DÜNYA
Giriş Tarihi : 14-02-2021 10:15   Güncelleme : 16-02-2021 21:03

Şehid İmad'ın eşi, Şehid Zülfikar'ın kardeşi, Şehid Cihad'ın annesi, Saada Bedreddin: Allah’tan güzellikten başka bir şey görmedim

O eşsiz bir kadın. Kocası İmad, kardeşi Zülfikar ve oğlu Cihad’ın hepsi şehid oldu. Gururla şunu diyor: "Oğlum Cihad’ı yıkayamadık!" O bize bunun nedenini söyleme cesaretine sahipti, ancak bizim bunu yazma cesaretimiz yok.

Şehid İmad'ın eşi, Şehid Zülfikar'ın kardeşi, Şehid Cihad'ın annesi, Saada Bedreddin: Allah’tan güzellikten başka bir şey görmedim

Hacce Saada Bedreddin kompleks bir şahsiyet. Felsefe, ilim ve düşünürlerin dünyasından gelmiyor ama belki de tüm bu dünyaların bir birleşimi.

Bu ifadede ne gazetecilik abartması ne de çok fazla yaratıcılık var. [Hac] İmad'ın eşi ona çok benziyor, istisnai biri. Hacce’nın evinde eşsiz bir huzur hissediyorsunuz. İnsanları oturma odasına davet ederken gözyaşlarını gizliyor. Burada şehitler var. Büyük cihadî lider Hac İmad'ın, oğlu Şehid Cihad'la çekilmiş büyük bir resmi gözüküyor. Duvarı süsleyen başka bir resim de Şehid Seyyid Zülfikar'a ait. Yakın zamanda bunlara üçüncü bir resim daha eklendi - Direniş Ekseninin Şehitlerinin Efendisi’nin, Şehid Kasım Süleymani'nin fotoğrafı.

Birçok özelliğe sahip bir kadın o. Sıkça şehid annesi, şehidin kız kardeşi ve şehid eşi olarak anılıyor. Sakin bir şekilde, Cihad’ın gülümseyen bir resmini tutuyor. En yakın erkek kardeşi Seyyid Zülfikar ile anılarını hatırlıyor. Ama şehadetinin üzerinden on iki (2021 itibariyle on üç; çev.) yıl geçmiş olmasına rağmen, İmad’ın ismini andığında boğazındaki düğüm çözülüyor.

O eşsiz bir kadın. Kocası İmad ve kardeşi Zülfikar’ın ikisi de şehid. Gururla şunu ilan ediyor: "Oğlum Cihad’ı yıkamadık!" O bize bunun nedenini söyleme cesaretine sahipti, ancak bizim bunu yazma cesaretimiz yok. Onun muazzam sabrını düşünüyorduk. Bu bir insan özelliği miydi yoksa Allah'ın özel bir inayeti miydi?

Hacce Saada, Hacı İmad'ı evlerine yaptığı ziyaretlerden tanıyordu. İmad, Seyyid Mustafa Badreddin'in arkadaşıydı. Genç adamda, kafasındakileri planlayan ve ardından da uygulayan bir devrimci görmüştü. Evlendiklerinde, Hac İmad'ın bugünkü evlilikler için düşünülen hiçbir maddi imkânı yoktu. Bir ev kiralayacak olanaktan bile yoksundu. Yıllarca O’nunla Hac İmad ailesinin evinde bir odada yaşadı. Geri kalan yılları ise, çocuklarıyla birlikte iş merkezleri arasında (Hac İmad'ın cihadî işi) bir yerden diğerine geçerek geçirdiler.

Hacce Saada, bazıları ilk kez tanıştığı kişiler olan misafirleriyle büyük bir nezaketle konuşuyor. Yıllarını çoğu ailenin keyfini sürdüğü düzenli bir sosyal yaşamdan kopuk şekilde geçirdi. Ama yine de insanların kalplerine girme sanatında ustalaştı. Bizi şehid oğlu Cihad'ın odasına davet ediyor. Her şey yerli yerinde, Cihad oradaymış gibi. Seccadesi bile hâlâ o sıcak odanın bir köşesinde, sanki dönüşünü bekliyor.

Hayat arkadaşı Hac İmad'a olan hasreti ise hâlâ eşsiz. O’ndan bahsederken birden ağlıyor ve "Şehid olduğu için ağlamıyor ve yasını tutmuyorum. Onun için ağlıyorum, çünkü Allah’a şükürler olsun, Allah'a ulaşmanın yolunu biliyordu" diyor.

“Doğrudan öğüt veren biri değildi. Başkalarını sözlerle eğitmedi. Kariyeri boyunca yakından gözlediğim cihadî faaliyetlerindeki tavrı, söz ve öğütlerden çok daha derindi” diye hatırlıyor.

Sevdiklerinden ayrılığın acılığına, özlemin derinliğine ve uzun sabır yürüyüşüne gelince, bunları Hz. Zeyneb’in (a.s.) okulundan alıntı yaparak özetliyor: "Allah’tan güzellikten başka bir şey görmedim!"

Al-Ahed News’in Şehid İmad Muğniye'nin eşi Hacce Saada Bedreddin ile yaptığı ilk röportajın metni aşağıdadır:

Hac İmad ile Hacce Um Mustafa'nın yolculuğunun başlangıcını anlatır mısınız?

Muğniye ve Bedreddin ailelerinin evleri arasında fazla mesafe yoktu. İki cami  -Chayah Camisi ve Ğubeyri'deki İmam Zeynelâbidin Camisi- arasındaki mesafeyle aynıydı, evler camilerin yanındaydı çünkü. İmamı Şeyh Muhammed Kubeysi olan Chayah Camisi, Muğniye ailesinin evine çok yakındı. Şeyh Avvad’ın imamlığını yaptığı Ğubeyrî Camisi ise Bedreddin’lerin evinin bitişiğindeydi. Bu noktada şunu belirtmemiz gerekiyor, bu iki cami, o dönemde hâkim olan gelenek camilere sadece yaşlıların uğradığı ve gençlerin orada işi olmadığı anlayışına dayandığından, fark yaratmak isteyen gençlerin uğrak yeri olmuştu.

Genç adamlar, geçerli geleneklere meydan okuyan basit bir amaç için kendiliğinden bir araya geldiler. Bu hedef, aralarında İmad Muğniye ve Seyyid Mustafa Bedreddin'in de bulunduğu iki caminin öncülerini bir araya getirdi. İki genç arasındaki bu tanışma karşılıklı ziyaretlere yol açtı ve Hac İmad’ın Ğubeyri’deki evimize yaptığı ziyaretlerin birinde onu tanıdım. Kafasındaki hedefi düşünen, planlayan ve sonra da uygulayan genç bir devrimci adamla tanışmıştım. Ağabeyim Seyyid Mustafa gibi, olaylara akranlarından farklı bakıyordu. Gençlerin başarmaya çalıştıkları bu basit hedef, iç savaş, İslam Devrimi'nin 1979'daki zaferi, Seyyid Muhammed Bakır es-Sadr'ın 1980'de şehid edilmesi ve 1982'de Beyrut'un işgali gibi büyük hadiseler ve meydan okumalarla yüzleştikçe büyüdü… Bütün bunlar, gençleri bu zorluklarla yüzleşmede ve fırsatları değerlendirmede öncü kıldı.

Hacı İmad evliliğinizin başında neye sahipti?

Birbirimizi tanımaya başladığımızda hiçbir şeyi yoktu. Evlendik ve orada Lübnanlı ailelerden biriyle yaşadığım İran'a taşındık, çünkü Hac İmad’ın ev kiralayacak maddi durumu bile yoktu.

Beyrut'a döndüğümüzde evimiz, ailesinin Chayah'taki evinin balkonuydu. Burayı yaşanabilir bir hale getirdik. O oda, kızım Fatıma'nın doğumuna kadar benim evim oldu. En büyük oğlumun doğumundan sonra, O’nunla birlikte bir iş merkezinden diğerine taşınmaya başladık.

2000-2006 yılları arasında, nihayet son yerine yerleşene kadar işyerini değiştirmeye devam etti. O zamana kadar zaten Cihad doğmuştu. Son ikamet yerimizde altı yıl geçirdik ve Temmuz 2006 Temmuz Savaşı çıkana kadarki en istikrarlı yıllarımızdı bunlar. İşinin doğası, güvenliğini sağlamak için bizi sürekli O’nunla birlikte hareket etmeye zorladı. Bizi ziyarete gelen hiçbir akrabamızın olmaması da dâhil, aile olarak bize yüklenen şartlar yüzünden zorluklar yaşadık. Ama ona karşı sadece bir koca ve baba olarak değil, aynı zamanda bir lider olarak da sorumluluk hissediyorduk.

Cihadının başlangıcı ve uzun sabır yolculuğu hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?

Hepimiz hayatın bir mücadele olduğunu biliyoruz. Acının felsefesi, hayatı bilmek ve kendimizi tanımak için onunla savaşmaktır. Dinî literatür ve Ehl-i Beyt (a.s.), Allah’ın bizi onurlandırdığı bir insanlık derecesine ulaşmak için bizi bu musibetlere karşı sabırlı olmaya çağırıyor. Kocam Hac İmad'ın sözlerini hatırlıyorum, tüm cihad denklemlerinin en önemli bileşeni insandır derdi. Her birimiz, insanın tekâmül etmesi için insanlığını bu dünyada gerçekleştirmesi gerektiğinin farkında olmalıyız. Evlendiğim ilk andan itibaren zor ve dikenli bir yolda olduğumun farkındaydım. Ondan sonra rolümü ve misyonumu belirledim. Devam etmeyi seçtim çünkü bunun bir insan olarak kendimi mükemmelleştirmenin yolu olduğuna inanmıştım.

Ve bu, nedenlerini ve yoğunluğunu hesaba katmadan, aile olarak başımıza gelen her bir belanın üstesinden her geldiğimizde daha derinlere kök salan bir inançtı. Cihadî faaliyetleri nedeniyle Hacı İmad’ın hayatının çok karmaşık olduğunu anlamaya başlamıştık. Koşullar, onun gibi bizim de gölgede yaşamamızı gerektiriyordu. Bu yaşam tarzının kendine has özellikleri vardı: Gerçek isimlerimizi kullanamıyor, O’nunla ilişkimizi açıklayamıyor, adını ifşa edemiyorduk. Sürekli hareket halindeydik. Akrabalarımızın ve komşularımızın bizi ziyaret etmesine izin verilmedi. Daha önce de bahsettiğim gibi kendi evimiz yoktu.

Hac İmad'ın samimiyeti işine nasıl yansıyordu? Ailesine tavsiyeleri nelerdi?

Hac İmad, küçük yaşlardan beri sessizliğiyle biliniyordu. Ve bu, merhum annesi tarafından da doğrulanıyordu. Buna evliliğimde de tanık oldum. Aile toplantılarımız sırasında cihad çalışmalarıyla ilgili hiçbir şeyden bahsetmezdi. Nazik ve eğlenceliydi. Ve her zaman dalgındı. Sürekli işini düşündüğünü bilirdim. Hacı İmad, hayatı boyunca kendisini işinden ayırmadı. Ruhunun ve vücudunun her parçası işiydi.

Aile toplantılarımız sırasında, yeni bir şey öğrendiğinde veya bir şey dikkatini çektiğinde, biz bunu basit ve normal görsek bile, yeni edindiği bu bilgiyi işinde kullanmayı düşündüğünü hemen anlardım. Zekâ ve öngörü ile harmanlanmış bir aşkı vardı. Ayrıca Direniş’in kazanımlarından hiçbirini kendisine atfetmeme erdemine de sahipti. Bunu hâlâ tam anlayamıyorum ama O’na ihsan edilen özel bir bağıştı diyebilirim.

Gizli yaşama uyumda asla zorluk çekmedi. Bu O’nun doğasının bir parçasıydı. Askeri çalışmaları bunu gerektirdiğinden bunu bir yetenek olarak edinmiş değildi. İhlas ve samimiyet, günlük davranışların ve daimi zikir halinde oluşun sonucudur. Vazifesini eda ederken kendisine yardımcı olacak dua ve zikirleri aramamı istemişti, ben de sorup araştırmıştım. Hatta yorulduğunu görünce bazı duaları önerirdim ve o da okurdu.

Doğrudan öğüt veren bir kişi değildi. Başkalarını sözlerle eğitmedi. Kariyeri boyunca yakından izlediğim cihadî faaliyetlerindeki tarzı, kuru sözler ve öğütlerden daha derindi. Pratik bir irade beyanıydı. Önceliği, bu direnişi korumak ve gelişmesini sürdürmek için sürekli "vermek" idi. Ve bu, Direniş’in şehid liderlerinin ayırt edici özelliğiydi. Seyyid Abbas Musevi, şehadetinden önceki son konuşmasında Hizbullah'ın inancını açıkça ifade etmişti - "asıl irade direnişi korumaktır".

Koca, baba ve lider olarak bazı özelliklerini açıklar mısınız?

Sadece ibadette değil, aynı zamanda halkı ve tüm mazlumlar karşısında da kendisini kul sayıyordu. Kendisini, ruhunu, zihinsel yeteneklerini ve fiziksel becerilerini halkına ve hakikat yoluna adadı. O geleneksel bir koca ve baba değildi. Ailesine ayırdığı, önceden belirlenmiş bir zamanı yoktu. Ama aile toplantılarımıza katıldığında arkadaş canlısıydı ve sık sık gülerdi. Spontane anlarımızı paylaşır, bizimle genel veya kişisel konularda etkileşim kurardı. Onunla vakit geçirirken taşıdığı sorumlulukların yükünü hiç hissetmedik.

Nasıl hitap edilmeyi tercih edersiniz - Şehid İmad'ın eşi, Şehid Zülfikar'ın kız kardeşi veya Şehid Cihad'ın annesi?

Etiketler şehitlikle kıyaslandığında hiçbir şey değildir. Ben “iyi bir hizmetçiyim”. Allah bana bu şehitlerle beraber yaşamayı lütfetti: Eşim, kardeşim ve oğlumun hayatlarının farklı evrelerinde, şehadete ulaşmalarından önce beraberdik.

Hac İmad ile cihad yolculuğunuzda yaşadığınız en zor ve en güzel deneyimler nelerdir?

Allah’tan güzellikten başka bir şey görmedim. En zor tecrübelerimin bile aslında güzel olduklarını düşünüyorum. Bence o yıllarda aile olarak yaşadığımız en zor deneyim, her seferinde eve dönmesini beklemekti. En iyi deneyim de her seferinde eve varmasıydı.

Seyyid Hasan Nasrallah; Hac İmad, Şehid Cihad ve Seyyid Zülfikar'ın şehadeti için sizlere taziyelerini nasıl iletti?

Seyyid Hasan Nasrallah başsağlığı dilediğinde hiç kimseye istisna yapmadı. Tüm şehid ailelerini nasıl teselli ettiyse bize de o şekilde başsağlığı verdi. Oğlum Cihad'ın şehadeti söz konusu olduğunda ona doğrudan nasıl şehid edildiğini sordum. Bana "Onun şehitliğe imreniyorum" diye cevap verdi.

Hacı Saada bize yemek olayını ve 2006 Temmuz Savaşı sırasında Hac Kasım Süleymani ile ilk karşılaşmasını anlatabilir mi?

2006 Temmuz Savaşı sırasında, Hac İmad tüm savaş boyunca oruç tuttuğu için O’na iftar yemeği getiriyordum. 2006 yılından önce Hac Kasım Süleymani'yi tanımıyordum. Savaş sırasında yine bir gün Hacı İmad ile buluşup yemek vermeye yanına gittim. Hacı, başka biriyle ve motosikletle geldi. Yemeği benden aldığında, kendisine eşlik eden kişiyi selamlamamı istedi. Ben de O’nu selamladım ve böylece ilk kez Hacı Kasım'ı görmüş oldum. Hac Kasım ile bağlarımız Hacı İmad'ın şehadetinden sonra daha da güçlendi. Ancak bundan önce kişisel bir tanışıklığımız yoktu.

Kasım Süleymani'nin Hacce Saada'dan şehadeti için dua etmesini istediği doğru mu?

Hacı Süleymani, şehadetinden iki ay önce, oğlum Cihad'ınkine benzer bir şehitliğe ulaşması için dua etmemi istedi. Ve O’nun için defalarca dua ettim. 

Çeviri: Ozan K. Sarıalioğlu / Medya Şafak