ANALİZ
Giriş Tarihi : 02-04-2021 08:59   Güncelleme : 02-04-2021 10:36

İslam'ın dürüst tüccarlarla girdiği Endonezya, nasıl dünyanın en büyük İslam ülkesi oldu?

Endonezya yüzde 90 Müslüman, yüzde 8 Hristiyan ve yüzde 2 Hindu ve Budist ile yaklaşık 242 milyonluk nüfusu ile en kalabalık İslam ülkesidir.

İslam'ın dürüst tüccarlarla girdiği Endonezya, nasıl dünyanın en büyük İslam ülkesi oldu?

İslam, Endonezya'ya 4. yüzyıldan itibaren girdi ve 6. yüzyılda Hintli tüccarlar tarafından geniş çapta yayıldı. Ülkedeki Müslümanların çoğu Sünni Şafiler, geri kalanı Şiiler, Hanefiler, Hanbeliler, Maliki, Zeydiler ve Aleviler. Ülkede 550.000 camii bulunmaktadır.

İslam fetihleri nedeniyle İslam Hicaz’da istikrar sağladıktan sonra dünyanın diğer bölgelerine yayıldı. Ancak Güneydoğu Asya'da, özellikle Endonezya'da durum başka türlü idi. Şöyleki birincisi, İslam'ın gelişi İslami fetihlerden değil, Sumatra ve Java adalarındaki Hintli ve İranlı Müslüman tüccarların varlığından kaynaklanıyordu. İkincisi, İslam bu bölgeye İslam'ın ilk yüzyıllarında değil, Miladi 13. yüzyılın sonlarında ve on dördüncü yüzyılın başlarında sızdı.

Bu bağlamda El-Cezire haber sitesi, İslam dininin Güneydoğu Asya ve Endonezya'da nasıl yayıldığını inceleyen bir makale yayınladı. Tercümesi aşağıda yer almaktadır.

Yaklaşık 240 milyonluk bir nüfusa sahip Güneydoğu Asya halkının% 94'ü, İslam'ın uzak diyarlara yayılmasının mucizesine atsız, kılıçsız, mızraksız, zorlama ve zorbalık olmadan tanıklık eden Şafii Müslümanlardır. Çünkü her zaman ilk fatihler ayak bastıkları her yerde zorla İslam'ı yaymakla suçlanmıştır. Ancak Endonezya, 8-9 yüzyıl önce İslam'ın gelişinden bu yana iddiaları yalanladı ve böyle bir suçlamanın uygun bir temeli olmadığını gösterdi.

Endonezya ve Malay Takımadaları ve günümüz Malezya'sının kalbinde, Ibn Battuta ve Marco Polo gibi bir grup ünlü ve büyük gezginlerin seyahatine tanık oldu. Bu iki gezgin, İslam'ın varlığını ve bu adalarda, özellikle Java veya Sumatra'da nasıl güç ve kılıç kullanmadan yayıldığını anladı. Ancak İslam'ın Malay ve Endonezya'ya gelişinin kesin tarihini tam olarak bilmek imkansızdır, çünkü Müslüman ve gayrimüslim tarihçiler Arapların Uzak Doğu ile ticaret yaptıklarında neredeyse hemfikirdirler. Ticarete İslam tarihinin ilk yıllarından itibaren başladılar ki miladi 2. ila 8. yüzyıla kadar uzanır. Bu tüccarlar, bu bölgelerde İslam'ı yayma meşalesinin yakılmasında en büyük rolü oynamışlardır.

Büyük İngiliz oryantalist Thomas Arnold'un "İslam'a Davet" adlı kitabında yazdığı gibi, Arap ülkelerinin Sri Lanka üzerinden Çin ile ticareti Miladi yedinci yüzyılın başında çok popüler oldu. Arap tüccarlar Miladi sekizinci yüzyılın ortalarında bile kantonda çok büyük gruplar halinde yaşadılar ve Portekizlilerin gelişine kadar Miladi 10. ve 15. yüzyıllar arasında bu Araplar Doğu ile ticaretin tartışmasız ustalarıydı. Bu nedenle, yıllar içinde başka yerlerde yaptıkları gibi, ticari kolonilerini bazı Malay takımadalarında kurmuş olmaları gerektiğini iddia edebiliriz.

Böylelikle Müslüman Arapların, özellikle de tüccarlarının, İslam'ın Uzak Doğu'da yayılmasının başlangıcından itibaren nasıl önemli bir rol oynadıkları ve bu hikayenin nasıl başlayıp bittiği görülebilmektedir. Bu makalenin devamında yukarıda bahsedilen konulara değineceğiz.

Tarihi kaynaklar, güney Araplar ve Umman halkı hakkında hicri 1. yüzyıldan 10. yüzyılda Portekizlilerin gelişine kadar İslam'ın yayılmasında oynadıkları büyük rol hakkında önemli bilgiler sağlar. Bu denizciler, tüccarlar ve Ummanlılar, binlerce yıldır Hint Okyanusu'nun mutlak liderleriydi. Ancak mesele, çok çeşitli Yemenli Müslümanların Malay Takımadaları'nın birçok yerinden yaygın göçüyle değişti. Böylece Java adasında Siak hükümeti, Pontiac hükümeti ve Aceh hükümeti gibi bağımsız hükümetler kurabildiler.

Endonezya'nın İslamlaşmasına yol açan en önemli konulardan biri, bu tüccarların, Ummanlıların ve Güney Hindistan kıyılarından kadınlarla ve diğer Cava kadınlarıyla evlenmesiydi. 12. yüzyılda Orta Cava Kralı'nın Müslüman bir prensesle evlenmesinin de ayrıntılı bir hikayesi vardır. Prenses, kralın kendisiyle evlenmeden önce İslam dinini seçmesini şart koştu,  kralın İslam’ı seçmesiyle bölgede yeni bir İslami dönemin başlangıcı oldu. Böylece İslam dini Orta Cava'ya yayıldı ve küçük İslam emirlikleri kuruldu. Sonra 1511'de, Portekizliler adaları işgal etmeden birkaç ay önce, emirlikler birleşti.

Thomas Arnold şöyle söyledi: Arap ve Hintli Müslüman tüccarlar ve göçmenler, İslam'ın bu ülkelere girmesinin en etkili yolunun, o ülkelerin halkının dilini ve onların sakinlerinin birçoğunun geleneklerini kabul etmek ve eşleriyle evlenmek olduğuna inanıyorlardı. Sonunda kendilerini bu ülkelerdeki en prestijli liderlerden biri haline getirmeyi başardılar ve  ilerlediler. O dönemde Müslüman göçmenler arasındaki bu birliğin nihai amacı, onları İslam'a davet etmek ve onu putperest sosyal sınıflar arasında yaymaktı.

Bu kolektif çabalar, Abdullah al-Arif adlı bir Arap şeyh ve onun öğrencisi Şeyh Burhaneddin tarafından organize edilmiş gibi görünüyor. Bu şahıs, Sumatra'nın kuzeyindeki Aceh krallığında İslam bayrağını taşıyordu.

Miladi 11 yüzyıl /hicri 6.yüzyıl ortalarında önce içeride Şeyh el-Arif sonra kıyı bölgelerinde müridi Burhaneddin, İslami inançları yaymak için önemli çabalar gösterdi.

Bazı tarihsel kayıtlar, Java'nın Marasillo bölgesinin kralı Samedra'nın, diğer bir grup Müslüman mübelliğ tarafından İslam dinini seçtiğini öne sürüyor. Grup, 12. yüzyılda Şeyh İsmail adında bir adamın önderliğinde Mekke eşrafından bölgeye gönderildi. Bu, Güney Hindistan'ın yeni bölgelerinde ve Güneydoğu Asya'daki Malakka Boğazı'nın diğer bölgelerinde İslam'ın yayılmasına yol açtı. Adı geçen padişah Müslüman olduktan sonra Salih Padişah lakabını aldı. Yakınlarda bulunan Kral Berlak'ın kızıyla evlendi ve iki erkek çocuğu sahibi oldu.

Faslı ünlü gezgin İbn Battuta, Miladi 743/1345 civarında bu bölgeleri ziyaret ederek, Cava hükümdarı Kral Salih'in oğlu Kral Al-Zahir ile tanışmıştır. İbn Batuta şöyle yazdı: O erdemli ve cömert krallardan biriydi. Şafii mezhebinden idi. Çok fazla cihad eder, mütevazi ve yalınayak Cuma namazına giderdi.

İbn Batuta'nın bu tanımı, bu ülke halkının ilk neslinin Müslüman, Arap, Hintli veya Pakistanlı Müslüman mübelliğlerin yardımıyla gönüllü olarak İslam'ı seçtikleri anlamına gelir, ancak, komşu Endonezya ve Malezya'da İslam'ı yayma görevi onların ikinci kuşağına emanet edildi. Onlar Şafii dininin takipçileriydiler ve bu, bu Sünni Müslümanların İslam'ın Malay Takımadaları'nda ve onun kalbinde, günümüz Endonezya ve Malezya'da yayılmasında büyük bir etkiye sahip olduğunu vurguluyor.

İbn Batuta'nın seyahat günlüğünden de, Sumatra arasındaki ilişkiler ki tüccarların tebliği ve yeni Müslüman fetihler ​​sayesinde İslam'ın genişlediği ve komşu İslam ülkeleriyle derinleştiğini öğreniyoruz. Özellikle Hindistan'daki Müslüman krallar ve Yemen, Umman ve Suudi Arabistan'daki Araplarla.

Arnold, 16. yüzyılda Hollanda'nın bölgeyi işgal etmesiyle İslami yayılma dalgasının azalmadığını belirtiyor. "İslam, özellikle tamamı Müslüman Malay olan yeni hükümetin personelinin gayretli çabaları ve ülke çapında seyahat eden tüccarların etkisiyle barışçıl bir şekilde yayılmaya başladı." dedi.

  1. ve 16. yüzyıllarda İslam, Java ve Malay'dan Güneydoğu Asya'daki Kamboçya ve Tayland gibi komşu bölgelere yayılmaya başladı ve yeni yüzyılların başlamasıyla bu bölgelerin sakinleri çocuklarını Bilim öğrenmeleri için Mısır El Ezher İslam Merkezine göndermeye büyük ilgi gösterdiler. Sumatra ve Malezya'daki en büyük İslami vaiz olarak kabul edilen dönemin en ünlü vaizlerinden biri, 1956'da ölen Şeyh Zahir Celaleddin el-Ezheri idi.

İslam'ın Malay Takımadaları başta olmak üzere Endonezya ve Malezya'daki yayılmasının tarih kitaplarında ayrıntılı olarak belirtilmeyen kısa öyküsü ve bu alanlarda İslam'ın yayılmasında önemli rol oynayan mübelliğ ve işadamlarının isimleri zikredilmemiştir. Ancak izleri bu güne kadar devam ediyor ve Endonezya şu anda yaklaşık 240 milyon nüfusuyla en büyük İslam ülkelerinden biri ve Müslümanlar bu ülkede barış ve güvenlik içinde yaşıyor. (İqna)


Malay Takımadaları, Güneydoğu Asya'da Hindistan, Çin ve Avustralya arasındaki büyük bir ada grubunun adıdır. Takımadalar, Endonezya'da 13.000'den fazla ve Filipinler'de yaklaşık 7.000 adadan oluşan dünyanın en büyük ada grubudur. Yerel olarak, bölge genellikle "Doğu Hindistan" olarak anılır.

Hürseda haber