ANALİZ
Giriş Tarihi : 02-04-2021 10:24   Güncelleme : 05-04-2021 11:25

Sinan Eskicioğlu yazdı: Kapitalist Müslümanların Allah ve din algısı

Sinan Eskicioğlu yazdı: Kapitalist Müslümanların Allah ve din algısı

Sinan Eskicioğlu Ocak Medya'sda "Kapitalist Müslümanların Allah ve din algısı" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı: 

Gene çok geniş bir konuyu ele aldığımın farkındayım. Uzun süredir gözlemlediğim bir konuydu ve sizlerle paylaşayım istedim. Konuyla alakalı alan çalışması yapılmış mıdır, bilemiyorum. Sanmıyorum.

‘Kapitalist Müslümanların Allah algısı’ gibi bir konu çalışılmış mıdır diye de araştırdım ama bir veri bulamadım, sanıyorum herhangi bir makale de yazılmamış. Bu da bana çok ilginç geldi.

Neden mi?

Özellikle 1985’den sonra bu tür Müslümanlar Türkiye toplumunda ortaya çıkmaya başladı ve bugüne kadar da bir hayli geliştiler. Turgut Özal’ın kurduğu Anavatan partisinin icraatları ile ticaretle uğraşan Müslümanlar kapitalizmle tanıştılar. Bu tanışma ilk başlarda onların din ve ticaret algılarını sarsmış olsa da, para kazanma arzusu sebebiyle sarsıntı atlatıp en ideal şekliyle uyum sağlandı.

1985-2010 yılları arası dönem için kullanabileceğimiz ‘kapitalist Müslümanlar’ ibaresi, 2010 yılından sonra değişikliğe uğradı. Aslında bu da başka bir yazı konusu.
Peki 2010 yılından sonra nasıl değişim oldu?
‘Kapitalist Müslümanların yerini Müslüman kapitalistler aldı’.

Cemaatin ve Ak partinin gücüyle kapitalistler Müslümanlaştılar ya da Müslüman sembollerini kullanarak Müslümanmış gibi göründüler.

Günümüzde bizi rahatsız eden, ‘bu da olur mu?’ dedirten, ‘bunlar nasıl Müslüman?’ sorusuna muhatap olanlar da Müslüman kapitalistler. Sakın bu cümlemden normal karşıladığımı ve aslında bunlar Müslümanları lekeliyorlar diye düşündüğümü çıkarmayın. Kapitalist Müslümanlardan da,

Müslüman kapitalistlerden de hiç mi hiç hazzetmiyorum.

Ak parti iktidarı sonrası Müslüman kapitalistler belki de solcu kapitalistler olacak ya da demokrasi taraftarı kapitalistler.

Neyse, biz konumuza dönelim.

Kapitalist Müslümanlar, kapitalizmle tanıştıktan sonra daha fazla para kazanma hırsına girdiler. Bunun sonucu olarak da dinle ilgileri daha da azaldı.

Allah algıları ya da tasavvurları iki şekilde gelişti:

  1. Gelenekten gelen Allah algısı.
  2. Dini cemaat ve grupların onlara sunduğu Allah algısı.

Gelenekten gelen Allah algısı çok ilerlemese de eski kuşak diyebileceğimiz kişiler, rızkı Allah’ın verdiğine, kazandıkları parayı gizli şekilde sadaka olarak dağıtmaya devam ettiler.

Allah algısını büyük oranda değiştiren dini cemaat ve gruplar oldu.

Kapitalistleşen Müslümanlar din adına güzel işler yapma adına dini cemaat ve gruplara dahil oldular.

Bu karşılıklı alışveriş (Austausch) iki grubu da mutlu ediyordu.

Kapitalist Müslümanlar Allah algısını bu grup ve cemaatler aracılığıyla öğrenip pekiştirirlerken aynı zamanda da din adına çalışmalar yaptıklarına inanıyorlardı. Ama kapitalizmin bütün gereksinimlerini de yerine getirmekten kaçınmadılar.

Dini grup ve cemaatler de dini sohbetlerle din adına çalışma yaparlarken kapitalist Müslümanların kazandıkları paralardan ‘sadaka’ ve ‘fi sebilillah’ olarak paylarını da alıyorlardı.

Bu durum, dini grup ve cemaatler – Kapitalizm birlikteliğini çok güçlü hale getirdi.

Anlayacağınız alan memnun, veren memnun bir durum oluştu.

‘Cemaat’ dediğimiz yapılanma ile en yüksek seviyesine ulaşan bu birliktelik, 2016 yılındaki darbe girişimi ile yıkılmış gibi gözükse de aslında yıkılmamıştı.

Sadece şekil değiştirdi.

2016 yılından sonraki durum:

İçine biraz millilik ve Osmanlıcılık da katılan yeni dini cemaat artık Ak parti oldu. Ve tabi ki tarikatlar ve tarikatlardaki kapitalist istekler.

Ak partinin iktidarda olmasından dolayı da yukarıda belirttiğim yeni grup da buraya katıldı: ‘Müslüman kapitalistler’. Bu grup, iktidarın nimetlerinden yararlanmak için kapitalist Müslümanlar gibi davranmaları gerektiğini anladılar.

Ak partinin başında olan Başkan Tayyip Erdoğan’ın da ticaretten gelmesi bu durumu çok daha kuvvetlendirdi. Çünkü o da kapitalist bir yaklaşımla ‘sürekli daha fazla’ ya odaklıydı.

Daha fazla parti üyesi,

Daha fazla seçmen,

Daha fazla oy,

Daha fazla iktidar,

Daha fazla,

Daha fazla,

Daha fazla…

Ama İslam’ın prensipleri ‘daha fazla’ anlayışını tavsiye etmiyordu.

İslam’ın yani dinin hedefi daha fazla olmasından ziyade, daha doğru, daha adil ve daha helal olandı.

Bugün itibariyle din, İslam ve Allah algıları değişmiş değil.

Tarihte olduğu gibi sembollerin kutsandığı ama içeriğin yok edildiği bir İslam ve Müslüman imajıyla karşı karşıyayız.

‘Gaybı, kalpleri ve hakiki niyetleri bilen Cenabı Allah bizleri sıratı müstakimden ayırmasın. Sonumuzu hayreylesin’.

Berat Albayrak’ın istifa notunda olduğu gibi Allah sonumuzu hayreylesin.