ANALİZ
Giriş Tarihi : 15-06-2021 08:07   Güncelleme : 18-06-2021 11:30

Ahmet Taşgetiren Yazdı: 2023 hesabı Kimin işi daha zor? İktidarın mı Muhalefetin mi?

Ahmet Taşgetiren Yazdı: 2023 hesabı Kimin işi daha zor? İktidarın mı Muhalefetin mi?

Ahmet Taşgetiren Karar gazetesinde  "2023 hesabı Kimin işi daha zor?" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı: 

Küllü atin atin - Her gelecek gelecektir. 2023’e doğru dolu dizgin gidiyoruz.

2023 demek, tabii ki seçim demek. Seçim demek tabii ki Cumhurbaşkanlığı seçimi demek.

Meclis şüphesiz önemli, yerel yönetimler tabii ki önemli. Hele İstanbul, Ankara gibi sembol şehirlerin el değiştirmesinden sonra çok daha önemli. Şu sıralar iktidarın, daha çok da Tayyip Erdoğan’ın İstanbul gündemi üzerindeki hassasiyetine bakılınca o işin ne kadar önemsendiği açık.

Ama büyük hesap Cumhurbaşkanlığı üzerine.

Cumhur İttiffakı o işte netleşmiş durumda. MHP’nin, daha doğrusu Bahçeli’nin Tayyip Erdoğan’a desteği - taahhüdü çok net. Dolayısıyla Cumhur İttifakı için aday tespiti gibi bir sıkıntılı durumdan söz edilemez. Belki o günler yaklaştığında Erdoğan’ın kaçıncı defa aday olduğu ve şimdi aday olup olamayacağı noktasında bir tartışma çıkacak, onu da Yüksek Seçim Kurulu çözer herhalde.


Orada asıl sorun, halk desteğindeki aşınmada. Kamuoyu araştırmaları iktidar cenahında ciddi oy kayıplarına işaret ediyor. İktidar bu ölçümleri problemli görse de, örtülemeyen kaygıya bakıldığında, Ak Parti liderliğine ulaşan ölçümlerin de çok sevindirici olmadığı anlaşılabiliyor.

Muhalefet cenahına gelince, oranın her noktasında -iktidar gitti gidecek, onun için bir an önce erken seçim- sedaları yükseliyor olmasına rağmen, Erdoğan’ın çok net adaylığı karşısında açık bir aday belirsizliği söz konusu.

-Millet İttifakı içindeki birlikteliği en net olan CHP - İyi Parti arasında bile aday konusunda bir uzlaşma görülmüyor. Çatı aday mı, çatı adaysa her partiye eşit yakınlıkta ve halkta karşılığı olabileceğinden emin olunan aday kim, ilk turda her partinin kendi adayını çıkarması mı, ortak adaysa Kılıçdaroğlu mu Akşener mi, Saadet, DEVA, Gelecek ve Memleket ne diyecek,?

Ve tabii HDP. Millet İttifakı’nın Cumhur İttifakı karşısında en azından bir denge oluşturabilmesi, bir iddiaya sahip olabilmesi için HDP’nin yüzde 10 civarındaki oylarına ihtiyaç duyduğu kesin. Bunu Kılıçdaroğlu çok iyi biliyor, Meral Akşener’in bilmemesi de imkansız.

HDP ile açık bir ittifak ise, Cumhur İttifakı’nın başarılı mobbingi sonucu, ateşe dokunmak gibi bir risk taşır hale geldi. HDP ile birlikte görülürse, İyi Parti’de olacağı mutlak, CHP’de bile oy aşınmaları olabileceği ihtimali ciddiye alınıyor. Saadet, Deva, Gelecek bile konuya hassas yaklaşıyor.

O zaman ne olacak?

Hem HDP oylarına mahkumiyet söz konusu, hem de HDP ile ittifak içinde görünmemek gibi bir siyasi zorunluluk… Ne olacak?

HDP’nin böyle bir hem mecburiyet - hem ilişkiden kaçınma – hatta hem -kendi adayını çıkarsın- tarzında nasıl hareket etmesi gerektiğine dair telkinlerde bulunma tavrından memnuniyet duyması imkansız. Rahatsız olması kesin.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığından söz ediliyor. Böyle bir adaylığın, Ak Parti tabanından oy almasına imkansız gözüyle bakılıyor.

Akşener’in adaylığından söz ediliyor. Böyle bir adaylığın HDP tabanından oy almasına imkansız gözüyle bakılıyor.

Muharrem İnce aday olacağını açıklıyor. Böyle bir adaylığın, CHP ve İyi Parti’nin aday hesabını bozacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Önce de söylediğim gibi Saadet’in, DEVA’nın, Gelecek’in yüzde her ne ise temsil ettiği kitleyi çantada keklik görmenin adapsızlığı da kesin.

Halkın durduğu yerden bakıldığında ise, -tamam sıkıntılar malum, dün belediye başkanlarında olduğu var sayılan ve tasfiyelere yol açan metal yorgunluğu, üstüne Peker’in iddialarına konu olan yolsuzluk, mafya, çökme, hukuksuzluk gibi kir - pas da ilave edildiğinde bu yönetim taşınması zor bir yük haline gelmiş bulunuyor da, hani alternatif? Hani ülkeyi bu sıkıntılardan çıkaracak nitelikte siyasi irade, siyasi yapı, siyasi kadro, kim kiminle hangi pozitif gündemde bir araya gelecek de, -İşte biz talibiz ülkeyi taşımaya- diyecek?

Bu görünmüyor. Bunun görünmediğini herhalde şu an muhalefette oynayan her siyasi grup da çok net şekilde görüyor.

Muhalefetin kendi kendine cevaplaması gereken soru şu: Halk derinliğini bilmediği suya adımını atar mı? Bana göre bunun bir cevabı var ve o cevap muhalefet için umut üretmiyor.

Sıkıntı Türkiye’nin sıkıntısı. Hem mevcut durum problemli, hem alternatifler problemli. Vatandaş ne yapsın?