ANALİZ
Giriş Tarihi : 17-05-2021 16:58   Güncelleme : 17-05-2021 17:05

Ali Rıza Demircan Yazdı: Ey İsrail; biz hak ettik, zulmünü artır!

Ali Rıza Demircan Yazdı: Ey İsrail; biz hak ettik, zulmünü artır!

Ali Rıza Demircan Mirat Haber'de : "Ey İsrail; biz hak ettik, zulmünü artır!" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı: 

Artır ki helakin yaklaşsın.

İslâm bütün peygamberlerin ve kutsal kitapların ortak tebliğidir. Bu dinin son Peygamberi Hz Muhammed ve son ilahi kitabı Kur’ândır. Kur’ân merkezli iman esasları ve hayata yön veren yaşam kurallarıyla İslâm, adaletin ta kendisidir. İslâm’ın olmadığı yerde zulüm egemen olur. Bu sebeple Allah’ın ve yasalarının hayatın merkezinden çıkarıldığı sözde İslâm ülkeleri dahil bütün ülkelerde zulüm hakimdir.

Allah’ın varlığı ve yasalarını örtme anlamına kâfirlik ve Allah’ın yaratıcılık, yaşatıcılık ve yasa koyuculuk gibi vasıflarını insanlara ve kurumlara yamama manasına Allah’a ortak koşma olan şirk gelişir de zulüm şiddetlenirse doğrudan veya insanlar eliyle ceza gelir:

NİCE TOPLULUK var ki Rablerinin ve Elçilerinin emirlerine küstahça karşı çıkmışlardır! Bunun üzerine Biz tümünü çetin bir hesaba çektik ve görülmemiş bir azaba çarptırdık:
Ve böylece onlar kendi yaptıklarının kötü meyvelerini tattılar; (bu dünyada,) yaptıklarının sonu yıkım oldu” (Talak, 65/8,9)

Güncelden Hareketle Yahudileşen İsrail Oğullarından Örnek Verelim:

Allah, İsrail oğullarını yücelterek çağdaşlarının üzerine çıkardı. Ama onların çoğunluğu başta kendilerine gönderilen peygamberleri katletme olmak üzere lanetlenmeleri ve iki bin yıl devletsiz, dağınık, ihtilaf ve zillet içinde yaşamaları sonucunu doğuran pek çok suç-günah işlediler. Kur’ân, sakınmamız için bu suçları ve günahları biz insanlara aktarır.

Ne acıdır ki biz Müslümanlar da aynı suçları-günahları işleyerek Rabbimizin özel yardımından yoksun kaldık ve kalmaya da devam ediyoruz.

Kur’an’dan öğrendiğimize göre Allah, kendisini ve yasalarını unutanlara kendi nefislerini unutturur. Güç hakkın yerini alır, güçlenenler kendilerini haklı görürler ve saldırganlaşırlar.

Zalimlere Ceza Üç Şekilde Gelir

Allah, zalimleri imhal eder (yani mühlet verir) se de ihmal etmez, süreç içinde ceza üç şekilde gelir.

  1. Birinci şekil, Allah’ın emirleri ve yasaklarına bağlı salih kulların Allah’ın merhamet yüklü adalet kılıcı olarak zalimleri cezalandırmalarıdır. Bu Allah’ımızın da emridir:

Sadırganlaşan Allah’ı tanımaz kâfirler ve Ona ortak koşanlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın; onları rezil etsin; sizi onlara galip kılsın ve mümin toplumun kalplerini ferahlatsın.
Ve müminlerin kalplerinden öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.”
 (Tevbe 9/14-15)

Adillerin zalimleri cezalandırması hakka çağırıp batıllardan sakındırmanın nihai merhalesidir. Yaşadığımız dönemde bu görevi üstlenecek salih kullar; güçlü adil ülkeler görülmüyor.

  •  Devreye adil kullar ve hak bağlısı kuvvetli ülkeler gir(e)mediği zaman Allah zalimlerin cezasını, kendisinin koyduğu sosyal ve tabiat kanunlarını işleterek bizzat verir. Kur’ân’ın çokça verdiği örneklerde görüleceği üzere hak karşıtı yıkıcı sistemler, depremler, tsunamiler, kasırgalar, seller, kuraklıklar,dodurucu soğuklar hortumlar, Covid 19 türü salgınlar ceza türleridir. Bunlar uyarıcı cezalardır:
  • Zalimlerin cezalandırılışın üçüncü şekli de Allah’ın zalimleri zalimlere kırdıtmasıdır. Onları birbirlerine saldırtmasıdır. Birinci ve ikinci dünya savaşları tipik örneklerdir. Rabbimiz şöyle buyurur:

“ İşte Biz böylece yaptıkları zulümleri sebebiyle zalimlerin bir kısmını bir kısmına saldırtırız.” (Enam, 6/ 129)

Yahudiler Çalıştılar, Güç ve Şer Ürettiler

Özellikle son bir iki asırdır İsrailoğulları çokça çalıştılar; ilimde, ekonomide ve sanatta (sinema, yazılı-görsel medya ve sosyal medya alanında ) başarılar sağladılar. Allah da adaleti gereği dünya hayatında çalışanlarını önünü açtı. (Hûd 11/15; İsra 17/18)

İsrailoğulları başarılı oldukça da azgınlaşıp Yahudileştiler. Ateizm, kapitalizm, komünizm, evrim teorisi ve daha nice Şeytanî sistemlerin kaşifi ve öncüsü oldular. Allah onları, ürettikleri öldürücü sistemleri ile birlikte kâfirleşip zalimleşen insanlığın üzerine saldı. Kendilerini dünyanın efendileri sanan Yahudiler kurdukları sistemlerle bütün dünyayı borca dayalı para düzeni, faize dayalı ekonomi, silah, ilaç, tohum gıda ve spor sanayii ve yazılı, görsel ve sosyal medya ile sömürüyorlar. Şimdilerde dünya ekonomisine hakimler.

 İsrail Devletini Kurdular ve Durmuyorlar

Aralarındaki ihtilaflara rağmen iki bin yıl devletsiz yaşadıktan sonra Osmanlı devletinin 400 yüz sene adaletle yönettiği topraklar üzerinden terörle İsrail devletini kurdular. Başkent ilan ettikleri Kudüs’ümüzü doğusuyla da ele geçirebilmek için var güçleri ve yönetiminde etkili oldukları Amerika’nin desteğiyle zulümlerini sürdürüyorlar. Türkiyemiz üzerindeki emelleri ve PKK terörizmine destekleri de devam ediyor.

Yahudiler gibi gavurlaşmaya başlayan ama ilimde, ekonomide ve sanatta gerilerde kalan ve de parçalan iki miyar Müslümana rağmen, üstelik yaklaşık bu iki milyar Müslümanın 400 milyonu ile kuşatılmış olmalarına rağmen İsrail zulümlerine devam edebiliyor. Oysaki İsrail, yalnızca 400 milyon Müslümanın bilinçle atacakları tükürükle bile boğulabilir.

İsrail aslında bir güç odağı değil. Biz ortada olmadığımız için İsrail var görünüyor. Biz de görülen İsrail’e haykırıyoruz:

Ey Siyonist İsrail! Biz daha fazla zulmedilmeye müstehakız. Yaptıklarınız yetmez. Zulümlerinizi fasılasız sürdürün, sürdürün ki biz de daha erken uyanalım, birliğimizi sağlayarak teknolojik atılımlarımızı yapalım.

Hiç şüpheniz olmasın yakın bir gelecekte Müslümanların eliyle veya Rabbimizin doğrudan salacağı musibetlerle belanızı bulacaksınız. Siyonist İsrail’i, siyonist dünya zenginleri de, egemen olduğunuz uluslar arası sömürü ağlarınız da, bankacılık ve sigortacılık düzeniniz de ve hatta Amerika da koruyamayacak.

Not. Türkiyeli Yahudiler bizim 500 yıllık yurttaşımızdır. Siyonist İsrail devletinin yaptığı zulümlere insaflı İsrailoğulları bile karşı çıkarken yerli Yahudilerimizin sesiz kalması dikkatimizden kaçmıyor ve bizi üzüyor. Yerli Ermenilerimiz kadar olsun duyarlılık gösteremeyişlerine bir anlam veremiyoruz.

Gönüllerinin bir parçası İsrail’de olabilir, empati yaparak bunu makul görebiliriz ve de görüyoruz ama beş yüz yıldan beridir bu topraklarımızda birlikte yaşadığımızı, sevinçte ve hüzünde beraber olmamız gerektiğini unutmamalıyız.