MAKALE
Giriş Tarihi : 15-04-2021 08:58   Güncelleme : 19-04-2021 09:23

Hasan Hüseyin Avcı Yazdı: Müslümanların Sorunlara Çözüm İçin Yaklaşım ve Yöntemleri...

“Onlar ki, sözü dinler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın kendilerini hidayete erdirdikleridir ve onlar akıl sahipleridir.”

Hasan Hüseyin Avcı Yazdı: Müslümanların Sorunlara Çözüm İçin Yaklaşım ve Yöntemleri...

İslam tarihi boyunca Müslümanlar karşılaştıkları problemleri çeşitli yol ve yöntemlerle çözme gayreti içinde olmuşlardır.

Peygamberimiz (as)döneminde sorunlar ya vahyin bildirilmesi ile yada istişare ile çözülüyordu. O dönemden sonra Müslümanların çeşitli bölgelere yayılması ile ortak bir çözüm zorlaştı. Bu gayret ve çalışmalar çeşitli yol ve yöntemler kullanılarak günümüze kadar geldi. Ben bu çalışmamda günümüzdeki yaklaşımlar üzerinde duracağım.

Sorunlara yaklaşım yolları hususunda günümüzde iki ana akımdan bahsedebiliriz.

Bunlardan ilki yaşadığımız ve karşılaştığımız bütün sorunlar zaten geçmişteki üstün ve faziletli alimler tarafından çözümlenmiştir. Bize düşen bu alimlerin çözümlemelerini iyi araştırıp anlayabilmektir. Hepsi olmasa bile bunlardan bazıları sorunlara yeni yaklaşımlarda bulunmak, haddini bilmemezlik, reformistlik, mezhepsizlik ve geçmişteki üstün fazilet ve ilme sahip olan alimlere saygısızlıktır.

İkincisi ise Müslümanlar, her tür sorununun Kur’anı Kerim’de çözümü olduğunu ileri sürerek “Bize Kur’an yeter.” diyenlerdir. Bunlara göre geçmişteki alimler gerek İsrailiyat’ın gerekse eski inanç ve kültürlerin tesiri ile İslam’ı bidat ve hurafelerle doldurmuşlardı. Bunun yanında eski çözümlemeler günümüz sorunlarını nasıl çözebilirdi? “Biz Kitapta / Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” (EN’AM,38) ayetini de kendilerine destek olmak üzere öne sürüyorlar.

Bunun yanında, oryantalistlerin etkisinde kalanlar, yönetimlerin istekleri doğrultusunda karar verenler, emperyalist çevrelerin etkisinde olanlar ve de tamamen modernizmin etkisinde çözüm arayanları da ekleyebiliriz.

Bütün bu eğilimlere baktığımızda ortak olan Kur’an-ı Kerim’in değişmemiş ve mutlak yanılmaz ilahi kaynaktan geldiği hususunda görüş birliği vardır. Geçmişte yaşamış alimlerin görüşlerini tamamen dışlayıp reddetmek de doğru bir yaklaşım olmadığı gibi onların görüşlerini kutsal ve değişmez kabul etmek de doğru olmaz. Bu anlayış bizi bazı insanların yanılgısız ve kutsal kişiler olduğu inancına sürükler. Ancak öncede belirttiğim gibi Peygamberimizden bu yana oluşan birikimleri yok saymak ilme ve insanlığa saygısızlık olur.

“Onlar ki, sözü dinler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın kendilerini hidayete erdirdikleridir ve onlar akıl sahipleridir.” (ZÜMER 18)

Müslüman’a düşen taassuba kapılmadan meseleleri doğrudan Kur’an’dan ilham alarak çözüme kavuşmasına katkı sağlamaktır. Onun dışında her görüş ve düşünceyi Kur’an ve salim aklın süzgecinden geçirerek elemek suretiyle bir değerlendirmeye tabi tutmaktır. Yeni ortaya çıkan meseleleri de yetkin kişiler eliyle Kur’an, sahih sünnet ve salim akıl ile çözüme kavuşturmada cesaretli olmalıyız. Aksi takdirde İslami bilim, kültür ve düşüncede ya yerimizde sayarız ya geri kalır yada yanlış düşüncelerden kurtulamayız