ANALİZ
Giriş Tarihi : 28-05-2021 08:35   Güncelleme : 28-05-2021 08:35

Ceyda Karan'a konuşan Ramazan Bursa: ‘İran'da Cumhurbaşkanlığı seçimlerini İbrahim Reisi kazanır'

Ramazan Bursa'ya göre İran'da zayıf reformist adaylar karşısında 18 Haziran seçimini muhafazakarların güçlü ismi İbrahim Reisi kazanır. Bursa, Hamaney'in nihai kararları verdiği bir ortamda Viyana'daki nükleer görüşmelerde kimin seçileceğinin önemli olmadığını söyledi. Bursa, boykot çağrıları varken asıl katılım oranına bakmak gerektiği görüşünde.

Ceyda Karan'a konuşan Ramazan Bursa: ‘İran'da  Cumhurbaşkanlığı seçimlerini İbrahim Reisi kazanır'

Sputnik'ten Ceyda Karan Eksen programında Ramazan Bursa'yı konuk etti.

Ramazan Bursa 18 Haziran'da gerçekleşecek olan İran seçimlerini değerlendirdi.

Ramazan Bursa'ya göre İran'da zayıf reformist adaylar karşısında 18 Haziran seçimini muhafazakarların güçlü ismi İbrahim Reisi kazanır. Bursa, Hamaney'in nihai kararları verdiği bir ortamda Viyana'daki nükleer görüşmelerde kimin seçileceğinin önemli olmadığını söyledi. Bursa, boykot çağrıları varken asıl katılım oranına bakmak gerektiği görüşünde.

İran ile BM Güvenlik Konseyi onaylı 2015 nükleer anlaşmasına geri dönmek için Viyana süreci devam ederken, İran siyaseti 18 Haziran'daki cumhurbaşkanlığı seçimine odaklandı. İran'da adayların seçime katılmak için ehliyetine karar veren Anayasayı Koruyucular Konseyi, 600'e yakın aday adayı arasında sadece 7'sine geçit verdi. Bunlar arasında muhafazakar adaylar öne çıkıyor. Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, eski Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri ve Nükleer Başmüzakereci Said Celili, Milletvekili Emir Hüseyin Kadızade Haşimi ve eski Milletvekili Ali Rıza Zakani adaylıkları onaylanan isimler oldu. Reformist kanattan sadece iki isim yeşil ışık aldı. Bunlar da eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve eski İsfahan Valisi Muhsin Mihralizade ile Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti oldu.

Ilımlı Hasan Ruhani yönetimi, seçim öncesinde ABD'nin Trump'ın tek taraflı çekildiği 2015 nükleer anlaşmasına Biden yönetiminin geri dönüşünün reformist cepheye yarayabileceği umudunu taşırken, seçim öncesi kafi sürenin bulunmaması takvimi sıkıştırıyor. Bir mucize olmazsa İran'ın 18 Haziran itibarıyla 'muhafazakar denkleme' geri dönmesi beklentileri güçlü.

Viyana sürecinin iç siyasete etkileri, 18 Haziran seçimine dair gelişmeleri İran'ı yakından takip eden gazeteci-yazar Ramazan Bursa ile konuştuk.

‘Adaylıkları onaylanan isimler içerisinde güçlü reformist adaylar yok’

Ramazan Bursa’ya göre, Anayasayı Koruyucular Kurulu, güçlü reformist adaylara onay vermedi, onay alan iki isim de cumhurbaşkanlığı seçimlerini sırtlayacak kişiler değil:

“Birincisi çok da sıkışmış bir takvim yok. Biz Türkiye’de 2-3 ay süren seçim kampanyalarına alışmışız. Araçlar gezer, bayraklar asılır, el ilanları olur. İran’da kampanya böyle yürümüyor. İran’da kampanyanın süresi daha kısadır. Dolayısıyla zaman açısından sıkışıklık yok. Takriben yirmi küsur günlük bir süreç var. Bir taraftan 500 küsur adaydan yedi isme, Şuray-ı Nigehban, yani Anayasayı Koruyucular Kurulu onay verdi. Aday adayları arasında 10 güçlü isim vardı. Şu anda Ruhani’nin birinci yardımcısı İshak Cihangiri vardı, eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad vardı. Yine reformist kanalın önemli isimlerinden Mustafa Taçzade vardı. Bunların adaylıkları onaylanmadı. Listede iki reformist isim ön plana çıkıyor. Biri, eski Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti, diğeri de Muhsin Mihralizade. Bunların reformist kanadı ve iktidar kanadını toparlayıp cumhurbaşkanlığı seçimini sırtlayacak isimler olmadığı çok açık. Zaten İran’da da tartışmalarda bu kanaat ön plana çıkıyor.”

‘Muhafazakar kanat yeniden iktidara geliyor, Reisi güçlü bir isim'

Bursa, aday listesine bakıldığında seçimlerin sonucunun az çok belli olduğu görüşünü dile getirdi. Bursa’ya göre, İran’ın önümüzdeki dönem yeni cumhurbaşkanı yargının içinden gelen İbrahim Reisi olacak. Bursa, Reisi ile İran’da muhafazakar kanadın yeniden iktidara geleceğini ifade etti. İbrahim Reisi’nin aynı zamanda Ayetullah Hamaney sonrası dönem için de dini lider olarak tartışmalarda adının geçtiğini vurgulayan Bursa, yine Hamaney'in büyük oğlu Mücteba'nın da ismini andı:

“Listeye baktığımızda yüzde 90 oranında seçimin sonucu belli, İbrahim Reisi zannedersem önümüzdeki dönemde İran’ın yeni cumhurbaşkanı olacak. İbrahim Reisi güçlü bir isim. Şu açıdan önemli. İbrahim Reisi bir taraftan yargının içerisinden gelmiş bir isim. Devrim sonrası hep yargı içinde görev almış. İkincisi kayınbabası Ayetullah Alemul Huda, İran’da güçlü bir isim. Yargı eki başkanı olmadan ve geçen dönem Reisi, Ruhani’nin karşısında adaydı. İkinci çıktı, seçimi kazanamadı. Orada da İmam Rıza Vakfı’nın başkanlığından istifa ederek gelmişti. İmam Rıza Vakfı da İran’da devlet içerisinde güçlü bir vakıf. Önemli bir görevden gelmişti. İbrahim Reisi ile beraber muhafazakar kanadın yeniden iktidara geldiğini söyleyebiliriz. İran’da İbrahim Reisi üzerinden yürüyen başka bir tartışma var. O da İran İslam inkılabı rehberi Ayetullah Hamaney sonrası yerine kimin geleceği üzerinden yürütülüyor. Daha evvelden başka isimler vardı. Çoğu vefat ettiler. Şu anda en çok ismi geçenlerden birisi de İbrahim Reisi. Bu isimler netleşmeden İbrahim Reisi’nin kazanamaması halinde Hamaney’in makamına gelme şansının azalacağı üzerinden yürüyen bir tartışma vardı. Fakat açıklanan aday listesine bakılınca güçlü ihtimal 18 Haziran’dan sonra Reisi’nin cumhurbaşkanı olacağını göreceğiz. Reisi’nin cumhurbaşkanı olması halinde Hamaney sonrası o makama gelecek en güçlü aday olarak ön plana çıkacak. Seçildikten sonra İran’ı nasıl yöneteceği de mühim. Bu da şansını etkileyecektir. Diğer taraftan bir başka isim ise Hamaney’in büyük oğlu Mücteba. Mücteba Hamaney’in de ismi geçiyor. Hatta buna destek veren bazı isimler de İran kamuoyunda gündeme geldi. Dolayısıyla aslında İran’da cumhurbaşkanlığı seçimi büyük oranda belli. Ama bu cumhurbaşkanlığı seçimi sadece bir cumhurbaşkanlığı seçimi değil. Hamaney sonrasına da taalluk eden bir yönü var.”

‘18 Haziran’a kadar nükleer görüşmelerden sonuç çıkmaz, İran’da süreci belirleyen isim Hamaney’dir’

Bursa'ya göre İran seçiminin yapılacağı 18 Haziran’a kadar nükleer görüşmelerinden olumlu bir sonuç çıkması sürpriz olur, ABD de İran'ın yeni cumhurbaşkanının kim olacağını bekliyor. İran’da önemli dış politika ve güvenlik konularında ana hatları Hamaney'in belirlediğini anımsatan Bursa, ilerleyen süreçte yeni müzakereler açısından cumhurbaşkanının reformist ya da muhafazakar olmasının çok önem taşımadığını vurguladı. Bursa, aynı şekilde muhafazakar Reisi'nin gelmesinin ABD ile süreci sona erdireceği görüşünün de geçerli olmadığını dile getirdi:

 

© AP PHOTO / EBRAHİM NOROOZİ

İran'da 13. dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışacak 7 aday belli oldu

 

“Eğer seçime kadar Amerika’dan ‘Nükleer anlaşmaya döndük, Viyana’da biz anlaştık’ şeklinde bir açıklama gelirse asıl bu sürpriz olur. 18 Haziran’a kadar Amerika’nın nükleer anlaşmaya döneceği noktasında Viyana’da net bir kararın çıkmayacağı kanaatindeyim. Çünkü Biden yönetimi Ocak’tan bu yana İran’da yeni dönemde cumhurbaşkanının kim olacağını görmek istedi. Viyana müzakerelerine Ruhani ile birlikte başladılar. Ama açıkçası Amerika yönetimi, Ruhani ile bitirmeyi düşünmedi. Reformistlerin zaten çok güçlü bir adayı yok. Eğer reformistler seçim kazanmayı Viyana’dan çıkacak müspet bir gelişme bekliyorlarsa, onlar için hayal kırıklığı olur diyebilirim. İran’da bu gibi önemli dış politika ve ülkenin güvenliğini etkileyen meselelerde yapılacak çalışmaların ana hatlarını belirleyici Ayetullah Hamaney’dir. Anayasal olarak bu böyledir. Dolayısıyla ABD ile nükleer anlaşmayı başlatma kararını veren de oydu. ABD, anlaşmadan çıktıktan sonra, ‘Tekrar Amerika ile müzakereye dönmeyeceğiz’ ifadesini kullanan da Hamaney’di. Daha sonra tekrar müzakerelerin başlamasına karar veren de oydu. Sadece bu görüşmeleri hükümet, dışişleri bakanlığı ve kurulan komisyonlar yürütür. Belirleyen Hamaney’dir, o makamda oturandır. Çünkü anayasa böyledir. Dolayısıyla burada yine devlet ve Hamaney belirleyici olacaktır. Cumhurbaşkanının reformist veya muhafazakar birisi olması çok mühim değildir. Çünkü bu çalışmaların ana hatlarını çizen Velâyet-i fakih yani Hamaney’dir. Bu münasebetle Ruhani’nin cumhurbaşkanlığı döneminde netleşen nükleer anlaşma, muhafazakar olarak bilinen Ahmedinejad döneminde başladı. Hatta bir bölümü İstanbul’da başladı. Ahmedinejad’dan sonra da devam etti. Anlaşma yapıldı 15 Temmuz 2015’te. Burada önemli olan birtakım olayları kolay-zor çözmek, meselelere yaklaşma meselesi, muhafazakarların ve reformistlerin farklı tatbiki, işlerin ilerlemesinde meselelerin çözümünde etkisi oluyor. Nihai olarak müzakereler yapılsın yapılmasın veya bu şekilde kabul ettik-etmedik kararını verecek olan Hamaney’dir. Dolayısıyla Reisi gelecek, Viyana’daki görüşmeler nihayete erecek şeklinde bir yaklaşım doğru değil.”

‘Eğer ses kaydı sızdırılmasaydı Zarif adaylığını açıklardı, akademik hayata çekilip dört yıl sonra reformcuların umudu olabilir'

Nükleer anlaşmanın mimarlarından Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ise ses kaydı sızıntısının ardından devre dışı kalmışken, Ramazan Bursa, bu skandal olmasaydı Zarif'in 'halkın arzusu' diyerek bu işe soyunacağı görüşünü dile getirdi. Zarif'in büyük olasılık yeni hükümette rol almayıp akademik alana çekilmesini öngören Bursa, Zarif'in dört yıl sonra yeniden reform cephesinin umudu olabileceği değerlendirmesinde bulundu:

“Zarif ses kaydı sızdırılmadan önce birkaç kez aday olmayacağını ilan etmişti. Sızdırılmamış olsaydı ‘Aziz İran halkı beni talep etti, benim böyle bir niyetim yoktu fakat aday oldum’ diyecek ve aday olacaktı. Nitekim Ahmedinejad da aynısını yaptı. 2017’de aday adayı olmuş, reddedilmişti. Bu seçimde de 'benim niyetim yoktu ama aziz halkım istedi ve ben buna kayıtsız kalamadım' dedi. Benzerini Laricani söyledi. ‘Hiç aday olacağınızı söylememiştiniz’ dediler, ‘Benim zaten niyetim yoktu, milletin teveccühünden dolayı oldum’ dedi. Bunlar İran’da aday olacak kişilerin kullandığı politik ifadelerdir. Cevat Zarif de aynısını yapacaktı. ‘Aday olmayacağım dedim ama halkın büyük bir teveccühü var, buna kayıtsız kalamadım’ diyerek aday olacaktı. Fakat ses kaydı bunu bitirmiş oldu. Ben Zarif’in anlaşacağı bir reformist cumhurbaşkanı seçilmediği takdirde devlette görev alacağı kanaatinde değilim. Akademiye döneceği, kitap yazacağı kanaatindeyim. Dört yıl sonra ses kaydının üzerinden zaman geçtiğinde tekrar reformistlerin umudu olarak ortaya çıkabilir. Çünkü bazen sessizlik ve gözden uzak olmak insanın popülaritesini arttırdığı gibi unutmasını da sağlar. Dört yıl sonra tekrar aday olabilir. Ama Reisi hükümetinde tekrar hariciyenin başına geleceği kanaatinde değilim."

'İran'da asıl mesele katılım oranı'

Bursa, İran için kimin cumhurbaşkanı olacağından ziyade katılım oranına odaklanılması gerektiği görüşünü dile getirirken, Rafsancani'nin kızı dahil kimi isimlerin boykot çağrılarına atıfta bulundu:

"18 Haziran’da kimin cumhurbaşkanı olacağından ziyade seçime katılım oranının ne olacağına yoğunlaşmak lazım. Çünkü aylardır değişik cephelerden seçime katılmama çağrıları vardı. Eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani’nin kızı Faize Rafsancani’nin böyle bir açıklaması oldu. Değişik cephelerdeki isimlerden de öyle. Dolayısıyla İran İslam İnkılabı seçimlerin katılım oranının yüksek olmasını önemser. Kimin cumhurbaşkanı olacağından düşünmekten ziyade katılım oranına odaklanılması gerektiği düşüncesindeyim. Ahmedinejad, ‘Eğer adaylığım onaylanmazsa kimseyi desteklemem, oy kullanmaya da gitmem’ demişti. Bu da aslında dolaylı olarak taraftarlarına oy kullanmaya gitmeyin çağrısı anlamına gelir. Laricani ise reddedildiğinde ‘İtiraz etmeyeceğim karara, aziz halkımızı sandığa gitmeye çağırıyorum’ dedi.”