DÜNYA
Giriş Tarihi : 04-03-2021 13:01   Güncelleme : 04-03-2021 13:01

Uluslar arası Karabağ 17 Rebiülevvel Konferansı Kapanış Bildirisi..

Azerbaycan, Peygamber'e (s) ve aziz Ehl-i Beyt'ine gönül vermiş çalışkan halkıyla derin tarih ve kültüre sahip Müslüman bir ülkedir. Azerbaycan, özellikle de Karabağ, Şia'nın tarihi boyunca büyük âlimlerin ocağı olmuştur

Uluslar arası Karabağ 17 Rebiülevvel Konferansı Kapanış Bildirisi..

İran’ın Kum kentinde gerçekleşen uluslar arası Karabağ 17 Rebiülevvel konferansı sona erdi.

Uluslar arası Karabağ 17 Rebiülevvel konferansının kapanış bildirisi şöyle:

“Size ne oluyor ki, hem Allah yolunda hem de 'Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli gönder, bize katından bir yardımcı yolla' diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan mustazaflar için savaşmıyorsunuz?”

Azerbaycan, Peygamber'e (s) ve aziz Ehl-i Beyt'ine gönül vermiş çalışkan halkıyla derin tarih ve kültüre sahip Müslüman bir ülkedir. Azerbaycan, özellikle de Karabağ, Şia'nın tarihi boyunca büyük âlimlerin ocağı olmuştur ve bu toprakların uleması, ilim ve bilginin karanlık semasını aydınlatmaktadır. Bu bölgede yetmiş yıllık komünist hâkimiyet bile bu özgür ve asil halkın mübin İslam dinine, şanı yüce Peygamber'e (s) ve Hazret'in (s) pâk sülalesine muhabbetinden hiçbir şey eksiltememiştir. Bu kadim diyarın büyük halkı, İslam ve Kur'an yolunda ve fesat çıkaran zorbaların saldırıları karşısında daima kararlılık göstermiştir ve göstermeye devam edecektir. Azerbaycan ülkesi, hassaten Karabağ İslam'ın gövdesinden bir parçadır ve başkaları tarafından işgal edilmesi zalimcedir. Bu işgal, Kur'an'ın bariz buyruklarına, Ehl-i Beyt'in (a) tarzına, uluslararası yasalara ve tarihin mantığına aykırıdır.

 Devrimin büyük lideri Hazret-i Ayetullahiluzma Hameneî (ömrü uzun olsun) 17 Rebiülevvel 1442 (13 Âbân 1399 / 3 Kasım 2020) tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti'nin önemi ve konumu ve işgal altındaki topraklarının tamamının geri alınmasının gerekliliği hakkındaki görüşlerini açık ve şeffaf biçimde ifade etmişlerdir. Zâtıâlilerinin bu konudaki görüşlerini izah etmek üzere İlim Havzaları'nın ve İslam Cumhuriyeti'nin diğer kurumlarının desteğiyle 11 İsfend 1399 (1 Mart 2021) günü din âlimleri, mümtaz şahsiyetler, kültür insanları ve siyasetçilerin katılımıyla mukaddes Kum şehrinde Ehl-i Beyt Evi'nde Karabağ 17 Rebiülevvel Konferansı düzenlendi. Konferansın sonunda aşağıda yer alan onbir maddelik bildiri tanzim edildi.

 1. Devrimin büyük lideri Hazret-i Ayetullahiluzma Hameneî (ömrü uzun olsun) tarafından beyan edilen “Karabağ 17 Rebiülevvel” kavramını, tüm dünyada Karabağ konusundaki en iyi ve en açıklayıcı söylem kabul ediyor ve onu duyurup gerçekleştirmenin zaruretini hatırlatıyoruz.

 2. Uluslararası yasalara göre Karabağ bölgesi Azerbaycan Cumhuriyeti'ne aittir, İslam toprağının parçasıdır ve ülkeden ayrılamaz. Bu nedenle Kur'an ayetlerinin buyruğuna ve Masumların (a) siretine uyarak, İslam Devriminin felsefesi, Hazret-i İmam (rh) ve Yüce Rehberlik Makamı'nın (ömrü uzun olsun) talimatları gereğince kendimizi mazlumu desteklemek ve savunmakla yükümlü görüyoruz. Dolayısıyla mazlum Azerbaycan halkı ve ülkesini destekliyor ve savunuyoruz. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin hükümeti ve milletinin bu toprakları geri almada tamamen yasal ve meşru davrandığına ve bu girişimle BM Güvenlik Konseyi'nin dört kararının icrası doğrultusunda hareket ettiğine inanıyoruz.

 3. Karabağ 17 Rebiülevvel Konferansı'nın katılımcıları, bölgede barış ve güvenlik meselesinin, yabancı güçlere, siyonist düşmanın müdahalelerine ve onların dost ve müttefiklerine sığınmaktan uzak gerçekleşmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

 4. Uluslararası kuruluşlardan, eldeki avantajlardan yararlanarak işgalci tarafı Azerbaycan Cumhuriyeti'nin egemenlik hakkını kabul etmeye ve işgali sona erdirmeye zorlaması beklenmektedir.

 5. Bazı ülkeler İranofobi ve Şiafobi dalgası meydana getirerek tefrika çıkarıcı ve uğursuz hedeflerini gerçekleştirmenin peşindedir. Onlar, İran İslam Cumhuriyeti devleti ve milletine yönelik kötümserlik üretip asılsız dedikodular yayarak İran ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nin halkları arasına ihtilaf sokmak, sonuç itibariyle de bulanık suda balık avlamak için bölgeyi güvensiz hale getirmenin peşindedir. Onlar, tekfirci unsurların, zorba güçlerin ve siyonizmin bu bölgelere nüfuzuna ve yerleşmesine zemin hazırlamak, savaş ve ihtilaf sayesinde de gayri meşru hedeflerini elde etmek istiyorlar. Bu itibarla, başta Azerbaycan Cumhuriyeti'nin asil halkı olmak üzere Müslümanların dinî, şer'î, ahlakî ve insanî vazifesi komplolar konusunda tam uyanıklıkla dost ve aziz Azerbaycan Cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğünü savunmak; yabancıların bu İslam ülkesine nüfuzu ve komploları karşısında uyanık olmak ve dostu düşmandan ayırt etmektir.

 6. Biz inanıyoruz ki, elleri Şiî ve Sünnî Müslümanlardan Hıristiyan ve Dürzîlere kadar günahsız insanların kanına bulaşmış yalancı siyonist rejimin ve tekfirci grupların rol üstlenmesi, başta aziz ve başı dik Azerbaycan Cumhuriyeti milleti olmak üzere yaşanan sürecin tüm taraflarının uyanık kalmasıyla akamete uğratılabilecek yeni bir uğursuz komployu haber vermektedir.

 7. İlim Havzaları, taklit merceleri, hocalar ve talebeler İslam'ın nurlu ahkâmı ve maarifini esas alarak kendilerini Azerbaycan Cumhuriyeti'nin olgun milletini destekleyip savunmakla görevli bilmeli ve şu ana kadar olduğu gibi bundan sonra da daima onun yanında olmalıdır.

 8. Mübin İslam dininin ve aziz Kur'an'ın asli temellerinden olan direniş, cihad ve şehadet kültürü, Aşura üslubu ve Hazret-i Eba Abdillah el-Hüseyin'in (a) mantığıyla birlikte dünyada zorbalık peşinde olanların ve müstekbirlerin karşısında her türlü tasallut ve üstünlükçü girişim için çok sağlam bir sed oluşturmaktadır. İlim Havzaları, akılcı davranmaya ve Hüseynî destan ve irfana dayalı maneviyat ve cihad kültürünü derinleştirip yaygınlaştırmanın kurtuluşa ilettiğini, izzet meydana getirdiğini ve dünya ve ahiret saadetine güvence sağladığını bilerek devletler ve milletlerin millî, bölgesel ve uluslararası sahada muktedir hale gelmesini bu ilkelere tâbi olmakta görmektedir. Bu itibarla, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin uleması, mümtaz şahsiyetleri ve seçkin insanlarından beklentimiz, basiret ve şuurla düşmanın İran ve Azerbaycan Cumhuriyeti halkları arasında tefrika çıkarmaya dönük komplolarını akamete uğratması ve iki ülkenin derin tarihsel, kültürel ve mezhebî ilişkilerine halel gelmesine izin vermemesidir.

 9. Yüce Rehberlik Makamı'nın ifade buyurduğu gibi, “... Uluslararası sınırlara riayet edilmelidir. Yani iki taraf da ülkelerin uluslararası sınırlarına tecavüzde bulunmamalı ve uluslararası sınırlar korunmalıdır. Teröristlerin de sınırlarımıza yakın yerlerde konuşlandırılmaması gerekir.” Bu itibarla, muhterem Azerbaycan Hükümetinden, tekfirci gruplar ve siyonist rejim unsurlarının bu bölgede bulunmasına karşı tedbirler düşünmesini ve uygun biçimde harekete geçmesini istiyoruz.

 10. İran İslam Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti derin tarih, kültür, dil ve siyasî coğrafya müştereklerine sahiptir. Bu iki ülkenin tüm alanlarda fikir birliği ve işbirliği için pek çok kapasitesi üst düzeydedir. Mevcut işbirliklerini takdir ederek, iki ülkenin yetkilileri, seçkinleri, hocaları, talebeleri ve akademiden, özellikle de gençlerden, henüz faydalanılmayan iktisadî, bilimsel, kültürel, sosyal ve siyasal çok çeşitli kapasiteleri aktif hale getirmelerini ve ilişkilerin seviyesini dünya için emsalsiz bir model ve örnek oluşturacak biçimde en yüksek noktaya çıkarmalarını istiyoruz.

 11. Nihayet, son zaferleri samimiyetle tebrik ederken Azerbaycan devleti ve milletine, bu savaşın yüce makamdaki şehitlerine Allah Teala'dan en yüksek dereceleri niyaz ediyoruz.

 Vesselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuh.