GÜNCEL
Giriş Tarihi : 17-11-2021 08:36   Güncelleme : 19-11-2021 21:18

Bir Üniversite Öğrencisinin Üstad Sezai Karakoç ile ilgili hatırası…

Bir Üniversite Öğrencisinin Üstad Sezai Karakoç ile ilgili hatırası…

Sene 2011, üniversiteye yeni başlamış ve üstadın  kitaplarıyla tanışmıştım. Gençlerin dirilmesi gerektiğinden bahsediyordu. Bir gün Cağaloğlunda yürürken baktım ki Diriliş Yayınevi. Heyecanla çıktım merdivenlerden. Kapıyı açtılar. Üstat müsaitse kendisini görmek istiyorum dedim. Kendisi çok yaşlı ve herkesle görüşmüyor dediler. Ben herkes değilim, nasihatlerine ihtiyacı olan bir talebeyim dedim. Kabul buyurdular. Kapıdan içeri girdim, kalbim atıyor Allah'ım O ne tevazu, o ne vakar... Yıpranmış bir gömlek, kocaman bir gözlük, önünde Fransızca ve Farsça sözlükler, kitaplar... Selam verdim, selamımı aldı, önünde sade bir tabağın içinde Kürt böreği ve bir bardak çay vardı. Aç mısın dedi, size afiyet olsun tokum dedim. Kürt böreğini bilir misin dedi, evet dedim. Nerden geldin, ne yaparsın dedi. Siyasalda okuyan Vanlı bir talebeyim dedim. Bugün ne anlattılar size dedi. Şeyh Said isyanını anlattılar dedim. O olay isyan mıdır yoksa kıyam mıdır dedi. İsyan diye öğretiyorlar üstadım dedim.

Tarihte sana öğretilen her şeyi sorgulamalısın dedi. Sonra başladı, Şeyh Said'i anlatmaya... Üstadım, çok okumam gerektiğini biliyorum ama nasıl okumam gerektiğini bilmiyorum dedim. Günde bir saat batı klasiği okumalısın, bir saat de Doğu klasiği. Bir saat de İstanbul’daki kütüphanelerde sadece kitapların arasında keşif yaparak geçir. Yeni isimler öğren sadece kütüphaneleri gez.

Muhakkak lisan öğren, bir doğu lisanı bir de batı lisanı. Sen bir siyasallı olarak dünyayı öğrenmek istiyorsan tek yönlü yetişmemelisin dedi... 

Aferin dedi, genelde buraya gelen gençler hususi hayatımla ilgili sorular soruyorlar. Senin derdin başka dedi. Estağfurullah dedim. Siyaset, tarih, din, edebiyat... O kadar fasih ve güzel anlatıyordu ki her şeyi...

Sonra ayrılık vakti gelmişti, merdivenlerin basamaklarını inerken Şiirlerini hayranlıkla okuduğum o Şairi bir apartman dairesinde bırakıyordum. Yaşadığı çağın ona bir şeyler dayatmasını kabul etmeyen, hüzünlü ve dertli bir dervişti O. Ziyafetleri, mutluluğu, şöhreti ve iyi takım elbiselerini başkalarına vermişti, Bu alçacık kaba saba dünya O'nun hassas kalbine göre değildi. O nerden geldiğini ve nereye gideceğini biliyordu...

Rahmetle ve minnetle...

Ruhu Şad, mekanı cennet olsun...

(Van Bilinç İşçiliği Üyelerinden Zeynep hanımın sosyal medya paylaşımıdır.)