ANALİZ
Giriş Tarihi : 15-02-2022 07:40   Güncelleme : 19-02-2022 22:25

Emin Güneş yazdı: İran’cı mıyız?

Emin Güneş yazdı: İran’cı mıyız?

Değiliz, çünkü İranlı değiliz. İran’cılar ile inkılapçılar karıştırılmakta, İslam İnkılapçılarına “İrancı” denilmektedir. Bu kasten söylenmiyorsa cehaletten kaynaklanmaktadır.  Çünkü bir İslam inkılapçısı asla İrancı olamaz. İrancılığın tarihi Medler ve Persler ile başlarken inkılapçıların tarihi İslam İnkılabı ile başlar. İrancıları bayrağı Üzerinde Şir u Hurşid olarak adlandırılan Aslan ve Güneş sembolü olan bayrak; İnkılapçıların bayrağı üzerinde ise Kufi yazı karakterinden oluşan Allahu Ekber  ve ortasında ise Lâ İlahe illallah yazısı bulunur. Anakronizmle olaylar gerçek zamanında kopartılıp farklı bir çerçeveye oturtulmaktadır. Mezhepçiliği siyasetlerine alet edenlerin faturası mezhepçiliğe savaş açanlara çıkartılmaya çalışılmaktadır.

Bu gün İran İslam İnkılabının en azılı ve en tehlikeli düşmanları İran’cılardır. Bunlar ülke içerisinde oldukları için dış düşmanlardan daha tehlikelidirler. İran’ın ulusal çıkarları için Amerika ve İsrail’le düşmanlığı değil, dostluk ve işbirliğini savunurlar. Özellikle İran’ın Kudüs davası için bedel ödemesine şiddetle itiraz ederler. İrancılar: “biz ne Arab’ız ne Sünni’yiz ne de Sünni Araplardan zenginiz, neden kaynaklarımız Kudüs’e ve diğer İslami hareketlere aktarılıyor, Amerika, İsrail ve diğer emperyalistlere karşı savaşanlara aktarılan milyarlarca dolarımız bize kalsaydı çok daha müreffeh bir hayat yaşardık”. Diyorlar.

İran’cıların bu yaklaşımı Kürtçü, Türkçü ve Arapçıların da doğru bularak savundukları bir düşüncedir. Yani her ülkede olduğu gibi İran’da da mebzul miktarda İran milliyetçisi vardır. Küresel Emperyalizmin ve Siyonizm’in Sorunu İran’cılarla değil İnkılapçılar iledir. Bunu İslam İnkılabı gerçekleştiği zaman Amerikan başkanı olan Jimmy Carter şöyle ifade etmiştir: “Bizim sorunumuz İslam ile değil, Humeyni İslamı iledir”. İmam merhum daha sonra Amerika’nın sorun olarak görmediği İslam’a “Amerikan İslam’ı” Sorunlu olduğuna da “Muhammedi İslam” demiştir.

İmam Humeyni’nin şu sözü meşhurdur: “bize İran’ın hizmetinde İslam değil, İslam’ın hizmetinde İran lazım.” İmam’ın özetle “her şey İslam için”  düşüncesini paylaşan yani İslam’ın çıkarlarını ulusal çıkarların üstünde gören her ulustan Müslümanların mevcudiyeti inkâr edilemez. İşte bunlar İran’cı değil İNKILAPÇILARDIR. İran’ı değil İslam inkılabını savunurlar. İran’ın değil inkılabın yanında yer alırlar. Mesela İran İsrail’le normalleşse İnkılapçılar İran’ın karşısında yer alır, İsrailci İran rejimini yıkmaya çalışırlar. Tıpkı 1979 da yaptıkları gibi.

Maalesef bir kısım İslamcılar buna rağmen İslam İnkılabını ulusal çıkarlarının peşindeymiş gibi tanıtıp itham ediyorlar. Bilinçli olarak inkılapçılara “İrancı” diyerek Türkçülük, Kürtçülük gibi göstermeye çalışıyorlar. Özellikle muhiti değişen, mahallesini terk edenler, zamanla ortama uyuyor ve önceki hallerine yabancılaştıklarından bir İranlının İrancı olamayabileceğini anlamakta zorlanıyorlar. Bu yabancılaşma haliyle eski dost ve düşmanlarının yer değiştirmesine neden oluyor. Eski düşmanların dostluğunu, faaliyetlerinin başarılı bir neticesi olarak görürken, dostların uzaklaşmasının kendi icraatları ile asla ilişkilendiremiyor, onların anlayışsızlığına bağlıyorlar. 

İçinde yaşadıkları devlet, ulusal çıkarları gereği sözgelimi bir gün Amerika ve İsrail’e dost, ertesi gün düşman, bir sonraki gün yine dost olunca bu durumu ancak ulusal çıkarlar ile açıklayabiliyor ve gayet normal görüyorlar. İslam Cumhuriyetini de devlet vasfıyla diğer devletlerden farksız sandıklarından kendi devletleri ile karıştırıyor ya da bilinçli olarak çarpıtıyorlar. Oysa İran İslam Cumhuriyeti kurulduğundan beri hep mazlumların ve Mustaz’afların umudu olmuş, onların çıkarlarını Müstekbirlere karşı savunmuş, ödemiş olduğu ağır bedellere rağmen bu onurlu politikasından zerre kadar da taviz vermemiştir.

Devletler de dostluk olmaz menfaat olur” sözünü doğru kabul etsek bile menfaat herkes için aynı şeyi tarif etmez. Yani her devletin menfaati farklıdır. Devletin dayandığı temel esaslar önemli ölçüde menfaatlerini belirler. İslami esaslara dayalı devletin menfaatleri kuşkusuz dünyevi menfaatlerden belki daha fazla uhrevi menfaatleridir. Bu nedenlerle ahiret yurdunu önceleyen, Allah’ın cc dostluğunu arayanlar bütün dünyaya düşman olmayı göze alabilirler. Bunu anlayan anlar, anlamak istemeyene de anlatamazsınız. Tıpkı uyuma numarası yapanı asla uyandıramadığınız gibi.

Hürsedahaber

ZehraZehra