MAKALE
Giriş Tarihi : 05-07-2021 17:47   Güncelleme : 08-07-2021 13:40

Leyla Taşdemir Yazdı: Bir Ayrılık..

Ayrılık ne biliyor musun? Ne sesindeki uzaklık ne bakışlarının gerçek seni ele vermek istemeyişinin ıstırabı. Ne anlık bir dileğin uçup gitmesi ne de yaz mevsiminin ilkbahara biraz ayrı kalacağız- yalnızca biraz- demesi. Ayrılık ne anılarınla olan birlikteliğine veda etme zamanı ne de gözlerini seni dinlemekten alamayan insanın senden ayrı düşmesi.

Leyla Taşdemir Yazdı: Bir Ayrılık..

Karşımdaki manzaraya hemen hemen baktığımda pembe, fıstık yeşili, limon sarısı-hardal renkli üç binanın yakın birlikteliğini görüyorum. Özellikle bakmasam bile kendi yalın renklerinde ‘bir bak istersen’ der gibiler. Birbirinden ayrılmamaya, sonsuzluk boyu söz vermişler gibi... Yağan yağmurların şiddeti onların aşklarını kuvvetlendiren bir ezgi olmuş. Balkonlarına konulan öte-beriye, savruk, bakımsız ev sahiplerinin estetikten uzak yaşamlarına rağmen bir birlikteliktir kurup gitmişler yıllar yılı. Yıllar yılı o evin sahiplerine, yanlarından geçen insanların sevinçlerine, serzenişlerine kulak vermeden üzerlerinden uçan kumruların sesleriyle mest olmuşlar, diye tahmin ediyorum. Çünkü başka türlüsü nasıl olurdu? Bunu ilerleyen günlerde fark ettiğimde zamanın onları ayrılığa zorlayan bir tarafı var mıdır acaba, diye düşünmeden edememiştim. Ama daha sonra zamanın geçmiş ve şimdiyle aslında iç içe olduğunu hatta geleceğin bile şimdinin içinde olduğunu anımsayınca ruhum hafiflemişti. Çünkü zaman sadece bedenimizi birazcık yaşlandıran yıllardan başka bir şey değildi, değil mi? Evet sevgili, sen bu zamanın hepsinde vardın aslında. Bu evlerin yakınlığında, birlikteliğinde olduğu gibi renklerindeki değişime rağmen senin varlığın hep vardı. Birliktelik adını verdiğimiz mekânda da ayrılık vakti gelip çattığında da…

Ayrılık ne biliyor musun? Ne sesindeki uzaklık ne bakışlarının gerçek seni ele vermek istemeyişinin ıstırabı. Ne anlık bir dileğin uçup gitmesi ne de yaz mevsiminin ilkbahara biraz ayrı kalacağız- yalnızca biraz- demesi. Ayrılık ne anılarınla olan birlikteliğine veda etme zamanı ne de gözlerini seni dinlemekten alamayan insanın senden ayrı düşmesi. Ayrılık, bir arabanın sesiyle, buradan yol alıyoruz veda et tüm şehrin ışıklarına, demesi de değil. Ayrılık, çok isteyerek gittiğin yolların gece ışıkları değil mavisini bildiğin denizden emin olmamak… Ayrılık, akşamların sabahlara vedasındaki hoşluk değil en yakınındaki özlemekten vazgeçiş artık. Ayrılık, istemli bir vazgeçiş… Kararlı ve onurlu bir siluetin kendine ait sevgileri saklayıp o sevgileri yormadan, yıpratmadan bir çiçekçi dükkânına emaneti... Bir gün uğrayıp alacağım, bu çiçeklerin hepsini. Tüm yapraklarını ve dallarını alacağım diyerek gidişi… Ayrılık, kalbinin direnmemesi yazılan satırlara, duyulan seslere. Biraz naif taraflarına biraz daha yakınlık duyması insanın… Ve bir de aniden gelen kalp çarpıntısı… Dünyadaki yaşadıklarımız içinde en çok kalp çarpıntısı ait olur ayrılıklara. Çünkü ayrılık adını verdiğim ve bir şarkının ezgisinde geçen; bir insana benzettiğim, bir şehri yaşamaya çalıştığım, bir özlemi anlatan ve ayrılığa ait olan seni hatırlatmak için varlar.

Bu nedenledir ki birliktelikler ayrılmak için yaşanıyor. Bunu sana da anlatacağım. Tıpkı dünyadaki varlığımızda olduğu gibi. En çok buradan ayrılmak için doğuyor en çok buradan ayrılmak için yaşıyoruz. Gece ile gündüz, mum üfleyişlerimiz, uyumalarımız, yürümelerimiz, hatta gezmelerimiz, “dünyayı gezeceğim” deyişlerimiz… Aslında biliyorum ayrılacağım ama yine de yaşamak istiyorum dediğimiz için. En çok ayrılık için. Ve ben bunların arasında en çok duygularımın çokluğunu, sesimin rengini, bakışlarımın içtenliğini koruyup kollamak istiyorum. Çünkü biliyorum ki beni en çok ben yapan ve varlığımı anlamlandıran, bunlar. Ve ayrılık o zaman başlamıştı. Kendi sesimi en çok duymak istediğimde, bakışlarımı en çok kendi güzelliğime çevirmeliyim dediğimde, duygularımı öyle bırakmadığımda… Şimdi ben ne mi yapacağım? Öncelikle yürüdüğüm, evimin yolunu tuttuğum sokakları değiştirip varlığını uzun süredir unuttuğum yağmurların peşine en başından düşeceğim. Maillerimi okumayacağım uzun bir süre. Ayrılık değil kavuşmaların hikâyelerini dinleyeceğim. Gülümsemelerimdeki umudu kimseye değil yalnızca kendime vereceğim en kalabalıklarda. Ve uzun süredir benim bildiğim dükkana ama onun beni bilmediği çiçekçi dükkânına uğrayacağım her fırsatta. Artık çiçeklerin konuşmalarını dinleyeceğim uzun süre. Şaşırma duygumu korumak için heyecanımı saklayacağım. Biliyorum yokluğundan resimler yapmak zor ama imkânsız değiller. Günler aka aka ilerlerken yine yeniden başka türlüsü nasıl olur? “Bir Ayrılık” bu kadar azalarak ilerlerken..