ANALİZ
Giriş Tarihi : 15-11-2021 09:26   Güncelleme : 19-11-2021 21:21

Yusuf Yavuzyılmaz Yazdı: Muhafazakar Dindarların Seçim Psikolojisi Iı. Abdülhamid Ve İslamcılar

Yusuf Yavuzyılmaz Yazdı: Muhafazakar Dindarların Seçim Psikolojisi Iı. Abdülhamid Ve İslamcılar

Muhafazakarlık bir siyasal ideoloji olarak değişime mesafeli, dine, tarihe ve ahlaki değerlere önem veren bir ideolojidir. Aslına bakılırsa muhafazakarlığın bir ideoloji mi, yoksa her ideolojinin içine sinmiş bir anlayış mı olduğu tartışmalıdır. Ancak her ne olursa olsun kendini muhafazakar dindar olarak tanımlanabilecek bir seçmen kitlesinin olduğu açıktır.

Muhafazakar seçmen kitlesinin siyasal davranışlarını belirleyen belli ölçütlerin olduğu tartışmasızdır. Bu ölçütler içerisinde en belirgin olanı din faktörüdür. Ancak tarihsel süreçte muhafazakarlığın din ile ortaklaşalığı, İslamcılık ile muhafazakarlığı aynı kulvara itmiştir. Muhafazakar dindarlık böyle bir ortaklığın ortaya çıkardığı politik tutumdur. Bu durum tarih okumalarında da kendini göstermektedir. Örneğin II. Abdülhamid değerlendirmeleri konusunda muhafazakarlık ve İslamcılık büyük ölçüde ortaklaşırlar. Ancak II. Abdülhamid’in İslamcılık anlayışı ile zamanın İslamcı düşünürlerinin anlayışının uyuşmadığı bir gerçekliktir.

Abdülhamid kuşkusuz bir siyasal İslamcı idi. İslamcılık politikalarıyla imparatorluğun çökmekten kurtulacağını savunuyordu. Bunun içinde sömürgecilere karşı ümmeti harekete geçirecek hilafet merkezli siyaset gütmüştür. O dönem İslamcı düşünürleri olan Mehmet Akif, Said Nursi ve Said Halim Paşa gibi isimler de tıpkı Abdülhamid gibi İslam Birliği düşüncesini savunuyorlardı. Ancak İslamcı düşünürler Sultan Abdülhamit'in yönetim tarzına tümüyle muhalifti. Yani bir anlamda iki farklı İslamcılık düşüncesi ortay çıkmıştı. Bu durumu “İslamcılığa karşı İslamcılık” şeklinde ifade edebiliriz.

II. Abdülhamid'in İslamcılığına karşı, dönemin etkili isimleri olan Mehmet Akif, Said Nursi ve Said Halim Paşa karşı çıkıyordu. Bu karşı çıkışı Said Nursi, "Biz padişahtan ekmek değil, özgürlük istiyoruz" şeklinde dile getirmiştir. Yani İslamcılar, İslamcı bir padişaha özgürlük talebiyle muhalefet ediyorlardı. Ne kadar ilginç değil mi?

Muhafazakar dindarların ve İslamcıların seçimindeki açmaz politik tercihlerini de yönlendirmektedir. Bir yanda Abdülhamid baskıcılığı ve otoriter yönetim anlayışına ses çıkarmamak öte yandan buna karşı özgürlüğü savunarak ülkeyi felaketin eşiğine sürükleyecek İttihat ve Terakki'nin iktidarına sebep olmak. Muhafazakar dindarlar ve İslamcıların politik tercihleri hep bu iki açmaz arasında olmuştur. Halen bu yaman çelişki aşılabilmiş değil.

Abdulhamid'den kaçarken İttihat ve Terakki'ye yakalanmak korkusu, muhafazakar dindarların zor bir seçime sürüklüyor. Bugünkü siyasal ortam da benzer bir psikolojinin yaşandığını gösteriyor.  

Benzer şekilde muhafazakar dindarların Kemalizm anlayışı da kendine özgü bir anlayışa sahip. Muhafazakar dindarların Atatürk anlayışı, İstiklal Savaşı'nda omuz omuza savaşmak( Ali Şükrü Bey/ Mehmet Akif/ Said Nursi) ve tam destek; 1924’ten sonra, muhafazakar dindarların tasfiyesi, hilafetin kaldırılması, Latin harflerinin ilgası, giyim kuşam da yapılan değişiklikler, şapka kanunu, Ezanın 1932 den itibaren Türkçe okunması, kadınlı erkekli Cumhuriyet baloları, İstiklal mahkemeleri gibi uygulamalarda muhalefet etmek arasında belirleniyor. Yani İstiklal Savaşı kumandanı Gazi Mustafa Kemal'e saygı ve destek, CHF kurucusu Atatürk'e muhalefet. Türk muhafazakar dindarlığı, Atatürk’e muhalif olan İkinci grubun fikriyatını temel alır. Bu grup 1923 yılında meclis dışı kalarak etkisizleştirilmiş, CHP karşıtlığı uzun yıllar meclis dışı devam etmiştir.

Muhafazakar dindarların desteklediği Ali Şükrü Bey başkanlığındaki bu grup iyi bir muhalefet yapıyordu. Bilindiği gibi Ali Şükrü Bey Muhafız Alayı komutanı Topal Osman tarafından katledilecektir. Muhafazakar dindarlar Cumhuriyet Tarihinde İkinci Grubun tasfiyesi ile beraber, eleştirilerini keskinleştirmişlerdir.

Muhafazakar dindarların Cumhuriyet değerlendirmesi bu akımın en büyük isimlerinden bir olan Necip Fazıl Kısakürek yapmıştır. "Dünyada bin yıllık tarihi silinen ve o günü bayram olarak kutlayan başka millet yoktur".

Hertaraf