ANALİZ
Giriş Tarihi : 15-02-2021 09:21   Güncelleme : 18-02-2021 21:30

Abdulbari Atwan Yazdı: Biden, Suudi Yetkililere Karşı Savaş Fitilini Ateşledi

Abdulbari Atwan Yazdı: Biden, Suudi Yetkililere Karşı Savaş Fitilini Ateşledi

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Amerika’nın yeni başkanı John Biden ile telefon görüşmesi yapamamasının endişesini yaşarken, Suudi Arabistan yetkilileri daha da endişeli. Bu endişenin sebebi beklenen telefon görüşmesinin gerçekleşmemesi ya da Donald Trump’ın yaptığı gibi Riyad’ın Birleşik Devletler tarafından ilk ziyaret edilen ülke olmamasından değil. Asıl neden bunun ötesinde, yeni yönetimle çatışmalar ve hoş olmayan sürprizlerle dolu ilişkiler bekliyorlar olmasındadır. Bu durumun işaretleri cumhurbaşkanlığı seçim sonucunun Demokrat Biden lehine kararlaştırılmadan ve Cumhuriyetçi rakibinin aşağılayıcı düşüşünden haftalar önce başladı.

Biden'in seçim kampanyası sırasında gazeteci Cemal Kaşıkçı suikastına ve Yemenli çocukların öldürülmesine karışan tüm Suudi yetkililerin ağır bir bedel ödeyeceğine dair tehditte bulunmuştu. Biden, Kaşıkçı'nın öldürülmesi emrini verenin Veliaht Prens Muhammed bin Selman olduğuna inanıyor ve aynı bağlamda, yeni CIA yöneticisi Bayan Avril Heinz, yönetiminin İstanbul'daki Suudi Konsolosluğunda yapılan bu suikastın ayrıntılarına ilişkin resim ve kayıtlarla desteklenen gizli bir rapor yayınlayacak. 

Bu vaatler pratikte rekor bir hızla uygulanmaya başladı ve Başkan Biden göreve gelmesinden sadece üç hafta önce, BAE için 50 gelişmiş F-35 savaş uçağı, Suudi Arabistan için 7,500 hassas tahrikli füze ve bir paket "akıllı" ABD mühimmat ı ve teçhizatı da dahil olmak üzere Körfez ülkelerine 36,5 milyar dolarlık silah anlaşmasını dondurmak için acele ediyordu.

Görüşümüze göre en önemli ve çarpıcı adım, yeni Dışişleri Bakanı Anthony Blinken'in Pazartesi gününden itibaren Husi "Ensar Allah" hareketini ABD terör listesinden çıkaracağını ve ABD'nin Suudi Arabistan'a askeri ve diplomatik desteğini durduracağını açıklamasıdır. Ayrıca Başkan Biden'in 110 Bin Yemenlinin öldürülmesine, kıtlık ve salgın hastalıkların yayılmasına ve Yemen halkının yüzde 80'inin (30 milyon) insani bir felaket olarak gördüğü Yemen'deki savaşta Yemenlilere insani yardım yapılacağı açıklamasıydı. 

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'daki demokratları destekleyen ilerici ve sol görüşlü lobi Biden yönetimine Yemen'deki savaşı durdurması ve Suudi Arabistan'daki insan hakları ihlalleri dosyalarını kabul etme vaatlerini yerine getirmesi için şiddetle baskı yapıyor. Diğer Körfez ve Arap ülkeleri, buna ek olarak Başkan Biden, Suudi Yönetiminin Başkan Barack Obama’nın İran'la nükleer anlaşmayı imzaladıktan ve ona karşı uygunsuz ırkçı dil ile saldırılmasını unutması da mümkün değil.

Suudi Arabistan'ın Amerikan demokratik yönetimleriyle ilişkileri hiç de iyi değildi. Bu yüzden Krallığın yirmi yılı aşkın süredir Washington'daki eski büyükelçisi Prens Bandar bin Sultan bu yönetimlerin ihmalinden ve marjinalleştirilmesinden büyük ölçüde zarar gördü. Ayrıca Irak'a yönelik ikinci savaşı ve tarihini o sırada ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'dan önce bilen oydu. Washington'da ve bazı Avrupa başkentlerinde yankılanan komplo teorisi, Başkan Obama'nın Suudi yönetimini Mart 2015'te Yemen'i işgal etmeye teşvik ettiğini söylüyor. Bu Teoriye göre Obama'nın Suud yönetimini bu işgale teşvik etmesinin sebebi İran'la yapılan Nükleer anlaşmasına binaen Suudi Arabistan'ın öfkesini dindirmek değil. George W. Bush’un Saddam Hüseyin'i girdiği savaştan çıkamayacağını bildiği için Kuveyt’i işgal etmeye teşvik ettiği gibi Obama da Suud’un bu savaştan çıkamayacağını çok iyi biliyordu.

Suudi Arabistan ile Başkan Biden yönetimi arasındaki çatışmalar dizisi erken başladı. Bu çatışmanın ilk bölümü Biden yönetiminin Yemen'deki savaşı durdurmak konusundaki ısrarı oldu. Bir sonraki bölümlerin nasıl olacağı bilinmiyor. Belki de Suudi yetkililerin, aktivist Loujain Al-Hathloul ve Nouf Abdel Aziz ile birlikte yıllardır tutuklu bulunan ve Amerikan vatandaşlığına sahip Suudi vatandaşları serbest bırakması, yeni yönetimin öfkesini bastırmak için Suudi Arabistan tarafından bir girişimde bulunulabilir. 

El-Hathloul'un serbest bırakılması hiç şüphesiz iyi bir adımdır ancak bu girişim Arapların ve özellikle Suudi hapishanelerinin çoğunda "uydurma" suçlamalarla yüzlerce, hatta binlerce tutuklunun aşırı kalabalık bir ortamda tutulması ve adil bir yargının yokluğu göz önüne alındığında yeterli değildir.

ABD silah anlaşmalarının Suudi Arabistan'a satışının durdurulması ve dengenin Yemen'deki düşmanları lehine değiştiği şu anda, Biden yönetiminin nükleer anlaşmaya dönmek için müzakerelere yakın zamanda dahil olmasının, Krallık için ciddi stratejik sonuçları olacaktır. Biden yönetiminin, bölgedeki en güçlü Suudi hava kuvvetlerinin olduğu gibi hizmetten çekilmesine yol açacak olan F-16 ve F-15 dahil olmak üzere Suudi savaş uçaklarına yönelik hassas füze anlaşmasını ve bakım sözleşmelerini dondurması, Arap Yarımadası'ndaki Suudi saldırı gücünün bel kemiğinin zarar görmesi için yeterlidir. 

Suudi yönetiminin en büyük hatalarından biri Arap ve İslami konulara sırtını dönmek ve Benjamin Netanyahu'ya alternatif bir müttefik olarak iş birliği içerisine girmektir. Bu iş birliği bir sigorta poliçesi gibi Amerikan yönetimleriyle beklenen herhangi bir zorluğun üstesinden gelmek için çok etkili olabilir. Ancak Netanyahu şimdi yeni ABD yönetiminde bir arabulucuya ihtiyaç duyan kişi ve belki de altı hafta sonra iktidarda olmayacak.

Allah en iyisini bilir.

Raialyoum.com 

Tercüme Eden: Hasan Kanat / Hertaraf Haber