ANALİZ
Giriş Tarihi : 16-02-2022 13:22   Güncelleme : 24-02-2022 09:09

Murat Yetkin yazdı: Erdoğan'dan/MİT'ten İsrail'e armağan edilen operasyon ve amacı...

Ankara’da 11 Şubat’ta yapılan açıklamalara göre MİT ve Emniyet ekipleri, İran istihbaratı VAJA’ya bağlı bir casusluk şebekesini Yair Galler isimli İsrail ve Türkiye çifte vatandaşlığı taşıyan iş adamına yönelik suikast hazırlığı içindeyken yakalamıştı. Açıklamalara göre boşa çıkarılan suikast girişimi hem İsrail ajanları tarafından 28 Kasım 2020’de öldürülen İran nükleer programının başındaki Muhsin Fahirzade’nin intikamını almak için planlanmıştı.

Murat Yetkin yazdı: Erdoğan'dan/MİT'ten İsrail'e armağan edilen operasyon ve amacı...

İsrail Cumhurbaşkanının gelişi Erdoğan BAE’de iken duyuruldu

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed ile barışma ziyareti 14 Şubat Sevgililer Gününe denk geldi. Erdoğan BAE’de iken iki ülke arasında 13 işbirliği anlaşması imzalandı. Erdoğan ve Zayed kavga ve suçlamalarla geçen 9 yılın açısını çıkarıyor gibiydi.

Anlaşmalar arasında BAE’ye Türk malı İHA ve SİHA satışı da vardı. Gelen bilgilere göre Bayraktar TB2 yazılımının yenilenmesiyle ihracatın boyutları da artmıştı. BAE bu silahları temel olarak İran tehdidine karşı alıyor.

Erdoğan’ın BAE temaslarının ikinci gününde ilginç iki gelişme duyuruldu. Biri İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un bir süredir konuşulan Türkiye ziyaretini 9-10 Mart tarihlerinde yapacağı oldu. Hemen arkasından Cumhurbaşkanı Sözcüsü ve Güvenlik ve Dış Politikalar Danışmanı İbrahim Kalın ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal’ın 16 -17 Şubat’ta Filistin’e giderek Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüşeceği ilan edildi.

BAE yatırımcılarının İsrail’deki muhtemel girişimleri için açtığı 10 milyar dolarlık krediyi, 24 Kasım’daki Ankara ziyaretinde Türkiye’ye de açtığını ilan etmişti.

Ziyaretin hemen öncesindeki MİT operasyonu

İsrail’le ilgili gelişmelerde Erdoğan’ın kaldığı Emirates Palace otelinde İsrail heyetinin de görülmüş olmasının payı olabilir, diplomatik kulisteki iddialara göre.

Ankara’da 11 Şubat’ta yapılan açıklamalara göre MİT ve Emniyet ekipleri, İran istihbaratı VAJA’ya bağlı bir casusluk şebekesini Yair Galler isimli İsrail ve Türkiye çifte vatandaşlığı taşıyan iş adamına yönelik suikast hazırlığı içindeyken yakalamıştı. Açıklamalara göre boşa çıkarılan suikast girişimi hem İsrail ajanları tarafından 28 Kasım 2020’de öldürülen İran nükleer programının başındaki Muhsin Fahirzade’nin intikamını almak için planlanmıştı. Operasyon Erdoğan’ın BAE ziyareti öncesinde duyruldu. İstanbul’da yayınlanan Şalom gazetesi Erdoğan’ın BAE’deki temaslarının başladığı 14 Şubat’ta MİT ve MOSSAD ilişkilerinin güçlenmesi sayesinde son iki yılda Türkiye’deki İsraillilere yönelik 12 saldırının önlenebildiğini yazdı.

BAE ve İsrail’le gelişen ilişkilerin Türkiye’nin Filistin’le ilişkilerinde de gelişmeye yol açması muhtemel. Türk heyetinin Herzog’un Türkiye gezisi öncesinde Filistin’de Abbas yönetimini ziyarete gitmesi önemli. Erdoğan son 15 yıldır Filistin’de ağırlığını Müslüman Kardeşler çizgisindeki Hamas ile ilişkilere vermişti.

BAE’de yeni manevralara giriş

Türkiye’nin hem BAE hem İsrail ile aynı süreçte gelişen ilişkileri Erdoğan’ın Arap Baharı, ya da isyanlarının başladığı 2011’den 2020’ye dek izlediği Orta Doğu politikasından vaz geçtiğinin tescili anlamına da geliyor. Aslında bu politikada ilk kırılmanın 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimi olduğu söylenebilir.

Erdoğan ve AK Parti yetkilileri darbe girişimin başını çeken Fethullah Gülen örgütünün ABD merkezli ve İsrail ve BAE destekli olduğunu geçmişte defalarca söylemişlerdi. Bu söylemin ve AK Parti saflarındaki Müslüman Kardeşler (İhvanı Müslimin) sempatisinin artık Türkiye’nin Orta Doğu politikasını esir almayacağı anlaşılıyor.

Bunda Türkiye’nin 2016-2021 sürecinde Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Azerbaycan’a dek askeri varlığını hatırlatma ve buna bağlı yürüttüğü diplomasinin payı vardı. Önemli bir etken de özellikle 2018’den bu yana giderek kötüleşen ekonomik durumu uluslararası ilişkileri öne çıkararak giderme çabasına girmesi oldu. Bu arada ABD’nin Afganistan’dan kaçarcasına çekilmesi ve Rusya-Ukrayna krizi gibi gelişmeler gibi Türkiye’nin coğrafi ve stratejik önemini Batıya hatırlatan gelişmeleri de saymamız gerekecek.

Deneyimli diplomat Namık Tan, bir süreçte ABD’den de çok İngiltere’nin etkisi olabileceğini yazmıştı.

“Sat Kurtul” dönemi mi?

Kanal İstanbul gibi riskli ve tartışmalı projelere yatırım çekmenin yanı sıra, Türkiye’nin ekonomik varlıklarını Körfez yatırımcılarına satma çabaları bu dönem öne çıktı.

Katar Dışişleri Bakanı Abdulrahman El Sani’nin, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nuyla basın toplantısında “Türkiye’nin ekonomik zorluklarının ortaya çıkaracağı fırsatları” yakından izlediklerini söylemesi bu durumun açık ifadesiydi.

İş çevrelerinde hükümet kanadında yalnızca Türkiye varlık Fonu (TVF) kontrolündeki kamu şirket ve kuruluşlarının değil, bazı özel şirket ve tesislerin de 2023 seçimleri öncesinde Körfez’deki Arap yatırımcılara satılması için devreye girme girişimleri olduğu konuşuluyor.

Bir ara Türkiye’nin Kıbrıs siyasetinde sesi yükselen “Ver Kurtul” eğilimi vardı. Umarım bu girişimler bir tür “Sat Kurtul” siyasetine dönüşmez. Bu arada, merak edenlere, bir süredir BAE’de yaşadığı bilinen Sedat Peker’e ne olduğuna dair henüz hiç bir haber yok.

Cumhurbaşkanı Erdoğan çok istediği halde Rusya-Ukrayna gerilimi kendisi arabulucu olmadan ABD-Rusya arasında çözülecek gibi duruyor. Ama bu tarafa baktığımızda BAE ve İsrail ile aynı süreçte gelişen ilişkiler Türk dış politikasında yeni bir dönüm noktası sayılabilir. Sırada Mısır ve Suudi Arabistan olabilir.

yetkinreport

ZehraZehra