FİLİSTİN
Giriş Tarihi : 29-05-2021 06:01   Güncelleme : 29-05-2021 06:01

Sibel Eraslan yazdı: Filistin Direnişi'nin yiğit kadınları..

Sibel Eraslan yazdı:  Filistin Direnişi'nin yiğit kadınları..

Filistinli kadınlar, direnişin neresinde diye sorulduğunda, verilecek cevap gerek ontolojik gerekse politik olarak çok önemlidir. Çünkü her halükarda bu bir varoluş mücadelesidir. Güncelleyecek olursak: Zorba İsrail ile Filistinliler arasında 73 yıldır neredeyse her gün yaşanan gerilimde kadınlar, İsrail'e karşı mücadelede hep en önde yer aldılar.

Nitekim geçtiğimiz hafta, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Siyasi Büro Üyesi Meryem Ebu Dikka verdiği bir mülakatta; 'Filistin kadınları, direniş tarihi boyunca mücadeleye katılmıştır" sözleriyle bunu içeriden bir ses olarak tesbit etti.

Meryem hanımın güncel politik cevabına, insanlık tarihini gözeten daha uzun ve daha eski bir cevap daha vermek isterim: Mukaddes annelerimizin hayatını ve tarihte açtıkları çığırı kaleme almaya çalışan bir edebiyatçı olarak Hz.Hacer ve Hz.Meryem'den bu yana İslam kadınlarının, Filistin ve Kudüs ile olan ilişkilerinde, hem anası hem de babası oldukları çocukları adına İsrail zorbalığıyla onurlu bir şekilde mücadele etmektedir diyebilirim. Hz.Peygamber Efendimizin büyükninesi olan Hz. Hacer, seçkin İsrailoğulları arasında bir türlü sığamadığı ve kabul göremediği Filistin'den Mekke'ye doğru çıkartılırken, aslında bu takdir-i ilahiydi ve içeriği itibariyle bir tür sürgüne de benziyordu ve kucağında küçük evladından başka yanında kimsesi kalmadığı o günde, hem kıyamete kadar akmaya devam edecek Zemzem nehrinin, hem de şehirlerin annesi olan Mekke'nin kurucu validesi olacaktı... İnsanlık tarihinde Kudüs'ü, Mekke'ye nurani bir aksla bağlayan kadındı Hz.Hacer annemiz.

Bundan tam 2021 yıl evvel, Yahudi hahamların zulmünden kaçarak evladını korumak adına Gazze Kapısından Mısır'a iltica eden Hz.Meryem ise, Filistin'den ölüm tehdidiyle çıkartılan ilk İslam annesidir... İsrail'in zorbalığı, ne Hz.Meryem'i ne de evladı Hz.İsa'yı, hayat boyu rahat bırakmıştır. Bu iki büyük kadın, zamanlarının ve aslında tüm zamanların ufuklarını açmışlar, direnişin, sabrın, itikadın değerli duruşunu sergilemişlerdir. Filistin direnişi o günlerden bugüne hale devam etmektedir.

Günümüzde de, kadınlar, vatanlarını işgal edip evlerini yıkan, ailelerini parçalayan İsraille mücadele için bazen taş atıyorlar, bazen yaralıların tedavisine destek oluyorlar, her halükarda çocuklara hem annelik hem öğretmenlik yapıyorlar. İşgal edilmiş bir memleketin, özgürleşme bilincini daha kundaktayken kulağına fısıldamaya başladıkları çocuklarını, Mescid-i Aksa'nın bir neferi oarak yetiştiriyorlar. Filistin direnişinin kadın özneleri ümmetin öğretmenleridir. Sabrı, fedakarlığı, itikadı, iradeyi, uyanış ve dirilişi öğreten öğretmenlerdir onlar..

Filistin direnişinin en başından beri, kadın şehitler, kadın esirler, kadın aktivistler bulunmaktadır. Aslında İsrail zorbalığı Filistinli her kadını uyanışa ve direnişe zorunlu hale getirmektedir. Evleri yıkılan, ikametgahları gasp edilen, ağaçları yakılan, tarlaları bombalanan, kundaktaki evlatlarına kadar her yaştan çocuğu katledilen, yeryüzünde yersiz yurtsuz ve vatansız bırakılan bir halkın kızları, elbette direnişe yazgıldır. 

İsrail zorbalığının Filistinli her kadını uyanışa ve direnişe zorunlu hale getirdiği tespitinden sonra 1967'ye, Leyla Halid adında bir öğretmen hanımın, İsrail hapishanelerindeki Filistinlilerin serbest bırakılması için İsrail Havayolları El Al'a ait uçakların kaçırılması eylemlerine katılarak Filistin direnişinin sembolü haline gelişine uzanacağız. 1967-68 yılları tüm dünyada öğrenci ve gençlik eylemleriyle tarihe geçerken, Filistinli gençlerin de bu hareketlilik kuşağında yer alması kadar normal bir şey olamazdı. Üstelik, vatansız kalmışlar, evlerini, vatanlarını gasp edenler tarafından yersiz yurtsuz bırakılmışlardı. Leyla, buna itiraz eden, sol tandanslı bir söylemle direnişe geçen bir Filistinliydi...

Ardından Delal el-Mağribi isimli Filistinli genç bir kızın, Fetih Hareketi'ne bağlı bir grup direnişçinin şişme botlarla Tel Aviv sahillerine inerek düzenlediği operasyonu yönettiğini yazdı ajanslar, tarih 1978'di.

1981'de Gazze'de kurulan İslami Cihat Örgütü o tarihe kadar etkin anlamda sol direnişçilerin başrolde olduğu direnişte artık İslami duyarlılığın öne geçeceğinin ilk sinyallerini veriyordu. 1987'de kurulan Hamas, bir siyasi cephe olduğu kadar bir direniş grubuydu da. Kurucuları Şeyh Ahmet Yasin ve Prof. Rantisi, Filistinli kadınların, öğretmenler, anneler, kız kardeşler olarak savaşın bizzat içinde değil de, toplumsal görevlerde yer almalarını önceliyorlardı. Kadınlara duydukları hürmet ve onların izzeti için yaptıkları bu değerli jestin karşılığındaysa hanımlardan Filistin direnişine has bilinçlendirme görevini ve hüznü sabırla taşımalarını bekliyorlardı.

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cebaliya Mülteci Kampı'nda 1'inci İntifada'nın patlak verdiği günlerde (1987), Filistinli kadınlar da İsrail askerlerine karşı direnişin her safhasında yer almışlardı. Filistinli kadınlar için yeni bir direniş eşiğiydi bu...

Filistinli kadınlar, 28 Eylül 2000 yılında Ariel Şaron'un Mescid-i Aksa'ya girmesiyle başlayan Aksa İntifadası'nda da (2. İntifada) İsrail'e yönelik farklı direnişlere katıldılar. Vefa İdris isimli genç bir kızın düzenledğii istişhad, yani gönüllü şehitlik eylemiyle, Filistin direnişindeki kadınlar, cihadın en aktif noktasına taşındılar. Böylece Aksa İntifadası'nda 3'ü Gazze Şeridi'nden, 9'u Batı Şeria'dan, 12 Filistinli kadın, İsrail askerlerince ve silahlı yerleşimcilerce şehit edildiler.

Sorulduğunda 'sayılarını Allah bilir, ben de unuttum' diyerek her konuşmasında torunlarının çokluğundan söz eden 57 yaşındaki Fatıma en-Neccar ise, 2018'de kadın direnişinde yeni bir içtihat açtı; vatanları için, 'büyükanneler de şehit olabilirler'di.

Filistinli kadınlar, 2000 yılındaki İkinci İntifada'dan bu yana "silahlı mücadeleye" katıldıkları bahanesiyle gözaltına alınıyorlar... Hamas mensubu Ahlam et-Temimi de herkese gözdağı verilmek üzere gözaltına alınarak tutuklanan bu kadınlardan biriydi. Kudüs'te eylem düzenlediği gerekçesiyle, 2001 yılında 16 kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 10 yıl cezaevinde kaldıktan sonra Hamas ile İsrail arasında yapılan esir takası anlaşmasıyla serbest kaldı.

Filistin'deki direnişin anneleri ve kız kardeşleri olan bu kadınlardan bahsederken, 1949 Gazze doğumlu Meryem Ferhat'tan bahsetmemek olmaz. Üç oğlunu da şehit veren Ferhat, Filistinli direnişçi kadınların sembol isimlerindendir. Filistin Yasama Konseyi'nde Hamas milletvekili seçildi. Lakabı: "Direnişin annesi"ydi.

Bu arada 2003 yılında Filistinli ve Müslüman olmadığı halde, işgalci İsrail tarafından evlerinden atılan Filistinlilere destek olurken, buldozerle ezilerek katledilen insan hakları aktivisti Rachel Corie'yi de şükranla yad ederiz. O da Filistin'in direnişçi kadınlarındandır.

31 Mayıs 2010'da Gazze'ye insani yardım taşıma amacıyla yola çıkan ve uluslar arası sularda İsrail tarafından vurulan Mavi Marmara, Filistin direnişine yeni bir ufuk kazandırmıştır. Geminin kadın mürettebatından avukat Gülden Sönmez, halen davayla ilgili tüm uluslar arası süreci takip eden örnek bir kardeşimizdir, Filistin'in direnişçi kadınları arasındadır.

Sol olarak başlayıp, İslamcı kulvarda devam eden ve bugünlerdeyse artık küreselleşmiş bir kadın direniş ağıyla, Filistin hepimizin gönüllerinde...

Star