SİVİL TOPLUM
Giriş Tarihi : 07-05-2021 00:00   Güncelleme : 07-05-2021 00:15

İkra Kültür Merkezi’nden Kudüs Günü basın açıklaması: Kudüs’ün özgürlüğü İslam ülkelerinin bağımsızlığı ve İslam Birliği’nden geçiyor!

Sakarya’da faaliyet gösteren İkra İlim ve Kültür Merkezi, her yıl Ramazan’ın son Cuma’sında kutlanan Dünya Kudüs Günü ile basın açıklaması yaptı.

İkra Kültür Merkezi’nden Kudüs Günü basın açıklaması: Kudüs’ün özgürlüğü İslam ülkelerinin bağımsızlığı ve İslam Birliği’nden geçiyor!

Sakarya’da faaliyet gösteren İkra İlim ve Kültür Merkezi, her yıl Ramazan’ın son Cuma’sında kutlanan Dünya Kudüs Günü ile basın açıklaması yaptı.

Açıklamada, İslam ülkelerinin bağımsızlığının sağlanmasının ve İslam Birliği’nin tesisinin Kudüs’ün özgürlüğüne giden yolda iki önemli adım olduğu vurgulandı.

Açıklamanın tam metni şu şekilde:

Bugün Günlerden Kudüs…

Her yıl Ramazan’ın son Cuma’sını Kudüs Günü olarak anıyoruz.

Bu mübarek günü; ümmetin suskunluğuna son vermek, Siyonist İsrail uru Ortadoğu’dan kazınıp Kudüs özgürleşene kadar mücadelemize devam edeceğimize dair ahdimizi yinelemek adına ihya ediyoruz.

73 yıldır Filistin halkı ve İslam ümmeti esaretin ve sefaletin acısını yaşıyor. Mescid-i Aksa ve Kudüs bugün esirdir. Filistin toprakları işgal altındadır. 7 milyon Filistinli vatanlarından uzakta mülteci kamplarında zorlu bir yaşam mücadelesi veriyor.

Gazze ve Batı Şeria’da kalanlar ise her türlü maddi ve manevi işkenceye maruz kalıyorlar, her gün birkaç canı şehit veriyorlar. Ramazan’ın başından beri Kudüs’te Teravih ve Cuma namazı çıkışlarında Siyonist askerlerin cemaate nasıl acımasızca müdahale ettiğini televizyonlarda ibretle izliyoruz.

Siyonist İsrail’in değişik dönemlerde Filistin ve Lübnan’da yaptığı katliamlarda on binlerce Filistinli kardeşimizi kaybettik.

Bütün bu karamsar tabloya rağmen Filistin halkı direnmeye devam ediyor.

Ümmetin yüz akı Filistinli Müslümanlar mücadeleleriyle bize kıyam dersi veriyorlar. Onlar oruçlarını şehadet ile açan, yeni doğmuş çocuklarını Rablerine gözyaşları içerisinde sunan, sabah tarlada başladıkları günlerini akşam İsrail cezaevlerinde tamamlama ihtimalinden korkmayan, ölümü yaşam kadar büyük bir nimet olarak gören Filistinliler… Onları anlatırken dahi başlarımız öne eğiliyor, sözlerimiz kifayetsiz kalıyor.

Filistinli Müslümanlar direniş destanı yazmaya devam ediyorlar. Tek istedikleri ümmetin arkalarında durmalarıdır. ‘’Biz şehitlerimizin kanları ile, çektiğimiz acılara karşı sabrımız ile, ortaya koyduğumuz mücadele ile Allah’ın izni ile zafere ulaşacağız’’ diyorlar. Ve yine diyorlar ki; ‘’Bizi maddi ve manevi olarak destekleyerek hem direnişimizi güçlendirin, hem de mahşer günü hesabını veremeyenlerden olmayın!’’

İslam ümmeti başta Filistin sorunu olmak üzere coğrafyamızın her köşesinde ciddi bir imtihan ile karşı karşıya…

İslam coğrafyası zor bir süreçten geçiyor. Tüm coğrafyamız kan ve gözyaşına boğulmuş durumda… Emperyalist ve Siyonist güçler tüm İslam alemini kendilerine köle kılmayı, aksi takdirde de kaosa mahkum etmeyi stratejik hedef olarak belirlediler.

İslam ülkelerinin söz konusu zinciri kırabilmesinin yolu bağımsızlıktan ve İslam birliğinden geçiyor.

Türkiye’nin 15 Temmuz ile başlayan kısmi bağımsızlık talebinden dolayı ödediği bedellerin şahidiyiz.

Amerika’nın güdümündeki bir zulüm ittifakı olan NATO’dan ayrılmayan, Amerika’nın tüm haksızlıklarına rağmen daima kısık sesle konuşan Türkiye’nin her fırsatta Amerika’nın hışmına uğradığına tanıklık ediyoruz.

Son günlerde çokça konuşulmaya başlanan İsrail ile normalleşme girişimleri de Amerika ile arayı düzeltme çabalarının bir parçasını oluşturuyor.

Türkiye’nin içine düştüğü bu zilletin temelinde batıya zihinsel bağımlılığı ile ekonomik ve teknolojik yetersizliği yatıyor.

Çözüm, zalim Amerika ve İsrail’in önünde diz çökmek olmamalıdır. Çözüm; tam bağımsızlığa giden yolun önündeki bariyerleri kaldırmak ve bu yolda başımıza gelecek her türlü sıkıntıya göğüs germektir.

Siyasi kutuplaşmanın giderildiği, her türlü etnik/mezhebi ayrışmanın reddedildiği, adaletin ve iç barışın hakim olduğu bir zeminde; Türkiye halkının tam bağımsızlık için gerekirse zehir içmeye hazır olduğuna gönülden inanıyoruz. İktidara bu hususta çok ciddi bir sorumluluk düşüyor.

Tam bağımsız bir Türkiye İslam coğrafyasında önemli bir örneklik oluşturarak bağımsızlık meşalesini yakacaktır.

Emperyalist ve Siyonist hegemonyayı yıkmanın önemli bir diğer adımı da İslam birliğinden geçiyor.

Ne Türkiye, ne İran, ne Pakistan, ne Malezya, ne de diğer bir İslam ülkesi tek başına Amerika ile mücadele edecek güçte değildir. Ancak İslam ülkeleri arasında oluşacak ittifak bu zaafı ortadan kaldıracak potansiyele sahiptir.

Dünya egemenleri İslam coğrafyasındaki uyanışı sönümlemek, ittifak arayışlarını akamete uğratmak için mezhebi ve etnik ayrışmayı körüklemeyi kendilerine temel strateji haline getirdiler.

İslam dünyası bugün büyük bir imtihanla karşı karşıya… Ya mezhebi ve etnik ayrıştırmayı hedefleyen küresel oyunları bozarak ümmet bilincini kuşanacağız, ya da küresel güçlerin oyuncağı haline geleceğiz.

Ya Sünni, Şii, Selefi olmayı İslam düşüncesinin farklı mekteplerinin oluşturduğu bir zenginlik olarak göreceğiz, ya da psikolojik ve fiili olarak süren mezhep savaşları ile her geçen gün kan kaybeden, zayıflayan bir ümmet ile yüzleşeceğiz.

Ya her türlü kavmi/etnik tutuculuğu reddederek Allah’a kulluğunun bilincinde bir insan olmanın en temel değer olduğunu kabulleneceğiz, ya da Türk, Kürt, Arap, Acem diye ayrıştırıp bizi bize kırdırmaya devam edecekler.

Ya kendi kavmimiz/kabilemiz için öngördüğümüz bütün siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel hakları başka kavimler/kabileler için de öngöreceğiz ve her türlü milliyetçilikten arınacağız; ya da kanın, gözyaşının, sefaletin hiç dinmediği bir süreci sürekli yaşayacağız.

Müslümanlar olarak İslam coğrafyasının dört bir yanındaki çatışmaları acilen sonlandırmak zorundayız. Müzakereler yoluyla, barış masaları ihdas ederek bu karanlık süreçten kurtulmalıyız. Oyunu bozmalı, birbirimizi hedefe koymaktan vazgeçip Amerika ve İsrail’i hedefe koymalıyız. Mevcut kaos Filistin mücadelesinin yalnızlaşmasına da hizmet ediyor. Müslümanlar birbirleriyle uğraşmaktan Filistin davasına olan ilgilerini kaybettiler.

İslam ümmetinin küresel oyunu bozarak, küresel entrikaları boşa çıkararak, küresel hegemonyayı etkisizleştirerek izzete kavuşacağı günlerin yakın olduğuna inanıyoruz.

Siyonist işgal bitmeden, sürgündeki tüm Filistinliler evlerine dönmeden, NATO ittifakları dağıtılmadan, Amerikan üsleri kapatılmadan, İslam coğrafyasındaki işbirlikçi rejimler son bulmadan Kudüs’ü özgürleşmiş saymayacağız.

Kudüs bize izzetin teslimiyette değil, direnişte olduğunu ispatlamıştır. Direniş ise özgürlüğün, kafesleri genişletmek değil, parçalamak olduğunu öğretmiştir.

Sakarya’nın duyarlı halkı olarak Kudüs, Mescid-i Aksa gibi kutsallarımızı korumak, Filistin davasının her daim yanında yer almak noktasındaki kararlılığımızı sürdüreceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

Rabbimizden bizi muttakilerden kılmasını, özgür Kudüs’te, Mescid-i Aksa’da kurşunla kaynamış saflar halinde aynı secdede buluşturmasını niyaz ediyoruz.

Yaşasın Özgür Kudüs!

Yaşasın Filistin Direnişi!

Yaşasın Emperyalizme ve Siyonizme Karşı Onurlu Mücadelemiz!

İkra İlim ve Kültür Merkezi

İslamiAnaliz