MAKALE
Giriş Tarihi : 30-10-2021 11:21   Güncelleme : 30-10-2021 11:21

Bülent Acun Yazdı: Mezardan Pazara Nükteler

Bülent Acun Yazdı: Mezardan Pazara Nükteler

Biz onları yad ettik onlar bizi irşad etti.

21.10.2021 Perşembe günü çok anlamlı bir anma programı için Eyüp Sultan Mezarlığında idik. TYB İstanbul şubesi davet etti, biz de icabet ettik. Vefatının 17.seneyi devriyesi münasebeti ile Merhum Hasan Nail Canat’ı kabri başında andık. Kur’an okuduk, dua ettik. Malum Eyüp Sultan Mezarlığında  sayısız kıymetli büyüğümüz meftun. Kur’an tilavet edip dua ederken hepsini gönlümden geçirerek şöyle dedim kendi kendime: ’’Biz onları hayırla yad ettik. Onlar bizi ölümleri ile irşat ettiler.’’

Vefa vefat:

Tarihte iz, eser ve söz bırakmış insanlara  olan borçlarımızdan  biri de  vefa borcudur. Vefa bulunduğu  her yere ve her şeye   hayat ve tat veren  soylu bir erdem .Bundan dolayı biz  asla vefasız olamayız çünkü vefanın olmadığı  her şey vefat etmeye mahkumdur. Vefa ile vefat arasında tek bir harfin bulunması ne kadar da anlamlıdır.

Kimler vardı:

Peki merhum Hasan Nail Canat’ı anma programında kimler vardı? Bakın kabri başına sığamayan hazirun şu tek cümleye nasıl sığacak?

‘’Anma programında merhumun sevenleri ve sevdikleri vardı.’’

Sanat ne büyük saltanat:

TYB İstanbul şube Başkanı Mahmut Bıyıklı ,Bahçelievler eski belediye başkanı Muzaffer Doğan, Sanatçı Abdulbaki Kömür ve merhumun damadı Birol Cürgül anma programında söz alarak  merhum hakkındaki hüsnü şahadetlerini dile getirdiler. Onları  dinlerken şöyle demekten  kendimi  alamadım.

“Sanat ne büyük saltanat”

Söneceğiz döneceğiz:

Muzaffer Doğan ağabey her zaman olduğu gibi o  gün Üstad Necip Fazıl Kısakürek’ten ölümle ilgili beyitler okuyarak bizi hayli duygulandırdı. Muzaffer abi tam o beyitleri okurken ben de şiir defterime şu mısraları yazdım:

“Güneş gibi yansak da mum gibi söneceğiz.

Cümlemiz ondan geldik hep ona döneceğiz.”

Şiirle dua:

Merhum Hasan Nail Canat’ı  anma programında bendenize düşen görev Kur’an tilaveti ve dua etmek idi. Dua esnasında içimden merhum hakkındaki şahitliğimi şiirle dillendirmek geldi.

İşte o şiir:

“Geldik ruhunu şâda, onu hayırla yâda

Onu iyi bilirdik hepimiz bu dünyada

Müslümanca baktı hep sanat,  edebiyata

Adadı hayatını mümince bir hayata

 Ya Rabbi rahmet eyle Hasan Nail Canat’a

Eriştir kendisini  ebedi saltanata”

Sende onu güldür:

Bir ara merhumun kabrine  bakıp şöyle  dua ettim:

“Ya Rabbi  merhum bizi bu  dünyada hep  güldürdü  sen de onu  merhumu  o dünyada  güldür.

 

Pazarda geçen mezarda geçmez:

Eyüp Sultan kabristanlığında Fatiha okuya okuya gerçekleştirdiğimiz mühim seyahatte ölümün sesini duya duya ajandama şu cümleyi yazdım: “O pazarla bu pazarı bir tutma, çünkü pazarda geçen  öyle şeyler vardır ki mezarda asla geçmez.

İnsanlar ikiye ayrılır:

Bu ibretli seyahatten nasibime  şu hikmet düştü :önce insanlar kaça ayrılır diye sordum, sonra da şu cevabı  verdim:

İnsanlar ikiye ayrılır

1-Ölü gibi yaşayanlar

2-Öldükten sonra da yaşayanlar

Nerden nereye:

Kabirler arasında dolaşırken, Yahya Kemal’in ‘’biz ölülerimizle  birlikte yaşarız sözünü iliklerime kadar hissettikten sonra bugünkü halimize esefle bakarak şöyle  dedim: “Biz ki dün ölülerimizle  bile yaşarken bugün dirilerimizle  bile  yaşayamıyoruz. Ne oldu bize?’’

Yenisöz