ANALİZ
Giriş Tarihi : 15-11-2021 15:48   Güncelleme : 19-11-2021 21:20

Emin Güneş Yazdı: Tefrika'nın Can Yakan Etkileri

Emin Güneş Yazdı: Tefrika'nın Can Yakan Etkileri

Emin Güneş İslami Analiz'de  "Tefrika'nın Can Yakan Etkileri" başlıklı bir yazı kaleme aldı. 

İşte o yazı:

Geçen hicri ayda vahdet haftası münasebetiyle tevhidin birlik ve beraberliğin önemine vurgu yapmıştık. 

“Her şey zıddı ile kaimdir” sözü aslında bir meseleyi zıddı ile açıklamanın daha kolay anlaşılacağını açıklar. Biz de Vahdetin önemini zıddı ile yani “tefrika” ile izaha çalışalım.

Dört günlük Avrupa seyahatimde tefrika belası ile ilgili edindiğim ilk bilgi şu şekilde: İsviçre’nin Basel şehrinde belediye Müslümanlara şöyle bir teklifte bulunur. Şehrin en merkezi yerinde şimdi sebze hali olarak kullanılan milyonlarca Euro değerindeki bina ve müştemilatını cami olarak kullanılması için bedelsiz vermeyi teklif eder. Müslümanlar bu şekilde hem ayrı ayrı dernekler için yapacakları yıllık milyon Euro’yu bulan masraflardan kurtulacak hem de daha kolay bir araya geleceklerdir. Zaten İslam da Cuma namazının bir merkezde bir yerde kılınmasını emreder. Bu bina kabul edilmiş olsa Basel şehrinin camii kebiri (ulu camii) görevini görecektir. Ancak maalesef bu teklif reddedilir. Gerekçe çok basit! Bu mekânı kim yönetecek? Gelirleri kim devşirecek?!

Benzer bir teklif de Almanya’da olmuş. Özellikle Türkiye’den giden Müslümanların yoğun yaşadığı bir beldede belediye başkanı başta Milli görüş ve diyanet olmak üzere bütün İslami kuruluşlara şehrin hâkim tepelerinden birinde görkemli bir cami inşası için yer tahsisi teklifinde bulunur ancak “biz onlarla asla birlikte olamayız” gerekçesi ile reddedilir. Tabi bu olup bitenlere bizim gâvur diye beğenmediklerimiz şaşırırlar. “Siz aynı dine mensup değil misiniz”? Diye sorduklarında “evet, hatta aynı mezhebe de mensubuz ama yine de birlikte olmaz” diyorlar. Ne kadar can yakıcı değil mi?

Muhtemelen başka yerlerde de benzer örnekleri olmuştur. Müslüman devletlerin gayrimüslim devletleri değil birbirlerini rakip hatta düşman görmelerinin küçültülmüş örnekleri maalesef Müslüman grup ve cemaatler arasında da görülmektedir.

Almanya’dan Basel’e dönüşte Strazburgda bulunan Avrupa Parlamentosu binasını gezdik. 27 irili ufaklı Avrupa ülkesi ortak bir meclis oluşturabilmişler. Arkadaşım gezi sonunda “ne düşünüyorsun” dediğinde gayriihtiyari “darısı Müslümanlara” dedim. Müslüman ülkelerin böyle bir parlamentosunun olması ancak tefrikanın son bulması ile mümkündür. Avrupa’da Avusturya Macaristan imparatorluğunu ihya hayali var mı? Bilemiyorum. Ama sanırım bu gibi imparatorluk hayal ve düşünceleri de birlik önünde engel oluşturur.

Devletten devlete geçerken hiç sınır görmedim. Öyle ki Almanya Fransa’ya nispetle ucuz olduğundan sınır il ve ilçelerinde yemek için Almanya’daki lokantaların kullanıldığını gördük. Yol boyunca şu köprünün öbür tarafı şu devlet, bu tarafı şu devlet gibi sözleri çok işittim. Hatta Almanya’dan Basel hava alanına giderken bir otoyolun altından geçtik. Yolun altı Almanya üstü İsviçre’ye aitmiş. Üç devletin Ortak noktasında fotoğraflar çektikten sonra hava alanına döndüm.

Hem Cenevre hem de Basel hava alanlarında dikkatimi çeken bir konuda iki devlete ayrı çıkışlarının olması idi. Yani hava alanından çıkışta iki kapı mevcut, biri İsviçre’ye diğeri Fransa’ya açılmaktadır.

Orada da hemen aklımdan “keşke bizim de Suriye, Irak, İran ve Azerbaycan’la ortak hava limanlarımız olsaydı” düşüncesi geçti.  

Dikkatimi çeken bir konuda ne kadar çok dil, ne kadar çok bayrak ve ne kadar çok eyalet o kadar servet ve zenginlik. İsviçre Almanya’dan, Almanya Fransa’dan daha müreffeh…! Adamlar kesrette vahdeti yakalamışlar.

Vahdet de zaten farklıların birliği ile mümkündür. Tek tipleştirme vahdeti sağlamaz öldürür. Vesselam.