ANALİZ
Giriş Tarihi : 14-01-2022 07:37   Güncelleme : 25-01-2022 21:44

Yasin Kuruçay yazdı: Gençlik İntiharlarında Kim Suçlu? Enes Kara'nın İntiharı Üzerine …

Yasin Kuruçay yazdı: Gençlik İntiharlarında Kim Suçlu? Enes Kara'nın İntiharı Üzerine …

Yasin Kuruçay İslami Anali'de "Gençlik İntiharlarında Kim Suçlu? Enes Kara'nın İntiharı Üzerine …" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı: 

Ölümüyle hepimizi yasa boğan Enes Kara isimli tıp fakültesi öğrencisinin intiharı birçok konuda ders çıkarmak için iyi bir örnektir. İçişleri Bakanlığı’na göre 2015-2020 yılları arasında, 1155’i 18 yaş altı olmak üzere toplam 14. 530 kişi intihar etmiştir. Dünya ve ülkemiz, gençliği de içine alan büyük ve önemli bir sorun ile karşı karşıyadır. Ancak her olayı dünya görüşü için kazanıma çevirmek isteyen fırsatçı yaklaşımlar ve soruna odaklanmayan ihmalkâr yaklaşımlar, soruna katkı sağlamadığı gibi benzer örneklerin artmasına sebep olmaktadır.

Bu yaklaşımlardan biri de çocukların ya da gençlerin yaşadığı herhangi bir sorunda hızlı bir şekilde aileyi suçlamaktır. Aileler masum değildir ama gençlerin intiharında ve gençlik sorunlarında en az aileler kadar hatta daha fazla suçu olan sebepleri gözden kaçırmamak gerekir. Bu gözden kaçırmaya neden olan iki temel faktör vardır. Birincisi çocukların ve gençlerin sorun yaşamasına neden olan asıl faktörün yanlış ebeveyn tutumları olduğunu savunan modern psikolojik ve pedagojik yaklaşımlardır. İkinci sebep ise geleneğe ve dine dayanan yanlış algılayışlardır. Bu anlayışa göre çocukları ve gençleri anne babası yetiştirmektedir. Ayrıca dindar camialarda sıklıkla kullanılan “Her doğan fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi yahut Hıristiyan veya Mecûsî yapar…” (B4775 Buhârî, Tefsir, (Rûm) 2) hadisi yanlış anlaşılmaktadır. Hadis, çocuğun yetiştiği ve yetiştirildiği dış faktörlerin önemine dikkat çekmektedir. Yoksa Kabil’den dolayı Hz. Âdem, oğlundan dolayı Hz. Nuh suçlu değildir. Gerek yukarıdaki hadis gerekse çocukları, “dibine düşen armut” gören yaklaşımlar anne babaların çocuklar üzerinde birincil düzeyde etkili olduğu eski zamanlara aittir. Evet anne babaların sorumlulukları vardır. Ancak son yıllarda anne babaların pedagojik etkisi neredeyse sıfıra inmiştir. Dini ve ahlaki değerler etkisizleşmekte, anne babalar çaresizce uzman görüşlerine sığınmaktadır. Birçok uzman da suçun tümünü anne babalara atmaktadır. Çocukları okullar, televizyonlar, telefonlar, sokaklar ve AVM’ler emzirmektedir. Bunları es geçerek anne babaya yüklenmek doğru değildir.

Gençler günün büyük çoğunluğunu eğitim kurumu olan/olması gereken okulda, okul dışı zamanlarını da AVM’lerde ve dijital dünyada geçirmektedir. Çocukların anne babalarla geçirdikleri vakit yaşları büyüdükçe azalmakta ve anne babanın gayretlerine rağmen birçok genç, aileleriyle birlikte vakit geçirmeyi tercih etmemektedir.

Gençlik intiharlarında; gençlere anlam ve amaç veremeyen eğitim sistemimizin sorumluluğu vardır. Anne babalar çocuklarını hayatı öğretmesi, güzel duygular, sağlıklı maneviyat, doğru bilgiler, üstün bir bilinç kazandırması için okullara emanet olarak veriyor. Gençler, günün 8-10 saatini geçirdiği bu kurumların çıktısıdır.  O halde birbirimizle kavga etmeyi bırakarak hepimizin çocuklarının yaşadığı ortak sorunların asıl çözüm merkezi olan eğitim sistemimize bir an önce el atmalıyız.

Gençlik intiharlarında gençlerin duygu ve düşünce dünyalarına giremeyen eğitimcilerin sorumluluğu vardır. Geçici gündemlerle boğuşan, ideolojik hırsları pedagojik ilkelerini örseleyen, maddi kaygılarını önceleyen, kişisel ve ailevi sınırlarına hapsolmuş, sosyal projelerde sorumluluk almayan, gençler gibi yaşayan öğretmenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Entelektüel derinliği yüksek, bilimsel ve kaliteli kitaplar okuyan eğitimci sayısı son derece az. Kitap okuyanların büyük kısmı da maalesef sadece roman okuyor.

Gençlik intiharlarının bir sebebi de gençlere kalıcı bir amaç ve anlam veremeyen ateist-deist ideolojidir.  Enes Kara 4-5 yıldır ateist ideolojiye mensupmuş. Allah’ın ve ilahi ahlakın olmadığı bir düşüncenin hayata anlam katma ihtimali yoktur. Bu ideolojiler belli kesimler tarafından desteklenmekte ve popülerleştirilmektedir. Oysa gerek ateizm gerekse deizm, birtakım yanlışlara karşı gösterilen tepkisel akımlardır. Arzu edenler daha önce yazdığım teizm ve deizm konulu makalelere bakabilir.

Gençlik intihar ve bunalımlarının bir sebebi de gençlerin ekonomik anlamda geleceğini görememesine neden olan kapitalist sömürü sistemidir. Bugün dünya çapında ve ülkemizde gelir adaletsizliğine ve emek sömürüsüne neden olan asıl sorun, zengini büyütüp, fakiri küçülten neoliberal ve kapitalist yaşam koşullarıdır.

Makam, imkân ve güç peşinde koşan dini cemaatler gençlerin dinden ve hayattan soğumasının önemli sebeplerinden biridir. İslam’ı daha iyi yaşamak için daha iyi imkanlara, daha iyi makamlara, daha çok paraya ihtiyaç yoktur. Yaşanılan acı tecrübeler göstermiştir ki bunlar çoğu zaman doğru yoldan sapmanın sebebi olmuştur. İslam’ı daha iyi yaşamak için daha güçlü imana, daha samimi bir kalbe, daha fedakâr bir karaktere, daha bilinçli bir duruşa ihtiyaç vardır.

Gençleri ailelerinden ve aidiyetlerinden koparan neoliberal kültür ve düşünce dünyası anlamsızlıkların ve bunalımların en temel sebeplerinden biridir. Varlık, toplum ve hayat ile bağını yitiren gençler, kendilerine kurulan tuzakların nesnesi olmaktadır. Ailesine, inancına, toplumuna ve kâinata aidiyet hissetmeyen gençler, geçici zevklere, eğlence ortamlarına, paraya, sosyal medyaya ve fıtrata aykırı akımlara aidiyet hissetmektedir. İçi boş bir özgürlük anlatısı gençleri uçuruma sürüklemektedir. “Gençlere karışmayın” anlamına gelecek özgürlük önerileri gençleri bataklığın içine yuvarlamaktır. Bu tür öneriler doğru değildir. Gençlere değer vermek, onların önünü açmak önemlidir. Bununla birlikte onlara öneri ve tavsiyelerde bulunmak, dünya ve ahiret mutluluğu için çabalamak da önemli ve gereklidir.

Şüphesiz gençlik bunalımlarının bir sebebi de gençleri ihmal eden, onlarla çocukluktan itibaren başarı odaklı iletişim kuran, daha iyi bir hayat yaşamayı daha fazla zengin olmak sanan anne-babalardır. Ancak anne babaları mevcut sistemin ve kültürün bu noktaya ittiğini unutmamak gerekir.

Ve tabii ki intiharı seçen gençlerin de suçu vardır. Nihayetinde hayat, herkesin kendi sorumluluğunu aldığı bir süreçtir. Sorunlara rağmen yaşamak ve mücadele etmek gibi bir sorumluluğumuz vardır. Gençler; boş işlerle vaktini öldürmemek, enerjisini doğru kullanmak ve sorunlarla başa çıkmak zorundadır. Birçok pedagojik yaklaşım, gençlere hayattaki tercihlerinde baskı ve yönlendirme yapılmaması gerektiğini, gençlerin doğru kararlar alabilecek yetkinlikte olduğunu, bağımsız ve özgür karar almaları gerektiğini vurgulamaktadır. O zaman intihar, uyuşturucu, kötü arkadaş ve diğer yanlış tercihlerde gençlerin de sorumluluğu ve suçu vardır.

Mutluluğu kariyer, güç ve eğlencede gören anlayışları terk etmek gerekmektedir. Gençler kendilerine sunulan dünyadan memnun değiller. Tıp fakültesi okuyan bir öğrenci dahi mutlu olamıyor, hayatta yaşamaya değer bir anlam bulamıyorsa ciddi bir problem ile karşı karşıyayız demektir. Enes Kara gencimizin intiharı, hayatta doktor olmak ve para kazanmaktan daha önemli şeyler olduğunu gösteren trajik bir örnektir.

Gençlik intiharlarının en önemli sebebi anlamsızlıktır. Kalıcı bir hayat amacına, doğru değerler sistemine sahip olamamaktır. Güzel sözler, duygusal cümleler yeterli değildir.

Başta eğitim sistemimiz olmak üzere, hukuk, kültür, bilim, sanat ve düşünce hayatımız yeniden revize edilmelidir. Spekülatif piyasaları değil, üretimi önceleyen bir ekonomi modeli yürütülmelidir. İnsanı ve insani değerleri merkeze alan bir dünya kurmak için büyük projeler gerçekleştirilmelidir. Allah’ı, ahlakı ve aileyi önceleyen çalışmalar yapılmalıdır. Manevi inançların önleyici ve iyileştirici boyutları ile ilgili bilimsel veriler pedagoji, psikoloji, hukuk alanlarında kullanılmalıdır.

Yeryüzünde adaletin, refahın ve huzurun yaygınlaşması için mücadele edecek gençler bu şekilde yetiştirilebilir.