GÜNCEL
Giriş Tarihi : 08-01-2022 20:42   Güncelleme : 08-01-2022 20:42

İlahiyat Profesörü iktidara seslendi: Faiz nass'da adam kayırmamak, yolsuzluk yapmamak, adaletli olmak nass değil mi?

İlahiyat profesörü Mehmet Hayri Kırbaşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın faiz meselesinde yaptığı açıklamaları, samimiyetsizlikle eleştirdi. Kırbaşoğlu, faiz haricinde birçok nass'ın bulunduğunu ancak o konularda duyarsız davranıldığını söyledi.

İlahiyat Profesörü iktidara seslendi: Faiz nass'da adam kayırmamak, yolsuzluk yapmamak, adaletli olmak nass değil mi?

İlahiyat profesörü Mehmet Hayri Kırbaşoğlu; Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın “ Bir Müslüman olarak nasslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim, hüküm bu" sözleriyle dile getirdiği iktidarın “faize karşı nass” yaklaşımının “samimi değil çifte standartlı” olduğunu yazdı.

İslami Analiz'de yer alan habere göre Hayri Kırbaşoğlu, “Mesele doğru dürüst incelemeden yarım yamalak anladıkları dini nasslar ise, nassların sadece faizle sınırlı olmadığını da iktidar çevrelerine hatırlatmak gerekir” dedi.

“NASS: Bu kelime Kur’anî bir terim olmayıp, sadece İslam ulemasının ortaya attığı teknik bir terim olarak, çok çeşitli şekillerde ve anlamlarda kullanılmıştır. Ancak iktidar çevreleri her konuda olduğu gibi bu terim konusunda da, farklı yorum ve yaklaşımları yok sayarak, kendi tercihlerini mutlak bir hakikat gibi sunma yoluna gitmiştir. Mesela yandaş medyadaki şu açıklama dediğimizi doğrulayan tipik bir örnek olarak gösterilebilir:

‘Nass; açık ve belirgin olan demektir. Nass kavramı Allah'ın ve peygamberin kelamı anlamına gelir. İslam'da nass olarak tanımlanan sözler, yoruma açık değildir.’

Bu alıntıda bilhassa son cümle gelişigüzel ve keyfi olarak ya da işlerine gelecek şekilde seçilmiş olup, aslında fevkalade tartışmalıdır. Bunu görebilmek için yine elbette iktidar çevrelerinin başvurmaktan kaçındığı ansiklopedilere bakmak yeterli olacaktır. Nitekim bu tür eserlere – en azından mesela TDV İslam ansiklopedisi gibilerine- bakıldığında, iktidar çevrelerinin bu tür kaynaklara müracaat etmeleri gerektiği halde bunu bile yapmaktan aciz oldukları, daha doğrusu işlerine gelmediği için bunu yapmaktan sakındıkları kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Kaldı ki faiz meselesinde ne ilgili ayetlerin ne de hadis rivayetlerinin, iktidar çevrelerinin iddia ettikleri gibi yoruma kapalı olmadıklarını, aksine asırlar boyunca ve çağdaş dönemde fevkalade zengin farklı yorumlara tabi tutulduğunu görmek için hiç uzağa gitmeksizin sadece, yukarıda işaret edilen ansiklopedideki ‘faiz’ maddesine bakmak bile yeterli olacaktır.

Kaldı ki mesele doğru dürüst incelemeden yarım yamalak anladıkları dini nasslar ise, nassların sadece faizle sınırlı olmadığını da iktidar çevrelerine hatırlatmak gerekir. Zira sadece faiz değil, haksız yere cana kıymak (Roboski, işkenceler, kayıp vatandaşlar, açlıktan, ilaçsızlıktan, tedavisizlikten, bakımsızlıktan ölenler), yolsuzluk, hırsızlık, yetim hakkı yemek, rüşvet, emeksiz spekülatif kazanç (rantiyecilik), yandaş holdinglerin vergilerini affetmek suretiyle yandaş kayırmak, adam ve partili kayırmak gibi adaletsizlikler ve hukuk dışı uygulamalarla ilgili pek çok nass (ayet-hadis) ortada iken, bu nasslar konusunda tek laf etmeyenlerin sadece faiz konusunda nassları hatırlamaları, işin içinde ciddi bir samimiyet ve çifte standart problemi bulunduğunu göstermektedir.

İktidar çevrelerinin nass kelimesini ‘yoruma açık olmayan’ şeklinde tanımlayarak aslında topluma yönelik maddi-manevi baskı ortamına zemin hazırlamak niyetinde olduğu da söylenebilir. Bu da iktidar çevrelerinin artık iyice ortaya dökülmüş olan otoriter, baskıcı, dayatmacı eğilimleri göz önüne alındığında rahatlıkla sezilebilecek bir husus olsa gerektir. Burada İslam’ı politik rant amacıyla araçsallaştıran iktidar çevrelerine şunu da hatırlatmak gerekir: Kişisel olarak siz kendi kafanıza göre tanımladığınız faizin haram olduğuna kendiniz inanmış rolü yapabilirsiniz, ancak bu rol icabı söyleminizi bu kanaate sahip olmayanlara dayatamazsınız. Bu konuda yapılacak her türlü baskı ve dayatma anayasa ve yasalara aykırı olduğu gibi, daha fazlasıyla bizzat İslam’a da aykırıdır…”