ANALİZ
Giriş Tarihi : 24-05-2021 07:44   Güncelleme : 31-05-2021 11:38

Nurettin Şirin Yazdı: Kudüs’ün Kılıncı Zaferinin Bize Öğrettikleri...

Nurettin Şirin Yazdı: Kudüs’ün Kılıncı Zaferinin Bize Öğrettikleri...

Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla

'Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 249)
“Şüphesiz ki biz sana apaçık bir fetih verdik.” (Fetih 1)
“Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur” Al-i İmran 160

Öncelikle bu büyük zafer, bütün İslam ümmetine ve yeryüzünün tüm özgür halklarına mübarek olsun. İslam ümmetinin yüzünü ağartan, başını doğrultan bütün Filistinli kardeşlerimize, direnişimizin bütün komutanları ve mücahidlerine selamlarımızı gönderiyoruz. Bu kutlu savaşın asumani şehitlerine bütün benliğimizle minnettarlığımızı sunuyoruz.

Kudüs’ün Kılıncı (Seyfu’l-Kuds) savaşı, tarih boyu süregelen hak batıl savaşında, özelde siyonist düşmanla mücadele sahnesinde tarihî bir dönüm noktası olarak cihad ve direnişin sayfalarına altın harflerle yazılmış bir zaferdir.
Bu savaşın bilinen ve bilinmeyenlerini ve üzerimize düşen sorumlulukları birlikte özetleyecek olursak şu hususların bilinmesi gerektiğini düşünüyoruz.

1-    Bu savaş, siyonist düşmanın saldırıları ve baskınları altındaki Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın savunulması için doğrudan siyonist düşmanın bütün merkezlerine yönelik başlatılmış topyekun bir savaştır. 

2-    İzzeddin el Kassam Tugayları Genel komutanı Muhammed Dayf’ın izzetli çıkışıyla ortaya konulduğu üzere; Gazze’deki direniş de Kudüs’ümüzün, Aksa’mızın ve mukaddesatımızın savunulması uğruna siyonist düşman ile en ileri düzeyde savaşma gücüne sahip olduğunu irade ve ameli ile göstermiştir.

3-    Bu savaş, sadece bir “Gazze Savaşı” değil, Kudüs’ünden Batı Şeria’sına, Gazze’sinden 1948 topraklarındaki bütün şehirlere, Hayfa’sından Yafa’sına kadar Filistin’in tüm topraklarında işgalci siyonist rejime karşı Filistin’in “tek yumruk” (bunyanu’n mersus) olduğu, her karış toprağına şehitlerinin tertemiz kanlarını döktüğü ve direnişi her safhada ve her parçada birbiri ile perçinleştirdiği bir savaş olmuştur.

4-    HAMAS siyasi lideri İsmail Heniyye’nin de dediği gibi;  bu savaş “Kudüs Cephesi”nin bir savaşıdır ve bu cephe sadece Filistinlilerden oluşan bir cephe de değildir. Bu cephe, bütün ümmetin ve zulüm ve tecavüzler karşısında hak ve adalet yanında duran dünyanın tüm özgür halklarının ortak cephesidir.

5-    Filistin İslami Cihad Hareketi lideri Ziyad Nahale ve Kudüs Seriyyeleri sözcüsü Ebu Hamza’nın yaptığı açıklamalarda da belirttiği üzere; bu cephe, İslamî İran ve direniş ekseninin tüm bileşenleri ile dayanışma ve koordinasyonu içinde süren bir savaş olmuştur. Bu savaşın merkezinde Filistin cephesi varken, etrafında ve yanında İran’dan Yemen’e, Lübnan’dan Irak’a ve Suriye uzanan tüm direniş cephesi vardır. 

6-    Yemen’in başkentinde düzenlenen ve yüzbinlerce Yemenli’nin katıldığı Dünya Kudüs  Günü’ne görüntülü mesaj gönderen Hamas liderlerinden İsmail Rıdvan’ın konuşmasında da görüleceği üzere, Direniş Cephesi’nde yer alan bütün hareketler Şii-Sünni-Zeydi ayrımı olmaksızın birbirleri ile omuz omuza ve aynı ortak cephenin içerisindedir. 

Savaş sırasında Lübnan Hizbullah hareketi, Yemen Ensarullah hareketi, Irak’ta Nuceba Hareketi ve Hizbullah Tugayları Hareketi’nin Gazze direnişi ile ortaya koyduğu bu birlik ve beraberlik, Kudüs Gücü komutanı General İsmail Kani’nin Hamas ve İslami Hareketleri liderleri ile yaptığı görüşmeler ve Kassam Tugayları Genel Komutanı Muhammed Dayf’a yazdığı mektup, mezhep, kavim ve ülke sınırlarının ötesinde ortada bütün azametiyle büyük bir “mukavemet cephesi”nin olduğunu ve kazanılan bu şeref dolu zaferin güç ve zemininin de bu cepheye dayandığını göstermektedir.

7-    Bu savaş ve zafer, adına “Yüzyılın Anlaşması” ve “Normalleşme” denilen ihanetlerin tamamına indirilmiş bir yumruktur.

8-    Bu savaş ve zafer, siyonist rejimle normalleşip ittifaklar kuran satılmış rejimlerin ihanetlerine karşı verilmiş en güzel yanıt olmuştur. Dolayısıyla bu savaşın kazananı direniş cephesi olduğu gibi, kaybedeni de siyonist rejim, Amerika ve onların işbirlikçisi hain rejimlerdir.

9-    Bu savaş bütün özgür vicdanlara ve pak fıtratlara şu hakikati bir kez daha öğretmiş ve göstermiştir ki; İslam Ümmeti’nin merkezi davası “Kudüs davası”dır. İslam ümmetinin birliği Kudüs’ten geçtiği gibi, Kudüs’ün kurtuluşu da ancak vahdetten ve “Kudüs cephesi”nden geçer. 

İslam ümmeti arasında oynanmak istenen ırkçılık ve mezhepçilik oyunlarına, yakılmak istenen fitne ateşlerine karşı en güçlü dayanak ve silah da Kudüs davasıdır. Kudüs davasını kuşanmak, ümmetimizin birliği, dirliği ve esenliği için öncelikli bir görevdir. Bu görevden gafil olmak ya da bunu ötelemek, ümmetimizin ağır ve onulmaz yaralar almasına yol açacak büyük bir vebal ve gaflettir.

10-    “Kudüs’ün Kılıncı” savaşı ile belirginleşen “Kudüs Cephesi” ümmetimizin tüm değerleri ve mukaddesatını korumak ve savunmak için yegane cephedir. Dünyanın neresinde olursa olsun, her bir Müslümanın ait olduğu, sorumluluklarını kuşanacağı ve yükümlülüklerini ifa edeceği cephe Kudüs Cephesi’dir.

11-    İşgal altındaki bütün Filistin toprakları kurtuluncaya ve bu kanser uru Siyonist rejim tarihin çöplüğüne atılıncaya kadar bütün dünyada “Evrensel Kudüs Seferberliği” de sürecektir. 

Bu seferberlik içinde bütün İslam ülkelerine, Müslüman halklara, birey ve gruplara düşen kahraman Filistinli kardeşlerimizi askeri, siyasi, ekonomik, kültürel ve psikolojik her alanda tüm yol ve kanallarla desteklemek ve onlarla dayanışma içinde olmaktır. Zira Filistinli kardeşlerimiz sadece işgal altındaki yurtlarını değil, bütün ümmetin mukaddesatını, onurunu ve namusunu savunmaktadırlar. Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın savunulması İslam’ın ve Ümmetin savunulmasıdır. 
12-    Bu savaş ve bu zafer bütün dünyaya açıkça göstermiştir ki, Kudüs’ün kurtuluşu her zamankinden daha yakındır ve Seyyid Nasrallah’ın ifadesiyle; “İsrail örümcek yuvasından daha zayıftır.”

Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak, ümmetimizin tüm gayretli evlatları ile birlikte, her zaman ve her koşul altında durmadan, yorulmadan, geri adım atmadan sonuna kadar ve zafere kadar Kudüs Cephesi ile omuz omuza olacağımıza Kur’an-ı Kerim ve Kudüs şehitlerimizin pak kanları üzerine söz veriyoruz. 

Kudüs’e selam olsun…

Kudüs’ün Kılıncı’na ve zaferine selam olsun.
Kudüs yolunda yürüyenlere, Kudüs’e adananlara ve bu uğurda kurban olanlara selam olsun.
Kudüs bayrağı altında toplanıp Kudüs Cephesi’ne koşanlara selam olsun…

Allah’ım!
Bizi Kudüs’ümüze kavuştur!
Bizi Kudüs’süz bırakma! 
Bizi Kudüs’ten ayrı bırakma!

Kudusanaliz