ANALİZ
Giriş Tarihi : 02-03-2021 08:37   Güncelleme : 02-03-2021 08:37

Abdulkadir Karaduman yazdı: Necmettin Erbakan gençlik ve siyaset..

Erbakan Hoca’mız; bir yandan teknik diğer yandan manadır, bir yandan cemiyet diğer yandan devlettir. Bundan dolayı başta Türkiye olmak üzere tüm İslam coğrafyası geçmişi, geleceği ve manayı onda görmüştür.

Abdulkadir Karaduman yazdı: Necmettin Erbakan gençlik ve siyaset..

Millî Görüş Hareketi’mizin kurucu lideri, 54. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Başbakanı, Saadet Partimizin Genel Başkanı, ilim, fikir, siyaset, devlet ve en önemlisi dava adamı merhum liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızı vefatı yıl dönümü münasebetiyle rahmet minnet, hürmet ve özlemle yâd ediyorum.

Niyazım odur ki Rabbim Hoca’mızı cennetine alsın, Efendimiz’e komşu eylesin ve bizlere de davasını istikamet üzerinde tutmayı ve hedeflerini gerçekleştirmeyi nasip eylesin. Umarım Millî Gazete’mizin hazırladığı Erbakan Özel Sayısı milyonlarca kişinin Hoca’mızı anlamasına ve milyonlarca Erbakan’ın yetişmesine vesile olur.

Bu satırları yazmak benim için hiç de kolay bir iş değil. Çünkü çığır açan bir dava adamını anmak, anlamaya ve anlatmaya çalışmak ebette ki çok zor olduğu gibi bir sorumluluktur.

Anlamak ve yoluna baş koymak zorunda olduğumuz Hoca’mız hakkında ne kelam etsek eksik kalır. Umarım eksiğimiz hoş görülür. Büyük adamların övgüye ihtiyacı yoktur, haddizatında onları övmek ancak daha büyüklerin işidir.

Zaten bu kişiler büyük bir dava adamı ise onların övgüye değil anlaşılmaya ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç geride kalanlar ve takipçileri içindir. Üstelik övgüler büyük adamları tarif etmeye yetmeyeceği gibi bazen de takipçilerini rehavete sürükler.

Rehavete sürükler zira çınarların gölgesi serindir ancak yolcuların dinlenmeye değil yola koyulmak gibi bir vazifeye memuriyetleri vardır.

Erbakan Hoca’mız imparatorluk sonrası dönemde bir milletin kaybettiği veya düşürdüğü bayrağı; kaybettiği veya düşürdüğü yerde arayan adamdır. Bunun için insanüstü bir çaba, gayret ve proje ortaya koymuştur.

Herkesin hayırla andığı ender insanlardan

Bu anlamda rahmetli Hoca’mız; her kesimin ve herkesin hayatında, vefatında ve sonrasında görmezden gelemediği, hayırla andığı ender insanlardandır.

Devlet adamlığı, ilmi ve teknik yönü, nezaketi, siyasi öngörüsü, tavizsiz mücadelesi, devlete, millete ve tüm insanlığa dair idealleri, birleştirici üslubu, teşkilatçılığı, fedakârlığı, cesareti, adanmışlığı ve inancıyla büyük toplumların ve büyük devletlerin ihtiyacı olan bir liderdir.

Erbakan Hoca’mız; bir toplumu, bir devleti kendi şahsında buluşturmuş adamdır.

Erbakan Hoca’mız; bir yandan teknik diğer yandan manadır, bir yandan cemiyet diğer yandan devlettir. Bundan dolayı başta Türkiye olmak üzere tüm İslam coğrafyası geçmişi, geleceği ve manayı onda görmüştür. Üstelik geçmişi hatırlatan, geleceğe dair düş kurduran ve manayı anlatan da yine kendisi olmuştur. Parçayı değil bütünü, kenarda durmayı değil merkezde bulunmayı, yer altına veya dağlara çekilmeyi değil şehre ve şehir meclislerine girmeyi tercih etmiştir.

Bu açıdan şehrin öbür ucundan koşarak gelmiş bir adam olarak bütün insanlığın saadeti için hak merkezli bir düzenin inşası için çalışmıştır.

Erbakan Hoca’mız, insanları doğdukları veya yaşadıkları yere, konuştukları dile, mensup oldukları etnik kimliğe, tabi oldukları mezhebe göre ayırmamıştır. Herkesi yaratılışta eş kabul etmiştir.

İnsanların; doğuştan, emeklerinden sözleşmelerden kaynaklanan hakları olduğunu ve o haklara saygı duyulması, o hakların tesis edilmesi ve o hakların korunması gerektiğine inanmıştır.

Tüm insanlığın adil bir düzende yaşaması için çalıştı

Sadece Müslümanların değil Müslüman olmayanların da adil bir düzende yaşaması gerektiği inancıyla yaşamıştır.

Merhum Hoca’mız; ezen ve ezilen ikiliğine dayalı küresel sömürü sistemine karşı ne ezen ne de ezdiren bir sistem kurmak için çalışmıştır.


Kendi topraklarından hiçbir kişiyi ve unsuru düşman olarak görmemiş ve tanımlamamıştır, insanlar arasında ayrım yapmamış kendisi gibi düşünmeyenlere saygı duymuş, onları ikna yolunu tercih etmiştir.

Mücadelesinde dik durmuş ama diklenmemiştir, başını ağrıtmış ama karın ağrısı hiç çekmemiştir.

Siyasetin fay hatlarını dikkate almayan Erbakan Hoca’mız, yapay ayrımları da kabul etmediği gibi yapay gündemleri de dikkate almamıştır.

Sadece kendi gündemine yoğunlaşmış ve mesaisini sadece hak ve batıl mücadelesi çerçevesinde adil bir dünya kurmak için harcamıştır ve kitleleri bu mücadeleye davet etmiştir.

Erbakan Hoca’mız; her meselesi önemli olmuş ama öncelikli meselelere yoğunlaşmıştır. Her kesime ve herkese merkezlerine alması gereken meseleleri anlatmıştır.

İnsanların ihtilaf ettiği meseleleri değil ittifak ettiği, ittifak edebileceği ve ittifak etmesi gereken meseleleri gündemine almıştır.

Erbakan Hoca’mız ne oportÜnist ne de pragmatisttir

hayatı boyunca zikzak çizmemiş, aldanmamış ve aldatmamıştır. Irkçı emperyalizmi dünyaya tanıtmış, bunlarla gerçek manada mücadelede etmiştir. Bu mücadelesinde hamaseti değil dirayeti tercih etmiştir. Zira Erbakan Hoca’mız ne oportünist ne de pragmatisttir. Darbeler, siyasi yasaklar, idamla yargılanmalar ne namaz kıldığından başına gelmiştir ne de imam hatip lisesi açmasından dolayı başına gelmiştir.

Başına gelenler ırkçı emperyalizmin oyunlarını açığa çıkarmak; sömürüye değil adalete dayalı adil bir ekonomik düzen ve İslam Birliği mücadelesidir.

Irkçı emperyalizm Erbakan Hoca’nın uyuyan devi uyandırma işlevine engel olmak için önünü kesmiş ve partisini defalarca bölme girişimleri göstermiştir. Bu anlamda Hoca’mız; bir takım şekli ibadetlerin, meselelerin ve çeşitli sembollerin yerine getirilmesi için de siyaset yapmamıştır.

Davasını halka izah ederken semboller kullanmış ama davasını sembollere kurban etmemiştir.

Evet, Erbakan Hoca’mız, düş gördü, hayal kurdu, yola çıktı, kervan kurdu; ne bu kervandan kimseyi kovdu ne de kervanının çizgisini bozdu, başını verdi ama bu kervanı kurda kuşa yem etmedi. Davası büyük olduğu için çilesi de eylemi de büyük olmuştur. Bundan ötürü Başbakan Erbakan’ın 11 ayda yaptıkları 30 yıldır dilden dile efsane olarak konuşulmaktadır. 85 yıllık ömrünün her döneminde gençlerle yakından ilgilenen merhum Hoca’mız kendi gençliğini de ilmi çalışmalara ve gençliği şuurlandırmaya yönlendirmiştir. Hayatının bu döneminde İslam- bilim ilişkisinde Müslümanların rolünü anlatmış; sanayileşme ve kalkınma hedeflerini gençliğin gönlüne bir cemre olarak düşürmüştür. Odalar Birliği ve Bağımsızlar Hareketi ile başlayan siyasi mücadelesinde gençlere özgüven aşılamış, 20’li 30’lu yaşlarda yüzlerce gençle Anadolu’yu ve İslam coğrafyasını mayalamıştır.

Davasını anlatmak için eline tebeşir alan Erbakan Hoca’mız yarın postal giymek zorunda olmamak için gençlere takım elbise giydirmiş yakalarına rozet taktırmıştır. Sınıflarda ve sokaklarda toplantı yaptırmış, sınıf ve mahalle başkanlarına 3 renkli kalemle nasıl cihat edeceklerini anlatmış, başparmaklarıyla Adil Düzen yemini ettirmiştir.

Gençlerin zihinlerinde İslam dünyasıyla sınırları kaldırmıştır

Gençlerin diline Fetih Marşı vermiş; gençliği sivil ve siyasi teşkilatlanmayla organize etmiştir. Siyaseti ve sivil toplumu gençlerin omuzlarına yüklediği medeniyet değerleri ile şekillendirmiştir.

Gençlere umut vermiş, gençlerin zihinlerinde İslam dünyasıyla sınırları kaldırmış, dünyanın anatomisini öğretmiştir.

Bağdat, Tahran, Kahire, Kuala Lumpur, Riyad, Amman, Cakarta, İslamabat, Dakka, Abuja, Keşmir, Kurtuba, Patani, Arakan nedir, neresidir bunu öğretmiş, Brüksel’e, Londra’ya, Washington’a, Moskova’ya, Pekin’e dikkat çekmiştir.

Bu mücadelesiyle Erbakan Hoca’mız tarihin içerisinden ay gibi parlamaya, bu ülke insanının önünü bir meşale gibi aydınlatmaya devam edecektir.

Bilinir ki ağaçlar ve özellikle çınar ağaçları bir günde büyümezler.

Millî Görüş Hareketi 51 yılını geride bırakırken bir hareketin tarihin derinliklerine kök salması, büyüyüp yeşermesi ve meyve vermesi için yeterince şartlar gerçekleşmiştir.

Hoca’mızın tek başına çıktığı, alın teri ve gözyaşı ile beslediği bu hareket çoktan filizlenip, boy vermiştir. Budanma söylemleriyle defalarca ağacın kökünden sökülmesi girişimleri boşa çıkmıştır.

Millî Görüş Hareketi şimdi gölgesinde ikinci elli yılında tüm insanlığın huzurla dinleneceği bir kıvama gelmiştir.

Şair, Orhan Veli için, “Kendi gitti ismi kaldı yadigâr” der; atalarımız ise at ölür meydan kalır; yiğit ölür şan kalır demiş.

Hoca’mız öbür âleme hicret etti ama bize ise miras olarak davası kaldı.

Erbakan Hoca’nın baş müderris olduğu bu okulun mezuniyeti yoktur, Erbakan Hoca’nın çığır açtığı bu ekolün durağı yoktur. Mezuniyet ölene kadar, durağı ise mezara kadardır. Zaman geçmiş değil, dünya ise hala dönüyor, bizler nefes alıp veriyoruz, hedefler gerçekleştirilmedi; çığlıklar ve gözyaşları akmaya devam ediyor.

Böyle bir devirde tarihten yapraklar gibi Erbakan anmaları lafügüzaftan başka bir şey değildir. Bizim ve insanlığın konuşmaya değil hedefe koşmaya ihtiyacı var.

Bu vesileyle Erbakan Hoca’mızın fikirlerini gerçekleştirmek için tüm vatandaşlarımızı Saadet Partisi saflarında mücadeleye davet ediyorum. Ne mutlu büyük adamların izinden gidenlere…

Ne mutlu geleceğe meşale olanlara…

Son söz: “Sana söz, yine baharlar gelecek Hocam.”

Milli Gazete