ANALİZ
Giriş Tarihi : 30-01-2021 21:41   Güncelleme : 01-02-2021 21:00

Burcu Okutan yazdı: One Minute’ çıkışının üzerinden 12 yıl geçti: Türkiye-İsrail ilişkileri ne duruma geldi?

Burcu Okutan yazdı: One Minute’ çıkışının üzerinden 12 yıl geçti: Türkiye-İsrail ilişkileri ne duruma geldi?

Türkiye ile İsrail ilişkilerinin önemli kriz noktalarından biri olan ‘one minute’ çıkışının üzerinden 12 sene geçti. Bu süreçte Türkiye-İsrail ilişkileri ne yönde ilerledi? İkili ilişkilerin gidişatının Filistin meselesine etkisi ne oldu? Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Levant Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan değerlendirdi.

Türkiye ile İsrail ilişkileri arasındaki kilometre taşlarından biri olan Davos krizinin üzerinden 12 yıl geçti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2009'da başbakanlık yaptığı dönemde İsviçre'nin Davos kentinde her yıl yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nun Gazze oturumunda eski İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile sert bir tartışma yaşamış, salonu terk etmişti. 

Bu olayla gerilen ilişkileri ise Mavi Marmara saldırısı izledi. 31 Mayıs 2010 tarihinde yaşanan olayda İsrail Gazze’ye yardım götüren yolcu gemisine saldırı düzenledi ve 9 Türk aktivist hayatını kaybetti, pek çok kişi yaralandı. Olayın akabinde Başbakan Erdoğan bunu ‘devlet terörizmi’ olarak nitelendirdi ve elçisini İsrail'den çekti. Daha sonra Türkiye, İsrail ile diplomatik ilişkilerinin derecesini düşürdü, tüm askeri işbirliklerini askıya aldı. Türkiye’nin 2011 yılından beri İsrail’de büyükelçisi bulunmuyor. 

Gerginliklere rağmen iki ülke arasındaki ticaret devam ediyor

Ara ara ilişkileri normalleştirmek için adımlar atılsa da, halihazırda hala Türkiye ile İsrail arasındaki gerginlik mevcut. Öte yandan, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan 2020 Yılı Dış Ticaret Değerlendirme Toplantısı'nda yaptığı konuşmada "2020 yılında ülkelere göre ihracatta, ihracat rekoru kırdığımız 44 ülke bulunmaktadır. Bunlardan ilk 3’ü sırasıyla Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve Güney Kore olmuştur” ifadelerini kullandı. Yani Türkiye ile İsrail’in gergin siyasi ilişkileri ticaret hacmini etkilememiş görünüyor. 

Türkiye ile İsrail arasında normalleşme niyetleri

Fakat son zamanlarda her iki ülkeden de siyasi ilişkileri normalleştirme adına iyi niyet açıklamaları da yapılıyor. Aralık ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail ile ilişkileri daha iyi noktaya taşıma arzunda olduğunu belirterek “İsrail'in Filistin topraklarına yönelik takındığı tavırları kabul etmemiz mümkün değil. Bu bizim ne adalet anlayışımıza ne ülkelerin toprak bütünlüğüne yönelik yaklaşım noktasında bizim İsrail ile ayrıştığımız noktadır. Yoksa gönlümüz arzu eder ki onlarla da münasebetlerimizi daha iyi bir noktaya taşıyalım” ifadelerini kullanmıştı. 

İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz ise Türkiye'nin Doğu Akdeniz Gaz Forumu'na katılmak istemesi halinde memnuniyet duyacağını ve bunun ticari ilişkiler için iyi olacağını söylemişti. Aynı zamanda, hala iddia şeklinde de olsa, Türkiye’nin İsrail’e büyükelçi atanması durumu mevcut. 

Türkiye ile İsrail’in sert söylem ve politikalara dayanan diplomatik ilişkilerinin ibresi, Türkiye’nin Batı’ya karşı tavırlarının yumuşamaya başladığı bu dönemde, olumlu yöne kayabilir mi? Davos krizi sonrası Türkiye-İsrail ilişkilerinin ne yönde ilerlediğini ve İsrail ile bozulan ilişkilerin Filistin meselesine etkisini Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Levant Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan anlattı.

‘AK Parti iktidara geldiğinde İsrail ile ilişkilerin gerileyeceğine dair bir beklenti vardı, 2009 yılına kadar ilişkiler aksine gelişme gösterdi’

Orhan, AK Parti’nin İslamcı bir gelenekten gelen bir parti olması nedeniyle iktidara geldiğinde İsrail ile ilişkilerin bozulacağına dair bir beklenti olduğu ancak ilişkilerin kopma noktası olan Dökme Kurşun Harekatı’na kadar ilişkilerin geliştiğine işaret etti. Hatta Suriye ile İsrail arasında Golan Tepeleri’ne ilişkin Türkiye’nin arabuluculuk dahi yaptığını söyleyen Orhan, harekat sonrasında bu gelişmenin de sonlandığını ifade etti. 

Orhan sözlerine “Bu olaydan sonra ilişkiler hızla gerilemeye başladı. Sonrasında ise ‘one minute’ krizi yaşandı. Bunun dışında ‘alçak koltuk’, tatbikat krizleri yaşandı. Bu krizlere bir de Mavi Marmara’yı eklemek gerekir. Böyle bir dizi krizle Türkiye-İsrail ilişkileri giderek hızlı bir şekilde gerilemeye devam etti. En sonunda diplomatik temsilcilik seviyesinin düşürüldüğü bir noktaya geldi” şeklinde devam etti. 

‘Türkiye’nin Filistin meselesinde hükümetlerden bağımsız bir duruşu var’

Türkiye’nin Filistin konusunda hükümetlerden bağımsız bir duruşu olduğuna işaret eden Orhan “Türkiye’nin o dönemki tepkisinin temel nedenlerinden biri bölgedeki istikrarın bozulması ki bölgede Türkiye istikrara dayalı bir düzen kurmaya çalışıyordu, çatışmaların sonlanması konusunda bir çabası vardı, İsrail bunu riske etmişti. İkincisi ise İsrail’in Filistinlilere dönük saldırıları. Genel anlamda Türkiye bu konuda hükümetlerden bağımsız olarak ortak bir duruş sergiliyor. AK Parti hükümeti de bu anlamda İsrail’e ciddi bir eleştiri getirdi. O noktadan günümüze kadar geldiğimizde işlerde herhangi bir iyileşme olmadı. Tersine daha da kötüleşti dedi. 

‘Ortak çıkar alanları siyasi sorunlardan ötürü gelişmiyor fakat ticari ilişkiler tüm süreçte devam etti’

Gelinen noktada Türkiye ile İsrail arasında özellikle Doğu Akdeniz ve güvenlik konularında işbirliği alanlarının olduğuna vurgu yapan Orhan, bu ortak çıkar alanlarının siyasi sorunlardan dolayı gelişme göstermediğini söyledi. 

İsrail’in Türkiye’nin karşısında olan kampta yer aldığına fakat ticari ilişkilerin devam ettiğine vurgu yapan Orhan “Tüm bunlar ilişkilerdeki sorunları besleyen, derinleştiren faktörler. Ama bütün bunlara rağmen 10 yılı aşkın devam eden gerginlik sürecinde Türkiye-İsrail arasındaki ticari ilişkilerin artarak devam ettiğini, bir şekilde diplomatik kanalların açık tutulduğunu gördük. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle İsrail ile ilişkilerin geliştirmeye dönük bir niyet ifadesi söz konusu oldu. İki ülkenin güvenlik kurumlarının görüştüğüne dair üst düzeyden açıklamalar geldi. Bir niyet söz konusu” ifadelerini kullandı.

‘Bölgesel sorunlar işbirliğini zorunlu kılmasına rağmen Filistin meselesinden ötürü ilişkilerin yumuşaması çok üst düzeye taşınmayacaktır’

Filistin meselesinin Türkiye-İsrail arasındaki ilişkilerde kırmızı çizgi olduğuna dikkat çeken Orhan, bu süreçte Filistin davası açısında hiçbir olumlu gelişme olmadığı aksine çok daha kötü bir duruma gittiğine işaret etti. Orhan, bu meselede Türkiye’nin tavrından ziyade ABD’nin bölgedeki müttefiki Körfez ülkelerinin umursamaz tavırlarından kaynakladığını söyledi. 

Türkiye’nin Filistin’in mahkum edildiği bu yalnızlaşmadan ötürü, ülkenin savunucusu olduğuna işaret eden Orhan “Türkiye Filistin konusunu İsrail ile ilişkilerde bir şart olarak öne koyuyor. Tersi açıdan baktığımızda da İsrail açısından Filistin meselesi çok hayati bir konu. Bu alana çok fazla dokunulmamasını, üçüncü tarafların bu meseleye Filistin lehine müdahale etmemesini istiyor. Filistin meselesi ikili ilişkiler yönünde ciddi bir engel. Türkiye’nin bu meselede geri adım atması çok mümkün gözükmüyor. Ama diğer taraftan Doğu Akdeniz, Suriye gibi birçok bölgesel mesele ve bölgedeki bazı güvenlik meseleler iki ülkeyi işbirliğine zorunlu kılıyor. Bu sebeple her iki tarafta da en azından krizi sonlandırıp, liderler seviyesindeki retoriği biraz düşürüp, işbirliği alanlarına odaklanma yönünde bir istek olduğu anlaşılıyor. Ama hala bunun çok siyasi ve üst düzeye taşınması çok mümkün değilmiş gibi gözüküyor” dedi ve ekledi: 

‘Türk hükümeti İsrail ile ilişkilerde denge arayışında olacaktır’

“Önümüzdeki dönemde bu idealler ve İsrail ile ikili ilişkileri sürdürmeyi gerekli kılan şartlar arasında bir denge bulunmaya çalışılacak, Türk hükümeti bir denge arayışında olacaktır.

‘İsrail ile ilişkilerin düzelmesi ABD’yle olan ilişkileri de olumlu etkileyecektir’

Türkiye’nin ABD’de başa gelen Joe Biden yönetimi ve Avrupa Birliği’nden gelebilecek yaptırımları engellemek adına Batı’ya karşı ılımlı söylemlerini artırdığına işaret eden Orhan, İsrail ile ilişkilerin bu amaca yönelik olumlu sonuç verebileceğini söyledi ve Türkiye’nin, Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Libya, Suriye gibi kendi yaşamsal meselelerde geri adım atmayacağını ekledi ancak söylemsel düzeyde olumlu mesajların verilebileceğini ifade etti.

Sputnik