GÜNCEL
Giriş Tarihi : 04-01-2022 18:28   Güncelleme : 04-01-2022 18:28

Ankara-Tahran arasında yeni bir dönem başlıyor...

“Amerika artık büyük güç niteliği ve sıfatını taşıyacak güce sahip değildir. Diğer taraftan İsrailliler de çok güçlü değildir. Bölge ülkeleri ve İslam ülkelerinin artık kendilerine güvenmeleri lazım."

Ankara-Tahran arasında yeni bir dönem başlıyor...

İran İslam Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Mohammad Farazmand, son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler ve Ankara-Tahran ilişkileri üzerine Milli Gazeteye değerlendirmelerde bulundu.

“İki ülke arasındaki ilişkiler köklü bir tarihe dayanıyor”

Büyükelçi Farazmand, Türkiye ve İran arasındaki ilişkilerin 1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması’na kadar dayandığını ve çok köklü bir geçmişe sahip olduğunu ifade etti. O günden bu yana iki ülke ilişkisinin istikrarlı bir seyir izlediğini belirten Farazmand, “Biz, İran ve Türkiye olarak iyi komşuluk ilişkilerimizi geliştirmek için çeşitli mekanizmalara sahibiz ve bugüne dek farklı dönemlerde bu mekanizmalardan yararlandık. İki ülke cumhurbaşkanlarının mutabakatı ile kurulan Yüksek İşbirliği Konseyi de bu mekanizmaların en önemlilerinden biridir. Yüksek İşbirliği Konseyi toplantıları iki ülke cumhurbaşkanlarının başkanlığında bugüne kadar 6 kez düzenlendi” dedi.

“Önemli mutabakatların yapılması bekleniyor”

Toplantıların yedincisinin önümüzdeki aylarda düzenleneceği ve bu toplantıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin de bir araya geleceğine değinen Farazmand, düzenlenecek toplantı ve görüşmede iki ülke arasında başta ticari, ekonomik ve siyasi ilişkiler olmak üzere çeşitli konularda mutabakatlar sağlanmasını beklediğini belirtti.

Büyükelçi Farazmand, Türkiye ve İran arasındaki ilişkilerin 1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması’na kadar dayandığını ve çok köklü bir geçmişe sahip olduğunu ifade etti.

“Ticari ilişkilerimiz yeniden yükselişe geçti”

Ankara ve Tahran arasındaki ticari ilişkilerin en az diplomatik ilişkiler kadar önemli olduğunu vurgulayan Farazmand, 2020 yılında pandemi ve ABD yaptırımları nedeniyle düşen ticari ilişkilerin 2021 yılında yeniden yükselişe geçtiğini belirtti. Farazmand, “İki ülke arasındaki ticaret hacminde yaklaşık yüzde 70’lik bir artış oldu. Bununla birlikte 2022 yılında özellikle iki ülke cumhurbaşkanlarının görüşmesinde sağlanacak mutabakatlar sayesinde ilk olarak 2019 yılındaki 10 milyar dolar seviyesine geri dönmeyi umut ediyoruz. Bu rakamı elde ettikten sonra da belirlenen 30 milyar dolarlık ticaret hacmine doğru hızlı adımlarla ilerlemeyi amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.

“Ticari ilişkileri geliştirmek için çeşitli programlar mevcut”

Öte yandan ticari ilişkileri geliştirmek için çeşitli operasyonel ve uygulanabilir programların da mevcut olduğunu ifade eden Farazmand, “Bu kapsamda iki ülke arasındaki transit geçişleri geliştirmeye çalışıyoruz. Ayrıca iki ülke arasındaki gümrük kapılarını geliştiriyoruz. Gürbulak Gümrük Kapısı’nın karşısında Razi Gümrük Kapısı vardır. Oradaki karayolu terminalini ve ayrıca Türkiye’yle olan diğer bütün karayollarımızı geliştiriyoruz. Ayrıca iki ülke arasındaki demiryollarını da geliştirme çabasındayız. Bu doğrultuda hem yeni hatlar oluşturuyor hem de mevcut olan hatları çeşitli bağlantılarla birbirine bağlamaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Normalleşen ülkeler yaptıkları hatanın farkına vardı”

Son yıllarda Ortadoğu’daki ülkelerin İsrail ile normalleşme anlaşmaları gerçekleştirmesi ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Büyükelçi Farazmand, “ABD eski Başkanı Donald Trump ve ekibi ülkelere baskı kurarak, onların İsrail ile ilişkilerini normalleşme anlaşması imzalamaya mecbur bıraktılar. Ama öyle düşünüyorum ki bu ülkeler de artık çok büyük bir hata yaptıklarının farkına varmışlardır. Son zamanlarda bölge ülkeleri arasında başlayan uzlaşma çabaları da bunu doğruluyor” değerlendirmesinde bulundu.

“İslâm ülkeleri güçlerini birleştirmeli”

Normalleşme anlaşmalarının Filistin meselesine etkisi ile ilgili de konuşan Farazmand, sözlerini şöyle tamamladı: “Amerika artık büyük güç niteliği ve sıfatını taşıyacak güce sahip değildir. Diğer taraftan İsrailliler de çok güçlü değildir. Bölge ülkeleri ve İslam ülkelerinin artık kendilerine güvenmeleri lazım. Bu doğrultuda güçlerini birleştirmeleri gerekiyor. Bu ülkeler ancak güçlerini birleştirerek Kudüs ve Filistin davasını savunabilirler. Filistin davasını destekleyen en büyük iki güç olarak bilinen Türkiye ve İran da güçlerini birleştirerek bu davaya destek vermelidir.”

Milli Gazete