FİLİSTİN
Giriş Tarihi : 22-09-2021 09:34   Güncelleme : 26-09-2021 09:11

Kudüs tüm Müslümanlarındır Kudüs’ü korumak için iş birliği yapmalıyız...

Filistin direnişinin en önemli örgütü HAMAS’ın kritik ismi Dr. Sami Ebu Zuhri, Millî Gazete’nin sorularını yanıtladı.

Kudüs tüm Müslümanlarındır Kudüs’ü korumak için iş birliği yapmalıyız...

Kudüs’ün Kılıcı operasyonundan Filistin-Mısır ile ilişkilere kadar birçok soruya cevap veren Zuhri, “Kudüs sadece Filistinlilerin değil, tüm Müslümanların şehridir. Ne olursak olalım, Kudüs şehrini korumak için hepimiz iş birliği yapmalıyız” diye konuştu.

Terörist İsrail’in baskı ve işgal politikalarını artırdığı Filistin’de direniş devam ediyor. Türlü imkânsızlıklara rağmen işgal rejimine korku dolu anlar yaşatan Filistin direnişinin önemli örgütü HAMAS’ın Basın Sözcüsü Dr. Sami Ebu Zuhri, sorularımızı yanıtladı. Kudüs’ün Kılıcı operasyonundan Filistin-Mısır ile ilişkilere kadar birçok soruya cevap veren Zuhri, Müslümanları birlik olmaya çağırdı. 

DİRENİŞ, DONANIMLI BİR PROJEDİR

Kudüs’ün Kılıcı operasyonu, direniş tarihinde önemli bir nokta olarak kayıtlara geçti. Bu operasyon sonucunda Filistin direnişinin caydırıcılık noktasında gücünün yüksek bir şekilde arttığını görüyoruz. Filistin direnişi bunu nasıl başardı ve daha neler beklemeliyiz?

HAMAS için direniş sadece bir silah değildir. Direniş, savaşan askerin hazırlanması ve direnişe inanan ve direnişi kucaklayan bir toplum hazırlamakla başlayan, ona destek ve destek sağlayan, bölgesel bir ortam sağlayan bir topluluk oluşturmaktır. Bu desteğin başında da silah ve maddi imkânlar bulunmaktadır. Bu bağlamda HAMAS daha öncelerden bu an için hazırlanıyordu. Başlangıçlar basitti, Şeyh Ahmed Yasin’in gözetiminde birkaç tabanca veya tüfekle. Ardından çok küçük mesafelere ulaşan roketler ortaya çıktı, sonra bu yurt yapımı roketler bugün gelişmeye başladı ve 250 km’ye geldi, bu füzeler yerli ve milli roketlerdir. İşgalin koyduğu engelleri ile bugün, silahların Gazze’ye ulaşması için herhangi bir süreci beklemiyoruz, Gazze’de silah üretimini geliştiren de bu oldu. Bu, üretim ve geliştirme çalışmalarını yürütmek için gece gündüz çalışan El-Kassam’daki üretim birimi tarafından denetleniyor. Bugün Allah’ın yardımı ve direnişin fedakârlığıyla bu seviyeye geldik. Elbette bu silahın, vatanını seven, fedakârlığa ve şehitliğe hazır Filistinli gençlerin varlığı olmadan hiçbir değeri yoktur. Dolayısıyla genç mücahitlerin varlığı, yetiştiricileri, yetiştirilmeleri ve gelişmeleri, sürekli çalışmaları ve iradeleri direnişin bu aşamaya gelmesine katkı sağlamıştır. Dolayısıyla direnişten bahsederken sadece yetenek ve güçten bahsetmiyoruz, bilakis farklı yönleri olan ve donanımlı bir projeden bahsediyoruz.

KUDÜS ŞEHRİNİ KORUMAK İÇİN HEPİMİZ İŞ BİRLİĞİ YAPMALIYIZ

İsrail’in Kudüs’ün Yahudileştirilmesi çalışmalarına hız verdiğini görüyoruz. Filistin direnişinin Kudüs’e yönelik emelleri engelleme noktasındaki yol haritası nedir?

İsrail işgali, bazı Arap hükümetleriyle yapılan normalleşme anlaşmalarını istismar etmeye ve Arapların zayıf durumundan ve Filistin yönetiminin zayıf konumundan faydalanarak Kudüs kentinde İslami hakkı tasfiye etmeye ve Yahudileştirmeye çalışıyor. En tehlikelisi şehrin Yahudileştirilmesi değil, Mescid-i Aksa’nın Yahudileştirilmesi ve sinagog haline getirilmesidir. Bu bağlamda İsrail’in Ramazan ayının sonundaki girişimleri ve daha önceki girişimlerin hepsi amacına yönelikti. Filistin direnişinin temel politikası Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı korumaktır, ancak çatışma sadece silahlarla sınırlı değildir. Çatışmanın çoklu ve kademeli biçimleri vardır; Halkımızın karşı karşıya gelmesini ve 48 topraklarında Kudüs ve Batı Şeria’da ve işgal altındaki topraklarda halkımızın Mescid-i Aksa’da sürekli olarak toplanması ve her türlü saldırıya karşı ve gerektiğinde silah kullanılması için seferber edilmesini içerir. Son savaşta olduğu gibi bunu yapmaktan çekinmeyeceğiz. Ancak şunu da belirtmeliyiz ki; Kudüs sadece Filistinlilerin şehri değil, tüm Müslümanların şehridir. Bu nedenle şehri korumak, bu milletin tüm evlatlarının, hepsi kabiliyetleri ve konumları ile sorumluluğudur. İster medya ister siyasi ister finansal bir role sahip, ne olursak olalım, Kudüs şehrini korumak için hepimiz iş birliği yapmalıyız.

ASIL DÜŞMANLIK SADECE İSRAİL İŞGALİ İLE

Mısır’ın Filistin-İsrail mücadelesindeki rolü üzerine neler söylersiniz? Son ateşkeste önemli bir rol oynamışlardı?

Mısır ile ilişkilere gelince, Filistin davasının sahipleri olarak tüm Arap ve İslâm ülkeleriyle iyi ilişkilere sahip olduğumuza inanıyor ve tasdik ediyoruz. Asıl düşmanlık sadece İsrail işgali iledir. Halkımıza ve milletimizin evlatlarına gelince, onlarla iyi ilişkiler içinde olmamız doğaldır, her ne olursa olsun, pratikte Mısır-Filistin ilişkisi tarihi bir ilişkidir. Sınırlar ve coğrafya ilişkisi, tarih ilişkisi ve kan ilişkisi var ve tarihsel olarak Mısır, Arap Devletleri Birliğinde önce Filistin dosyasını denetleyen kişidir. Bu nedenle Filistin ve Mısır arasındaki ilişki büyük ve önemli bir ilişkidir ve biz iyi bir ilişkinin sürdürülmesi taraftarıyız. HAMAS ile Mısır istihbarat servisi arasında iyi ve sürekli temaslar var. Son savaş sırasında Mısır, direniş ve İsrail işgali arasında bir anlaşmaya varılmasına taraf oldu ve bu konuda HAMAS ile Kahire arasında sürekli temaslar var. 

AKSA’DAKİ KAZILAR ÇOK TEHLİKELİ

Mescid-i Aksa’nın altında yapılan kazı çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz? Bu saldırıları önlemek için neler yapmalıyız?

İsrail işgali Mescid-i Aksa’yı sinagoga çevirmek için hedef alıyor ve bunu yapmanın birçok yolu var, Mescid-i Aksa’ya ibadet edenlerin girişini sınırlamak ve azaltmak da dâhil. Bu, hem kadın hem de erkek aktivistlerin sınır dışı edilmesine yönelik kararlar almak, caminin anahtarlarını ve kapıların anahtarlarını kontrol etmek, caminin kapılarının birçoğunun kapatılması da dâhil olmak üzere, Müslüman ibadet edenlerin camiye hareketini kontrol etmek içindir. Cami altında çok sayıda ve sürekli kazı yapılması konusu da buna dâhil. Bu kazılar çok tehlikeli. Tünellerden ve geniş caddelerden bahsediyoruz, pazarlardan bahsediyoruz, müzelerden bahsediyoruz, İsrail ulaşım yollarından bahsediyoruz. Bu da demek oluyor ki, herhangi bir kuvvetli depremde, Allah muhafaza, Mescid-i Aksa yıkılmaya adaydır demektir. Halklar ve medya olarak bizim görevimiz bu suçları ifşa etmek, milleti bu tehlikeler konusunda bilinçlendirmek ve işgalin Mescid-i Aksa’ya ne yaptığı konusunda dünya kamuoyu oluşturmaktır.

ENGELLERİ AŞMAYI, ALLAH’IN İZNİYLE BAŞARACAĞIZ

Yakın zamanda HAMAS’ın içerisinde seçimler oldu. Halid Meşal, yurt dışı liderliğine seçildi. Bu ne anlama geliyor?

HAMAS hareketi, kendi iç durumunu yönetmede ve düzenlemede istişareye ve demokratik çalışma pratiğine inanmaktadır. Bu nedenle HAMAS, dört yılda bir periyodik seçimleri sürdüren ve bu seçimleri hiçbir koşulda kesintiye uğratmayan veya geciktirmeyen tek Filistin hareketidir. Filistin, sert koşulları ve duruma rağmen bu hususa dikkat ediyorlar. Hareketin temel bölgeleri var, bunlar: Gazze, Batı Şeria ve Filistin dışındaki HAAS sorumluları var. Tüm bunların başında ise siyasi büro başkanlığı var. Onun başında İsmail Heniye, Dışardaki HAMAS’ın başında Halid Meşal, Batı Şeria Salih Aruri ve Gazze’de ise Yahya Sinvar bulunmaktadır. 

Batı Şeria çok kritik bir bölge. Yapılan seçimlerde HAMAS’ın Batı Şeria liderliğine Salih el-Aruri getirildi. Bu gelişmeyi nasıl okumalıyız? Direniş, Batı Şeria’da alevlenebilir mi?

Batı Şeria ile ilgili olarak, bu aşamada stratejik çatışma alanının Batı Şeria olduğunun farkındayız, bu nedenle mümkün olduğu kadar Batı Şeria’daki Filistin direnişine odaklanmalıyız. Ancak ne yazık ki Batı Şeria’da Mahmud Abbas’ın otoritesine bağlı güvenlik güçlerinin direnişi bastırmaya çalışan ve direniş eylemine hazırlanan grupları tutuklamaya çalışan kötü bir rolü var. Yetkililerin tutuklayamadığı kişileri yetkililere bilgilerini teslim ediyor ve işgal onları tutukluyor. Yetkililer ve İsrail işgali arasındaki bu ikili rol, direniş savaşçılarını tutuklamak yoluyla, direnişin operasyonlarını geçersiz kılar ve engeller ve direniş eylemlerini gerçekleştirmeyi başaran direniş savaşçılarının peşine düşüyor. Biz bunu geçici bir durum olarak görüyoruz ve doğaldır ki işgal altındaki bir halk, bu işgale karşı direnecek ve işgalin veya Filistin Yönetimi’nin güvenlik aygıtının getirdiği engelleri aşmayı Yüce Allah’ın izniyle başaracaktır.

Milli Gazete