MAKALE
Giriş Tarihi : 04-09-2021 19:11   Güncelleme : 08-09-2021 09:42

Özlem Doğan Yazdı: Osmanlı mezar taşlarının o hazin halleri, Köpekçi Hasan Baba...

On yıl önce 22 yaşında çaresiz bir hastalıktan ötürü vefat eden oğlunun mezarına sık sık gelen ve Kuran okuyan abinin acısının hala taptaze olduğu gözlerinden belli oluyordu. Biraz sohbet edince kendisinin Bosna Şehidi Selami Yurdan’ın abisi Recai Yurdan olduğunu öğrendim.

Özlem Doğan Yazdı: Osmanlı mezar taşlarının o hazin halleri, Köpekçi Hasan Baba...

İstanbul’da tarihi yarımadada bulunan kadim mezarlıklar adeta bir açıkhava müzesini andırıyor. Özellikle Edirnekapı'da İstanbul'un fethi sırasında çok geniş bir alan boyunca şehit düşen askerlerimizin defnedildiği şehitliklerin önünden her gün sayısız insan ve toplu taşıma aracı geçiyor. Edirnekapı Şehitliği'nin hemen karşısında ise adres bakımından çok bilindik olduğu halde ismi ve medfun bulunan misafirlerinin cisminin pek bilinmediği Mısır Tarlası Kabristanı yer alıyor.

Şehrin gürültüsüne dur diyenler

Bir akşamüzeri bunca işlek trafiğin arasında sessiz sedasız ziyaretçilerinden Fatiha bekleyen kabristanın kapısından içeri girdim. Olabildiğince geniş yemyeşil bir alanda yüzlerce mezar taşı boyunlarını göğe uzatmış, ziyaretçilerini bekliyorlardı.  Kabristanı çevreleyen duvarların ardında şehrin temposuna uygun koşuşturmaya inat içeride huzurlu ve dingin sükûnet kol geziyordu. Çimenler, çiçekler, mezarlıklarımızın başlıca sembolü selvi ağaçları ve mezarlar…

Osmanlı taşları toprağa karışmış

Kabristanda ilerledikçe huzurun yerini hüzün alıyor. Zira Osmanlı sanatının nakşedildiği mezar taşlarının çoğu paramparça, birçoğu da toprağa karışmış. Ölen bedenle birlikte adeta ondan geriye kalan hatırası da kabristan toprağı tarafından yer altına çekilmeye başlamış. Çoğunda durum böyle. Nice din adamının, hafızın, gazelhanın, mesnevihanın, mevlidhanın, bestekârın, sanatkârın emek verilerek yapıldığı mezarı bakımsızlıktan çimenlerin ve toprağın bağına gömülmüş.

Kabristanın hazin yalnızlığı

Mezarlığı adım adım gezerken uzaktan en az 10 köpeğin bana doğru koşarak geldiklerini gördüm. Saldırırlarsa hiçbir şekilde kurtuluş imkânım yoktu zira kabristan kapısından oldukça uzaktaydım. Yardım edebilecek biri var mı diye bakınırken ilerdeki bir mezarlığın başında Kuran okuyan biri çekti dikkatimi. Hızla onun yanına koştum. O da köpekleri görmüştü ve yalnız başına burada dolaşmanın çok tehlikeli olduğunu sadece köpek tehlikesinin değil, kabristan içlerinde uyuşturucu madde kullanan bağımlıların barındığını söyledi.

Bosna Şehidi Selami Yurdan’ın abisi

On yıl önce 22 yaşında çaresiz bir hastalıktan ötürü vefat eden oğlunun mezarına sık sık gelen ve Kuran okuyan abinin acısının hala taptaze olduğu gözlerinden belli oluyordu. Biraz sohbet edince kendisinin Bosna Şehidi Selami Yurdan’ın abisi Recai Yurdan olduğunu öğrendim. Hem çok şaşırdım hem de çok duygulandım zira Selami Yurdan “Biz buraya şehit olmaya geldik. İnna Lillahi ve İnna ileyhi raciun” ayetini tekrarlayarak Bosna Savaşında katil Sırplara karşı Müslüman Boşnakları savunmak için cihada gitmiş ve Sırp kurşunları altında şehit düşmüştü. Allah hem Müslümanların derdiyle dertlenip gencecik yaşında savaşa koşan Selami Yurdan’a, hem de abisinin vefat eden oğluna rahmet eylesin.

Köpekçi Hasan Baba

Anıtlar Kurulu kararıyla Mısır Tarlası Mezarlığı’na uzun yıllardır defin işlemi yapılmadığını öğrendim. Sadece özel izinle birkaç kişiye defin izni verilmiş. Kabristanı dolaşırken bir Boşnak ailesinin bakımlı mezarlarının yanında İstanbul’un meşhur meczublarından Köpekler Babası olarak tanınan ve Fâtih Camii’nin Karadeniz kapısında yatıp kalkan Köpekçi Hasan Baba’nın kabrine de denk geldim. Kerametlerine de şahit olunan Köpekçi Hasan Baba yanına en az beş-altı sokak köpeği alır ve öyle gezer ve bu köpeklere dilediği gibi hükmedermiş. Bu yüzden kendisine bu isim takılmış.

Mezar taşları bağımlıların yatağı

Kabristanın derinliklerine ilerledikçe eski mezar taşlarının çifterli şekilde üst üste yatırılmış olduğunu gördüm. Uçucu madde koklayan evsizler bu taşları geceleri yatak olarak kullanıyorlarmış. Bazı mezarlar da hem bakımsızlıktan hem de çok eski olduğundan mütevellit toprağı içine göçmüş, neredeyse ceset ortaya çıkacak gibi duruyordu. Oysa bu mezarlık hak ettiği ilgiyi görüp gerekli bakımları yapılsa tarihimize ve kültürümüze büyük bir katkısı olacağı şüphesiz.

Bugünden geleceğe bir servet

Kabristanda yaşadıkları dönemin önemli isimleri medfun: Şeyhülislam Paşmakçızâde Seyyid Ali Efendi, Osman Kemâlî Efendi ile emektarı Gelibolulu Mevlevî İbrahim Ethem Dede Efendi, Melâmî meşayihinden Hacı Osman Efendi ile Bursalı Seyyid Haşim Efendi, Uşşâkî şeyhlerinden Abdurrahman Sâmî Niyazi, Fatih dersiamlarından Beyşehirli Ahmed Nuri Efendi’yle birlikte kıyamet gününe kadar bu alanda birlikte son uykusunu uyumakta. İstanbul’un kadim tarihi öylesine zengin ki, her karış toprağından adeta servet fışkırıyor. Ecdadımızın bize bıraktıklarının değerini hakkıyla bildiğimiz zaman gelecek nesillere de kendi geçmişimizi çok daha iyi anlatıp sevdirebileceğiz.

Milat Gazetesi