ANALİZ
Giriş Tarihi : 11-06-2021 15:08   Güncelleme : 11-06-2021 15:08

Taşlardan füzelere... Bundan sonra kararları Filistin direnişi verecek...

Bundan sonra söz hakkı Filistin'de. Bundan sonra İsrail, acı çeken, işgal altındaki Filistin halkına yönelik herhangi bir önemli saldırganlığın bedelini çok ağır bir şekilde ödeyecektir. Bu denklem artık sabittir; sarsılmaz. Bu yeni statükodur.

Taşlardan füzelere... Bundan sonra kararları Filistin direnişi verecek...

Taşlardan füzelere... Bu silahlı Filistin Direnişi'nin kaydedilen evrimidir. İşgal tanklarını zar zor çizen atılan İntifada taşlarından, şimdi İsrail'in herhangi bir yerine ulaşabilen füzeleri fırlatmaya kadar -bu şu anda Filistin Direnişi'nin inkar edilemez bir statüsüdür. Bu nedenle, Gazze'nin şiddetli bir kara, deniz ve hava kuşatması altında olmasına rağmen, Gazze'deki silahlı Filistin Direnişi tarafından etkileyici bir ilerleme kaydedildiği sonucuna varmamak zor. Hantal İsrail ordusunun ve övülen yüksek teknoloji istihbaratının burnunun hemen dibinde, Filistin Direnişi kendisini önemli bir şekilde silahlandırmayı başardı – ve gerçekten de cephaneliğini fark edilmeden geliştirmeye devam ediyor. Tabii ki, İsrail'in silahları Filistinlilerin silahlarından halen çok daha üstün ancak bu silah üstünlüğü son ‘Kudüs'ün Kılıcı' Savaşı sırasında anlamsız hale geldi -İsrail kuvvetlerinin sadece on gün sonra savaş alanından tek taraflı olarak çekildiğini tespit eden küçük bir savaş. Normal askeri dilde, bu bir yenilgi olarak tanımlanmalıdır, ancak bu yenilgi Batı'da ‘ateşkes'olarak adlandırılmaktadır. Eh semantik (anlambilim) bir yana, basit çıkarım, İsrail'in güçlü ordusunun acınacak Gazze füzelerine karşı kaybettiği şeklindedir. Davud ve Golyat'ın İncil hikayesi, modern zamanda gözlerimizin önünde kendini tekrarladı. Ve bundan sonra, hantal İsrail ordusu İsrail Yahudilerini ve kutsal topraklardaki mülklerini korumak için güçsüz olacak. 

1948'de Siyonizm, İsrail Yahudilerine iki hayati hizmet vaat etmişti: güvenlik ve refah. Gerçekten de, yaklaşık 73 yıl boyunca sözünü iyi tutmuştu. Ama şimdi, 2021'de ve 'Kudüs'ün Kılıcı' savaşından sonra, artık ikisini de sağlayamaz. Şu andan itibaren Siyonizm, Yahudi nüfusu için ne güvenliği ne de refahı garanti edemez – Gazze füzeleri artık kalıcı olarak ortada ve kutsal topraklardaki günlük Yahudi yaşamını bozmaya hazır. Eskiden Filistinlilerin güvenliğini ve refahını kaprisli bir şekilde bozan İsrail ordusuydu, ancak bir gecede 'Kudüs'ün Kılıcı'nın başarısı İsrail'in durumunu değiştirdi. Bundan sonra söz hakkı Filistin'de. Bundan sonra İsrail, acı çeken, işgal altındaki Filistin halkına yönelik herhangi bir önemli saldırganlığın bedelini çok ağır bir şekilde ödeyecektir. Bu denklem artık sabittir; sarsılmaz. Bu yeni statükodur.  

Ayrıca, özellikle Yahudi bağnazlarına hitap eden Siyonizm, Kudüs'ün tamamen Yahudileştirilmesini de vaat etmişti. Uluslararası Hukuka aykırı bir proje. Yasadışı arazi hırsızlığı ve yerli Filistinlilerin atalarının evlerinden tamamen etnik temizliğini içeren bir proje. Şimdi, Bu proje tamamen durma noktasına geldi, Hasan Nasrallah geçtiğimiz günlerde direniş ordusu Hizbullah'ın yanı sıra Direniş Ekseni'nin diğer üyelerinin ordularının da bundan sonra Kudüs'ü bu yargı Projesi çerçevesinde gerçekleştirilen Yahudileştirme operasyonuna karşı savunmaya askeri olarak dahil olacağını duyurdu. Bu nedenle, şu anda elimizde olan, Gazze'nin İsrail'i içeriden ve dışarıdan kontrol eden gelişmiş füze teknolojisi, birkaç milyon Direniş Ekseni savaşçısı ve onların muazzam cephaneliği, her an Kudüs'ü kurtarmaya hazır. Nasrallah'ın İsrail'e yaptığı kısa ve öz uyarı, “Bölgesel savaş için Kudüs”tü. Aslında bölgesel bir savaş aynı zamanda İsrail için varoluşsal bir savaş olacak. Modern İsrail'i tamamen yok edeceği ve on binlerce Yahudi'nin hayatına mal olacağı için en sadık İsrailli destekçilerin bile ölümüne korktuğu bölgesel bir savaş. 

İsrail'in Siyonizmi artık temel vaatlerinin hiçbirini yerine getiremediği için, tüm bunlar Siyonizmi ancak Yahudilerin gözlerinin önünde çöken bir noktaya sürüklüyor.

İsrail'in intihara meyilli, bölgesel bir savaşın fitilini ateşlemeden batan talihini tersine çevirmesi artık imkansız. Dünyadaki hiçbir güç, güçlü ABD'nin imkanları bile bu yolu tersine çeviremezABD ve İsrail'in diğer Batılı dostlarının şu anda yapabileceği tek şey, İsrail'in kaçınılmaz yıkımını pansuman tedbirler ile geciktirmektir. Şu anda kutsal toprakları ziyaret eden Blinken, her iki tarafa da pansuman tedbirler dışında hiçbir şey sunmuyor. Diğer Batılı liderler de yakında Tel Aviv'e ve Ramallah'a daha fazla pansuman tedbire dönük yardım teklifleriyle gelecekler. Gerçekte, hiç kimse İsrail'e pansuman tedbir içerikli yardımdan başka bir şey sunamaz, çünkü her şey daha önce İsrail'e hediye edilmiştir ve İsrail bu hediyeleri uzun ömürlülüğü uğruna akıllıca kullanmak yerine boşa ve kötüye kullanmış gibi görünüyor. Batı'nın İsrail için, askerlerini Yahudiler uğruna ölmek üzere kutsal topraklara göndermek dışında yapabileceği başka bir şey yok. Özellikle de tüm dünyanın içinde bulunduğu şu anki depresif ekonomik durumda, demokratik Batı askerlerini 'Apartheid İsrail' uğruna ölüme göndermek için olası ve en tartışmalı bir hareket olurdu. Ve bazı Batılı ülkeler askerlerini Tel Aviv için savaşmaya gönderecek kadar aptal olsalar bile, bu birlikler Tel Aviv'i ve İsrail'in geri kalanını doyurmaya hazır olan yoğun direniş hassas füzeleri ve roketleri durduramayacaklardır. Burada coğrafya bile İsrail'e karşı.

'Kudüs'ün Kılıcı' İsrail'i geri dönülmez bir şekilde zayıflattı, sadece iç cephede değil, tüm dünyada da. Bir gecede, İsrail'in evrensel imajı geleneksel 'mağdur devletinden‘, doğrudan 'Apartheid devletine' dönüştü. Artık, dünyanın çoğunluğunun kafasında, İsrail'in Apartheid devleti olduğu inancı var. Ve İsrail'in bu yeni Apartheid tanımında, sözde Holokost kemanı ve dilenci kasesi hiçbir yerde bulunamadı. Dünya artık İsrail söz konusu olduğunda duygusal Holokost'u düşünmekle ilgilenmiyor. Şimdi tüm dünya, İsrail'in Filistinlilere karşı isteyerek işlediği insanlığa karşı sayısız ve vicdansız suçları görüyor – İsrail'in tek bir hesap verebilirlik örneği olmadan işlediği sayısız suçlar. Dünya artık bu konuda sessiz kalmaya ya da İsrail'in statüsünü ebedi kurban olarak kabul etmek noktasında değil.

Siyonist mekanizmanın içinde ‘Kudüs'ün Kılıcı' tarafından çok şey paramparça edildi. Ve onları değiştirmek için hiçbir yerde bulunacak yedek parça yok. İsrail'in sahte bir bayrak operasyonu bile onu kurban sandalyesine geri getirmeyecek. Yahudi aldatmacalarının tüm velveleci yöntemleri artık biliniyor... Geçmişte İsrail lehine çalışmak için kullanılan şey artık işe yaramıyor. Elma parlaklığını kaybetti.

Ve 'Kudüs'ün Kılıcı' operasyonunun bir diğer büyük kurbanı da Yüzyılın Anlaşmasıdır. Oyunun bu aşamasında, Kudüs şu anda Arap dünyası medyasını meşgul eden odak ve son derece duygusal bir konu olduğundan, herhangi bir yozlaşmış Arap liderinin Yüzyılın Anlaşması'na yeniden kaydolması imkansız. Ve aklı başında kim, karşılığında hiçbir şey sunamayan batan bir ulusla son derece tartışmalı bir anlaşma imzalar? Burada da, İsrail ile yüzyılın Anlaşması altında zaten normalleşmiş olan dört Arap ülkesinden ikisinin, bunu yalnızca ideolojik nedenlerden değil, kişisel nedenlerden dolayı yaptığını unutmayın. Bu iki ülke, adını ABD terörizm listesinden çıkarmak karşılığında anlaşmayı imzalayan Sudan; ve Batı Sahra üzerindeki yasadışı toprak iddialarında ABD'nin desteği karşılığında anlaşmayı imzalayan Fas. Bu nedenle, 22 Arap ülkesinden sadece iki despotik Arap diktatörlüğünün ideolojik olarak İsrail ile uyumlu olduğunu söyleyebiliriz: BAE ve Bahreyn. Bu minyon Sioninst-Arap ulusları İsrail'i, şu anda İsrail'i kuşatan Direniş Ekseni'nin birleşik silahlarından bırakın, tek bir Gazze füzesinden bile kurtaramazlar: Bu Direniş unsurlarının hepsi İsrail'in yanlış hesap yapmasını bekliyor. Kushner'in Filistin davasını bir normalleşme programı oluşturarak Arap dünyasından silme girişimi tamamen ve tamamen başarısız oldu. Filistin davası Arap zihninde hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Yüzyılın Anlaşması yüzyılın Mezarı haline geldi.

Dahası, 'Kudüs'ün Kılıcı'nın vurduğu daha da önemli bir İsrail yanlısı proje de çöktü: Oslo Anlaşması. Filistinliler artık Oslo'da İsrail'in kendilerine sunduğu acınası bir 'özerkliksiz toprak kırıntısı'ndan razı değil, şimdi tamamı tüm topraklarının 'nehirden denize' geri dönmesini talep ediyorlar. Dünya çapındaki destekçileri, tüm kitlesel protestolarında yüksek sesle 'nehirden denize' sloganları atarak bu düşünceyi destekliyorlar. 'Kudüs'ün Kılıcı' Oslo'yu kalbinden bıçakladı. İki Devlet Çözümü öldü. Tek devlet Filistin çözümü uçmak üzere büyük kanatlar inşa etti.

Gerçekten de, Filistin şimdi tüm topraklarını ‘nehirden denize' geri talep ederken, Siyonizm 1948'den beri silah gücüyle edindiği tüm toprakları sembolik olarak kaybetmiş görünüyor. Bu Sembolizm şimdi İsrail ile Direniş Ekseni arasındaki bir sonraki savaşta bir gerçeklik haline gelecektir. Ve savaş yaklaşıyor. Son Kurtuluş Savaşı için planlar ve haritalar hâlâ masada. Geçtiğimiz 70 yıl boyunca İsrail, dost ve düşman tarafından Levant'ın dinler arasında eşitlikçi bir arada yaşama tarihi kültürüne teslim olmaya yönelik sayısız çağrıyı sert bir şekilde reddetmişti; yerel resmin bir parçası olmayı reddetti, bunun yerine tüm komşularına karşı savaşmayı tercih etti, böylece kendini suçlamanın ötesinde büyük ölçüde baskın bir güç olarak iddia etti. Şimdi kendini barış için kaçırılan birçok fırsatla ve şahdamarı kanamasıyla karşı karşıya buluyor: aşırı gayretli, kör Siyonist bir bıçaktan daha azıyla kesilmiş. Savaş kutsal topraklara geliyor çünkü Siyonizm acımasızca kendisini temelde uzlaşamayan, eşitlik ve adaletten aciz, Yahudi olmayan komşularından herhangi biriyle gerçek barış yapamayan üstünlükçü bir ideoloji olarak ifade etti. İsrail, kuruluşundan bu yana kontrolsüz vahşet, kibir ve aşırı tepki ile bugün karşı karşıya olduğu gerçek varoluşsal tehdit karşısında iktidarsız hale geldi. Apartheid politikaları ve arazi kleptomanisi (hırsızlık, çalma takıntısı) sizi ancak bir yere kadar taşıyabilirdi. Yahudiler bu dersi şu anda yok olan Apartheid Güney Afrika'dan öğrenmeliydi.

İsrail ve Yahudi nüfusu artık kendilerini sürdürülemez ve savunulamaz bir konumda buluyorlar. Şimdi sadece iki seçeneğe sahipler: Yahudi kolonisinden barış içinde ve fiziksel olarak sağlam bir şekilde ayrılmak ya da buradan Filistin füzelerinden ve benzerlerinden oluşan korku ile dolu günlük bir yaşamla karşı karşıya kalmak ve sonunda büyük bir savaş patlak verdiğinde şiddetli bir ölümle burun buruna yaşamak.

Nasrallah yaptığı konuşmada İsrailli Yahudilere hitaben şunları söyledi: “Bugünlerde Müslüman ve Hristiyan kutsal yerlerinin ne kadar tehlikeli saldırılar altında olduğunu görüyoruz. Filistin'deki evleri ve insanları yok ettiğinizde: Bunu değerlendirmeyi iç Filistin Direnişi'ne bırakıyoruz. Ama biz Direniş Ekseni olarak Kudüs'teki Müslüman ve Hristiyan kutsal yerlerinin kutsallığını ihlal ettiğinizde boş duramayız. Kudüs'ün sizin tarafınızdan daha fazla ihlal edilmesi bölgesel savaşa yol açacaktır."

İsrailli sivil ve askeri çevreler Nasrallah'ın uyarısını dinleyecek mi, yoksa geleneksel kibirleriyle onun sözlerini boş tehditler olarak görüp görmezden mi gelecekler?

Direniş Ekseni şimdi tüm savaş hedeflerini sıraya koydu. Filistin için çok özlem duyulan ve gerekli olan birlik artık bir gerçek. Zafer için gerekli tüm silahlar bir gerçektir. Filistin'in kurtuluşu için küresel ahlaki destek artık bir gerçektir. Kurtuluş Savaşı sadece bir adım uzaklıktadır. Ve bu savaşın zamanlaması, İsrail aptalca Kudüs'ü tekrar ihlal ettiğinde tetiklenecek. Ve Siyonizmin çökmekte olan akciğerine oksijeni geri koyma girişiminde onu ihlal edecektir. Sonuçta, ihlal İsrail'in bildiği tek yöntemdir... 

İsrail Yahudileri artık yaşamlarını riske atıp, artık kendilerine vaat ettiklerini temin edemeyen parçalanmış bir Siyonizme tutunmaya ve desteklemeye devam mı edecekler, yoksa hayatta kalma içgüdüleri devreye girip bavullarını toplayıp Avrupa, Rus ve Amerikan kökenlerine geri mi dönecekler?

Her ikisinin bir kombinasyonu, sanırım. Bazı Yahudiler İsrail'i terk edecek. Katı Siyonistler patolojik olarak kalacak kadar aldanmış durumdalar: Mevcut koşulların askeri olarak tersine çevrilebileceğine inanıyorlar. Onlar yanılıyorlar. Artık değil. Asla. Siyonist İsrail hükümetinin 'Kudüs'ün Kılıcı' sonrasında yapabileceği tek şey, Filistinliler ve Kudüs şehri üzerindeki küçük bir baskıyı hafifletmek: Bir yandan İsrail Yahudileri, diğer yandan Filistinli Müslümanlar ve Hıristiyanlar için kabul edilebilir bir çözüm bulmak için zaman kazanmak. Ancak Siyonizm, kendi tanımıyla, Yahudi olmayanlarla adil bir şekilde bir arada yaşamayı kabul etmez. Her iki taraftaki ayık beyinler, bir kazan-kazan çözümünün mevcut veya uygulanabilir olduğuna inanmıyor. İsrail'in Kudüs üzerindeki baskıyı serbest bırakmasının bu çok az mümkün olan-çok geç kalınmış yolunun hiçbir yere varmayacağını ve yolda bir noktada İsrail hükümetinin hayal kırıklığı ile yanlış hesaplama noktasına kadar duyarsız hale geleceğini tahmin ediyorlar. Gerçekten de bu, İsrail'in son yanlış hesabı olacak.

Yakında Filistin ulusunun pahalı ama kahramanca ve tarihi bir dönüşünü göreceğiz: Nehirden denize.

Acı çeken Filistinlileri destekleyen değişim rüzgarlarını durdurmak mümkün değil.

By Taxi / PLATO'S GUNS - İntizar