GÜNCEL
Giriş Tarihi : 11-07-2021 10:12   Güncelleme : 15-07-2021 21:17

Türkiye ile Siyonist rejim İsrail ilişkilerinde yeni bir adım atıldı.

Normalleşme yolunu ticari ilişkilerle taçlandıran Türkiye 11 yıl aradan sonra Siyonist rejim İsrail’e kültür müşaviri atadı.

Türkiye ile Siyonist rejim İsrail ilişkilerinde yeni bir adım atıldı.

12 gün süren Kudüs’ün Kılıcı Savaşı’nda yüzlerce sivili, eğitim, basın ve sağlık binalarını hedef alan işgal rejimi süreçte kınayan Türkiye, işgal rejimiyle dostluğunu pekiştirmek için 11 yıl sonra yeni bir atama gerçekleştirdi.

Bu bağlamda Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçiliği’ndeki kültür müşavirliği görevine Selim Öztürk getirildi. Konuya ilişkin olarak açıklamada bulunan Öztürk, attığı bir tweetle ilişkilerin tekrar bu düzeyde başladığını söyledi, ‘’Uzun ve zor bir süreçten sonra Tel Aviv büyükelciligimizde Kültür Müşaviri olarak görevime başlamış bulunmaktayım. On bir yıl aradan sonra atanan ilk müşavir olmak benim için onur. Umarım iki ülke arası ilişkilerin iyileşmesine katkıda bulunabilirim.’’ ifadelerini kullandı.

Hatırlanacağı üzere kuvvetli ticari ilişkilere dostlukları pekiştirerek katkı sunmak istediğini belirten işgal rejimi de Şubat aylarında bir atama yapmış ve işgal, Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarlığı’na Irit Lillian’ı atamıştı.

Lillian, “İsrail son bir yıl boyunca Müslüman Arap dünyası ile barış gerçekleştirmek istediği ifadelerinin boş sözcüklerden ibaret olmadığını kanıtlamıştır. İkili ilişkilerin Körfez ülkeleri ve Fas ile ve daha niceleri ile yapılanlar bunun açık delilidir. Türkiye ile de aynı yolda ilerleyebiliriz. Tamir edilecek çok şey mevcuttur. Ve imkân dâhilindedir” demişti.

Bilindiği gibi işgal rejimi ile Türkiye arasındaki ticari hacim 5 milyar doların üzerinde.

Kınamalardan sonra böyle bir adımın atılması akıllara sözde ‘Davos Krizini’ getirdi. İşgal rejimini kınarken moderatörün araya girmesi ile ‘Benim için de, benim için de bundan böyle, bundan böyle, Davos bitmiştir.’ diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olayın ardından tepkisinin işgalci rejime ve Şimon Peres'e değil, söz hakkı vermeyen moderatöre olduğunu söylemişti ve olay büyük bir krize dönüşmeden çözülmüştü.

Davos sonrası henüz birkaç gün geçmeden de yeni ticari ilişkilere imzalar atılmıştı. 

Bu hikaye burada bitmez….