MAKALE
Giriş Tarihi : 19-11-2021 21:04   Güncelleme : 19-11-2021 21:04

Eda Bildek Yazdı: Ben Seni Unutmayı Bilmiyorum...

Eda Bildek Yazdı: Ben Seni Unutmayı Bilmiyorum...

Onu ne vakit yazdın kalbime Allah’ım

Hangi yaratılış anında var ettin ruhlarımızı

Havva’nın gözyaşlarından mı böldün bana

Onu Adem gibi niye uzağıma sürgün ettin Allah’ım

Bir şey söylemeye yeltenip sustuğum her anın eşiğindesin. Sen bana suskunluğun sesi ile ne söylemektesin? Öğrendim artık susmanın ve yutkunmanın iç sesine kapılmayı. Gözyaşımı kalbime akıtmayı… Seninle öğrendiğim her şeyi sensizlikle ezber etmeyi öğrendim. Her şey zıddıyla var derdin ya bana; tüm zıtlıkların kapısından girmeyi öğrendim ben.

Cümleleri azaltmayı, susmayı ve böylece içimden gelen her ne ise durdurmayı öğrendim.  Sen uyurken de konuşursun derdin ya, uyumazken de konuşmamayı öğrendim. Adın geçtiğinde ağlamamayı, şarkılarımız çaldığında sana kapılıp giden kendimi dağıtmamayı da öğrendim.  Neler öğrettin bana?! Bak ikimizin isminin üzerinden Hint bülbülleri uçup gidiyor. Nil taşıyor tam göğsümün ortasından sana doğru. İsmin nasıl da akıyor parmak uçlarımdan avuçlarına. Bilmezdim adının bir hançer gibi göğsümü dağlayacağını. Sana nasıl kırgınım… Ah…

Bu öyle bir sızı ki sormaya mecal bırakmamış ben de. Takatim yok konuşmaya dahi. Oysa bir vakit söze daha gerek yoktu seninle anlaşmaya.  Neden bu his bilmiyorum ama öyle yoğun, öyle derin, öyle canımda hissediyorum ki aklının hudutlarında gezindiğimi… Yine de sana tek kelime demeyecek kadar kırgın hissediyorum. Takatim yok…

Gamzelerimden kuşlar öpmüyor uzun zamandır. Okşamıyor yağmurun elleri saçlarımı. Toprağın tenine değmiyor çıplak ayaklarım. Tırnak uçlarımdan her azama yayılan ateşin lisanı tutuk. Küskün mü o da saksıda duran begonyalar gibi, bilemiyorum. Feyruz söylüyor, yanık içli bir şarkıyı delice... Başımı yasladığım pencerenin gözleri buğulu... Dalıp gidiyorum geceye, kalbim kadar öteye... Beynimin içinde dönüp duran hecelere söz geçiremiyorum. Beni heceliyor düşlerim. İç sayıklamalarım kekemeç... Yuva yaptım kimsesizliği, ihanet masalarında çizdim çoğu ismi. Böylece noktaladım güveni! Dilersen beni her şey ile sına lakin sana baş kaldırtma Allah'ım! Dilersen beni her şey ile sına onun ihanetiyle sınama Allah’ım… Bin hataya bir özür ile af bekliyorlar... Doğru söylemiş meleklerin 'Bozgun çıkarıyor kulların'... Ve ben onların silahını kullanmayı bilmiyorum.

Kuşlar gamzelerimden öpmüyor nicedir. Sesini yuva bildiğimin gözlerini ne güzel yaratmışsın Allah'ım! Ben unutmayı bilmiyorum...  İlla ona akıyor kalbim, bu nasıl bir imtihan Allah’ım…

Ve beni kendi halime bırak