihidir. Eski korkuların küflenmiş tartışmaların herkesin yorulduğu kısır çekişmelerin hakim olduğu Türkiye defterini kapatmak istiyoruz. Kinden ve rövanş almaktan beslenen siyasete son vermek istiyoruz. Dünün kinini tutanlar, bugün adaleti sağlayamazlar. Geçmişe takılıp kalanlar yarınları kuramazlar.

Yarının Türkiye’sinden adil devlet inşa edilecektir

Yarının Türkiye’sinde adalet ve hukuku önceleyen, temel hak ve hürriyetlerin güvence altına alındığı, liyakatin, ehliyetin, şeffaflığın esas alındığı adil devlet inşa edilecektir. Artık hiç kimse korkuları köpürterek milletin iradesini kötüye kullanamayacak. Ölümü gösterip sıtmaya razı edemeyecek. Adaletsizlik içinde yaşamak mümkün oluyor da adil devlet niçin olmasın. Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir sistem oluyor da adil paylaşım neden olmasın. Gece gündüz çalışıp açlık sınırında yaşatan bir düzensizlik oluyor da hepimiz için İnsanca Yaşam neden olmasın. Adil Devlet mutlaka kurulacak, Adil paylaşım mutlaka yapılacak ve insanca yaşam tesis edilecek.

Türkiye, Montrö sözleşmesini çok iyi kullanmalı

Şu anda çatışan Ukrayna ve Rusya yetkilileri bile bir masaya oturup meseleleri görüşebiliyorlarken biz neden görüşmeyelim. Batı’nın iki yüzlülüğünü bir kere daha görmüş olduk. Ukrayna’dan komşu ülkelere sığınanlara karşı “bunlar bizim gibi beyaz ve Hristiyan. Bunlar Afrika’dan gelmiyorlar” gibi kurulan ifadeler tam bir alçaklığın ifadesidir. Bu noktada Türkiye de bölge ülkelerden biri olarak bu krizden etkileniyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi’nin kendisine sağladığı hakları çok iyi kullanmalı ve böylece savaşın ülkemizi daha da etkilemesinin önüne geçmelidir. Dünyanın, barışı dilinden düşürmeyen birliklere değil; gerçekten barışı tesis edecek adımlar atan bir birliğe ihtiyacı var. Türkiye acilen D-8’lere öncülük etmeli ve lider ülke konumuna yükselmelidir. Devletin ete kemiğe büründüğü, devlet hizmetlerini yürüten memurlarımız bile yoksulluk sınırı altında yaşıyorsa, Türkiye’nin büyüdüğünü, zenginleştiğini söyleyenler bunu nasıl söyleyebiliyorlar?

Ne dediğin farkında mısın gafil

Şu an Türkiye sosyal yardımlara muhtaç. Bununla iftihar duyup dün 2.5 milyon aileye yardım verirken bugün 4.5 milyona çıkmış. diyorlar. Ne dediğin farkında mısın gafil. Bunu iftihar vesilesi yapmak hiçbir yerde görülmemiştir. Vatandaşların bir kısmı “İktidar değişirse sosyal yardımlardan mahrum kalır mıyım?” diye endişe duyuyor. Aslında bunlar ihtiyaçların karşılanması için verilmiyor adeta seçim rüşveti olarak veriliyor.

Kötü ekonomi aile yapımızı tahrip ediyor

Gençlerimiz iş bulmakta zorluk çektiği ya da iş bulsa bile geçinemediği için evlenemiyorlar. Aileler ise geçim zorluğu ve yoksulluk nedeniyle çatırdayan ilişkilerde yıpranıyor. Yoksulluk ve yoksunluk kaynaklı olarak aile içi şiddet olayları artıyor. Maalesef toplumsal yapı çözülüyor. Kötü ekonomi yönetimi sadece cepleri, mutfakları yakmıyor. İnsanların yuvasını yıkıyor. Aile yapımızı tahrip ediyor. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam lüks değil, haktır. Saadet Partisi olarak ülkemizin ve gençlerimizin geleceğini tehdit eden bu kötü gidişe dur demek ve gidişatı tersine çevirmekle mükellef olduğumuza inanıyoruz ve bunun için gayret gösteriyoruz. Milletimiz ümitsizliğe kapılmasın! Saadet Partisi'nin bulunduğu her ortamda hakkın üstün tutulacağını bilsin, buna güvensin.

Hürsedahaber

ZehraZehra