Zülküf Eser
Giriş Tarihi : 03-07-2021 14:44   Güncelleme : 03-07-2021 14:44

Zülküf Eser Yazdı: Âlimler, Peygamberlerin Varisleridir....

Kuran ve sünnet menzildir, âlimler ise rehberdir, pusuladır, samanyoludur. Âlimsiz, rehbersiz, pusulasız yola çıkanların vay haline?

Zülküf Eser Yazdı: Âlimler, Peygamberlerin Varisleridir....

Geçen haftalarda sosyal medyada dolaşımdaki bir yazı dikkatimizi çekti. Şöyle deniyordu yazıda:

Resulün sözleri bizim için bağlayıcı değildir. Bize Kuran yeter!”

Yılları medreselerde, Kuran Kurslarında, birçok âlimin dizinin dibinde ve rahle-i tedrisinde geçmiş, halen de fiili olarak dini tedrisat işlerinde vazife icra eden biri olarak dikkatimizi çeken bu yazıyı sonuna kadar okuduk ve çöpe attık. Çünkü onun yeri orasıydı. “Resulün sözleri bizim için bağlayıcı değildir” diyeni göğün yedi semasında dahi uçarken görsek bizim için onun yeri lağım çukurudur ve cehennemin yakıtı olmaktan başka işe yarar hiçbir yanı, hiçbir değeri yoktur.

Allah Kuran’da Resulünü gereği gibi anlatmış ve müminler Resul anılınca nasıl davranacaklarını, ne yapacaklarını, Resulün ne anlam ifade ettiğini gayet iyi bilirler ve ona göre de davranırlar. Elhamdülillah. Resul ile hiçbir sorunumuz; Resule düşmanlarla da hiçbir dostluğumuz ve bağımız yoktur. Onlar bizim gözümüzde kâfirlerin, zalimlerin ve münafıkların ta kendileridir.

Tarih boyunca Resulü devreden çıkarmak isteyenler olmuştur. Onun ehlibeytine düşmanlıkta sınır tanımayanlar yaşamıştır. Çünkü bu tarz davranışlar sergileyenlerin hiçbir zaman İslam diye bir dertleri olmamıştır. Onlar, Resulü öldürmek isteyen ve geceleyin onun evinin etrafına pusu atan Mekke müşriklerinin yaşayan döllerinden başkaları değildir. İsimleri, unvanları, konumları, makamları, ırkları, renkleri, cibilliyetleri değişse de davaları aynıdır. O gün de Resule bir zarar veremediler, bugün de veremezler, yarın da veremeyecekler. Topunuz gelin! Bir değil binlerce, milyonlarca Zülküf, Hazreti Resulün davası uğrunda gözünü kırpmadan canını vermeye hazırdır. Ya sizin alçak sefih herifler!

Burada küçük bir parantez açmak istiyorum. Resulsüz bir din, bir İslam telakkisine düşenlerin dertlerinin ne olduğunu, niçin Resule düşman olduklarını, buradan ne murad ettiklerini bilmek, öğrenmek isteyenler için Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları tarafından yayımlanan Enbiya Yıldırım’a ait iki kitap öneriyorum. Her evde, her ailede, her lokalde, her kıraathanede, her dernekte, her STK’da, her iş yerinde, her okulda mutlaka olması ve okunması gereken çok önemli iki çalışma.

1. KURAN BİZE YETER SÖYLEMİ, Enbiya Yıldırım (TDV, 2020)

2. HADİSLERE GEREK YOK SÖYLEMİ, Enbiya Yıldırım (TDV, 2020)

Kitapları edinip okuyanlar Resulsüz bir din olur muymuş, olmaz mıymış göreceklerdir. Bu konuyu o kitaplara bırakalım inşallah ve konumuza devam edelim.

Evet, çocukluğumda büyüklerimiz bize şöyle bir soru sorarlardı. Geceleyin ıssız bir sahrada kaldığınızda yolunuzu nasıl bulursunuz diye. Cevabımız Samanyolu’na bakarak olurdu. Bu bize ezberletilmiş bir cevaptı ama doğru bir cevaptı.

Bugün itibariyle Samanyolu denince aklıma hemen âlimler yani ulema gelir. Kuran ve sünnet menzildir, âlimler ise rehberdir, pusuladır, samanyoludur. Âlimsiz, rehbersiz, pusulasız yola çıkanların vay haline? Mevzuyu biraz somutlaştıralım:

Köy muhtarsız, okul öğretmensiz, ilçe kaymakamsız, il valisiz, devlet başkansız, ümmette âlimsiz olmaz. Gökyüzünde yıldız ne ise yeryüzünde âlim odur. Biz âlimlere, ariflere, din büyüklerine bağlıyız. Nereye ve zamana kadar? Onların rehberi Kuran ve Resulullah olduğu sürece. Bizi bağlayan bu iki kaynaktır. Bu iki kaynağa bağlı olarak yaşayan ve hüküm veren âlimlerdir. Nübüvvet kapısı kapanmıştır lakin mirası devam etmektedir. Nübüvvetin mirası âlimlerdir, bilenlerdir, ulemadır.

Bu meymenetsizlerin türediği ortamlarda âlimlerimize sarılarak, sahip çıkarak menzilimize ulaşabiliriz. “Kuşkusuz ki Allah’ın kulları içerisinde, Allah’tan en çok korkanlar/sakınanlar âlimlerdir.” (Kuran-ı Kerim-Fatır, 35/28)

Allah dilediğine hikmet verir. Hikmet verilene ise çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Bunu ancak temiz akıllılar anlar. (Kuran-ı Kerim-Bakara, 2/269). “İçlerinden, sabrettikleri zaman emrimizle doğru yolu gösteren öncül imamlar, liderler, önderler, rehberler yetiştirmiştik. Onlar ayetlerimize kesin bir şekilde sarılmışlardı.” (Kuran-ı Kerim-Secde, 32/34)

İşte bize düşen bu zor zamanlarda, Allah’ın ayetlerine kesin/sıkı bir şekilde sarılan âlimlere, ariflere, rehberlere sarılmaktır, onlara sahip çıkmaktır. İmam-ı Azam, İmam-ı Şafi, İmam-ı Razi, İmam-ı Rabbani, Ahmet Yesevi, Halidi-i Bağdadi, Hasan el-Benna, Seyit Kutup, Mevdudi, Muhammed Esed, Mehmet Zahid Kotku, Esad Çoşan, Said Ramazan el-Buti, Sadreddin Yüksel, Muhammed Emin Er ve diğerleri… Hepsi bu yolun ışıklarıdır, rehberleridir, tavizsiz liderleridir. Âlimlerimizi severek, onları okuyarak, onlara uyarak Resulü devreden çıkarmak isteyenlerin tüm oyunlarını boşa çıkarabiliriz.

Özetle, Müslümanlar Hz. Hüseyin’e uysalardı, ona tabi olsalardı, onun rehberliğinde kenetlenselerdi, ona sahip çıksalardı Yezid diye bir zalim, Kerbela diye bir facia ve utanç sayfamız olmayacaktı! Söylemek istediğimiz budur.

Evet, yaklaşmakta olan Kurban bayramının bizim için yeniden bir tefekkür ve dirilme miladı olması duasıyla Allah kurbanlarımızı, bayramlarımızı, niyetlerimizi, amellerimizi, eylemlerimizi, çağrılarımızı, çabalarımızı, gayretlerimizi, dualarımızı, kraatlarımızı, seyahatlerimizi, zikirlerimizi, şükürlerimizi sahih kılsın, rızasına uygun kılsın, izzeti dergâhında kabul buyursun inşallah. Allah’a Emanet Olunuz, Allah, Resulü ve müminler ile kalınız.