SİYASET
Giriş Tarihi : 29-09-2021 18:52   Güncelleme : 29-09-2021 18:52

Karamollaoğlu: Ne hikmetse iktidarın kabahati yok, herkes hain, suçlu

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde Haftalık Basın Toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi.

Karamollaoğlu: Ne hikmetse iktidarın kabahati yok, herkes hain, suçlu

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İktidarın ekonomi yönetimine eleştirilen getiren Karamollaoğlu, "Sürekli kabahati başkalarında arayan bir hükümetin kendi kabahatlerini görmesi mümkün olmaz. Kendi kabahatini görmeyen bir hükümetin de vatandaşın sorunlarına çözüm üretmesi mümkün olmaz. Bu ülkede soğan fiyatları artıyor; soğan üreticisi suçlu oluyor. İğneden ipliğe her şeye zam geliyor market sahipleri suçlu oluyor. Yurt problemi yaşanıyor barınamıyoruz diyen gençler suçlanıyor. Ev kiraları artıyor ev sahipleri ve emlakçılar suçlanıyor. Sorgusuz sualsiz işinden edilen KHK'lılar zor bela gidip bir iş buluyor onları işe alanlar suçlanıyor. Fakat ne hikmetse iktidarın hiçbir kabahati yok herkes suçlu, herkes hain; bir tek kendileri masum. Artan fiyatlar için marketleri sorumlu tutup, cezalar keserek bu işler düzelecekse her gün yeni bir zamla kabaran elektirik, su ve doğalgaz faturaları için de sayaç okuma personellerini mi cezalandıracaksınız?" diye konuştu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, şahsi ilişkilerle diplomatik ilişkilerin birbiriyle karıştırılmaması gerektiğini belirterek "Eğer siz bu yolda giderseniz, yanlış adımlar atarsanız dün Amerika'da dostum dediğinize, yarın İstanbul'a gelince küstüm dersiniz. Dış politikadaki bu savrulmuşluk, kararsızlık ve yönsüzlük hali ülkemize büyük zararlar veriyor." dedi.


Saadet lideri Karamollaoğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle: 

Hafta sonu Mardin-Kızıltepe’de insanlarımız ile bir araya geldik ve gördük ki bu bölge insanının derdi haddi aşmış durumda. 

İstanbul başta olmak üzere bütün illerdeki teşkilat mensuplarımız seçimlere hazır hale geliyorlar. Önümüzdeki seçimlerde destan yazacağımıza inanıyorum.

Selçuk Bayraktar ve çalışma arkadaşları çok büyük başarılarılara imza attılar. Ayrıca, düzenlenen TEKNOFEST fuarında farklı şehirlerden gelen başarılı gençlerimizin çalışmaları bizleri gururlandırıyor. TEKNOFEST örneğinde olduğu gibi işi ehline verirseniz; faydalı neticeler alınır. Sadece bazı alanlarda değil, her sahada böyle atılımlara ihtiyaç var.

Merkez Bankası Başkanı, vatandaştan enflasyonu aşağı çekmek için destek istiyor. Dünyada böyle bir garabete rastlayamazsınız! Sen orada neden duruyorsun o zaman.

Tarım Bakanı, fiyatları aşağı çekmek için çiftçiden ve vatandaşlardan destek istiyor. Bu kötü ekonomik tablonun sebebi vatandaş değil ki sizin aldığınız yanlış tedbirlerdir. Ekonomide düzelme istiyorsanız bir numaralı mesele yolsuzluğa son vermektir. İkincisi israfı önlemektir. Bu mantıkla siz ülkenin sorunlarını çözemezsiniz.

Amerika’ya bir seyahat yapıyorsunuz koskoca araba filosunu uçaklarla Amerika’ya götürüyorsunuz. Allah’tan korkun ya.  İsrafı önlemek istiyorsanız tasarruf önce evden başlar. Önce saray mantığından kurtulmak gerekir. 

Her sanayi önemlidir ama uzay sanayii, savunma sanayii ve yüksek teknoloji sanayii bizim için olmazsa olmaz yatırım konularıdır. Gençlerimizin fikir üretecek imkanlara kavuşturulması, gençlerimizin potansiyelini üniversiteler ve sanayilerle birleştirerek harekete geçirilmesi ve imkanları sağlayarak gençlerimizin sanayide tatbikatına fırsat vermeliyiz.

Şahsi ilişkilerle diplomatik ilişkileri birbirine karıştırırsanız dün Amerika'da dostum dediğinize, yarın İstanbul'a gelince küstüm dersiniz. Dış politikadaki bu savrulmuşluk, kararsızlık ve yönsüzlük hali ülkemize büyük zararlar veriyor.

Erdoğan ve danışmanları kitabın tanıtımına gösterdikleri ilgiyi, ayırdıkları zamanı ve kaynakları Türkiye'nin dış politikasına sarf etmiş olsalar; çok daha faydalı bir iş yapmış olurlardı. 

Biz, bütün dünyanın barışı için çalışmayı benimsemiş bir anlayışa sahibiz. Biz ahlaki ve manevi değerlerimizin ihyasına öncelik veriyoruz. Maddi kalkınmayı mutlaka gerçekleştirmemiz gerektiğine inanıyoruz. Ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayacak sanayi tesislerine, ihracatla ülkemizi borçtan kurtaracak bir fabrika silsilesine muhtacız. 

Biz açlık sınırını değil, yoksulluk sınırını hedef alan bir toplu sözleşmeyi gündeme getireceğiz. Bu gündeme geldiğinde inanıyorum ki 8-10 sene zarfında bu hedefe ulaşılacaktır.

Sürekli kabahati başkalarında arayan bir hükümetin kendi kabahatlerini görmesi mümkün olmaz. Kendi kabahatini görmeyen bir hükümetin de vatandaşın sorunlarına çözüm üretmesi mümkün olmaz. Bu ülkede soğan fiyatları artıyor; soğan üreticisi suçlu oluyor. İğneden ipliğe her şeye zam geliyor market sahipleri suçlu oluyor. Yurt problemi yaşanıyor barınamıyoruz diyen gençler suçlanıyor. Ev kiraları artıyor ev sahipleri ve emlakçılar suçlanıyor. Sorgusuz sualsiz işinden edilen KHK'lılar zor bela gidip bir iş buluyor onları işe alanlar suçlanıyor. Fakat ne hikmetse iktidarın hiçbir kabahati yok herkes suçlu, herkes hain bir tek kendileri masum. Artan fiyatlar için marketleri sorumlu tutup, cezalar keserek bu işler düzelecekse her gün yeni bir zamla kabaran elektirik, su ve doğalgaz faturaları için de sayaç okuma personellerini mi cezalandıracaksınız?

Hayat pahalılığını marketlere bağlayanlar; akaryakıt, elektrik, konut kirası, inşaat maliyetleri, kitap, kırtasiye fiyatlarındaki fahiş artışların sorumlusu olarak kimi görüyor merak ediyorum. DAP gübresinin tonu 2020 Ağustos ayında 2645 lira iken, 2021 Ağustos'ta 6420 lira! Son bir yıllık artış %140! ÜRE gübresinin 2021 Ağustos ayı satış fiyatı 4695 lira! Bir yılda %120'lik bir artış! Merak ediyoruz iktidara göre sorumlu kim acaba. 

İnşaat sektörü de ciddi bir kriz aşamasına geldi. Mayıs 2020’den bugüne; demirin tonu %102, çimentonun tonu %52, PVC %258, alimünyum ve bakır %100’lerin üstünde artmış. Bu fiyatlar neden artıyor, bununla alakalı iktidarın hiçbir tedbiri yok. 20 yıldır bu dümenin başında siz varsınız ve ekonomide de eğitimde de sağlıkta da yaşanan tüm sorunlardan siz sorumlusunuz. İktadarı uyarmayı bir görev biliyoruz ekonomiyi elinizdeki sopayla ve cezayla korkutarak değil, akl-ı selim politikalarla ilerleyerek düzeltirsiniz.

Bu geminin karaya oturması nedeniyle kara kara düşünmek zorunda kalan milletimiz asla ümitsizliğe kapılmasın. Hiç kimse, bu millete karşı sorumluluk duygusunu kaybeden yöneticilere bakıp da umutsuzluğa düşmesin.

Milli Gazete